NORŞİN NERESİ ALLAH AŞKINA?
Cumhurbaşkanı Gül, Türk milleti’nin adını şimdiye kadar anmamış ama etnik gruplara mavi boncuk dağıtmakta, Kürt açılımı denilen şeyin de neferi gibi hareket etmekte. AKP’ye ve Başbakan’a yönelecek halk tepkisini azaltmak için kendisini feda eden bir partili gibi çalışmakta. Bu işi yaparken de muhafazakâr Kürtçülerle ile sıkı işbirliği hâlinde hareket etmekte. Gül’ün Bitlis’in Güroymak İlçesi’ne giderek oraya ilçenin eski adıyla Norşin diye hitap etmesi de bu koordinasyonun göstergesi… Çünkü Norşin Kürt din adamlarının temel birkaç medresesinden birisinin bulunduğu yerdir: Norşin, Bitlis, Muş, Van, Ahlat ve Malazgirt’in bağlantı noktasında kurulmuştur; Kürt Nakşibendîleri’nin merkezi sayılır.
İşin bir başka ilginç yönü de, Norşin isminin Kürtçe değil, Ermenice olması ve Nursî’den gelmesi… Ermenice anlamı da Nor-Şen (Şirin Yeni Köy). “Türkçe Etimolojik Sözlük” yazarı Sevan Nişanyan da kelimenin Kürtçe değil, Ermenice olduğunu söyler. Norşin’in Bediüzzaman Said-i Nursî’nin karargâhı olduğu, Said-i Nursî’nin “Norşinli Said” demek olduğu ve Norşin’in Nurcu yayınlara göre “bilinen en önemli Nakşibendî merkezi olduğu” da bir vâkıa. Bir başka ilginçlik de, AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’in 2005 yılında verdiği yasa önerisinde Güroymak ilçesinin adının “Norşin” değil, “Nurşen” olarak değiştirilmesini istemiş olması!

NORŞİN ŞEYHLERİ
İşte Gül, Güroymak’ta kasıtlı olarak durmuş, oraya bu devletin verdiği yeni ismiyle değil, Kürt muhafazakârlığının simgesi olan ismiyle hitap ederek işbirliğini açıkça ilân ediyor.
Türkler arasında gelişen Nakşibendî tarikatı Kürtler’de medreseler aracılığıyla yayılmıştır. Kürt Nakşibendî şeyhlerinin en önemli gücü medreseler; Norşin, Tillo, Menzil ve Hizan bilinen en önemli Nakşibendî merkezleri. Norşin ve Hizan Bitlis’te, Tillo Siirt’te, Menzil ise Adıyaman’da. Bunların içinde en önemlisi medrese Norşin. Norşin’de yetişen tarikatçılar içinde en bilinen isim Said-i Nursi veya diğer adıyla Said-i Kürdî. Kürt Said diye de bilinen bu kişiye Fethullahçılar ululama biçiminde Bediüzzaman Said Nursî demekteler. Norşin Medresesi’nin Hınıs, Okhin, Taşkesen, Cezni, Zokayd Hazro, Çokhreş, Tillo, Kasrik ve Suriye Kamışlı’da kolları var.

Buranın başına geçen tarikatçılar, Norşin Şeyhleri olarak bilinmekte. Norşin Medresesi’nde eski usûl din eğitimi yapılmakta. Buradan yetiştirilen çocuklar, bölgede şeyhlerin işine gelen bir din anlayışını yaymakta. Medresenin Divanhâne denilen kısmındaysa dışarıdan ve yakın köylerden gelen kimseler ağırlanıyor. Divan’da şeyh oturuyor, şeyhin oturduğu yer kutsal âddediliyor. Norşin’deki divanhânede gelen müritler tek tek içeri alınıyor, şeyh gelenlerin dertlerini dinliyor, onlar için dualar ediyor. Şeyhin elini tutmak, elini öpmek ve tövbe etmek divanhânede yapılan eylemlerin başlıcaları. Zaman içinde, sözgelimi Menzil’de bu tövbe işlemi artmış, şeyhin elini öpmek yerini zincir tutmaya bırakmış ve burası bir madde bağımlılığı tedavisi merkezi hâlini almış; hâttâ bir AKP milletvekili burasının yasal bir kurum hâline getirilmesi için kanun teklifi hazırlamış, sonra geri çektirilmişti!
