Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2667 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

SOSYAL PSİKOLOG AYŞE ARMAN!

Kaç gündür hâdisenin tekemmülünü bekliyordum, artık yazacağım.

Malûm, Ayşe Arman (AA) sözüm ona bir tesettür araştırması yaptı ve Türkiye’nin lokomotif gazetesi Hürriyet de sürmanşetten bunu günlerdir neşretmekte…

Bana dost muhitlerinden, e-mesajlardan bu konuda fikir serdetmemi isteyen epey talep oldu; ben ise sonunu ve aksülâmellerini beklemeyi tercih ettim. Artık rengi belli oldu, yazayım dedim.

Öncelikle, AA hakkında bir psikiyatrik değerlendirme veya tahlil yapmamın doğru olmayacağını belirteyim çünkü kendisiyle, benimle yaptığı röportaj öncesine uzanan bir tanışıklığımız vardır. Buna mukabil, bir bütünlük içerisinde, bu konu hakkında değerlendirmede bulunabilirim.

***

Önce memlekete bir bakalım:

Her dört gençten biri işsiz, buların işi olanlarının da dörtte üçü işli işsizler çünkü kazandıkları parayla insanca yaşamaları mümkün değil ve ikinci bir iş yapmak zorundalar. Tabiatıyla da yapamıyorlar çünkü işsiz işsizler çok daha fazla!

Hükûmet(!) üç gün önce dünyanın en pahalı benzininde biraz tenzilât yapıyor, dün küt diye zammı misliyle basıyor. Tam turizm sezonunun ortasında lüks otel ve lokantalara %18 vergi koyuyor. Çünkü bütçe tamtakır, Türkiye, Newsweek’te de yazıldığı gibi, Hasta Adam maâlesef. Gençler bilmez, bu teşbih Osmanlı’nın son dönemleri için ÜHBA’nın ettiği istihzadır!

Memleketin her şeyini yabancılara peşkeş çektiler, aydınları içeri tıktılar, ziraatı ve hayvancılığı bitirdiler; şimdi de Türkiye’nin Kürtlerce istilâ edilmesi için televizyonlarda sözüm ona tartışma programları yapılıyor; neymiş, yeniden Osmanlı İmparatorluğu gibi bir dünya devleti olacakmışız. Kargalar güler!

Asker’i susturdular, cemaâtler ve tarikatlar almış başını gidiyor. TÜBİTAK’ı bitirdiler, üniversiteler öldürülüyor. Millî Eğitim’in fecaâti son ÖSS’de ne kadar hazin bir şekilde belli oldu. YÖK’teki gelişmeler dehşetengiz. İlim öldürülüp, kör cehâletin içine sür’atle itiliyoruz. İlâhiyat Fakülteleri için yapılan “düzenlemeler” ortada.

Bütün bunların ortasında, popülist bir gazeteci olmaktan başka hiçbir özelliği veya mazhariyeti olmayan AA tesettür “araştırması” yapıyor; (yâhu, “ayakkabının küçüğü gazeteci gibidir, arkadan vurur” lâfına hayran olan kadıncağız, sen sosyal araştırmadan ne anlarsın! Kırkından sonra Urfa kökenli alaylı bir fotoğrafçya çektirdiğin erotik(!), photoshoplu ve garip resimler gibi mi sanırsın bu hassas konularla uğraşmayı) Hürriyet de her gün neşrediyor. Orta zekâlı Akşam yazarları lâiklerin de şarap içmesi ayıp oluyor filân diye makaleler(!) klavyeye alıyorlar ve herkes AA’ın yaptıklarını konuşuyor. Hâttâ, kafasının karmakarışık olduğundan artık emin olduğum Serdar Akinan da sosyolog kesilip, aşağıda bahsedeceğim dinbaz şaklabanı haklı gören köşe yazısı neşrediyor!

Resme büyük bakalım

Bu, AA üzerinden oynanan bir oyun, safları daha da kışkırtıcı bir tezgâhtır!

Aynı sayfada hem Barbie bebeklerden tahrik olan dinbazın söyledikleri ve jet-skideki fotoğrafı yer alıyor, hem de kaosu arttıracak, hiçbir sosyal mesaj veya müsbet katkı sağlamayan ama çaktırmadan tesettürü empoze eden bu sözüm ona “araştırma” sunuluyor ve AA’ın sırıtan tesettürlü resmi konuyor!

Toplum, fitili çekilmiş el bombası gibi ve iyice kafalar bulanıyor. Konser basılıyor, sonuçta bunları yapanların reklâmı yapılıyor.

Sayın Oktay Ekşi, sizinle tanışıp güzel sohbetinizden istifade etmiştik, hatırlarsınız, Akademik Platform toplantımızda…

   Bana, bizlere söyleyebilir misiniz?

      Hürriyet, nereye koşuyor?

         Size, nedense, pek bir güveniyorum…

Mehmet Kerem Doksat İstinye – 16 Temmuz 2009 Perşembe

2 Yorum

Ulaş ÇamsarıEylül 30th, 2011 18:56

Türkiye’de köşe yazarlığı, hiçbir özgeçmiş aranmayan, her konuda ileri geri yazı yazıp fikir beyan edebileceğini sanan, genellikle patronların çizdiği sınırlardan ayrılamayacak “kemiksiz” kişilikler arasından seçilen insanların çoğunluğunu oluşturduğu bir meslektir. Bu kişilerin bir kısmı politik olarak patronlara yaranmak yapmak sûretiyle (patronun istemediği konuları yazmayarak) hayatlarını kazanırlar, bir kısmı popüler kültür olarak adlandırılabilecek hiçbir değeri olmayan boş yazılar yazarlar. Ayşe Arman, Serdar Turgut gibi kişiler ikinci gruba aittir. Ne eğitimi olduğu belli olmayan, hasbel kader bir bağlantı ile büyük gazetelere kapağı atan, burada yıllar boyu yazarak bir okuyucu kitlesi yaratan kişilerdir bunlar. Bunların çoğunun doğru dürüst lisan eğitimi bile yoktur. Ağızlarına geleni klavyede yazıp gazeteye gönderirler. Ne yazık ki Türkiye’de köşe yazarlığı budur işte. Bu seviyesiz ve standardı hiç gelişmemiş bir meslek kültüründe, bu târiflere uymayan bir çok usta ve ehil kalem de ne yazık ki vardır ve kurunun yanındakiler olarak yanar giderler.

