İKİ VEFAT: MICHAEL JACKSON ve FARAH FAWCET
26 Haziran 2009 saat 01:21’de, 50 yaşındaki Michael Jackson’un kalb yetmezliği sonucu hayata veda ettiği açıklandı. Michael Jackson, öğle saatlerinde geçirdiği âni kâlb rahatsızlığı sebebiyle hastâneye kaldırılmıştı. Sağlık ekiplerinin, malikânesine ulaştığında, ünlü yıldızın nabzının atmadığı ve kâlbinin durduğu iddia edildi ama bu haber nedense sonradan duyuruldu. İlk gelen bilgilerde Ucla Sağlık Merkezi’nde komada olduğu belirtilse de, aradan geçen zaman içerisinde ünlü yıldızın hayatını kaybettiği yönündeki bilgiler çeşitli kaynaklar tarafından doğrulandı.
Tam ismi Michael Joseph Jackson olan bu dâhi, dokuz çocuklu bir âilenin yedinci üyesi olarak dünyaya gelmişti. Fakir bir fabrika işçisi olan babası Joseph Jackson müziğe ihtirasla bağlıydı ve boş zamanlarında gitar çalardı.
Joseph, Katherine (Scruse) ile evlenip kalabalık bir âile hâline geldikten sonra da bu ilgisini çocuklarına da aşıladı; mutlu ve büyük bir âile olarak yaşadılar.
Michael ise babasının kendisine kötü davrandığını, hâttâ cinsel tâcizde bulunduğunu ifşâ etti seneler sonra! Küçük erkek çocuklarına cinsel tâciz suçlamalarıyla boğuştu ve yüksek doz alprazolam, lorazepam ve ağrı kesicilere müptelâ oldu. Ablası La Toya Jackson da kendisinin pedofil olduğunu söyleyince iyice yıkıldı. Muazzam servetinin ciddi bir kısmını bu işleri kapatmak için harcadı. Elvis Presley’in şarkı sözü yazarlığı yapan kızı Lisa Marie Presley ile göstermelik bir evlilik yaptı ve iki sene geçmeden “dostça” ayrıldılar.
1996’da They Don’t Care About Us şarkısındaki “Jew me, sue me”, “Kick me, kike me” gibi sözlerden dolayı anti-semitik olmakla suçlandı, çok zor günler yaşadı.
Vitiligo tedavisi için uğraşırken tanıştığı cildiye hemşiresi Deborah Jeanne Rowe’la evlendi, Michael Joseph Jackson, Jr. (Prince yâni Prens diye de bilinir) adında bir oğlu, Paris Michael Katherine Jackson adında da bir kızı dünyaya geldi. Gene iki sene süren bu evlilik de “dostâne” bir şekilde bitirildi. 2002’de annesinin kimliği asla ifşâ edilmeksizin Prince Michael Jackson II dünyaya geldi (Blanket de derler), sonradan bunu kendi spermlerinden sun’î döllenmeyle taşıyıcı bir anneden doğurttuğu söylendi. Aynı senenin Kasım ayında, bebeğini kaldığı otelin 4. katında tehlikeli bir şekilde defâlarca atacakmış gibi yaptı ve büyük tepki aldı; “büyük bir hataydı” diye günah çıkardı. 2005 senesinde aleyhindeki bütün davalardan beraat etti ama bu arada morfin ve Demerol bağımlısı da oldu. Her ne kadar dolaşıp para kazanmaya devam ettiyse de, bir daha iflâh olmadığı gibi, mânen de iflâs etti. Emekli olmayı düşündüğünü açıkladı, akabinde de web mekânının hücuma uğradığı haberi gündeme geldi; sırf bu iki olay olağanüstü bir para kazanmasına yol açtı, dünyanın dört bir yanındaki hayranları bütün eserlerine hücum ettiler. Los Angeles Times gazetesi de, internet sitesindeki haberinde, belediye ve polis yetkililerine dayanarak, “pop yıldızı Michael Jackson’ın, bugün öğleden sonra derin koma hâlinde hastâneye varmasının ardından ölü olduğu doktorlar tarafından ilân edilmiştir” ifâdesini kullandı. Belli ki aslında “ex duhûl” yâni servise geldiğinde ölmüştü durumu söz konusu. Ama gerçek yavaş yavaş açıklanırken, milyarlarca USD akıyordu…
Nedense aklıma James Marshall Hendrix geldi. Geçenlerde, ölüsünün dirisinden daha fazla para kazandıracağını düşünen menajerinin kendisini zâten müptelâsı olduğu uyuşturucuları iyice içirdikten sonra da, bol miktarda alkol de yutturarak katlettiği açıklanmıştı.
