Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 743 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

BABALAR GÜNÜ

Babamsız geçen bir Babalar Günü daha.

İster “ticarî bir Gâvur icadı” olsun, ister “tarihî bir gün”.

Ne fark eder…

Ona sarılıp “seni seviyorum” diyemediğim bir gün daha gene!

Akşam kardeşlerim, hemşirelerim gelecek ve şen şakrak muhabbet edeceğiz ama içim bir buruk…

E-posta kutuma bir mesaj düşüyor Metin M.’dan:

Lara Fabian, Je t’aime” şarkısını söylemek için sahneye çıkıyor. Piyanist intro’yu çalıyor. Birden binlerce seyirci ondan önce şarkıyı söylemeye başlıyor. Hem de doğru tondan… Lara Fabian şoke oluyor, gözleri doluyor, piyanist de kısa bir duraksamadan sonra seyircilere eşlik etmeye başlıyor. Lara önce şarkıyı söyleyen seyircileri şaşkınlıkla dinlemeye başlıyor. Gözlerindeki pırıltı çok tabii ve samimi… Şarkıyı baştan sona seyirciler söylüyor aslında. Lara Fabian da titreyen sesiyle naif bir şekilde eşlik etmeye çalışıyor onlara. Sonunda da zâten gözyaşlarını tutamıyor… Her san’atçıya nasip olmayacak bir sahne. Bir şarkıcı için unutulmaz bir ân olmalı… 

Bağlantıya tıklayın ve seyredin (olmazsa aynen yazıp Google’dan filân bulun):   http://www.dailymotion.com/video/xal7z_lara-fabian-je-taime_music

***

Babam Benim,

Sen Fransızca’yı çok severdin, hem de 40’ından sonra öğrenip, Fransa’da konferans verecek kadar iyi öğrenmiştin. Bir tek le ve la’ları karıştırırdın, gülerdik hep beraber.

Cânan seni simâen hatırlayamıyor ama buralardan gittiğinde “büyükbaba nerede” diye sorduğumuzda, “Cennet’te kitap okuyor” deyip inci gibi gülümsemişti; onu hâlâ hatırlıyor baba. Neslim de seni sâdece fotoğraflarından tanıyor ama çok seviyor; şükürler olsun ki onun babası hayatta. Annem de hâtıralarınla dolu, seni özlüyor…

Bu şarkıyı sana yolluyorum, biliyorum ki orada Tanju’yla, Bobby’le ve daha niceleriyle keyifle seyredeceksiniz.

Je t’aime mon papa, Je t’aime…
   Akşam da “hani benim Recebim’i” söyleriz…
      Seni seviyorum baba, dönülmez akşamın ufku oralarda…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 21 Haziran 2009 Pazar

8 Yorum

ONUR MERİÇ ERYÜREKHaziran 21st, 2009 21:01

Saygıdeğer Üstâdım,

Yanlışlıkla Babalar Gününüz’ü geçen hafta kutlamıştım heyecanıma verin lûtfen.
Ve küçük bir hediye;

BEN HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVDİM

Ben hayatta en çok babamı sevdim

Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk

Çarpı bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek

Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim

Bilmezdi ki oturduğumuz semti

Geldi mi de gidici – hep, hep acele işi

Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi

Atlastan bakardım nereye gitti

Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,

Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a

Bi helâllaşmak ister elbet, diğ’mi oğluyla!

Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,

Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin

Koştururken ardından o uçmaktaki devin,

Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için

Açıldı nefesim, fikrim, canevim

Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Can YÜCEL

Sevgi ile kalın ,Saygılar…

MKD: Aziz Kardeşim, çok teşekkür ederim. Bir bakın, belki de eski yazılarımdan birinde Hasan Âli Yücel Üstâdımız’ın oğlunun bu şiirine rastlarsınız. Kardeşlikle, sevgiyle…

