Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2151 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

ÇİN’LE İLGİLİ ÇOK İLGİ ÇEKİCİ YORUMLAR 2

Şimdi posta kutuma düşen bir başka değerlendirmeye yer vereceğim (teşekkürler TS Kardeşim):

***

Birdenbire İslâm Âlemi’nde belli merkez kaynaklı bir tepki oluştu… Acep nedendir?

Çin’de çalışan bir arkadaşımdan gelen yaz iyi aşağıda bilgilerinize sunuyorum.

Selâmlar…

Değerli Dostlar,

Çin’in özerk bölgesi Şincan Uygur’da yüzlerce insanın ölmesi ve yaralanması ile sonuçlanan olaylar oldu.

ABD /AB destekli medya, olayları “İnsan Hakları İhlâli, özgürlük” temaları ile gündeme taşıdı. Elbette bu konular Çin’in suçlanmasını temel alan bir yönde işlendi.

Çin, İnsan Hakları’nı ihlâl eden, özgürlüklere izin vermeyen vahşi bir ülke olarak tanıtıldı. Biliyorsunuz, bu dünyada İnsan Hakları ve Özgürlükler’den ABD sorumludur. O bu alanda ne diyorsa doğrudur!

AB de bu konularda ABD’nin kuyrukçusu olarak görev yapar.

Elbette onların tâlimatları ile hareket eden ve adına “Sivil Toplum Örgütü” denilen beslemeler de bu propaganda savaşında yerlerini alırlar.

Eee onlar niye besleniyorlar? Elbette bu işte karşılıklı bir ticaret var.

Irak’ta 2 milyon insanın katledilmesi, Afganistan’da yaşanan ABD vahşeti “İnsan Hakları İhlâli” sayılmaz. Ölenler insan değil ki!

Irak’ta Saddam vahşeti, Afganistan’da da Taliban vahşeti vardır!

Oysa perdeyi biraz araladığımızda, gerçek tüm çıplaklığı ile hemen karşımız çıkar.

Şimdi baştan başlayarak olayların gelişimine ve medyaya yansıyan bilgilere bakalım ve azıcık sorgulama yeteneğimizi kullanalım.

Olayı, bizim medyaya yansıyan hâliyle hatırlayalım.

26 Haziran’da bir oyuncak fabrikasında Çinli gruplar Uygurlu bir kızı tâciz ediyor. Buna müdahale den 2 Uygur Türkü bu Çinliler tarafından öldürülüyor.

Bu olaydan tam 10 gün sonra (buraya dikkat, tam 10 gün sonra) Sincan Uygur’un başşehri Urumçi’de kitle gösterileri başlıyor ve Uygurlar Urumçi’deki Han asılı Çinliler’e saldırıyorlar. Elbette bu kurgulanmış kitle hareketi yağma, saldırı, öldürme, yaralama, yakma dökme vs. her türlü şiddet eylemini içinde taşıyor. Bu saldırılarda Urumçi Devlet hastânesine gelen 291 yaralıdan 233 tanesi Çinli, 39’u Uygur, 19 tânesi de diğer etnik kökenlere âit kişiler.

Ancak elbette bu gerçeğin ABD güdümlü medya ve besleme örgütler için bir önemi yok. Olayların büyümesi üzerine Çin ve Uygur güvenlik güçleri olaylara müdahale edince Batı, özgürlük, insan hakları diye yaygarayı basıyor.

“Dinime küfreden bâri Müslüman olsa…” diyesi geliyor insanın.

Bu bilgi bile basit bir cinayet olayının nasıl siyasî amaçlar için kullanıldığını ortaya koyuyor. Türkiye’de Mardin’de bir düğün sırasında 44 vatandaşımız otomatik silâhlarla katledildi. Peki, sonuç ne oldu? Nerede bu insan hakları savunucuları?

Şimdi olayların geliştirildiği ve bilinen senaryoların sahneye konulduğu Sincan Uygur Özerk bölgesine göz atalım.

Bu bölgede yarısı Uygur Türkü, yarısı da Çinli olmak üzere 21 Milyon insan yaşıyor. Bu bölge Çin’in son zamanlarda ABD’nin uykularını kaçıran hızlı kalkınmasına paralel olarak bir gelişme hâlinde. Bu bölgenin petrol ve doğalgaz kaynakları başta olmak üzere zengin doğal kaynakları var. Bunun Çin’in kalkınması için çok çok önemli olduğunu aklımızın bir kenarına koyalım. Çünkü Çin’de bu kaynaklar yok. Bu bölgeden çıkarılan doğal gaz 4000 km.’lik bir boru hattı ile Şanghay bölgesine taşınıyor. Ayrıca, Kazak petrolü bu bölge üzerinden Çin’e taşınıyor.

Emperyalist ABD ve AB için ne kadar can sıkıcı ama iştah kabartan bir durum değil mi?

Çin’in en fazla pamuk ve domates yetiştirilen bölgesi olan Sincan’da, devlete âit büyük tarım işletmeleri bulunuyor. Hem bu tarım alanları hem de petrol faâliyetleri, bölgede yaşayan halkın topraklar üzerinde iddia ettikleri mülkiyet hakları nedeniyle tartışmaya neden oluyor. Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan ve Tacikistan ile komşu olan bölgenin, Afganistan ile de küçük bir sınır bağlantısı bulunuyor. Bütün bunlardan şunu anlıyoruz: Sincan Uygur her bakımdan stratejik bir öneme sâhip. Hâttâ bunu emperyalist beylerin şu ünlü sözü ifâde edersek: ÇİNLİLER’E BIRAKILAMAYACAK KADAR STRATEJİK!

