Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1008 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

ALÂRM! ÇOK VAHİM BİR GELİŞME!

Dikkat edin, kendinizi koruyun ve tedbir alın; çoluğunuzu çocuğunuzu, sevdiklerinizi koruyun:

1) Prof. Dr. Mehmet Öz gene Türkiye’ye gelmiÅŸ, sıkıyönetim ilânı ÅŸarttır!

2) Daha da vahimi, yeni bir kitap yazmış!

Korkuyorum; daha önce yoğun bakımdakilere seks ve benzeri fevkül beşer tavsiyelerinden sonra, bu kitabında neler yazmış olabileceğini tahayyül bile edemiyorum.

   Merhamet yâ Rabbim…

      Biz ettik, sen eyleme…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 29 Haziran 2009 Pazartesi 15:02

12 Yorum

Sevinç TartıcıHaziran 29th, 2009 17:01

Bırakın gelsin Hocam

İki güne kalmaz “fevkül beÅŸer tavsiyelerinden” 3. bir iddianame hazırlayıp, Ergenekon’dan onu da içeri alırlar :) ) Ne de olsa o da profesör!

MKD: :)

nevin çelikHaziran 30th, 2009 08:43

Korkmayın Kerem Bey,

Bu sefer biz hanımlara, nasıl edip de iki ayda güzelleşebileceğimiz konusunda akıllar vermeye gelmiş. Kelin merhemi olsa kendi başına sürermiş. Popüler bilim böyle oluyor zahir!!!!

Selâmlar.

MKD: Ben gene de millî seferberlikten yanayım ;-)

mustafa terziahmetoÄŸluHaziran 30th, 2009 15:00

Saygılar Efendim,

Sezar’ın hakkını vermek gerekir diye düşünüyorum.

Vallahi, Prof. Mehmet Öz’ü dinledikten sonra büyük bir SEMİZOTU tüketicisi oldum. Ben Sn. Öz’ün yalancısıyım. Balıktan sonra en fazla Omega 3 Semizotunda varmış.

Valla, öyle dedi.

Belki inanmayacaksınız ama, sabah kahvaltıda bile maydanozla birlikte semizotu yiyorum. 62 yaşında, tansiyon 12-8, kolestrol yok, ÅŸeker yok, şükür Allah’a, doktorlar için iyi bir müşteri deÄŸilim, benden kaynaklanan kırık hâricinde doktora gitmedim.

Mayıs’ta baÅŸlarım Semizotuna, Eylül’e kadar. Sabah, akÅŸam. AkÅŸam yoÄŸurtlu, sarmısaklı, bol zeytinyaÄŸlı. Bir duble üzüm suyu. Yanında pek birbirine yakışmamasına raÄŸmen taze fasulye. Damarlarda lipid yok.

Sakın ha, Semizotunu pişirmeyin. Çiğ tüketilmeli.

Bir de seralarda yetiÅŸen deÄŸil. Bahçede kendiliÄŸinden yetiÅŸen. O daha koyu yeÅŸildir ve ekÅŸimsidir. Omega 3′ü yapraklarındaki kayganlıktan anlayabilirsiniz.

Semizotu, Prof. Öz’ün hârikasıdır. Mutlaka tüketilmeli.

Cilde bile faydası var. Kaygan ve pürüzsüz bir cildiniz oluyor.Gözlem ile tesbit.

Ben sabah tıraş olurken sabun kullanmıyorum. Burası yalandı efendim. Sâdece Semizotunun önemini bir daha vurgulamak istemiştim.

Saygılar, sevgiler, sağlıklar

MKD: Size semiz günler diliyoruz ;-)

Tahir SümerTemmuz 2nd, 2009 16:57

İlâhi Mustafa TerziahmetoÄŸlu Bey, biz EGELİLER semizotunu doÄŸduÄŸumuz günden beri zaten tüketmekteyiz. Sn. Mehmet Öz yokken de o mübârek bitki vardı vallahi. ÇiÄŸ (salata) olarak tüketmenin yanısıra, size pirinç, domates ve zeytinyağı ile piÅŸirilen (ben piÅŸirmekten anlamam, belki soÄŸan filan da konuyordur) “boranı” olarak bilinen yemeÄŸini de ÅŸiddetle tavsiye ederim. Üzerine yoÄŸurt, zevkinize göre kırmızı ve/veya karabiber filan ekleyerek istimâl edebilirsiniz, tadına doyum olmaz. Yanında da üzüm suyunun tercihan “3 kere imbikten geçirilmiÅŸini” tüketmenizi de özellikle tavsiye ederim. İnsana pek bir keyif verir, canınıza can katar.

