İSTİNYEPARK’TA BİR KOMEDİ
Malûm, İstinye’de oturuyoruz, İstinyepark Alışveriş Merkezi de arabayla 5 dakika mesafede. Daha önce vatandaşa mahsus kısmına birkaç kere gitmiştik; hakikaten muazzam bir merkez, ne isterseniz var.
Dün bir iş görüşmesi için aynı İstinyepark Alışveriş Merkezi’nin zenginler kısmını teşrif ettik ilk defa. Arabayla giriyorsunuz, avlu gibi dikdörtgen dönüyor yol. Dünyanın en tanınmış markalarının mağazaları ve kenarlarda.
Âlâ, hoş ve sofistike bir ortam… mı?
Yok, inanın değil. Dükkânlar (sorry, storelar) hâricinde oturabileceğiniz yegâne mekân Masa Restaurant. Hem açık hem de kapalı bölümleri var. Dar iskemlelere ite kaka oturuyoruz ve etrafa bakınıyoruz. Aman Allah’ım. Beverly Hills’ta dahi böyle tipleri göremezsiniz yâhu (gittim, gördüm, biliyorum)! Herkes manken veya süslü bebek ve hâtunlar süzüm süzüm süzülüyor, delikanlılar da kasım kasım kasılıyor.
Kendimi yabancı cisim gibi hissediyorum; vallahi de epey şıkım ama hafif (!) obeziz ya, küçülüp görünmez de olamıyorum… Neyse, erkekte fizik ikinci derecede önemlidir filân diye kendimi avunduruyorum…
Eh, tabii ki böylesine sofistike bir mekânda servisin de muhteşem olması beklenmez mi? Vallahi de bekledik, hem de çok!
Garsonların hepsi de asık suratlı, beş kere çağırmazsan gelmiyorlar, sipariş alırken not da tutmadıkları için yanlış veya eksik hizmet ediyorlar. “Yâhu, bir de su istemiştik mümkünse” deyince “hıı” deyip kayboluyorlar. O suya ulaşabilmek için, denizde boğulan bir zavallı gibi çırpınıyorsunuz!
Son bir su için gene dört kere garson çağırıp, tekrardan yalvar yakar oluyoruz. Sinirlenip de bağırıp çağırmayı aklınızdan bile geçiremiyorsunuz, etrafınızdaki sürreal ve sürnormâl Cindy’lere, Willis’lere rezil olursunuz!
Hesap ise hizmetsizlikle ters orantılı!
Oturduk baktık Google’a Masa Resataurant diye. Bir Masa’s Restaurant varmış San Francisco’da, internetten bulabilirsiniz; burasının da “konsepti” (hani öyle deniyor ya) oraya benziyor. Başka bir Masa Restaurant Boston’da, bir diğeri Woburn’de varmış.
Şaka bir yana, bu kadar havalı ve pahalı bir yerde bu kadar berbat servis olur mu, işletmecisi yok mudur, garsonlar iş yavaşlatma eyleminde mi?
Neyse, akşam Vira Restoran’da balık yemeğe gidiyoruz, doğru dürüst ağırlanmayla balığımızı yiyor ve makûl bir hesap ödeyerek çıkıyoruz.
Demem o ki, İstinyepark Alışveriş Merkezi’ne yolunuz düşerse, avam kısmına takılın.
Hem yiyecek içecek her şey var, hem servis çok kaliteli…
Hem de orada normâl insanlar bulunuyor.
Benden söylemesi…
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 22 Temmuz 2009 Çarşamba

