BUGÜN NELERİ ÖĞRENMİŞ OLARAK UYANDIM
Önce, dinimize dâir cehâletime devlet eliyle son verilmiş olduğunu öğrendim:
http://www.turktime.com/default.asp?page=haber&id=63509 adresinden tashih ederek (meselâ yabancı tuvalet kelimesi yerine, harsımıza uygun helâ kelimesini koydum):
ORDU VALİSİ FETVAYI VERDİ, FERMAN BUYURDU: PİSUVARLAR İTİKADA AYKIRI, KALDIRILA!
Vali Ali Kaban’ın isteği üzerine, müftülük emriyle câmilerin helâlarındaki pisuarlar, “hijyen açısından ve dinen” uygun olmadığı gerekçesiyle kaldırıldı. 18 ilçe müftülüğüne gönderilen, Ordu Müftüvekili Veysel Çakı imzalı yazıda, “bâzı câmilerimizin helâlarında bulunan ve temizliğe, sağlığa elverişli olmayan, dinen de uygun görülmeyen pisuarların kaldırılması sağlanacak…” denildi. Veysel Çakı, “Sayın Valimiz’in talebi oldu, uygun bulduk. Zâten dinen de mekruh sayılıyor” dedi. Vali Ali Kaban da bilgisi olmadan bir şey yapılamayacağını, pisuarların ‘itikadımıza ters’ olduğunu söyledi. Belediyeye âit umumî helâlardaki pisuarlar ise duruyor.
Ordu merkez ve ilçelerdeki câmilerin helâlarında bulunan pisuarlar gelen emirle söküldü. Müftü Vekili Veysel Çakı 18 ilçe müftülüğüne 20 Temmuz 2009’da gönderdiği resmî bir yazıyla pisuarların sökülmesini istedi. Bunun üzerine müftülükler hemen harekete geçerek tüm tuvaletlerdeki pisuarları söktü. Yazılı verilen emirde şu ifâdeler yer aldı:
“Câmilerimizin iç mekânlarının temiz, tertipli ve düzenli olması önemli olduğu kadar, dış çevresinin helâ ve şadırvanlarının da temiz, tertipli rahat bir şekilde kullanıma elverişli olması önemlidir. Yaz aylarında yöremizde iç turizmin arttığı, diğer illerde yaşayan vatandaşlarımızın ilimize geldiği, fındık hasat mevsimi ve Ramazan ayının yaklaştığı malûmlarıdır. Bu nedenle;
1- Tüm câmilerimizin ve özellikle yol güzergâhında olan câmilerimizin genel denetimleri yapılacak. Özellikle helâ ve şadırvanların temiz ve düzenli olması sağlanacaktır.
2- Bâzı câmilerimizin helâlarında bulunan ve temizliğe, sağlığa elverişli olmayan, dinen de uygun görülmeyen pisuarların kaldırılması sağlanacak. Yeni yapılacaklara gerekli tâlimat verilip, rehberlik ve proje desteği sağlanacaktır.
3- Merkezî câmilerimizde özürlüler için gerekli tedbirler alınacak. Özellikle helâların bir kabininin alafranga yapılması için gerekli rehberlik yapılacaktır. (MKD: Allah [cc] râzı olsun, Gâvurlar ne yapacaktı sonra; Muhterem Valimiz ne kadar düşünceli. Düşünün, kefere oturarak -affedersiniz- büyüğünü yapmaya alışmış; hele bir de obezse, bir oturdu mu daha bir kere kalkamaz alaturka helâdan. Tek derdim, ben kâfir olmamama rağmen obezim ve alaturka helâya oturursam, tekrar kalkmam için özel yardım icap eder; aşağıdan fışkıran taharet musluğu da olmayınca, haltlı kalma riski de yüksek. Acaba helâ girişlerine dinî mensubiyet aranacak mı diye endişe edecektim ki, bir ilhamla böyle bir antidemokratik şeyin Valimiz tarafından yapılamayacağına karar verdim).
