AIDS, KUŞ GRİBİ ve şimdi de DOMUZ GRİBİ
Prof. Dr. Esat Orhon geçenlerde bir mesaj yollayarak “dolduruşa gelmeyin” demişti (merak edenler için kendi web adresi: http://www.esatorhon.com/ ).
Yeni bir yorumu geldi, aynen iktibas ediyorum:
Birkaç gün önce, “Dolduruşa Gelmeyin” başlıklı bir mesaj göndermiştim. Okuyanlar hatırlayacaktır, gereksiz tekrara girmeyeceğim.
Ama benim bildiğim kadarıyla salgın hâlinde yeni bir enfeksiyon çıkarsa, araştırıcı ilâç üreticileri “yeni enfeksiyon ajanına” karşı “yeni bir ilâç” üretirler.
Eğer SARS virüsü, Hanta virüsü, kuş gribi gibi bir hastalık yayılırsa ve ilâç firmaları ânında ortaya çıkıp, “MERAK ETMEYİN, ELİMİZDE YETERİ KADAR İLÂÇ STOKU VAR” derlerse, ben bundan şüphelenirim arkadaş.
Eğer fabrikalarda ilâç stokları şişerse, buna uygun bir virüs bulunur hemen.
Oseltamivir içeren bir ilâç zâten uluslararası sermayeli Roche firması tarafından Tamiflu adıyla üretiliyordu.
Zanamivir içeren bir ilaç zâten uluslararası sermayeli Glaxo Smith Kline firması tarafından Relenza adıyla üretiliyordu.
Bu nasıl bir virüstür ki, ortaya çıkacağı önceden bilinerek ilaç üretilmiş?
Yoksa acaba ellerinde şişen stokları eritmek için ilaca uygun yeni bir virüs mü bulundu?
İnanmayanlar, aşağıdaki iki web sayfasına girip bakarlar:
http://www.roche.com/products/product-details.htm?type=product&id=92
Hastalığı ve virüsün ciddiyetini küçümsemiyorum…
Tezgâh var mı? Onu soruyorum.
***
Senelerce AIDS’e yol açan HIV namlı virüsün dünyaya ne yaptığını düşünürüm.
Afrika’da yeşilbaşlı maymunla cinsî münasebete giren münasebetsiz bir zenciden dünyaya yayıldığı anlatıldı hep. O maymunlarda zararsız olan bu virüs, insanları hasta ediyordu.
Hedefi başlangıçta belliydi: Zenciler, homoseksüeller, aynı enjektörle birbirine uyuşturucu madde şırınga ettiren bağımlılar… Nitekim bugün Afrika Kıt’ası’nın üçte biri HIV ile bulaşmış durumda. Ne zaman ki hedeften saptı, heteroseksüellere ve beyazlara da bulaşır oldu, ilâçları ortaya çıkıverdi. Hâlen ayda 2000 USD civarında harcamayla AIDS’sizmiş gibi yaşayabiliyor bu tâlihliler. Aşısına çeyrek kaldı, geçenlerde de HIV virüsüne dirençli bir adam bulundu; yâni konunun özüne inildi ve çözüm an mes’elesi.
Ama bu arada koskoca bir kıt’adaki, üstelik de Homo sapiens sapiens’in ilk olarak tekâmül ettiği bu topraklarda bir mega-jenosit sürüyor, çünkü yukarıda zikredilen büyük ilâç firmaları bu hastalara ucuz ilâç göndermeyi reddettiler.
Kuş gribi ile de pek çok ülkede kümes hayvancılığı bitirildi (en yakın numûnesi Türkiye). Bu tür salgınlarda hep fakir ülkeler ve onların insanları perişan oluyor. Birileri ise köşeleri dönüyor. Bakın http://www.cnnturk.com/2009/ekonomi/genel/04/29/piyasalar.domuz.gribi.oldu/524448.0/index.html mekânındaki habere:
Dünya Bankası, domuz gribiyle mücadele için Meksika’ya 25 milyon Dolar kredi açtı. Banka, grip salgınının üstesinden gelmek için 180 milyon Dolar tutarında uzun vâdeli yardımda bulunacağını açıkladı.
Domuz gribi en fazla Sars salgını ile karşılaştırılıyor.
Seyahat etmeyi, ticareti ve işyerlerini etkileyen Sars salgınının Asya-Pasifik bölgesindeki mâliyeti ise 40 milyar Dolar’ı bulmuştu. Çin, Sars salgınına karşı ekonomik önlem olarak Sars ile ilgili ilâçlarda fiyat kontrolü yapmış, turizm sektörüne vergi muafiyeti uygulamıştı. Hong Kong Hükûmeti vergi indirimleri ve kredi garantileri dâhil Gayri Sâfi Yurtiçi Hâsılası’nın yüzde 1’i kadar önlem paketi açıklamış, Malezya da ucuz kredi, iş eğitimi desteği ve turizm sektörlerini kapsayan bir paket uygulamaya koymuştu.