Sevgiler,
TS

MKD: Sevgili TS, üç kere imbikten geçirilmiş ve meşe fıçılarda dinlendirilmiş olduğu için hafif altın sarısı renk almış üzüm suyunu bilhassa düşünebilir miyiz?

mustafa terziahmetoÄŸluTemmuz 3rd, 2009 21:33

Sn. Tahir Sümer Bey Kardeşim,

Çok teÅŸekkür ederim. Ben yemek yapmasını çok severim. Övünmek gibi olmasın, zeytinyaÄŸlı fasulye ve pırasa da üstüme yoktur. Bayağı iddialı söz ama kimse kusura bakmasın. Bir de tavuk sote. Çok özel bir piÅŸirme ÅŸekli. İnÅŸallah, bir gün Safranbolu’ya yolunuz düşerse, tavuk sote. Çok özel. Borani en kısa zamanda piÅŸecek. Benim âdetimdir, yemek piÅŸirirken yanında bir duble üzüm suyu. Hem ayakta gezinirim, hem ufak ufak. Borani pirinçsiz olmalı. Sarmısak olmazsa olmaz. Yâni öyle güzel bir üzüm suyu târifi yaptınız ki, bu akÅŸam niyetim yoktu ama atacağım arkadaÅŸ, canım çekti birden, sıhhâtinize…

Saygılar, sevgiler, sağlıklar

MKD: Yâhu, Safranbolu’da bir gece Cinci Han’da kalıp döndük. Yemekler mühiÅŸti, üzüm suyu da mis…

hüseyin sungurTemmuz 4th, 2009 00:36

Tahir Bey,

Siz semizotuna PİMPİRİM dersiniz değil mi!

Bizim ÇUKUROVA’DA DA “soÄŸukluk” deriz.

Valla ben piÅŸirilmesinden yana deÄŸilim, bu noktada MUSTAFA ABİ’YE katılıyorum. Bu arada DONDURMAM GAYMAK filmine, bence, damgasını vuran meÅŸhur DENİZ BÖĞRÜLCESİ Mersin’e geldi. Aldık, hafif haÅŸladık, zeytinyağı, az NA sı azaltılmış tuz, limon falan kattık içine. Lâkin, ya aldığımız nebat iyi ayıklanmamış idi ya da mübâreÄŸin huyu gereÄŸi, içinden sık olmamakla beraber, sanki ince kıyılmış dal parçacıkları çıktı TAHİR BEY. Gerçi özünde râyîhası, damakta bıraktığı tad tortusu kabûlümüzdür de birâder, aÄŸzımızın içinde küçük bir deste kürdan var gibi geldi.

Ne dersiniz Tahir Bey, hata bizde mi nebatta mı!

İyi sabahlar

MKD: Semizotu kimlik bunalımına girmekte!

Tahir SümerTemmuz 5th, 2009 00:57

Kerem KardeÅŸim,

Dr. MÖ’nün faydasını görüyor musun? Müdâvimler arasında ne kadar gırtlak ehli varsa ortaya döküldü ;-)

Sevgili Mustafa Bey, o güzel ilçenize gelmeyeli çok oldu. İnşallah kısmet olur da tekrar ziyaret edebilirsek, sizi arayıp bulacağım. Güzel dilekleriniz için teşekkürler. Size de âfiyet olsun. Bizde ıspanak, semizotu gibi sebzelerden pişirilen boranıya soğan ve pirinç de konuyor. Soğandan emin değildim ama bugün kızım pişirirken dikkat ettim, önce zeytinyağında soğan kavurdu.

Hüseyin Bey kardeÅŸim, bizim evde bu iÅŸlerin üstâdesi eÅŸimdir. Kendisi doÄŸma büyüme İzmir’li, ama esasen de Giritli’dir. Denizbörülcesi yerken o kürdanların aÄŸzınıza gelmemesi lâzım. Ya aldığınız ot “kart” idi, ya da ayıklamayı bilemediniz (maâlesef ben de bilmem, eÅŸim de ÅŸu aralar memlekette, tatilde, danışamıyorum). Bu otun Türkiye’de ilk tedâvüle çıktığı yer, bildiÄŸim kadarıyla Ayvalık-Cunda’dır. Sonra moda oldu, yayıldı. Giritliler keçinin yediÄŸi her otu yerler. Genellikle de, târif ettiÄŸiniz gibi, haÅŸlayıp üzerine sızma zeytinyağı (çok düşük asidlisi makbûl deÄŸildir, biraz zeytin kokusu olmalı), tuz, limon ilâvesiyle salata (veya meze diyelim) ÅŸeklinde tüketilir. Ama arapsaçı, ÅŸevketibostan gibi bâzı otların kuzu etli, terbiyeli yemekleri de yapılır. Hay Allah, anlatırken bile aÄŸzım sulandı. İstanbul’da kolay bulunmuyor meretler. Hâttâ ÅŸevketibostan gibi bâzıları İzmir’de bile zor bulunur oldu. Size de âfiyet olsun.