HALİDÎ İSYANCILAR
Nakşibendîliğin Halidî kolundan olan Kürtler, Türkiye Cumhuriyeti’ ne ikide bir isyan etmeye kalkışırlr. Bunların başında da Şeyh Sait gelir. Bugünkü Barzaniler’le aynı tekkenin ürünü olan Şeyh Sait, Kürtçü İslâmcı bir anlayışla Cumhuriyet rejimine silâh çeker. Tam da Türkiye Cumhuriyeti, İngilizler ile Musul konusunu masaya yatırmak üzere iken… Bu bölge daha sonra PKK’nın da serpildiği yerdir.

Şeyh Sait
Nakşibendîler, cumhuriyet rejimi yerine şeriat peşinde koşturup 1925’te Rize’de, 1930’da Menemen’de, 1933’te Bursa’da, 1935’te Eruh’ta ve Çorum İskilip’te ayaklanmaya kalkışırlar.
İSKENDERPAŞA DERGÂHI
Silâhla Cumhuriyet’i yıkamayacaklarını gören Türk Nakşibendîler, yeraltına çekilip dergâhlar biçiminde çalışmalar yürütürler. Sonra da câmilerde yandaş edinerek yaygınlaşırlar. Bu câmi toplumunun ünlülerinden birisi de İskenderpaşa Nakşibendî Topluluğu’dur. Burası Türk siyasetine yön veren isimlerin yetiştirildiği alanlardan birisi olur. Turgut Özal’dan, Recep Tayyip Erdoğan’a kadar pek çok siyasetçi, bu cemaâtin etiketini taşımaktadır. Bugün birçok bakanın da Nakşibendî çizgisinden geldiği bilinmekte… Kısacası, Nakşibendîler siyaseti, siyaset Nakşibendîler’i besler. Nurculuk ve Süleymancılık biçiminde dallanan Nakşîlik bugün Türkiye’yi yöneten tek güç hâline gelir.
İşte bugün Cumhuriyet’in temel değerleriyle oynanıyor da Türk milleti tepki gösteremiyorsa, sebebi budur: Millet’in millî kimliği aşındırılmış, onun yerine tarikat kardeşliği kimliği gibi sözüm ona muafazakâr bir kimlik yerleştirilmiştir.
Hükûmet de, Gül de artık bu toplumun millet olmaktan çıktığını, ümmete dönüştüğünü sanıyor.
Bu yüzden Kürt Nakşîler’e, onların merkezinde, onların sembolü ile selâm uçuruluyor.
***
Ortadoğu tarihi boyunca, hangi bereket bölgesinden istifade edilmeye çalışılmışsa, Batı Âlemi bütün gücüyle oradaki etnik ve dinî ayrılıkçılığı körükler.
Kürt Enstitüsü’nün Paris’te ta 300 sene önce kurulmuş olması boşuna değildir.

Kendal Nezan, Paris Kürt Enstitüsü Başkanı ve “Osmanlı Modeli” teklifçisi…
Milliyetçi Hareketsizlik Partisi’nin Başkanı bu işin baş mimarlarından Gül’e önce ismini vermeden “hâin” deyip, sonra ismini telâffuz ettiğinde yuh çekmeye kalkanlara fırça atarken de trajikomik bir tablo sergiliyor. Psikolojide buna çifte açmaz (double bind) denir.
Yakın istikbâlin su menbâı ve çıkarılmamış petrolle dolu olan bu topraklarda ne kadar Kürtçü ve Kürt İslâm sentezcisi güç varsa kışkırtılmakta ve beslenmektedir.
