31 TEMMUZ 2008'den KALMA BİR YAZIM: E, NE OLDU ŞİMDİ?
31 Temmuz 2008 · Kerem DOKSAT
Sevgili ziyaretçilerim, hiç uzun bir yorum yapmayacağım. Herkes yapıyor zâten…
Öyle bir karar çıktı ki, tartışılması yok: AKP kapatılmadı.
“That’s all folks” hani (nasıl olsa ABG sömürgesi olduk sayılır, ben de bukalemunluğa başlıyorum)… Şu kadar para geri ödeyeceklermiş; verir ağabeyleri, n’olcak? Zâten Devletlû da “durmak yok, yola devam” diye memnuniyetini ifâde etti tatlı tebessümüyle (yağlama).
Önce “tarafsız Cumhurbaşkanı” Gülümüz’le taraflı Devletlûmuz Ankara’nın yükselen semti Çukurambar’da Mehmet Tekelioğlu’nun evinde buluşup, beş saat görüştüler… AKP Grup Başkanvekili İrfan Gündüz “Yenge Hanım pek güzel mantı yapar… Mantı yemişlerdir” dedi… Mehmet Tekelioğlu, Gülümüz’ün halasının oğlu ve kız kardeşinin kocası, yâni eniştesi; dava arkadaşı. AKP’nin kurucular kurulu üyesi ve AKP Milletvekili… Tarafsızlığın çok ağır ihlâli söz konusu yâni…
Hesabını kim sorabilir? Artık, kimse!
Birkaç gün önce Daniel Howden’ın İngiliz Independent gazetesinde neşredilen makalesini çoğumuz teessürle okuduk: “Müslüman, demokratik, lâik, ekonomik açıdan istikrarlı ve Avrupa Birliği ile Ortadoğu’yu birleştiren bir ülke yaratma projesinin bugün Türkiye’yi muhtemelen ‘dünyanın en önemli siyasî deneyi’ hâline getirdiğini yazıyordu ve “şimdi bu proje çökmek üzere” diyordu. Howden’e göre, “Fransa, Avusturya, Almanya gibi ülkeler Türkiye’nin katılım sürecinin durmasını sessiz bir memnuniyetle takip ediyorlardı. Bütün bölgeye umut veren bu projeyi durdurmak için parmaklarını kımıldatmalarına bile gerek yoktu. Süreci yavaş yavaş boğulmaya bırakacaklardı. Tabii “dünyanın en önemli siyasî projesi”yle birlikte…
İktidarın oyunları sâyesinde makama atanan Anayasa Mahkemesi Başkanı’ndan önce, aynı yolla atanan raportör “davanın reddi lehine” yorum yaptı.
Sonra, mahkeme toplandı. İnanılmaz sür’atle çalıştılar ve gazetecileri topladılar. Yeni Papa seçildiğinde Vatikan’ın bacasından özel bir duman gökyüzüne yükselir; tıpkı onun gibi, bekledik de bekledik.
Sonunda Başkan çıktı ve pek ihtiyatlıca ve dikkatlice bir üslûpla önce bir nutuk attı, tembihatta bulundu, sonra da kapatılmama ama Hazine Yardımı’nın %50’sinin kesilmesi havucunu uzattı. Kendisinin ret oyu kullandığını vurguladıktan sonra, 6 üyenin kapatılsın, 4 üyenin Hazine Yardımı kesilsin dediğini ifâde buyurdu. Sonra da Hazine Yardımı’nın yarısının kesilmesine karar verdiklerini söyledi. Sonra da “ciddi bir ihtar verdik, bunu mutlaka dikkate alın” filân dedi. Anayasa Mahkemesi’nin ihtar diye bir ceza kesme yetkisi var mı? Yok! Taraflı olduğu belli olan Başkan’ın böyle lâflar etme salâhiyeti var mı? Dünyada görülmemiş!
Bundan sonrasının yorumunu akrabam gazeteci Can Ataklı’dan naklediyorum:
—Tabii şimdi pek çok yorum yapılacak. AKP’nin bu kararla daha ılımlı ve uyumlu bir havaya gireceği söylenecek. Zâten bir yorum da şöyleydi: “AKP kapatılmasın. Ama Hazine cezası alsın. Böylelikle AKP’nin lâiklikle ilgili kulağı çekilmiş olur. Bu parti bundan sonra daha dikkatli olur.”
Bu iyi niyetli (MKD: saftrikçe) bir yaklaşım. AKP, sanıyorum önümüzdeki 3 ay boyunca, tıpkı Erdoğan’ın seçim akşamı partisinin balkonundan yaptığı konuşmadaki gibi yönetilecek. Hâttâ herkes bundan çok hoşnut olacak ve AKP’ye muhalefet edenlerle alay edecekler.
Önemli olan 3 ay sonra Türkiye’nin nasıl olacağı. Artık AKP’nin önünde hiçbir engel kalmamıştır. Çok kısa bir süre içinde yeni anayasa gündeme gelecek ve bu anayasa ile bugüne kadar “sabredilen” her şey uygulamaya sokulacak.
Yeni anayasa ile en başta AKP zihniyetine en büyük engel olarak görünen Anayasa Mahkemesi ya kaldırılacak ya da yapısı değiştirilecek. Lâiklikle ilgili tartışmalar da yeni dönemde tamamen ortadan kalkacak, hâttâ belki de Atatürk ilke ve inkılâplarını savunmak bile sıkıntı yaratacak (MKD: Ne belkisi sevgili Can, ne belkisi)..
Seçimlerde zafer kazanan AKP şimdi kazandığı yeni ve eşi bulunmaz zaferin tadını elbette çıkaracak. Belli ki 1923 inkılâplarını ve cumhuriyeti artık bir kenara atacak.
***
Can, doğruyu iyimserlikle sulandırarak yazmış. Zâten başlamış olan faşizan süreç ivmelenerek her yeri kaplayacak.
Bir tek TSK kaldı; o da hızla yıpratılacak. Yaşar Büyükanıt “lâiklik konusunda düşüncemiz belli, yorum yapamam” demiş; daha ne desin!
Ergenekon iddianâmesini “ya sabır” diyerek hızlıca okudum. Yâhu, Güler’le (Kömürcü) ettiğimiz birkaç lâkırdıdan dolayı benim bile adım geçmiş. Gülümüz’ün mason olup olmadığını sormuş, ben de neden olamayacağını anlatmışım.
Hangi yasa benim mahrem telefon konuşmalarımın aleniyete dökülmesine izin veriyor? Eşimle, dostumla, düşmanımla, karımla, kızımla veya –hele burası pek mühim– bir hastamla mahrem şeyler konuşamayacak mıyım? Buradaki ben, biziz, hepimiziz.
Bunun neresi yasal?
***
İngiliz lezbiyen çift Karen Wesolowski (42) ve Martha Padgett (38) tam 22 saat arayla ikiz bebeklerini dünyaya getirmişler. 3 yıldır çocuk hasreti çeken ikili, donör spermleri kullanarak tüp bebek yöntemi sâyesinde hâmile kalmışlar. Martha, bebeklerine Sophia ve Alex, Karen ise Andrew ve Sienna isimlerini vermişler. Martha, “aslında bebeklerin hepsi kardeş. Çünkü iki gebelikte de benim yumurtalıklarımı kullandık” demiş. Çift, tedavi için 40.000 Sterlin (94.000 YTL) harcamış.
***
Bunun ne alâkası mı var?
Ârif olan anlar.
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 31 Temmuz 2008 Perşembe

