Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2507 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

KAHROLSUN İDİL BİRET!

Daha neler göreceğiz, söylüyoruz, yazıyoruz ama sesimiz duyulmuyor yeterince…

Sırf yakın dönemde şiddet konusunda meslekdaşlarım Prof. Dr. Özcan Köknel’in ve Prof. Dr. İbrahim Balcıoğlu’nunun neşrettikleri kaliteli kitapları var; bâri onları okuyun ve tedbir alın!

Yok, olmuyor. Bu gayrı muktedir iktidar hiçbir şeye hâkim filân değil; Türkiye Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu’na yakalanmış, herkes herkese düşman ve neye kızdığının farkında olmaksızın saldırıyor. Antalya’daki olaylardaki tetikçi “Ülkücü” çıkıyor ve yeterince yattığı için salıveriliyor. Bir dahaki provokasyonda (kışkırtmada) kullanılmak üzere tabii ki; tipinden ve bütün medyada yer alan özgeçmişinden belli ki antisosyal ve sınır zekâlı; “recycling” için ideâl anlayacağınız (mahsus İngilizce kullandım, tekrar kullanılabilir anlamındaki bu kelimeyi); hâttâ “rechargeable” da diyebilirsiniz (bu da yeniden dolduruşa getirilmenin kara mizahı)!

Yâhu, Çin’de Türk katliamı yapılıyor ve içimiz kan ağlıyor. Gerçi UFOcu enteller, danteller ortada gözükmüyorlar ve özür dileme bildirgeleri filân yayınlamıyorlar ama azıcık millî âidiyeti, hâttâ insanî vicdanı olan herkes üzülüyor. Çin Askerleri kafalarından vuruyor soydaşlarımızı, kalanları da Çin Devleti tarafından beyni özenle yıkanmış Çinli kaatiller vâsıtasıyla soykırımına dönüştürüyorlar.

Hemzaman olarak İstanbul’da, dünyanın her yerinde CD’lerini, konser izlerini bulabileceğiniz, gerçekten de tarihe mâl olmuş büyük bir piyano virtüözü olan İdil Biret Hanımefendi resital veriyor.

Dışarıda Alperen Ocağı mensubu olduğu söylenen bir grup nümâyiş yapıyor. Konser alanına girip öldürecekler elerine geçeni eğer müsaade edilse.

Neymiş? Uyguristan’daki Müslüman kardeşlerimiz katledilirken, burada şarap içilip gâvur müziği çalınıyormuş. Sonra da toplu hâlde tel’în edip bu günahkârları(!), bir de namaz kılıyorlar.

Sap üstünde damdağan, kaz beline vurmayı!

İşte, hep kahrolduğumuz cehâlet budur.

Dinbazlık (yobaz + dinci) budur.

O konserde ben de olabilirdim ve bu güruh içeri dalsa, bizim kelle de uçabilirdi.

Daha geçen hafta, Safranbolu’daki Sosyal Psikiyatri Kongresi’nde Mozart birâderimi yâd ettim bir konferansla, o günlerde de PKK, Mehmetçikleri öldürüyordu. Bu zihniyet oraya nüfuz etseydi eğer, domuz bağıyla işkence edilerek katlim câizdi demek ki…

Senelerce Türk İslâm sentezi ucubesiyle saf insanımızın beynini yıkayarak birer potansiyel kaatil hâline getiren, sekterleştiren ve toplumumuzu hepsi birbirine düşman, ortak özellikleri cehâlet ve öfke, şiddet ve tahripkârlık olan gruplara bölmeyi nasıl da başardılar, değil mi?

İdil Biret bir dâhidir, o konserde şarabımı yudumlayıp musıkîsinin içerisinde transandansa geçerken, bir yandan da Uygur kardeşlerim aklıma gelip gözlerim dolabilirdi.

Dinbazlar ve her türlü sekterler (sağcısı, solcusu ve her bilmem necisi), işte bunu anlayamazlar.

Eğer istibdat tamamen hâkim hâle gelirse, bu memlekette de aynı şeyler olacaktır. Müzik de, tefekkür de, yaşama sevinci de ölecektir ve ülke kocaman bir Ergenekon hapishânesi hâline gelecektir.

Çin’ebüyük devlettir, ne yapacaklarını bilir” deyip ağlaşan Gülümüz’e değil de, yurda dönünce “bu bir soykırımdır” diye kendi grubuna kükreyen Devletlû’ya değil de, orada musıkîyle ve isteyenin de şarap içerek yaşayacakları güzellikleri bekleyenlere saldırmak hangi akla, vicdana ve imana sığar? Uygur Türkleri’nin hesabını sorması gerekenler sözüm ona bu devlet adamları değil mi?

Buna sosyal psikiyatride yansıyan öfke denir ve çok tehlikelidir. Bu kadar rezâletten sonra hiçbir kişinin dahi gözaltına alınmamış olması çok daha vahimdir. Münevver profesörlerin cep telefonu dinlemeleriyle içeri atıldığı, uyduruk bir kâğıt parçasıyla bir albayın hapse tıkıldığı, herkesin faşizan bir polis devleti içerisinde paranoidleştiği, konuşmaktan korkar hâle geldiği şu memlekette Uygur Türkeri’nin protestosunun yapılacağı makam da, mercî de kabak gibi ortada dururken, neden İdil Biret ve onun seyircileri? Aklınıza hiç bunun da bal gibi “içeriden” destekli, plânlı programlı bir provokasyon olduğu gelmiyor mu?

Lûtfen koşun, en yakın bir yerden İdil Biret’in bütün CD’lerini satın alıp dinleyin. Kendi web mekânını ziyaret edin: http://www.idilbiret.eu/tr/?p=66.

Sapla samanı ayırın.

Bir de bunların anayurdu olan MHP’nin pek muhterem genel başkanından istirham ediyorum: Yâhu, normâl ve vakur edâyla söylediğiniz takdirde çok daha etkili olabilecek şeyleri gırtlağınızı yırtarak, ispenç horozu gibi ciyak ciyak bağırarak sözüm ona haykırdığınızda, Devletlû’nun bile istihzasına müstahak oluyorsunuz; adam gülüp alay ediyor. Hoşunuza gidiyorsa bilmem ama kendi partilileriniz bile sizi seyrederken gülüyorlar, gözümle gördüm!

İnşallah bu pazar yeni bir kepazelik olmaz!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 12 Temmuz 2009 Pazar

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word