4- Yol güzergâhında bulunan bütün câmiler ilçe müftüsü, vekili veya görevlendireceği görevliler tarafından denetlenecek, denetim sonuçları ekteki rapora işlenip Valilik makamına sunulmak üzere 24.07.2009 cuma günü mesai bitimine kadar il müftülüğüne ulaştırılacaktır.
VATANDAŞTAN TEPKİ
Ordu Belediyesi bünyesindeki umumî helâlar dışında, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olan kentin üç büyük câmisi (Orta Câmi, Taşbaşı, Selimiye) ile Perşembe İlçesi Mörsin Köyü Câmisi’ndeki pisuarlar söküldü. Ancak, bu uygulama umumî helâları kullanan vatandaşların tepkisini çekti. Vatandaşlar “helâ kullanımı asıl şimdi hijyenik olmaktan çıktı” diye konuştu. Orta Câmi’nin umumi tuvaletinin görevlisi Selim Yeşilçay, “Valilik ve müftülük talimatıyla pisuarlar kaldırıldı. Burada 4 pisuar vardı. Şimdi bâzı kişiler helâya girdiğinde bu duruma tepki gösteriyor” dedi. (MKD: Hani şu “büyük 50 Kuruş, Küçük 25” diye birinci elden tahsilât yapan kişi; en yakın şâhit bittabi).
‘DİNEN MEKRUH SAYILIYOR’
Ordu İl Müftüvekili Veysel Çakı, uygulamanın Ordu Valisi Ali Kaban’ın tâlimatıyla yapıldığını söyledi. Çakı şöyle konuştu: “Sayın Valimiz’in böyle bir talebi oldu, biz de uygun bulduk. Yâni sağlık açısından, hijyen açısından ayakta su dökmek, prostat kanseri gibi hastalıklara yol açıyor. Din açısından da mekruh sayılıyor. Vali Bey’in de bir tâlimatı oldu. Biz de değerlendirdik. Toplantıda görüştük ve bize âit, bizim denetimimizde olan câmilerdeki pisuarların kaldırılmasını talep ettik. Belediyeye âit, umuma âit helâlara biz karışmıyoruz” diye konuştu. (MKD: Ayakta su döken keferenin hepsi prostat kanserinden telef olacak; hârikulâde).
VALİ KABAN: İTİKADIMIZA TERS
Ordu Valisi Ali Kaban da, câmilerdeki pisuarların kaldırılması ile ilgili yaptığı açıklamada, olayın gâyet normâl olduğunu söyledi. Pisuarların kaldırılmasından bilgisi olduğunu kaydeden Vali Kaban, “bilgim olmadan yapamazlar. Arkadaşlarımız dediler ki, ayakta bevl etmek, bizim itikadımızca doğru değildir. Ben de dedim o zaman kaldırın. Yâni senin itikadına ters bir şeyi kendi şeyine koyuyorsun. ‘Böyle saçmalık olmaz’ dedik. ‘Kaldırın o zaman’ dedik. Kaldırdılar yâni” diye konuştu. (MKD: İçimi kaplayan günahkârlıktan mütevellit rektum kanseri olacağım).
GEÇEN YIL HACCA GİTTİ
Ordu Valisi Ali Kaban, geçen yıl Aralık ayında hacca gittiği için Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın Ünye ve Fatsa İlçeleri’nde yapılan karşılama törenlerinde yer almamıştı. Vali yardımcılarını da karşılama töreninde göremeyen Bakan Günay, Ordu’daki karşılamada yer alan Vali Yardımcısı Turhan Çuhadar’a Vali’nin nerede olduğunu sormuş, “bilmiyorum” yanıtını almıştı. (MKD: Allah [cc] vere de, bu helâ mes’elesi hasebiyle muhterem Vali’ye bir şey yapmasalar, âmin).
