Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 3428 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

DEVLET SUÇ İŞLER Mİ?

İşler, işliyor.

Tarihteki pek çok hazin numûnede olduğu gibi, bütün faşist (kendine yakıştırdığı isim ne olursa olsun) rejimlerde olduğu gibi, işlemekte. Lenin ve Stalin sözüm ona komünisttiler ama ikisi de paranoyaktı ve on milyonlarca insanı katlettirdiler; komünizme inanmayanları akıl hastası diye tımarhânelere tıktılar, elektrokonvülsif terapi (EKT) yaptırdılar.

Faşizm bir doktrin veya ideoloji değil, bir tatbikat tarzıdır esasında. Demokrasi bitince faşizm başlar; din uğruna, ideoloji uğruna, iktidar hırsı uğruna… Fark etmez.

Faşizm deyince akla hemen ağır hudut kişilik bozukluğu numûneleri olan Mussolini ve Hitler gelir. Hâlbuki hâlen dünyadaki en büyük faşist ABG’dir; kuzini hezeyanî Büyük Britanya(!) yâni İngiltere Birleşik Krallığı ile bir olup işine gelmeyen veya plânlarına uyan her yere, üstelik de “demokrasi götürüyorum” diye saldırıp, halkı da, kendi askerlerini de perişan etmektedir. Türkiye üzerinde de AB ile müttefiktirler.

Kürt mes’elesi nasıl hâlledilir konulu yazımda yazdıklarıma bir bakın, bir de bugünkü gazetelere… PKK İstanbul’u haraca kesmişmiş, meşhur san’atçıların(!), bâzı holdinglerin bugüne kadar yedi milyon Lira haraç verdiği tesbit edilmişmiş!

Bu, buzdağının sâdece bir parçasıdır ve göstermeliktir.

Memlekette ne kadar Atatürkçü ve milliyetperver, lâik adam varsa bir cemaâtin emriyle içeri atılırken, İçişleri Bakanı “şık olmamış” filân diye gevelerken, Başbakan âlî devlet mes’eleleri(!) için yurtdışına uçarken, “dışarıda kalan” ne kadar Atatürkçü ve milliyetperver, lâik adam varsa, onlar da infaz edilmektedir. Kuvvetler ayrılığı ve hiyerarşi esası ayaklar altına alınmıştır; bir grup polis tamamen otonomi içerisinde ve tirani ile güzide âlimleri, mütefekkirleri, muhalifleri tartaklayarak, sarsarak ve mahremiyetlerini ihlâl ederek içeri tıkmaktadır. TSK alenen yalan dolanla yıpratılmaktadır ve Genelkurmay Başkanı’nın garip sözler söylemesine dahi yol açacak kadar fütursuzlaşmışlardır (o kadar ki, Genelkurmay Başkanlığı’nın web mekânında “yanlış anlaşılmalar düzeltilmiş”).

Arap Kürt Partisi, artık infiâle dönüşen tepkileri küçültmek için göstermelik operasyonlar yapıyor. Sanki bütün muhalif sesleri ve kişileri içeri atan, sindiren ve meydanı tamamen Kürtçü teröre bırakan, satın alınmış ve yandaş medyadan sürekli olarak haysiyetli insanlara saldırılmasını sağlayan, çok gizli(!) belgeleri sızdırılıp duran kendileri değilmiş gibi, milleti kelimenin tam anlamıyla enayi yerine koyuyorlar.

Hastaları onun yolunu gözlerken, 19 saatlik sorgudan sonra kalb spazmı geçiren beynelmilel itibara ve şöhrete sâhip çok değerli bir bilim adamı, adam gibi adam Prof. Dr. Mehmet Haberal iki kere götürülüp getirildikten sonra, ellerinde kalırsa olaylar çok büyür diye mecburen(!) yoğun bakıma alındı. Ölmesi için ellerinden geleni yaptılar ama inşallah hastâneden iyileşip de çıkınca, hayatı gene tehlikededir. Merdivenlerden düşebilir, sıhhatinin bozulması için gereken tedbirler(!) alınabilir, illâki olmazsa da dövülerek öldürülebilir! Bakalım Profesör Dr. Erol Manisalı, Profesör Dr. Ferit Bernay, Profesör Dr. Mustafa Yurtkuran, Profesör Dr. Fatih Hilmioğlu nasıl “hâlledilecekler”!