Bütün yandaş medya da süreli olarak Kürt reklâmı, propagandası ve reklâmı yapmaktadır.
Hep aynı tornadan çıkma yazılar köşelerde yer almakta, Türk millî refleksleri ise yok edilmektedir.
Bir davranış bilimci olarak tahlillerime sonra da devam edeceğim…
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 15 Ağustos 2009 Cumartesi


[...] bir makalemde (http://www.keremdoksat.com/2009/08/15/norsin-neresi-allah-askina/) belirtmiştim: Gülümüz, Türk Milleti’nin adını şimdiye kadar anmamış ama etnik gruplara [...]
[...] edilip, doğduğu yere esasen Ermenice olan ama Kürtçe diye yutturulan ismi geri verilir (bkz.: http://www.keremdoksat.com/index.php/2009/08/15/norsin-neresi-allah-askina/) ama bunların adalet ve barış için yapıldığı söylenerek sistematik duyarsızlaştırma [...]
[...] bakın, http://www.keremdoksat.com/2009/08/15/norsin-neresi-allah-askina/ makalemde “…İşin bir başka ilginç yönü de, Norşin isminin Kürtçe değil, Ermenice [...]
Üstâdım,
Vaktiyle bir büyüğümün anlattığı ilginç bir olayı anlatacağım.
Nasturî hareketi çıkışında, İngiltere askerimizi çekmezsek bize savaş açacağını söylemektedir.
Notayı alan zamanın dış işleri bakanı heyecanla İnönü’ye gider. O da Gâzi’ye yönlendirir. Geç vakittir, Atatürk rahatsız edilmemesini söylemiştir ve odasında eğilmiş kitaplığından bir şeyler almakta yada bir aranmaktadır (rahmetli büyüğümün anlattığına göre manzara böyledir). Çömelmiş hâldeyken sorunun ne olduğunu soran Ata’ya İngiltere’nin notasını okur. Ata, yanıt olarak kâğıdın arkasına menfî bir şey yazdırır.
On-onbeş gün sonra sofrada bakan fırsatını bulduğunda konuyu açıp sorar: Ya İngiltere savaş açsaydı?
Ata, keyfi yerinde: “A be oğlum, İngiltere’nin Avam Kamarası’nı, Lordlar Kamarası’nı, Commonwealth’ı toplaması altı ayı bulur bizim işimizse bir haftalıktı” diye yanıtlar.
Ben ayrıntılardan söz etmeksizin kısa yazmaya çalıştım.
Siz bu konuları iyi biliyorsunuz, bu Nasturî olayında da bizi aydınlatırsanız memnun oluruz.
Sevgi ve Saygılarımla,
ED
MKD: Vallahi elimden geleni yaparım Sayın ED.
kerem bey,
prof. olmaniz maalesef herseyi bildiginiz anlamina gelmiyor. bazi konulardaki itirazimi cok kisa anlatmaya calisacagim.
1) said-i kurdi diye biri yoktur, said-i nursi vardir. bu hazret bitlis’in nurs koyunde dogdugu icin, soy ad olarak nursi soyadini almistir.
2) said-u nursi’nin bu ulkenin birligi ve butunlugunden, insanlara iman hakikatlerini, allah’in birligini ve varligini anlatmaktan baska hic bir amaci yoktur. eserlerinin bircok yerinde turk ve kurd’un islam birlesticiligi icerisende bin yildir birlikte yasadiklarindan bahsetmektedir. hal boyle iken sizin ona said-i kurdi veya bolucu gibi gostermeniz o zatin eserlerinin bir tanesini bile okumadiginizi gostermektedir.