Verşan GürHaziran 21st, 2009 22:21

Saygıdeğer Kerem Bey,

Babanızı sevmezdim o dönemler. Sebebi bir ön yargıydı. Bir duvarda görmüştüm adını ilk kez kırmızı yağlıboya ile yazılmıştı: “ADAYIMIZ PROF RECEP DOKSAT MHP” yazıyordu ve bu benim onu sevmemem için o zamanlar yeterli sebepti. Zaman içerisinde bir bilim adamı olarak öne çıkan kişiliği nedeni ile onun hakkındaki önyargım kırıldı. Sizin sitenizi ne zamandır izliyor ve en beklemediğimiz insanların çıkarlarının uşağı olarak ruhlarını bir pula sattıkları bir dönemin acı çeken bir tanığı olarak, sizin cesur ve şerefli tutumunuza -yazılarınızın kalitesi ayrı- hayranlık duymadan edemiyorum. Kimi yazılarınızda bahsettiğiniz babanızı şimdi ben de seviyorum. Saygın anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Bir komünist ile bir (aşırı) milliyetçiyi birleştiren plâtformun adı nâmus olmalı diye düşünüyor size sevgi ve saygılarımı, muhterem pederiniz Recep Beyefendi’ye rahmet dileklerimi sunuyorum.

Saygılarımla,

Verşan Gür

(Not: Ne zamandır size bir yorum yazmak istiyordum, muhterem babanızın adı geçince onun manevî huzurunda önyargım için de özür fırsatı oldu. Lûtfen zamanınızı aldığım için bağışlayın).

MKD: Sayın Verşan Gür, öncelikle bu güzelim satırlarınız için teşekkür ediyorum. Pederimin ve gene geçen aylarda rahmete kavuşan Prof. Halûk Karamağralı’nın adı soyadı dahi uyduruk CIA ajanı ve onun partisinden nasıl kazık yediğinin, “davadan döndüğü için”(!) vurulması emrinin verildiğinin hazin öyküsünü bu mütevâzı mekânımda anlattım. Sizin gibi dürüst insanlar hâlâ var şükürler olsun ki…

ONUR MERİÇ ERYÜREKHaziran 22nd, 2009 12:52

Sevgili Üstâdım,

Teşekkürler Hasan Âli Yücel’in Oğlu’ndan başlıklı yazınızı okudum iki şiir de çok güzel, çok teşekkür ederim. Mekânı vaktim oldukça okumaya çalışıyorum.

KSS.

MKD: Bilmukabele aziz kardeşim…

hüseyin sungurHaziran 22nd, 2009 23:08

HOŞ GELDİNİZ SAYIN VERŞAN GÜR

BUYRUN, GEÇİN EFENDİM.
DEĞERLİ SATIRLARINIZI BEKLERİZ….

HÜSEYİN SUNGUR
78′Lİ denilen, bîlcümle, kendilerini solun kalesi sayan birçok fraksiyondan kimileyin dayak yemiş, kimileyin itilip kakılmış bir memleket sevdâlısı.

Çok heyecanlandım yazınızdan, yukarıdakileri, ivazsızca yazmak istedim.

Saygılarımla

Banu BengisuHaziran 23rd, 2009 13:06

Kerem Hocam merhaba,

Bir okur yorumu için: “Sizin gibi dürüst insanlar hâlâ var şükürler olsun ki…” ifâdesini kullanmışsınız. Yazılarınızdan, röportajlarınızdan, bu dünyada hoş bir sadâ bırakmak adına gerçekleştirdiğiniz eylemlerden edindiğim bilgilerle ağzımı doldura doldura diyorum ki: “İyi ki sizin gibi, dürüst, şerefli, mütevâzı, samimi, donanımlı, vicdanlı, aydın, ‘insan’ kavramının içini olanca heybetiyle dolduran birisi de var”.

Sizi takdir etmek elbette benim hâddim ve harcım değil hocam, babanız için yazdığınız satırlara sinen sesinizin biraz kısık, biraz kırık, çokça hüzünlü olduğunu, “içinizde bir küçük sessizliğin çatladığını” farkedince duygularımı dile getirmek istedim.

