Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2449 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

KÜRT AÇILIMI VOLKANLI SÜRÜYOR

Lûtfen, önce, 26 Eylül 2007 Çarşamba günü mekâna koyduğum makaleme bir göz atınız: http://www.keremdoksat.com/2007/09/27/prof-vamik-volkan-ve-eski-abd-buyukelcisi-eric-steven-edelman/.

Anadolu Ajansı’ndan bütün medyaya bir haber düştü: Bakan Beşir Atalay, Prof. Dr. Vamık Volkan’ı kabûl etti!

***

Beşir Atalay, Vamık Volkan’la görüşmüş.

Önce Curriculum Vitaesi’ni (hiç haz etmediğim uydurukçasıyla yaşamöyküsünü, yâni hayat hikâyesinin profesyonel özetini) bir hatırlatalım: Lefkoşa’da 1932 yılında doğan Vamık Volkan, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olur. Virginia Üniversitesi’nden emekli olan 76 yaşındaki ünlü bilim adamının konumuzla ilgili eserleri şunlardır:

Ölümsüz Atatürk, Yaşamı ve İç Dünyası”, hani şu Can Dündar’ın Mustafa’sının ilham aldığı kitap.

Kıbrıs: Savaş ve Uyum”. En samimi olduğunu düşündüğüm eseridir çünkü âidiyet hissini en yoğun olarak yaşadığı, doğduğu yerdir Kıbrıs.

Türkler ve Yunanlılar, Çatışan Komşular”. Yunanlar denmesi gerektiğini bilemiyor Sayın Vamık Volkan. Zâten bütün kitapları ciddi Türkçe ve imlâ hatalarıyla doludur.

Kimlik Adına Öldürmek, Kanlı Çatışmalar Üzerine Bir inceleme”.

Kanbağı, Etnik Gururdan Etnik Teröre”. Bunda da “Kan Bağı” demek icap eder.

Çalışmalarını ABG’de sürdürür ve psikanaliz alanında odaklanır, hâttâ yeni bir mezhep de kurar ama henüz Kohut’u sollayabilmiş yâhut sallayabilmiş değildir. Meselâ hudutta (borderline) kişilik bozukluğunu tedavi etmek için geliştirdiği öyle bir model var ki, hem alaylı hem de mektepli bir psikiyatri hocası olarak yazıyorum, tatbiki imkânsız ama gençleri çok etkileyecek bir fanteziden başka bir şey değildir. Gerek okuduğumda, gerekse Sevgili Prof. Dr. Abdülkadir Çelik’in ağzından dinlediğimde, inanamadım; kendisi de http://www.ppd.org.tr/index.php mekânından göreceğiniz gibi, Politik Psikoloji ve dolayısıyla Psikiyatri Derneği’nin kurucusu. Bizde hâlâ an’anevî hürmet sürdüğü ve gençlerin de yanımızda olduğu bir ortamda anlattığı için itiraz etmemeyi, söz almamayı tercih ettim.

ABG vatandaşı ve Başkan Danışmanı olur (God says “walk thy my man, walk”); CIA tedrisatından veya en azından onayından geçmemiş adama böyle iş verir mi Amerikalı?

Vermez!

Üzerinde çalıştığı her yer yumurta gibi kırılıp bölündü, parçalandı. İlâhî (Jungien kalalım, mânidar) tesadüfler, değil mi?

Alelacele, apar topar Ankara’ya çağırıldı. Türkiye’de başka adam mı yok demeyin, daha önce de hep böyle oldu!

Allah’ı var; daha önce şunları söylemişti: “Dinî ve milliyetçi duyguların topluluk yaşamında önemli ve faydalıdır. Ama dinin siyasete karıştırılmasının ve aşırı milliyetçilik propagandalarının çok fena ve hâttâ felâkettir. Aşırı milliyetçilik ve aşırı dincilik duygularının beraber ele alınması gerekir. Biz kimiz sorusu tırmandı ya, geçmişi hatırlıyoruz, eksi kimliğimiz ile bağlantı kuruyoruz. Osmanlı’ya dönüp oradaki iyi şeylerin yanında kötü şeyleri de alevlendiriyoruz. Sorun burada. Asırlar boyu din, politika için kullanıldığında felâketler ortaya çıktı”. Hâttâ şûlebaş namlı garabeti de eleştirmişti ve ayrımcılığa yol açacağını söylemişti.

İşte, bu ânın gelmesini dehşetle bekliyordum. Altı senedir bütün Atatürkçüleri, milliyetçileri/ulusalcıları, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkılması için uğraşıp didinenleri hapse attılar, intihar ettirttiler, merdivenden düşürüp komaya soktular. TSK’yı yıprattılar. Teokrasiye adım adım gider oldular; bu arada inanılmaz derecede zenginleştiler.

Ordu ilindeki gibi valileri ve yöneticileri her yana yerleştirdiler, bütün mafya PKK’nın eline geçti. Türkiye’de fiilî Kürt işgâli muvaffakıyetle(!) gerçekleşti.

İç harp tehdidi buram buram kokmaya başlayınca da oyunun yeni perdesi açıldı ve sonunda olacak olan oldu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, psikiyatr Prof. Dr. Vamık Volkan’ı çağırıp, makamında kabûl etti. Volkan Bey de çıkışta “genel dünya konularıyla ilgili konuştuk” vecizesini söyledi; biz de acaba Sayın Beşir Atalay psikanaliz yaptırma için mi çağırdı diye bön bön meraklanıyorduk… Strateji aldığı kesin de, neyin stratejisi acaba?

Basına kapalı gerçekleşen kabûlün ardından AA muhabirinin sorusu üzerine Bakan Atalay ile ilk defa bir araya geldiklerini de belirtti: “Sayın Bakan’la ilk defa tanıştık. Benim dünyada tecrübelerim var, onları paylaştık. Genel dünya konularıyla ilgili konuştuk” diye ilâve etti. Ne de olsa Türkçesi kırıktır; insanlar birkaç kere tanışmazlar ki, “ilk defa görüştük” dese bir profesöre daha yakışırdı. Bunun üzerinde durmamın sebebi iflâh olmaz Türkçe hassasiyetim değil, Vamık Volkan’ın lâfı eveleyip gevelerken hatalı ifâde kullanmasının mânidar bir sürç-i lisan olduğunu düşünmemdir.

Vamık Volkan, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında üç kez Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi; belki de Türkiye çalışmasından sonra alır, çünkü bu diğerlerine hiç benzemeyecek kadar muazzam!

Sonra da yeni kitabını yazar: “ Millî Gururdan Etnik Teröre: Kürdiye”!

Tabii ki ilk basımı Kürtçe olacaktır; kalan Türkler okusun diye Türkçesi de basılacaktır.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 11 Ağustos 2009 Salı 

2 Yorum

[...] sat.com/2007/ 09/27/prof- vamik-volkan- ve-eski-abd- buyukelcisi- eric-steven- edelman/, http://www.keremdok sat.com/2009/ 08/11/kurt- acilimi-volkanli -suruyor/ ve http://www.keremdok sat.com/2009/ 12/19/vamik- volkan-serisi- surmekte% e2%80%a6/ makalelerini [...]

Yorum Yapın

Mesajınız