Prof. Dr. Türkân Saylan karnında asit (asid değil), saçları gördüğü kanser terapisinden dolayı dökülmüş vaziyetteyken perişan ediliyor ve bakın nelerle suçlanıyor: Misyonerlik, -sıkı durun- Amerikan ajanlığı, -daha sıkı durun- PKK taraftarlığı ve nihâî olarak da lezbiyenlikAyşe Arman kırk yılda bir hayra hizmet numûnesi yaratarak bu ölümle raks eden güzel kadınla röportaj yapmış bugün; Hürriyet’in web mekânından bir okuyun. Diğer zırvalıklara kaâle bile almıyorum ama tutun ki Türkân Hanım lezbiyen olsun (olmadığını, kendisine nasıl Asuman Özdemir diye bir kadının Zaman gazetesindeki beyanatı ve oraya buraya gönderdiği e-mesajlarla bu çamuru yaydığını anlatıyor; üstelik bu Asuman Özdemir isimli kadın da hâlen Ergenekon sanığı). Ne olur? Bu bir suç veya ahlâka aykırı bir şey midir? Gene dinci bir gazete “Allah cezalandırdı, başını örtmek zorunda kaldı” diye yorum yapabiliyor. “7.4 yetmedi mi” diye pankart açarak TSK’ya saldıran kapkara zihniyet bakın nasıl da iyice şâhikalara varmış!

Genelkurmay Başkanı’na nasıl konuşacağını öğretmeye kalkan Abdurrahman Dilipak hakkında + inanılması imkânsız bir şekilde affı şahâneye mâruz kalıp, utanmadan bir de siyasete geri dönen Necmettin Erbakan’ın üniversitedeki yıllarındaki mahrem hayatı hakkında dillere destan olmuş iftiralara medyada yer verilse ne olur acaba?

Türkiye’de, arkasında Soros’un defalarca denenmiş taktiğiyle, millî düşünceler, duygular ve dayanışma yıpratılıyor. Jet Fâdıl manevrasıyla bir haftada kurdurulup, ilk seçimde de iktidara getirilen bir parti rey ve itibar kaybettiği için gittikçe agresifleşiyor ve faşizanlaşıyor.

Devletlû’nun “benim vâlim”, “benim bakanım”, “benim polisim” dediği kurumlar hukuku perişan ederek suç işliyorlar. Evet! Devlet suç işliyor! Bunu sırf ben söylemiyorum, Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok da söylüyor.

Ama kendilerini Türk hissetmedikleri için unuttuklarını sandığım bir şeyi fakir hatırlatsın: Türkler, her ne kadar kendileri yeterince farkında değillerse de, çok büyük bir millettir. 17 devlet kuran bu aziz milletin muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur ve bu zokayı yutmayacaktır. Soros’un oyunu bu memlekette sökmez!

Müjdat Gezen’in hârikulâde ironisiyle, hâlen memleketteki herkes, aksi ispat edilinceye kadar suçludur!

Bu arada, eski asistanımız Doç. Dr. Ayten Erdoğan daha fazla dayanamayarak Adlî Tıp Kurumu’ndan gerekçelerini de yazarak istifa etti. Bu kurum hakkındaki fikirlerimi daha önce yazmıştım. Seni bekleyen zor günler için kolaylıklar diliyorum Sevgili Ayten, arı kovanına çomak sokarken, neticelerini de göze almışsındır elbet…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 18 Nisan 2009 Cumartesi

Yorum Yapın

Mesajınız