Dünya Bankası, kuş gribinin dünyaya çıkardığı faturanın büyüklüğünü ise 2 trilyon Dolar olarak açıklamıştı. Son krizden de özellikle domuz üretimi yapan gıdacıların, turizm sektöründe faâliyet gösteren havayolu şirketleri ve otellerin olumsuz etkilenebileceği vurgulanıyor. İlâç hisseleri de her salgında olduğu gibi yükselişte.
Hastalığa yönelik Tamiflu adlı ilacı geliştiren İsviçreli ilâç üreticisi Roche hisseleri Avrupa’da yaklaşık yüzde 4 yükseldi.
Kuş gribinden sonra da görülen Somon fiyatlarında yükseliş domuz gribi salgını sonrasında da görülebilecek. DVD satışlarında artış da kaçınılmaz. Çünkü insanlar sokağa mümkün olduğunca çıkmıyor.
Gene http://www.dw-world.de/dw/function/0,,82223_cid_4220640,00.html adresinden: Domuz gribi salgınında kesinleşen vak’a sayısı Meksika’da 312′ye yükseldi. Meksika Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ölü sayısında şimdiye kadar bir değişiklik olmadığı kaydedildi. Meksika’da “H1N1 Grip A”’dan şimdiye kadar 12 kişi hayatını kaybetti. Hastalığın yayılması ihtimâline karşı hükûmet tüm kamu kurum ve kuruluşlarının 1 Mayıs tatili de dâhil, beş gün boyunca kapalı kalacağını duyurmuştu. AB de domuz gribiyle mücadele önlemleri çerçevesinde AB’de herhangi bir seyahat yasağına gitmeme kararı aldı. Fransa’nın AB’den Meksika’ya uçuş seferlerinin durdurulması önerisi dün Lüksemburg’da bir araya gelen AB Sağlık Bakanları toplantısında kabûl görmedi. Diğer yandan virüsün Almanya’da da insandan insana bulaştığı ilk vak’a da tesbit edildi. Bavyera Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, bu eyâlette yaşayan bir kadının, virüs taşıyan bir başka kişiyle temâsı sonucu domuz gribine yakalandığı açıklandı.
Bakın, http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=9003808&tarih=2009-05-01 adresinde ne var:
Dünya Sağlık örgütü, domuz gribinde alarm seviyesini sondan bir önceki evreye yükseltti. Meksika Cumhurbaşkanı, halkı evden çıkmamaya çağırdı.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), domuz gribini 1 ila 6 arasında derecelendirdiği salgın evreleri sıralamasında alârm düzeyini 4. evreden, 5. evreye çıkardı.
DSÖ’den yapılan açıklamada, alarm düzeyinin 5. evreye çıkarılmasının, bu hastalığın en az iki ülkede insandan insana bulaştığının doğrulandığı ve bu hastalığın aşısının üretilmesi çabalarının hızlandırılması anlamına geldiği kaydedildi. DSÖ Başkanı Doktor Margaret Chan, Cenevre’de düzenlenen basın toplantısında, dünyadaki grip uzmanlarıyla yapılan danışmalardan sonra alarm seviyesinin yükseltilmesine karar verdiğini bildirdi. Tüm ülkelerin salgına hazırlık plânlarını şimdi faâliyete geçirmeleri gerektiğini belirten Doktor Chan, bir salgında tüm insanlığın tehdit altında olacağı uyarısında bulundu.
Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderon da, Meksika halkını domuz gribi salgınının etkilerini azaltmak için 1-5 Mayıs arasında evlerinde oturmaya çağırdı. Calderon, salgının başlamasından bu yana televizyondan canlı yayınlanan ilk konuşmasında, “grip virüsünün bulaşmasını engellemek açısından evinizden daha güvenli bir yer yoktur” dedi. Meksika, 1-5 tarihleri arasında ekonomiyi kısmen durduracak ve bâzı bakanlıklar ile devlet dâireleri dâhil, zorunlu olmayan iş ve hizmetleri askıya alacak. Meksika Sağlık Bakanı Jose Angel Cordova, ülkede domuz gribinden öldüğü kesinleşenlerin sayısının 8 olduğunu açıkladı. Cordova, bir kişinin daha domuz gribinden öldüğünün doğrulandığını ve Meksika’da bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin sayısının 8’e çıktığını söyledi.
Ölü sayısı indirildi
Meksika’da domuz gribinden öldüğü sanılan kişilerin sayısı, paniği önlemek için 159’dan 84’e indirildi. Bakan Cordova, yapılan incelemelerde, domuz gribinden öldüğü sanılan 70’ten fazla kişinin bu hastalık nedeniyle ölmediğinin belirlendiğini öne sürdü.
