Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1914 defa okundu.
Bu yazi bugun 3 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

İSRAİL, AZ KALSIN KUZEY IRAK’TA KURULACAKTI

Murat Bardakçı’nın bu sefer de ezber bozan bir yazısını iktibas edeceğim, Habertürk’te 15.03.2009 tarihinde neşredilen makalesinde bakın neler diyor…

***

Türkiye’nin önde gelen tarihçilerinden Prof. Dr. Vahdettin Engin tarafından Osmanlı Arşivleri’nde yeni bulunan belgeler, Ortadoğu’nun, özellikle de İsrail’in tarihinin yeniden yazılmasını gerektiriyor. Belgeler Abdülhamid’in adı etrafındaki bir efsaneye de son veriyor ve hükümdarın Filistin’de Yahudi devleti kurulmasını isteyenleri söylenenlerin aksine huzurundan kovmadığı, aksine “Yahudiler, Mezopotamya’ya yerleşsinler” dediğini gösteriyor.

Türkiye’de tarihçiler, tarih meraklıları ve özellikle de Sultan Abdülhamid’i neredeyse evliya (MKD:velî” olacak, evliya çoğuldur) mertebesine yükseltenler arasında, 80 küsur seneden bu yana efsane gibi anlatılan bir hâdise vardır:

Filistin’i bir Yahudi vatanı hâline getirmek için mücadele veren, bu maksatla Dünya Siyonist Organizasyonu’nu kuran ve bugün İsrail’in mânevî kurucusu kabûl edilen Dr. Theodore Herzl, güya Abdülhamid’in huzuruna çıkıp Filistin’i satın almak istemiş ama Abdülhamid’den tokat gibi bir cevap almıştır:  “Devlet-i Âliye’min satılık tek bir karış toprağı yoktur” diyen hükümdar, Herzl’i huzurundan kovmuş ve konuyu kapatmıştır.

SARAY’DAN YALANLAMA

Sultan Abdülhamid ile Herzl arasındaki görüşme, söylentilere bakılırsa böyle neticelenmiştir ama Osmanlı Arşivleri’nde yeni ortaya çıkan belgelere göre, işin aslı başkadır. Abdülhamid ve yakın çevresi ile Siyonizm’in en önemli ismi olan Herzl arasında 1896′dan başlayarak altı sene boyunca yoğun temaslar yaşanmıştır. Herzl saray ile bağlantı hâlinde olmuş, 1901′in 19 Mayıs’ında Abdülhamid’in huzuruna çıkmış, hükümdara devamlı olarak raporlar ve teklifler göndermiş, hâttâ iş Türkiye’nin o dönemdeki dış borçlarının bir kısmının Yahudiler tarafından ödenmesinden Abdülhamid’in muhaliflerinin ortadan kaldırılmasına kadar uzanmış ama bu girişimlerden bir sonuç çıkmamıştır.

Ve, konunun çok daha önemli tarafı: Theodore Herzl, Osmanlı Arşivleri’ndeki belgelere göre, Sultan Abdülhamid ile görüşmüş ama bu görüşme sırasında Herzl’in Filistin’de bir Yahudi Osmanlı Arşivleri’nden 19 Nisan 1900 tarihli bir belge Yahudi göçüne izin verilmiyor (İ.HUS.81/1317Z.48).

Prof. Dr. Vahdettin Engin vatanı kurulması, dolayısıyla da Abdülhamid’in bu talebi tek bir cümleyle reddetmesi gibisinden bir olay yaşanmamış; Abdülhamid, aksine, “Filistin’e değil, Mezopotamya’ya yerleşin” demiştir.

Söylentiler, Herzl’in 1901′de İsviçre’nin Basel şehrinde toplanan Siyonist Kongresi’nde ortaya attığı bir iddiaya dayanmaktadır ve iddia, Yıldız Sarayı tarafından üç gün sonra yalanlanmış ama iş bizde dönüp dolaşmış ve “Abdülhamid, Filistin’de Yahudi vatanı kurmak isteyen Herzl’i huzurundan kovdu” şeklini almıştır. Theodore Herzl’in Sultan Abdülhamid ile temaslarının ayrıntılarını gözler önüne seren ve bâzılarını bu sayfada iki gün boyunca yayınlayacağım belgeleri, Osmanlı Arşivleri’nde Marmara Üniversitesi’nin tarih bölümü hocalarından Prof. Dr. Vahdettin Engin buldu. Prof. Engin, bu belgeleri çok yakında bir kitap haline getirecek ve Abdülhamid dönemindeki temaslardan, yâni “İsrail’in kuruluşunun ilk aşaması” demek olan ama bugüne kadar karanlıkta kalan 100 küsur sene önceki girişimlerden bilim dünyasının yanı sıra konuya ilgi duyan herkes haberdar olacak.