En hâddeden süzülmüş nezaket ve zerafetle selâmlamışsınız sevgili babanızı…

Bir sevgi ve saygı dilekleri de bizden ona olsun, sizin gibi bir evlât yetiştirdiği için.. Cennet mekânı olsun.. Sizin de babalar gününüz kutlu olsun..

Banu..

MKD: Sevgili Banu Bengisu, gırtlağımda bir yumruk var… Allah râzı olsun…

hasan demirHaziran 23rd, 2009 15:00

Sayın M. Kerem Doksat,

Ne zaman insan olduğumu derinden yakaladığımda ağlarım.

İki bilinmiyenli iki denklem bana insan olduğumu hissettirir, dayanamam……

Yazması oyalı kundurası boyalı…… gene…

Gelişin beni nekadar hüzünlendiriyor bahar..
sevda zamanı ne kadar… ne kadar…(Puşkin demiş)

Gene Can Yücel’in Halk Düşmanı… adlı şiiri

Babam ve Oğlum’u her izleyişimde….

Tanrı’nın en güzel armağanı oğlum ve kızımın varlığı…

Sitenizi izlerkende yakalarım kendimi, insan olduğumu,,,, Verşan Gür Bey’in önyargıların parçalaması…….(saygıyla)

Lara Fabian’ın yaşlı gözlerinde mutluluğu bizlerle paylaştığınız için de teşekkür ederim…

MKD: Sağolun, varolun Sayın Hasan Demir

Tony MacarianHaziran 23rd, 2009 18:28

Sayin Prof. Dr. Kerem Bey,

Yaziniz cok duygulu, bir an dusundum sizinle ne ortak vasiflarimiz olabilir diye dunyanin obur yarisindan… arka arkaya siralayiverdim bir an; sizinle ayni lisanda haberlestigimiz gibi, ben de babasizim, bu sene de, babalar gununde… Babam da Firansizca bilirdi, o da iki torunlarini kusbakisi seyrediyor senelerce…. Ben de o dunyanin en guzel bir kosesi olan Istanbul ‘da dogdum; ne kadar guzel olurdu sizler gibi ortak duygularimiz olan insanlarin arasinda yasamimi surdurebilse idim… Yedi ceddimin dolastigi, yasadigi yerleri birakip (Babamin kabrini de) issiz bir tropikal adada yasiyorum… Beni buralara iten maâlesef yazinizin basinda animsadiginiz o tek “sozcuk” belki de beni kokledi BABA topragimdan….

MKD: Sayın Tony Macarian, ne güzel şey bunları paylaşabilmek… Sâf sevgiyle efendim.

hüseyin sungurHaziran 23rd, 2009 21:41

Yâhu ne güzel cümleler yazılıyor buraya.
Hay ALLAH binlerce kez razı olsun HOCAM sizden ve o güzel cümleleri yazanlardan.
Herhalde bu mekânı kurduğunuzdan bu yana, bu denli GÖNÜL BOMBARDUMANI olmadı galiba.

Bütün bu güzelliklere kayıtsız kalamam.
Sevgili TONY MACARIAN kardeşimiz,aşağıdaki dizeler,1980 yılında yazıldı ve İSTANBUL’da,adını unuttuğum bir edebiyat dergisinde yayınlandı,ancak şimdi SİZİN İÇİN,HATIRIMDA KALANLARI YAZIP,SİZE ARMAĞAN ETMEK İSTİYORUM,LÜTFEN KABÛL EDİNİZ…

MARİLO SEVDALO ya da
uçuk bir yaz için sevda şiiri denemesi

yaz yunar
sessiz eylül sularında kalbim
ay,akşamdan öte bir duldur
ah marilo sevdalo
ah sevdalinka

ne zaman kırışır suların yüzü
ben diplerde kırgın
ve çiçeği burnunda
bütün ÖLMÜŞ GÖNÜLLERİN ESKİMEZ SEVİNCİ
ah marilo sevdalo
ah sevdalinka

saygılarımla

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word