İsviçre ve Peru’da vak’alar
İsviçre ve Peru’da da kesinleşmiş domuz gribi vak’aları görüldü. İsviçre’nin kuzeyindeki Argovie kantonundaki Baden Hastânesi’nin açıklamasında, Meksika’dan gelen bir hastanın yapılan ilk testinin negatif çıkmasına rağmen bu hastaya tekrar test yapıldığı ve ikinci testin pozitif çıktığı belirtildi. Peru’da da ilk domuz gribi vakasının görüldüğü ve hastaneye kaldırılan Arjantinli bir kadının domuz gribi olduğu açıklandı. Ekvador’da, domuz gribi virüsünün ülkeye girmesini engellemek için olağanüstü durum ilân edildi. Kolombiya’da 59 kişide, domuz gribindekine benzer belirtiler görüldüğü ve bu kişilerin gözlem altına alındığı bildirildi. Brezilya Sağlık Bakanı Jose Gomes Temporao, ülkede 2 şüpheli domuz gribi vak’ası görüldüğünü açıkladı. İsviçre’nin Federal Sağlık Bakanlığı, ülkede ilk domuz gribi vak’asının tesbit edildiğini bildirdi.
Avrupa’da da ölümler kaçınılmaz
AB Komisyonu uzmanlarına göre, tüm dünyayı etkisi altına almaya başlayan domuz gribi salgını yüzünden, salgınla mücadele konusunda çok hazırlıklı olunmasına karşın Avrupa’da da ölümlerin meydana gelmesi kaçınılmaz. AB Komisyonu’nun Sağlık ve Tüketici Siyaseti Genel Müdürü Robert Madelin, “İnsanların öleceği şüphe götürmez bir gerçek, ama sorun kaç kişinin öleceği. Yüzlerce mi, binlerce mi, yoksa on binlerce mi” ifâdesini kullandı. Madelin, “Salgının boyutlarını bilmiyoruz. Ancak, Avrupa salgına her zamankinden daha hazırlıklı” dedi.
Dünya Sağlık Örgütü Uyarı Sistemi Evreleri
1- İnsanları etkileyen hayvan kaynaklı yeni bir virüs yok.
2- İnsanları etkileyen hayvan kaynaklı virüs bilinmekte.
3- Yaygın olmayan salgın. İnsandan insana geçiş bulunmuyor.
4- İnsandan insana bulaşma riski var. Küresel salgın riskinde belirgin artış.
5- İki ülkede insandan insana bulaşma görüldü. Küresel salgın riski kapıda!
6- En az 3 ülkede insandan insana buluşma.
Bu arada, domuz haklarını koruma açısından da şöyle bir gelişme yaşandı:
Kanadalı domuz yetiştiricilerinin serzenişleri sebebiyle salgının adı da değişti. Dünya Sağlık Örgütü, domuz gribi salgınına ilişkin duyurularda bundan böyle sorunun teknik ismi olan “H1N1 Gribi” ifâdesini kullanılacağını duyurdu. Kanada devlet televizyonu CBC, konuya ilişkin haberinde “buna rağmen domuz gribi ifâdesini de kullanmaya devam edeceğiz” dedi.
Kanadalı domuz üreticilerinin ülkedeki en üst kuruluşu olan Kanada Domuz Konseyi (Canadian Pork Council) dün federâl hükûmete yazılı müracaatta bulunarak, salgının isminin Kuzey Amerika Gribi olarak değiştirilmesini talep etmişti.
2 saat önce İzmir’de de bir hastada panik yaşanmış!
***
Şimdi Prof. Dr. Esat Orhon’un mesajına geri dönelim.
Tabii ki ne hastalıkları, ne de hastaları küçümseyen var. Ama hazır ilâçlar var ve bunları imâl edenler muazzam kârlar elde ediyor, Meksika’da ise hayat duruyor.
Müstakbel senelerde insanlığı bekleyen en büyük tehditler arasında mevcut ilâçlara direnç kazanan bakteri enfeksiyonları (veremde başladı bile) ve bol mutasyona uğrayan yeni yeni virüs, klamidya ve prion salgınları olduğunun müdrikiyim.
Tamam, anlaştık da…
İnsanoğlunu ısmarlama imâl edebilecek teknolojiyi yakalayan canavarca bir kültürün, aynı beceriyi mikroorganizmalarda da göstermeyeceği için bir tek makûl sebep gösterebilir misiniz?
Ben hâlâ HIV’nin CIA laboratuarlarından doğduğunu zannediyorum.
H1N1 Gribi yâhut Kuzey Amerika Gribi yâhut Domuz Gribi bakalım nelere yol açacak ve durum kontrol altına alındığında kimler hangi “pozisyonda” olacaklar (bu lâfı ekonomistlerinki anlamıyla kullandım).
Ha, takip etmedim ama eminim ki bizim dinci basında etinin yenmesi günah olan bu hayvanın zararlarının önceden insanlığa dinimizce beyan edildiği şeklinde yorumlar yapılıyordur. Bu durumda, Kanada Domuz Konseyi ile aralarında büyük çatışmalar yaşanabilir!
Göreceğiz.
Dilerim biz yırtarız!
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 01 Mayıs 2009 Cuma