***
Dün Yiğidim’in programı sâyesinde öğrendim ki, Pek Muhterem Adnan Hocamız’ın ve çocuklarının (sık sık öyle hitap etti kendilerine) derin kültürlerinden hareketle, Darwinizm meğer Pagan bir dinmiş, insanlık düşmanı masonların eliyle dünyaya yayılıyormuş. Fakir de dâhil, bütün üniversite öğretim üyelerine bedava yollanan Kutsî Kitap’taki resimlerde hiçbir yutturmaca yokmuş.
Şimdi de kara kara düşünür oldum. Evrimle ilgili pek çok şey söyleyen ve bu mekânda da bulunan İslâm ulemâsı da kâfir masonlar mıydı?
Ben Hz. Muhammed’e inanıyorum, Atatürkçüyüm ve masonum!
Bir de kalktım Evrimsel Psikiyatri’yi Türkiye’ye tanıttım.
Şuurlu olarak hiç hatırlamıyorum ama acaba loca toplantılarında farkına varmadan bana “Darwinci oool, Darwinci ooool” dediler de, ben mi idrak etmedim. Yoksa ben bir dissosiyatif bozukluk vak’ası mıyım? İşin bir başka trajikomik ciheti, Darwinizm diye bir şey yok diye biliyorum. Evrimi izahtaki ilk ciddi ilmî gayretti onunki, sonraları çok aşıldı (mekânda var). Acaba okuduğum bunca ciddi kitap ve makale hep gâvur birâderlerimin safsataları mı? Cevap “evet” de, ben nedense bir türlü inanamıyorum; basiretim bağlanmış bir kere…
Acaba Ordu Valisi Ali Kaban ve Ordu İl Müftüvekili Veysel Çakı bu mes’ele hakkında ne düşünürler? Pek Muhterem Adnan Hocamız’ın ve çocuklarının beyanları tabii ki kâfidir ama bir de onlara sorsak mı? Evrime ve reenkarnasyona sıcak bakan, bunu kitaplarında alenen yazan Prof. Süleyman Ateş, Prof. Yaşar Nuri Öztürk de kâfir ve mason mudur? Olsalar açık edemezdim ama değiller. Demek ki latent mason bunlar; yoksa değiller mi? İkisini de yakinen tanırım, eğer masonsalar ve bana bile çaktırmamışlarsa, vallahi helâl olsun!
Said-i Kürdî’nin -pardon, Nursî’nin- büyük bir müçtehit ve İslâm âlimi olduğunu da Yiğidim’in muhteşem derecede tarafsız kaldığı ve çok muvaffakiyetle modere ettiği programında tekrar dinledim. Tabii ki bilginin menbâı çok güvenilirdi: Mehdî’ye çok benzeyen ama olmayan Pek Muhterem Adnan Hocamız. İlâhî bir rötarla 2.5 saat geç teşrif etmekle bizleri saatede gark eden büyüğümüz. İyi de, bu şahsın hayatı, yaptıkları hakkında okuduğum onca kitapta anlatılanları kim uydurmuştu? Buldum, bizim kâfir birâderler!
Son olarak da, kendimi bildim bileli Allah’a taptığımı sanarken, meğer Şeytan’a tapıyormuşum. Kanal 7’de yayınlanan keçi kanı içme âyinine bizim cenahtaki üstâdlar kahkahayla gülerken hepimiz birbirimizi kandırıyoruz demek ki!
Ha, bir de, Katolik Kilisesi’nin masonlarca yönetildiğini öğrendim. Demek ki Papa da daha geçenlerde masonluğu aforoz ederken takıyye yapıyormuş.
Neyse, bu kadar psikoşok yeter.
Şimdi gâvur stili, yâni alafranga tuvaletime (pardon, helâma) bir uğrayıp, güne devam edeceğim. Evrensel ve Evrimsel En Büyük Üstâd Anton Szandor Lavey’e de dua edeceğim o arada, yâni bevl ve def-i hâcet ederken, Şeytanım bol olacak.
Şükürler olsun ki lâik, demokratik ve müsbet ilimle dolu, öyle yönetilen bir ülkede yaşıyorum.
mu?
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 08 Ağustos 2009 Cumartesi