GERÇEK TARİHİ YAZIYOR

Arşivlerde ortaya çıkardığı ve bugüne kadar yayınlanmamış belgelerden bir kısmının kopyalarını bu yazı dizisinde kullanmam için bana veren dostum Prof. Dr. Vahdettin Engin’e teşekkür ederken, önemli bir hususu da hatırlatmak istiyorum: Modern Ortadoğu’nun, özerlikle de İsrail’in kuruluşunun gerçek tarihi, Prof. Engin’in yakında bu belgelere dayanarak yayınlayacağı kitapla öğrenilecektir.

‘Size tek karış bile toprak vermem’ sözü efsâneymiş

Yahudiler, 19. yüzyıl Avrupası’nda sefâlet içerisindeydiler. Sanayileşmiş ülkelerde gerçi zengin Yahudi âileler vardı ama özellikle Doğu Avrupa memleketlerinin ve Rusya’daki Yahudiler’in hâli perişandı.

Yahudi entelektüeller, o devirde bağımsız bir Yahudi vatanının nerede ve nasıl kurulacağını düşünüyorlardı ve aralarında, Avrupa’da gazetecilik yapan Theodore Herzl adında bir genç de vardı. Hayâli, Yahudi devletinin o sırada Osmanlı İmparatorluğu’nun toprağı olan Filistin’de kurulmasıydı.Herzl, Sultan Abdülhamid’e bu konudaki ilk teklifi dostu olan Polonyalı aristokrat Phillip de Nevlinsky vâsıtasıyla yaptı ama bir sonuç çıkmaması üzerine 1896’da İstanbul’a bizzat geldi. İstanbul’a tarihten sonra dört defa, daha gelecek ve 1902’ye kadar Yıldız Sarayı ile bağlantısını kesmeyecekti.

BABA ŞEFKATİ GÖSTERMİŞ

Aynı dönemde, Filistin’e az da olsa bir Yahudi göçü vardı. Osmanlı yönetimi bölgeye göçün yasak olduğunu söylerken, karşı taraf 1867’deki Islahat Fermanı’nın yabancıların toprak almasına izin verdiğini iddia ediyor ve Avrupa ülkelerinin uyruğunda bulunan zengin Yahudiler fermana dayanarak toprak alabiliyorlardı. Bu, Yahudiler arasında Avrupa’nın en zenginlerinden olan Baron Rotschild de vardı.

Theodore Herzl, İstanbul’a 1896 ve 1898 yıllarında yaptığı ilk iki seyahatte, Sultan Abdülhamid’in yakın çevresi ile temas kurdu, Abdülhamid’in huzuruna ise 1902’deki üçüncü seyahati sırasında, 19 Mayıs 1902 günü kabûl edildi.

Abdülhamid’in adı etrafındaki “Devlet-i Âliye’nin satılık tek bir karış toprağı yoktur” efsânesi, işte bu görüşmeden sonra ortaya çıktı. Herzl, Sultan Abdülhamid’e daha sonra, 16 Şubat 1902’de gönderdiği bir mektupta bu görüşmenin ayrıntılarını hatırlatıyordu. Herzl, “Majesteleri, memleketinde yaşayan Yahudiler’e gösterdiği âlicenaplığı mazlum ve mağdur durumda bulunan diğer Yahudiler’e de göstermekte, onları bir peder gibi himâye altına almakta ama toplu olarak bir yerde yaşamaları yerine, değişik bölgelerde bulunmalarına izin vermektedirler” diye yazmaktaydı.

MEZOPOTAMYA TEKLİFİ

Prof. Dr. Vahdettin Engin’in ortaya çıkardığı belgelerde, bu görüşmenin ve diğer temasların ayrıntıları açıkça görülüyor: Herzl, Yahudiler için “toprak” istemiyor, toprak satın almak gibi bir talepte de bulunmuyor, aksine Filistin’de “özerk” bir Yahudi devletine izin verilmesini istiyor. Abdülhamid ise, Yahudiler’in Filistin yerine Mezopotamya’ya yerleşmelerini ama tek bir yerde değil, değişik bölgelerde yaşamalarına sıcak bakabileceğini söylüyor.

Gelişmeler sonraki senelerde bu şekilde olsaydı, İsrail’in bugün nerede olacağını bilmem hayâl edebildiniz mi?

Kuzey Irak’ta…

İsrail’in mânevî kurucusuydu

“Modern Siyonizm” kavramını hayata geçiren Dr. Theodore Herzl, 1860’ta Macaristan’da doğdu. Hukuk okudu ve meslek olarak gazeteciliği seçti.