3) ve bediuzzaman zamanin devlet yoneticilerine cikarak diyor ki, (van’da mutlaka fen ve din ilimleriyle mucehhez bir universite mutlaka kurulmali) diyor ve kendi cabalariyla hayalindeki o universitenin bile temelini atiyor. ama zamanin devlet yoneticilerinin basiretsizligi ve dar goruslulugu sebebiyle bu akim kalmis ve dogunun durumu maalesef gunumuzde tezahur etmektedir. cumhuriyet rejiminin de o yorede oldukca yaygin olan medrese gibi dini ve fen ilimlerinin okutuldugu kurumlarin da yasaklamasi sebebiyle o insanlar boslukta kalmislardir. bu boslugu da maalesef APO gibi marksist birinin felsefesiyle doldurulmustur.
sunu demek istiyorum: bir insani itham ederken lutfen o insanla ilgili iyi etud edin. kimdir, nedir, eserlerinde neler yazmaktadir, ne gibi faaliyetlerde bulunmustu? bu gibi donelerin cevabini bulmadan ve ogrenmeden yapacaginiz her yorum sagliksiz olacaktir.
saygilarimla..
sedat gul
bunu yazan her kimse zaten belli oluyor milliyetçi olduğu. yazan kişi sana tek diyeceğim o eleştirdiğin şehlerin gazabında boğul ve NORŞİN dememiz niye zorunuza gidiyor onu anlat sen. oradaki alimler, mollalar, sehler vs. gibi büyük zatlar senin dinsizliğe daha çok sörüklenmemen için İslam’ın ne demek olduğunu anlatıyor
Selamın Aleyküm
Yahu Mehmet Kerem Doksat ; insanlıktan nasibini alamadığın için bu ahlaksızca,ateistçe ve nefissizce yaptığın hakaretlerin için sana tek taraflı bile tam düşünemeden konuşabilen muhtelif yaratık demeyi uygun buldum.
Ben Evvela Elhamdulillah Müslümanım,Herkese Saygım vardır,Lakin İslamiyete bu cihanda eşine az rastlanır bir çabayla Hizmet etmiş KÜRTLER’i bir genellemeyle Dünya topluluğunun aşşağılık-örgütsel bir ırk’ı gibi anlatmaya çalışan bu aciz beynin bu aciz düşüncelerini yine ancak bu kadar saygılı bir şekilde eleştirme gereği duydum.
Sen Önce git de KÜRTLER ile TÜRKLER’in 1000 yıl ortak ve en Kuvvetli bağı olan İslamiyet’in Osmanlıdaki HALİFELİK bağını kaldıran iç kargaşanın sebebi olan zihniyete aklı bak-i sorular sor yorumlar yap. Dinsiz olabilirsin ama aynı zamanda Adaletsiz de olamazsın.Sen adaletsizce yorum yaptığın için MÜSLÜMAN-ADALETLİ-ŞEREFLİ-HAYSİYETLİ-ASİL bir insan olarak :İnsanlık ve KÜRTLER adına seni kınım-kınım kınıyorum.
Senin gibi dar zihniyetlilere kimse itibar etmez. belliki kemalist diktatörya senin de bir toz kadar ağırlığı olmayan beynini kandırmış.Kemalizm iyi bir zihniyet olsaydı şimdi en azından Türkiyenin tamamı benimserdi.velhasıl Türkiyenin %12’si ancak öyle düşünmek istiyor çünkü ne idüğü belirsizlerin sığınacağı tek liman maalesef orası.Dinsiz yaşasanız en azından kimsenin dinine dil uzatmazsınız,eminim ve maalesef kimliğinizdeki dini hanenizde İSLAM yazıyor.
Neyse bu yazdıklarım sana bu kadar değer verdiğimden değil. Bu sitede yazdıklarından etkilenen olmasın diye.Çünkü karar verme aşamsında insanlar bu aciz fikirlere de kapılabilyor.
ALLAH NURUNU TAMAMLAR,CAHİLLER İSTEMESE BİLE.
ALLAH ISLAH ETSİN.
MKD: Hiç dokunmadım!