Bu mesleğin bir ülkede bu kadar yerlere yapışmasının sorumlusu bu gazetelerin sahipleridir. Bu gazeteler bu köşelere insanlar “atarken” özellikle yetersiz kişileri, mümkün olduğu kadar az eğitimli olanları, kolay kontrol edilebilecek olanları ve bu işe muhtaç olanları seçerler ki, istedikleri gibi yönlendirebilsinler. Kontrolden çıkanı da derhâl kovarlar (Emin Çölaşan örneğinde olduğu gibi).

Bir ülke ne kadar az gelişmiş ise, basın da o kadar kemiksiz olacaktır ve yaptırımları da o kadar zayıf olacaktır. İngiltere’deki Murdoch skandalı geçtiğimiz günlerde ortaya çıktığı andan itibâren, daha yasal süreç devam ederken, herkes istifa etmiş, gazete kapatılmış, gazetenin sâhibi mecliste ifâde vermiş, bir sürü insan ânında tutuklanarak hapse atılmıştır.

Ayşe Arman isimli köşe yazarı’nın eğitimi belli değildir, ne konuda yazdığı belli değildir, hayatta herhangi bir konuda eğitimi veya yeteneği var mı o da görünür değildir, patronun veya belirli bağlantıların doğrultusunda suya sabuna dokunmadan (apolitik) köşesinde değersiz yazılar yazmakta, arada sırada işaret edilen kişilerle röportaj yaparak işini sürdürmektedir.

Yazdıklarıma dönüp baktım da, acaba haksızlık edip ağır mı ifâde ettim kendimi diyerek; sonra bir daha düşündüm, az bile söylemiş olduğumu fark ettim. Ne yazık ki ülkemin hâli budur. Daha iyi günlere doğru…

Sevgi ve saygılarımla…

MKD: Dilerim öyle olur Sevgili Ulaş, dilerim öyle olur…

Bilmukabele sevgim ve saygımla…

hüseyin hüseyinEkim 16th, 2011 21:18

Bu gazete, TÜRKİYE’de, hür fikri baltalamak üzere özellikle kurulmuş bir müessesedir.

Hasan Kaçan Bey’e sorarsanız, MİNİK AYŞE’nin (HASAN KAÇAN, AKSİYON dergisinde çizerken, AA’a Minik AYŞE derdi), yâni AA’ın, matbuatta bir yer edinebilmek için attığı taklaları içeren ve maâlesef gizli kamerayla çekilmiş ve ..zilin ..zili görüntüleri içeren bir mikrofilmi, KANAL 7′de, ne vakit gösterildiği hakkında bilgi verebilir. AKSİYON’da, bir tarihte kendi yazısından okumuştum.

Örnek: Koca Şerif Mardin, rahmetli RECEP DOKSAT HOCA’NIN mahdumu yâni zât-ı âlîniz, eğer AA ile mülâkat yapmayı kabûl edebilmişseniz, AA da kendini, sizin üzerinizden, son derece değerli bir varlık olarak görmeğe devam edebilecektir.

Sizler, AA’a bu fırsatı vermeyeceksiniz, ALLAH versin, înayet olsun kızım diyeceksiniz…

Değerleri hice saydırarak, farkına da olmadan nihilizmin kapılarının açılmasını sağlamak, herhâlde böyle olur.

Değerlerin giderek, sıfıra müncer olmasını olanaklı kılarak, bireylerin giderek öbek ve büyük toplulukların ya hiçliğin kucağına düşmelerini sağlamak ya da içi boş ve şeytanî inanç kutuplarının esiri olmalarını sağlamak, herhâlde bu ve benzer gayretlerle olabilecektir.

Lütfen bkz.: “sorun çağının anatomisi – çağımızın felsefece teşrihi”: Prof. Teoman Duralı’nın yazılarını derleyen MEHMET SABRİ GENÇ
Şûle Yayınları…

Sy: 69 – 82 arası özellikle çok mühimdir…

SAYGILARIMLA

MKD: Bu kendiyle hâttâ kendi gölgesiyle kavgalı, herkese ve her şeye saldıran üslûbu Mersin’den hatırlıyorum. Türkçe ve imlâ hatalarını düzelttim mekâncılar için de, benim AA ile röportaj yapmış olmamda ne ayıp varmış, hiç anlamadım. Aksiyon denen dinbaz ve hokkabaz dergiye ta doçentken bir röportaj imkânı tanımıştım. Bana “cinler akıl hastalığına yol açar mı” diye sorduklarında, “tabii, dopamin ve serotonin cinleri çok ciddi hastalıklar yapar” diye nükteyle cevap verdiğimde, “Doç. Dr. M. Kerem Doksat dedi ki, CİNLER ARAMIZDA” diye başlık atmışlardı!

Sayın Hüseyin Sungur, yeni taarruzlarınızı tecessüsle bekliyoruz.

Yorum Yapın

Mesajınız