Bâzı Fransız ve İngiliz gazetelerinde muhabirlik yaptıktan sonra kendisi gazeteler çıkardı. Daha sonra bâzı edebî eserler de kaleme aldı ama 1896’da yazdığı “Der Judenstaat” yâni “Yahudi Vatanı” isimli kitabı en önemli çalışması kabûl edildi. Herzl’in gençlik yıllarından itibâren asıl meşgalesini dünyanın dört bir tarafında dağılmış olan Yahudiler’in toplu hâlde yaşayabilecekleri bir toprak bulunması ve bu topraklar üzerinde bir Yahudi devleti kurulması yolundaki çalışmalar teşkil edecekti.

Herzl’in bu yoldaki çalışmalara öncülük etmesi maksadıyla kurduğu “Dünya Siyonist Organizasyonu” ilk kongresini 1897 Ağustos’unda İsviçre’nin Basel şehrinde yaptı ve toplantılar sonraki senelerde de devam etti.

Theodore Herzl, bu arada, dünyanın herhangi bir yerinde Yahudiler için vatan toprağı bulabilmek amacıyla Avrupalı liderlerle temaslara başladı ve Musevi dini terminolojisine “vaâd edilmiş topraklar” olarak geçen Filistin için çalışmalar yapıldı. Herzl, o sırada Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı olan Filistin’de özerk bir Yahudi devleti kurulması için toprak sağlayabilmek amacıyla 1896 ile (MKD: ilâ olacak) 1902 yılları arasında beş defa İstanbul’a geldi ve 19 Mayıs 1901’de Abdülhamid’in huzuruna kabûl edildi. Altı sene boyunca, Sultan Abdülhamid ve Yıldız Sarayı’nın ileri gelenleri ile devamlı temas hâlinde olacaktı.

1904’te, 44 yaşındayken Avusturya’da ölen Herzl, bu devletin kuruluşunu göremedi. Hayâli seneler sonra gerçek oldu ve İsrail’in kuruluş bildirisi, 14 Mayıs 1948 günü, ülkenin ilk devlet başkanı olan David Ben Gurion tarafından Theodore Herzl’in büyük boy bir fotoğrafının altında okundu. Kemikleri, 1949’da Avusturya’daki mezarından alınarak İsrail’e getirildi ve büyük bir askerî törenle Kudüs’te kendi adının verildiği tepeye defnedildi.

***

Nasıl da ezberimiz bozuldu değil mi? Âlâ da oldu ve fakir, İsrail’in oralarda neye oynadığını daha da iyi görür oldu.

Biraz evvel Habertürk’te İstanbul hakkında yazılar kaleme alanların hepsinin kör câhil olduklarını nasıl yüzlerine vurup kepaze ettiği duyurulan MB’dan istirham ediyorum.

   Akıl, hikmet ve kudret çok iyidir.

      Ama, bunu güzelliğin süslemesi gerekir.

         Ne olur, aynı şeyleri biraz nâzikçe ve güzellikle yap arkadaşım.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 12 Mayıs 2009 Salı

1 Yorum

Kenan AlpoganŞubat 8th, 2012 04:17

Keşke kurulsaymış…Kurulmadı da ne oldu ? Başımız göğe mi erdi ? Hem binlerce insanımız öldü,hemde korkunç boyutta ekonomik zarar gördük ve topraklarımız elden gitti..Sonuç olarak ”Arap kardeşlerimiz” bizi yine sattı..Tıpkı Kerbela çölünde,peygamberin bıraktığı kutsal mirası satıp,peygamber sülalesini katlettikleri gibi…

Ayrıca şu anda petrolden zengin Kuzey bölgelerini Kürt aşiret liderleri kapmış durumda..Barzani’nin soyunun yahudi olduğu söyleniyor..Yani gene aynı kapıya çıktı aslında..Adamlar gene istediğini aldılar..

Benim gücüme giden şey şu..Bunca zaman o toprakları Anadolu evlatları korudu..Asırlar boyunca..Canlarını ve kanlarını verdiler..Ancak işin kaymağını batılılar yedi..Yahudiler yedi..

Türklerin,İslam adı altında yediği kazığın haddi hesabı yok da,insanlar çok polyannacı bu konuda..

Yüzyıllardır İslam adı altında Arap kültür emperyalizmi yapılıyor..Araplar gibi yaşamak,onlar gibi giyinmek,onların isimlerini çocuklara takmak falan sevap sayılıyor..Resmen asimile ediliyoruz kendi ülkemizde..

Kerbela katliamından beri İslam’a,Arap kültür emperyalizmi bulaşmıştır ve bu yüzden İslam ülkeleri iflah olmuyorlar..

Benim inandığım Allah, Arap değildir…Tüm insanlığın ve kainatın yaratıcısıdır..Benim inandığım İslam da evrenseldir..Arap kültüründen,birtakım uydurma hadislerden falan arınmıştır..

Yorum Yapın

Mesajınız