Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’a Sorular
Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ yaptığı 2008 yılı değerlendirmesinde TSK öğrencilerine derslerde Samuel P. Huntington’ın okutulduğunu söyledi ve Huntington’ın askerî tezlerinden söz edip durdu.
Ergenekon şamatasının durmayıp yola devam ettiği, Kemalistler’in bir bir içeri alındığı, saygın bilim adamlarının âdi birer suçlu gibi sırtından dürte dürte hapse tıkıldığı şu günlerde Genel Kurmay Başkanı’nın ağzından Huntington adını duymak tesadüf müdür? Yoksa 2. Cumhuriyet’in kuruluşunu kutlamaya az zaman kaldığının habercisi midir?
Ben gazeteci olsam, Sayın İlker Başbuğ’a konuşmasını yaptığı gün şunları sormak isterdim:
-Öğrencilerinize kitapları ders olarak işletilen Huntington, Mustafa Kemâl Atatürk’ün modern Türkiye’yi kurmak adına ülkenin İslâmî geçmişini reddederek Türkiye’yi “parçalanmış bir ülke” durumuna getirdiğini yazmıştır. Yazarın bu fikrine de katılıyor musunuz?
-Yine aynı zât-ı muhteşem, Atatürk’ün çokuluslu imparatorluk fikrini reddederek homojen bir ulus devlet meydana getirmek için Ermeni ve Yunanlar’ı ülkeden zorla kovduğunu veya öldürttüğünü, daha sonra Sultan’ı tahttan indirdiğini (Seblâ: Tahtta Sultan mı kalmıştı ki?) ve tüm bunların peşi sıra bir dizi reform ile yüzünü tamamen Batı’ya döndüğünü söylemektedir. Bu reformların kalıcılığını ise elit bir azınlığın faâl ve baskıcı Kemalizm yandaşlığına, geri kalan halkın gönülsüz de olsa sessiz kalışına bağlamaktadır. Huntington’ın bu fikirleri hakkında siz ne düşünmektesiniz?
-Huntington’ın Türkiye’ye bakışını özetlersek şunları görürüz: Ülkemiz zorla Batılı değerler giydirilen bir ülke olarak siyasal İslâm’ın da güçlenmesiyle bölünmüş bir ülke olmayı gelecekte de garantilemekte, Batı ile Doğu arasında köprü olduğunu iddia ederken bu iki dünyadan hiçbirine âit olmayan sun’î bir yaratı olma özelliği sergilemektedir. Sayın İlker Başbuğ, siz bu târifi haklı veya isâbetli bulmakta mısınız?
Elbette Genel Kurmay Başkanı’nın konuşmasının bütününe bakıldığında Huntington’ın savlarına kesinlikle katılmadığı anlaşılmaktadır. Yine de ben bu adamın isminin TSK bünyesinde zikredilmesine, düşüncelerinin (demin yazdıklarımdan farklı bir alana dâir olsa bile) geleceğin Türk askerlerine okutulmasına tahammül edemedim. Endişemi (belki de paranoyamı) Huntington’ın sözünü ettiği “zâlim Kemalistler’in” beşer onar hapse tıkılmasına ve bu dalgalara eşzamanlı olarak “Yeni Osmanlı” diye bir şeyin lâfının edilip durmasına verip, beni mâzur görmenizi istirham ederim.
Seblâ Kutsal – Gayrettepe – 14.04.2009