İzmir’de bir zamanların popüler tâbiriyle, ASPAVA.

Sevgi ve saygılar,
TS

MKD: Sevgili TS KardeÅŸim, Dr. MÖ’yü ben de ziyarete gidecektim ama Elif Shafak “beraber gidelim n’oolur Åžems’im” diye ısrar ettiÄŸi için bugüne tehir ettik ;-) Bu arada, Neslim’in de eli bu iÅŸlere yatkın; malûm, o da İzmir’li ve menÅŸei de Girit. Sana bir mangal, Ege mezeleri ve kuzu refakatinde altın sarısı üzüm suyu ikramında bulunmanın vakti gelmiÅŸ de geçiyor!

hüseyin sungurTemmuz 5th, 2009 14:24

Cümleye ASPAVA!

ALLAH SAĞLIK, PARA ve ÂFİYET VERSİN, ÂMİN!!!

mustafa terziahmetoÄŸluTemmuz 6th, 2009 17:31

Saygılar efendim,

Biraz sitemi hak ettiniz.

Bana Safranbolu’ya gelirken haber vereceÄŸinizi söylemiÅŸtiniz. Cinci Han’da kalıyorsunuz, bizim haberimiz olmuyor. Sizinle bir tanışma fırsatını bize çok gördünüz.

Vallahi, kırıldım mı diyeyim, incindim mi diyeyim, küstüm mü diyeyim, ne diyeyim bilemiyorum. Üzüldüm diyeyim.

Ben şimdi arkadaşıma ne söyleyeceğim?

Arkadaşım Av. Aykut Akgüç’ün maÄŸara yolunda (kesin gitmiÅŸsinizdir) Çamlık denilen bölgede bir yeri var. Ona sizden ve ziyaretinizden bahsetmiÅŸtim. Plânı yapmıştık. Orman dokusu içinde bir mangal operasyonu yapacaktık. Çam ve ıhlamur kokularının anason kokusunu bastırdığı bir ortamda.

Ben şimdi arkadaşıma ne diyeceğim?

Bu darbe tam darbe.

Efendim, sizin darbecilikten yargılanmanız için suç duyurusunda bulunacağım. Herkesi darbe plânı şüphesiyle götürüyorlar. Bu gerçek darbe. Suç üstü!

Saygılar, sevgiler, sağlıklar

MKD: Amanın el insaf! 6.5 satte gece 01:30′da vardık (köprü belâsı), ertesi gün öğlen uyandık, akÅŸamüstü Mozart’ın hayatı konusunda konferans verdik, gece vâlinin yemeÄŸine iÅŸtira ettik. Yattık uyuduk ve öğlen de 4 saatte geri döndük.

Ayrıca geleceğiz, errrrrrkek sözü!

mustafa terziahmetoÄŸluTemmuz 6th, 2009 19:18

HoÅŸ gelmiÅŸsiniz, sefalar getirmiÅŸsiniz efendim. Her zaman bekleriz.

Sizin Safranbolu’ya ayak basmanız bizim için onurdur. Halkımıza konferans vererek bizler için deÄŸerli şeyler yapmışsınız.

Teşekkürler, ayağınıza, yüreğinize sağlık.

Saygılar, sevgiler

MKD: -)

ONUR MERİÇ ERYÜREKTemmuz 9th, 2009 19:43

Saygıdeğer Üstâdım,

Benim anneciÄŸim de Girit’li, biz en iyisi Girit’e bir tur düzenleyelim :)

Sevgiler, saygılar…

MKD: Tamam be kardaÅŸ :)

Tahir SümerTemmuz 11th, 2009 02:28

Hüseyin Bey,

Müjdeler olsun, kürdan mes’elesinin cevabını öğrendim. Efendim, bu deniz börülcesi çiÄŸ iken ayıklamak mümkün deÄŸilmiÅŸ o kürdanları. HaÅŸlandıktan sonra tek tek kürdanlar çıkarılıyormuÅŸ veya kürdan tutulup otun diÄŸer kısmı sıyrılarak ayıklanıyormuÅŸ. Bir dahaki sefere bu ÅŸekilde hazırlayıp âfiyetle yersiniz inÅŸallah.

Sevgiler,
TS

MKD: Şükürler olsun ki şu kürdan sorunu çözüldü ;-)

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word