Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1977 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

BİRAZ FELSEFE YAPTIM

Sonsuzluğun sonuna ulaştım, elimde sıfır kaldı. Sıfırın içine daldım, sonsuzluğa ulaştım. Yâ Rabbim, ben ne işe bulaştım!

Ezele uçtum, ebediyete vâsıl oldum. Ebediyetten kaçtım, âtiye ulaştım. Korktum ve mâziye rücû ettim, baktım gene ezeldeyim. Yâ Rabbim, ben neredeyim?

En büyük sayıyı hesapladım ve mağrur oldum, ânında bir sayı daha eklendi, mağlûp düştüm. Yâni fena hâlde şiştim!

Basit olayım dedim, âdileştim. Elit olayım dedim, züppeleştim. Geri döneyim dedim, bîmekân kaldım. Oradan da korkunca attım kendimi en uzak yere, lâmekân oldum. Yâ Rabbim, ben ne yaptım!

Yûnus’u aradım, dinbaza çattım. Maddeye daldım, mânâda eridim. Korktum, Allah’a zıpladım, Âraf’ta kaldım. Yâ Rabbim, ben ne yaptım!

Hâddimi bileyim dedim, çakala çattım. Isırayım dedim, dilim yaralandı. Ağzımda kalan, bir damla kandı!

Hawking’e sordum, bir parmak darbesiyle Dawkins’e savruldum. Ne oluyor derken yolda Einsten’a rastladım, selâm verdim ama izafî kaldı.

“Uzaylılar var mı” dedim, geldiler. “Samimi misiniz” diye sordum, “evet” dediler.

   Lâkin inanmadım.

      Yâ Rabbim, ben neler yaptım!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 07 Temmuz 2009 Salı

1 Yorum

Betül ÂşıkMayıs 10th, 2011 13:56

Çok güzeldi… Bu da nâçizane benden olsun hocam ;-)

Savaşmalıydım…
Savaşım var kendimle dokunmayın ağlarım.
Savaşmak cesaret ister, ya cesur olan ağlar mı?
Bak göğsümde bir kılıç yarası. Kâlbimdeki de cabası… Peki neden?
Hepsine sebep; yine ben.
Savaşmam gerek hayatın ta kendisiyle. Peki, ben hayat değil miyim? Bilmem… Sanmam…

Hayat benden çok uzakta ben hayattan kopuk.
Bir söz söyleyelim diye geldik… Süprüntülerin arasından yol bulmaya, aydınlığa çıkmak istedik.
Manivela! Manivela! Sök kafamı at şu çukura!
Yüreklerimizle işitmeyi öğrenemedik. Görmeyi de…
Ah ne olurdu görebilseydik ve dahi duyabilmek…

Ağlaşıyoruz, ağlaşıyoruz… Gözyaşlarımız kurumadan unutuyoruz…
Manivela! Manivela! Oy gözlerimi! Mâdem görmez boş yere ağlar durur…
Gözyaşlarım yeşertmiyorsa çorak kâlbimi ah manivela sök kâlbimi de!

Bir elimde kılıç, diğerinde de… Mânâ mıdır madde mi sen söyle.
Eskiler ne demiş; “dilim, seni dilim dilim keseyim…”
Ah manivela! Benden hayr yok sök dilimi at şu çukura…
Peki, benden ne kaldı geriye?
Gören gözüm ol manivela, duyan kulağım. Mâdem duymak ve görmek istemiyorum sen duy, sen gör.
Bir paslı çiviyim dünyaya çakılmış. Çivisi çıkmış denen dünyada çivi olmak manivela!

“Kılıcı önce kendine çekmelisin…”

Sus manivela! Boş lâflara karnım tok!
Sen ben ol, bende sen… Şu dünyânın keşmekeşinde bana beni unutturabilir misin manivela?

Ve ben alır başımı giderim. Belki yerdeyim, belki gökteyim.
Belki bir düşte kimin nesiyim.
Bir şiirin en güzel dizesiyim.
Üzerine kilit vurulmuş sır perdesiyim.
Ah manivela! Hayattan alacaklılar ne hâldedir bilir misin?
Bir alacak defteri düşün örümcek bağlamış. Alacaklıyı düşün yosun tutmuş.
Korku filmi gibi bir dünya düşün. Herkesin birbirinden korktuğu. Şüpheyle yaklaştığı.
“Manivela! Gözlerim!”
Bana savaşmamı söylemiştin. Gözlerim olmadan nasıl savaşacağım!
“Ellerim!”
“Kâlbim!”
Bir garabetim artık. Elsiz, kolsuz ve sessiz…

Betül Âşık

Yorum Yapın

Mesajınız