Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2653 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

KAFAYI KENDİ VÜCUT ŞEKLİNE TAKMA HASTALIĞI

Önce http://www.aksam.com.tr/2009/08/24/haber/yasam/2012/nefertiti_degil_nefertipsiz_oldu.html adresine tıklayın ki, zavallı hastanın hâl-i pür melâlini seyredin.

İngiltere’de yaşayan Nileen Namita adlı kadın, Mısır Kraliçesi Nefertiti’ye benzemek için tam 51 kez bıçak altına yatmış! Şimdi 49 yaşında olan Nileen, 22 sene   önce Nefertiti’yi rûyasında görüyor. Bu rûyaların sayısı artmaya başlayınca, “eski hayatında Nefertiti’nin kendisi olduğuna” inanmaya başlamış. Sonunda da bir hilkat garibesi ortaya çıkmış!

25 yaşında ilk ameliyatını olmuş, Kraliçe Nefertiti’nin büstünün fotoğrafıyla doktor doktor geziyormuş. 22 senede 51 operasyon geçiren Nileen şimdiye kadar 200 bin sterlin (488 bin TL) harcadığını belirterek “olmam gereken birçok operasyon daha var. Nefertiti’ye daha da çok benzemek için her şeyi yapacağım” diye konuşmuş.

Mısır Firavunu IV. Amenhotep’in karısı olan Kraliçe Nefertiti’nin MÖ 14. Yüzyıl’da yaşadığı sanılıyor; Nefertiti kelimesi güzellik geliyor veya güzelden gelen anlamı taşıyormuş.

Ağzı burnu birbirine girmiş: 8 burun ameliyatı, 3 yanak implantı, 3 göz kapağı estetiği, 3 yüz gerdirme ameliyatı, 6 çene gerdirme ameliyatı, 2 dudak ameliyatı, 5 göz estetiği ve 20 minik çaplı estetik olmuş bu zavallı!

***

Psikiyatride birbiriyle akraba bir seri hastalık vardır:

Vücut Dismorfik Bozukluğu (VDB): Eskiden dismorfofobi de denen bu hastalıkta kişinin vücudunun bir veya birkaç bölgesinde şekil bozukluğu olduğuna dâir ciddi bir takıntısı vardır; telkinle ve konuşmayla kısmen düzelse de, gününün önemli bir kısmını bu “şekil bozukluğunu” düşünerek geçirir. Bunlar nörotik (psikoz boyutunda olmayan) ucuna daha yakındırlar. Bâzı vak’alarda asgari derecede bir burun eğikliği, yüz asimetrisi filân vardır ama bunlar hiç de mânidar boyutta değildir ama hastalık pençesine düştüklerinde, bunu müthiş büyütürler. Çoğu vak’ada ise görünürde hiçbir şey yoktur ama ikna edemezsiniz; bunlar psikoz (delilik) ucuna daha yakındırlar.

Bu fark tedaviye de yansır; nevrotik kutba yakın olanlarda antidepresan grubu ilâçlar ve psikoterapi daha faydalı olurken, psikotik kutupta artık, antipsikotik ilâçlar devreye sokulur.

Bu gruba birincil (primer) VDB denir. Akrabaları arasında Anoreksia Nervoza, Bulimia Nervoza, Obsesif Kompulsif Bozukluk ve İmpuls (İtki) Kontrol Bozuklukları yer alır: Bir uçta takıntılılık, öbür uçta itkiselliğin hâkim olduğu bir yelpaze…

Moda, güzellik fetişi de azdırıcı vesilelerdir. Poposunu filânca ünlü modele benzetmek için defalarca adalelerini kestiren, silikon filân enjekte ettirenler gırla gidiyor.

İkincil tipte ise, altta yatan çok daha vahim bir psikotik süreç vardır. Bunun gelişimi hâd (akut) olabileceği gibi, sinsice ve tedricen de zuhur edebilir. En çok rastlananlar Hezeyanlı Bozukluklar ve Şizofreni’dir.

Zavallı Nileen Namita belli ki bu gruptan bir hasta.

Rûyasında gördüklerine hezeyan boyutunda inanıyor ve Allah bilir bütün servetini bu yola döküyor!

Hadi, o hasta da, ona bu ameliyatları yapanlara ne demeli?

Akıl hastasının sırtından para kazanan ahlâksızlar güruhu!

Onlara ne yapmalı?

Eminim ki Plâstik Rekonstrüktif Cerrahi uzmanlarının ekserisi bu ahlâksızlıklara tenezzül etmezler ama edenler olduğu bu hastaların mevcudiyetinden belli…

Bir de bâzı nörologlara, psikiyatrlara dikkat edin. Geri zekâlılıktan bunamaya, saradan otizme kadar pek çok hastalığı tedavi ettiklerini iddia eden, pek çok televizyon programını satın alıp hasta insanların vakitlerini, nakitlerini ve en önemlisi ümitlerini sömüren vampirlerdir bunlar.

Kullandıkları cafcaflı yöntemler arasında renkli EEG, rTMS (tekrarlanan Transkraniyal Uyarım), neurofeedback, biofeedback, NLP, Kuantum Terapisi, Şifâcıların her türlüsü

   Hipnoz ve akupunkturu da hekimi çok iyi seçmeden yaptırmayın, ortalık üstelik de diplomalı, unvanlı şarlatan dolu!

      Sıhhâtli günler dileğiyle…

Mehmet Kerem Doksat İstinye – 24 Ağustos 2009 Pazartesi

1 Yorum

fatihAğustos 7th, 2011 23:10

Hocam,

Benim yüzümde masseter hipertropy denen bir durum var. Babamın da öyleymiş gençliğinde. Dört beş kişiden biri bana şurana ne oldu deyip dikkatini çekiyor. Plastik cerrah tedavisi zor ve düzelmez diyor. Bu durum bende utangaçlık yaratıyor. Konuştuğum kişinin bana şaşırıp “aaa şurana ne oldu” demesinden çekiniyorum. Bu yüzden okulda sunum yaparken sosyal fobi yaşadım.

Psikiyatrlar bunun yukarıda bahsettiğiniz hastalıktan kaynaklandığını söylediler. Bense bunun yüz yapımdan kaynaklanıyor, bu olmasa psikolojim de düzelir diyorum.
Yakınımdaki insanların bana şaşırırıp, sanki birden vampir oluveriyormuşum gibi şaşıracaklarını düşünüyorum. Bu düşünceyi ne yaptımsa yenemiyorum. Acaba bu, yukarda bahsettğiniz hastalığa mı giriyor, paranoid şizotipal kişiliğim mi var sizce? (Gittiğim doktor sâdece depresyon tanısı koymuştu) sizden burada teşhisi koymanızı istemem uygun olmayabilir, sdece bu durum neyi çağrıştırıyor sizce?

MKD: Sizi muayee etmeden gerçekten de bir şey söyleyemem. Sâdece “bunun yüz yapımdan kaynaklanıyor, bu olmasa psikolojim de düzelir diyorum” cümleniz üzerinde durmak isterim. Değiştirilmesi mümkün olmayan gerçekler varsa, onlarla beraber yaşamayı kabûllenmek, inkârı bırakmak lâzım. Depresyonunuz varsa tabii ki tedavi edilmelidir ama öncelikle kendinizle barışmalısınız. Psikoterapi de buna yönelik yapılmalı…

Yorum Yapın

Mesajınız