Kim bilir…
İçimdeki kuşkucu yan bağırıyor: Bu zavallı ve yapayalnız dâhi eceliyle ölmedi, kitabına uygun bir şekilde öldürüldü!
***
Hemen aynı günlerde Charlie’nin Melekleri dizisiyle ünlenip tanınan Amerikalı oyuncu Farah Fawcett, 62 yaşında hayata veda etti. 3 yıldır kalın bağırsak kanseri tedavisi gören Fawcett, 70′li yılların başlarında tanınmayan bir oyuncu ve manken iken 1976′da bir ajans tarafından çekilip poster yapılan fotoğrafıyla tanınmıştı. Fotoğraf 12 milyon satarken, aynı zamanda “aslan saç” olarak adlandırılacak olan saç modeli dünyanın dört bir tarafında kadınlar tarafından taklit edilmişti. 116 bölümlük Charlie’nin Melekleri dizisinin aslında sâdece 29’unda oynadı ve şansını sinemada, Hollywood’da denemek istediyse de beklediği başarıyı elde edemedi.
70’li yıllarda 3 Milyon Dolarlık Adam dizisinin yıldızı Lee Majors ile evlendi Farah, 1979’da da ayrıldılar. 1982’de de unutulmaz Aşk Hikâyesi filminin yıldızı Ryan O’Neal ile uzun bir ilişkiye başladı. Çiftin 1985’te bir çocuğu da oldu. Bugün 24 yaşında olan Redmond O’Neal uyuşturucu bulundurmaktan birçok kez yakalandığı için kısa bir süre önce tedavi görmek için küre katılma cezasına mahkûm edildi. 2000 senesinde bir komedide Richard Gere ile yeniden kamera karşısına geçti Farah, daha sonra kendisini anlatan bir dizide de yer aldı. Kanser haberi ise 2006’da geldi. Kemoterapi gördü, 2007’de kanseri yendiğini açıkladı ve 3 sene dolmadan ebediyete uçtu…
Aşk Hikâyesi filmini seyretmediyseniz, mutlaka VCD’sini veya DVD’sini alıp seyredin ve kütüphânenize de koyun. Hâlâ seyrettiğimde gözlerim dolar. Bu filmdeki sevgilisini oynayan Alice MacGraw da mutluluğu hiç yakalayamadı. 1 Nisan 1938’de New York’ta şaka gibi dünyaya gelmişti İrlanda asıllı Amerikalı bir babanın ve Yahudi bir annenin kızı olarak… İki kere evlendi ama ikisi de hüsranla bitti. Alkolizmle mücadele etti ve yıldızı söndü.
Hazin ve buruk bir güzellik ise, 1970’de çevrilen bu şâheserin konusu lösemiden hayata veda eden aşkını son âna kadar bağrına basan genci oynayan kişi olan Ryan O’Neal’ın, kendi kaderinde aynı şeyi yaşaması… Farah, sevdiği adamın kollarında, aynen filmdeki gibi gözlerini yumdu. Benim yaş civarımda olan herkes de Farah’ı çok sevmiştir. Bizim Hülya Koçyiğit’imiz gibiydi…
***
Michael Jackson ise yapayalnız ve mutsuz göçtü bu âlemden. Cinsel yönelimi ve kimliğinden memnun değildi. Derisinin rengini değiştirdi, melatonin salıverici hormonu bastırmak için kullandığı yüksek doz steroidler sebebiyle gittikçe dişileşmek ve güzelleşmek amacıyla yaptırdığı plastik ameliyatlar tutmadı, burnu çöktü, yüzü bir ucube hâlini aldı.
Dediğim gibi, muhtemelen de artık ölüsünün dirisinden daha fazla kâr getireceği düşünülerek ustaca öldürüldü!
İki yıldız, iki vefat ve çok farklı akan iki nehrin buluştuğu okyanus…
İbretlik…
Hüzün verici…
Düşündürücü…
Hem de çok yönlü!
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 26 Haziran 2009