Şimdi bu olayların perde gerisinde sahne alan örgütlere bir göz atalım. Birinci ve en önemli nokta “Güvercin” Obama’nın başa gelir gelmez Irak’tan çekileceklerini ve Afganistan’a ağırlık vereceklerini açıklamış olması.

Birinci besleme merkezi ABD’de olan Uygur Amerikan Derneği. 1998 yılında Washington’da kurulmuş. Bu örgütün başında Rabiya Kader adında bir Uygur Türkü var. Rabiya Kader, Sincan Uygur bölgesinin en zengin iş kadını. Fakir bir âilenin çocuğu ama hırsı ve çalışması sâyesinde zengin olmuş. Şuna bakın, Komünist bir ülkede sıfırdan zenginliğe tırmanmış bir kadın! Bu kadın 1999 yılında Çin Ulusal Güvenliği’ne aykırı hareketlerinden dolayı tutuklanmış. Elbette bu hareketlerde ABD ile ilişkiler de var. 2005 yılında da tedavisi için ABD’ye gitmesine izin verilmiş.

Bunlar ABD dışında başka bir ülkede tedavi olamazlar. Ne kadar ilginç değil mi? Bizden gidenler de soluğu Amerika’da alıyorlar. İlginç bir benzerlik…

Son olaylar nedeniyle Rabiya Hanım ve yardımcıları sürekli CNN’ye açıklamalar yapıyor, mesajlar veriyor. TRT’ye veya Tass Ajansı’na demeç verecek değil ya!

Derneğin amacı, Uygur Türkleri’nin zengin kültürlerinin korunması ve geliştirilmesine katkı koymak ve kendi geleceklerini özgürce belirleyebilme haklarına destek vermek. Ne kadar masumâne ve vatanseverce bir amaç. Amaç iyi de, seçilen mekân bu amaca uygun mu? Derneğin en önemli çalışması: “Uygur İnsan Hakları Projesi”. Bu projenin en büyük mâlî destekçisi ABD’nin en önemli kuruluşu NED (Ulusal Demokrasi Vakfı)!

Soros bağlantılı bir dernek. Yâni sicili lekeli.

İnsan hakları dedin mi, orada duracaksın. Bütün alârm duyargalarını teyakkuza geçirmen gerekir.

Gelelim diğerlerine. Türkiye’de kimlerin ne tepki verdiğine bakalım.

Urumçi’de yaşanan olaylara Türkiye’den tepkiler geldi. Dün İstanbul Alperen Ocakları tarafından Sarıyer’de bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Bugün ise İHH İnsanî Yardım Vakfı, MAZLUMDER, AKV, Özgür-Der, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Medeniyet Derneği, AKDAV, AKABE Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği ile Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Doğu Türkistan Vakfı, Doğu Türkistan Gençler Derneği, Doğu Türkistan Göçmenler Derneği ve Doğu Türkistan Dayanışma Vakfı’nın çağrısıyla İstanbul Taksim’de bir eylem gerçekleştirilecek!

Recep Tayyip Erdoğan, isterse Türkiye’de yaşaması için Rabiya hanıma vize vereceklerini söyledi. Sanayi Bakanı da Çin mallarına boykottan söz etti.

Dikkat edilirse, bunlar Sincan Uygur Özerk bölgesi demiyorlar. Ya, ne diyorlar: Doğu Türkistan. Yâni bu bölgeyi Çin’den koparıp bağımsız bir Türk Cumhuriyeti kuracaklar. Türkiye Cumhuriyeti elden gidiyor, bunlar Orta Asya’da Türk Cumhuriyeti kuruyorlar. Bu, kimin plânı?

Emperyalizmin çağlar boyunca değişmeyen stratejisi: PARÇALA VE YÖNET!

Bu plâna âlet olanların suçunu ve günahını varın siz düşünün!

Değerli dostlarım, ben ne mi anlatmak istiyorum?

Diyorum ki yaşanan olaylara ve onların arkasındaki plânlayıcılarına ve destekçilerine bir de bu gerçekler açısından bakalım. Kimlerin kimin değirmenine su taşıyan bilinçli veya bilinçsiz aracı olduklarını anlamaya çalışalım.

Selâm, sevgi ve saygılar.

Birisi.

***

İmdi…

Fakiri aldı bir düşünce. 1) Hakikaten bizim Kürtçüler bile kınadılar bunları, 2) Çin’de Kürtler’e karşı muazzam bir ilgi artışı olduğu düştü haber kanallarına.

Devletlû “âdeta bir soykırım” diye yuvarladı…

Gülümüz “Çin, büyük devlettir” diye geveledi…

Erhan Göksel’in “Saadetsiz yorumlarıyla”, yukarıda yazılanları mezcedince, Soros Amca ve DDD’nin bizi nereye çekmeye çalıştığını tekrardan gözden geçirmekte fayda var mı, yok mu?

   Bence var.

      Sizce yok mu?

         Yoksa hezeyan mı ediyorum bermutat?

Mehmet Kerem Doksat İstinye – 18 Temmuz 2009 Cumartesi

1 Yorum

Stud ÇivisiTemmuz 11th, 2011 15:49

Çinli insanlar kadar hoşgörülü ve sabırlı insanlar tanımadım şimdiye kadar.
Bizimde bir zamanlar bir “Midnight Express”imiz vardı. çokmu hoştu ?
Kulaktan dolma sözlerle yargılamamak lazım.
Teşekkürler

MKD: Hiç dokunmadım…

Yorum Yapın

Mesajınız