Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1597 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

FESTİVA!

Fakültedeki masama bırakılmış bir davetiye dikkatimi çekti, açtım baktım ve katatoniye girdim! Tam da dünkü yazımın üzerine denk düştü.

Efendim, 19 ilâ 22 Kasım 2009’da Askerî Müze Harbiye Kültür Sitesi’nde Naturel Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Festivali varmış; beni de çağırmışlar.

Web mekânlarında şöyle diyorlar:

Naturel Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Festivali, 19-22 Kasım 2009, Perşembe-Pazar günleri arasında Harbiye Askeri Müze Kültür Sitesi’nde onuncu yılını gerçekleştiriliyor. Doğal yaşamla ilgili hizmet ve ürünlerin sergileneceği, konferanslar, dans gösterleri, sürdürülebilir yaşam filmleri, müzikle terapi, armonik ses çalışması ve imza günleri gibi etkinliklerin yer alacağı Festivalin açılışını Dr Ender Saraç “Beden-Zihin-Ruh Sağlığının Son 10 Yılı” nı değerlendiren konuşmasıyla yapacak.

NATUREL Festivali’nin ana ekseni insandır. İnsanı yaşadığı ortamdan, beslenme tarzı, düşünce biçimi, duyguları ve ilişkilerinden soyutlamak mümkün olmadığına göre, daha büyük resmi görmeye yarayacak bütünsel bir anlayış gerekmektedir. NATUREL Festivali’nin amacı da, insan sağlığını beden-zihin-ruh bütünlüğü ile ele alan çağdaş yaklaşımı, uzmanlar kanalıyla akılcı ve bilimsel bir şekilde işlemek ve insanları daha sağlıklı ve bilinçli yaşama yöntemleri hakkında bilgilendirmek olmuştur.

NATUREL Festivali, bu yıl da yetmiş yerli ve yabancı uzmanı bir araya getirerek “beden, zihin ve ruh dengesine dayalı doğal ve sağlıklı yaşam” konusunda bir kez daha yoğun bir bilgi paylaşımı zemini oluşturuyor.

Festivalde uluslararası alanda tanınmış Avusturyalı terapist ve yazar Stefan Rippel ‘Omurga Sağlığı’nı anlatıyor, ünlü TV sunucusu ve program yapımcısı Hülya Aydın ‘Hayatın Merkezine Kendini Koy’ başlıklı söyleşi ile katılıyor. Ayrıca, Kanserde Holistik Tıp, Rolfing, 2012 Yılı Fenomeni, Niyetin Gücü, Cinsel Mutluluğun Yolları, Mevsimlere göre Detoks, Radyestezi, Türkiye’de ve Dünyada Ekolojik Hareket, Aromaterapi, Hipnoz, Yoga Terapi, Astroloji, Psişik Sanat, EMF, Anti-Aging, NLP gibi çeşitli konular işleniyor.

Seminerler ve workshopların yanısıra Tümata’dan Müzikle Terapi ve Baksı Dansı gösterisi, Ankara’dan Gülüm Pekcan’ın sunacağı Zeybek Dansı, Overtone Singing ustası Paul Terrell ile Armonik Ses Çalışması, Gül Kaynak ve SAF Restaurant Şefi Nihat Usta’dan Raw Food (canlı gıdalar) ile beslenme, tarifler ve tadımlar, Sürdürülebilir Yaşam Filmleri gibi aktiviteler ve imza günleri ile dört gün boyunca 90’ı aşkın farklı etkinliğin yer aldığı zengin bir program sunuluyor.

NATUREL 2009 Festivali, hergün 11.00-20.00 arası ziyarete açıktır. Biletler girişte alınabilir. Giriş ücretine gün içerisindeki tüm seminerler ve etkinlikler ile fiyat belirtilmeyen tüm atölye çalışmaları dahildir.

10. yılımızda, yararlı ve keyifli bir festivali daha sizlerle paylaşmayı diliyoruz.

“Vay be” diyerekten katılımcılara bakıyorum:

       3. Göz Farkındalık Okulu / NeoZEN

       Aisha Aromaterapi Ürünleri

       Alpha Tıp Merkezi

       Aqua Yaşam Kişisel Dönüşüm Merkezi

       Astroloji Burç Dergisi

       Astroloji Okulu

       Brahma Kumaris Meditasyon ve Kişisel Gelişim Derneği

       BUĞDAY Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

       Cihangir Yoga

       CİSED Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği

       DHKD Doğal Hayatı Koruma Derneği

       Doğal Sağlık Uzmanı – Licht Wesen Ürünleri

       Ekina Hediyelik Eşya

       Esra Koyuncu – Feng Shui Dükkanı

       Ganj Kitap

       Greenpeace

       Hande Bilten Seramik ve Şenay Akın Takı Tasarımı

       Hay Sağlık ve Güzellik Merkezi

       Homeopati Derneği

       Iwish Güzellik Ürünleri

       İnsana Güven Eğitim ve Danışmanlık

       Joy of Healing – Access Enerji

       Kitap Yayıncılık

       Klan Kitap

       Kombuçay

       Living Nature

       Lotus EDM

       Maride Dış Ticaret Pazarlama

       Mayra Kozmetik

       Muson Etnik Eşyalar

       Mustafa Nevzat İlaç Sanayii A.Ş.

       Norbekov Enstitüsü Türkiye

       Naturella Kozmetik

       Natures of Scandinavia

       Nefes Okulu Kişisel Gelişim Merkezi

       NFS Nefes Akademisi

       NIKKEN Kaliteli Yaşam Evi

       Ökotek Doğal Ürün Marketleri

       Reikievi.com

       Ruh ve Madde Yayınları

       RUZAD Ruhsal ve Zihinsel Aydınlanma Derneği

       Shumei

       Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi

       Tarhana Baba – Yeldanlızade Uşak

       The Life Co.

       TÜMATA Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu

       Vemma Türkiye – Berland Dış Ticaret

       WWF Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı

       Xango

       Yorumcu.com

       Yaşamın Gizemi – Sihirli Us

       Yupilife Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam Ürünleri

       Zer Bilgi Eğitim

       Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi

“Allahuekber” diyerekten “etkinliklere bakıyorum, levitasyondayım artık. Hızımı kontrol etmem gayrı kaabil, seminerlere göz gezdiriyorum:

 

19-11-2009 Perşembe

Beden-Zihin-Ruh Sağlığının Son On Yılı: Nereden nereye gelindi?

Saat : 11:30 – 12:30

Dr Ender Saraç (AÇILIŞ)

Kanserde Holistik Tıp

Saat : 13:00 – 14:00

Doç Dr Şafak Nakajima

`Directed Care` Sistemi ve Omurga Sağlığı

Saat : 14:30 – 15:30

Stefan Rippel (Avusturya)

Holotropik Nefes Çalışması: Kişisel Bilinçaltından Evrensel Bilince

Saat : 16:00 – 17:00

Dr Günnur Başar

Kadınlar için Kendini Savunma (Self Defense for Women)

Saat : 17:30 – 18:30

Paul Terrell (İngiltere)

Türk Müzik ve Hareket Terapisi Geleneği ve Baksı Dansı Uygulaması

Saat : 19:00 – 20:00

TÜMATA Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu

20-11-2009 Cuma

Access Enerji TransFormasyonu

Saat : 11:30 – 12:30

Steve Comer (ABD)

Tamamlayıcı Tıp: Bedeni Anlamak

Saat : 13:00 – 14:00

Fzt. Metin Hara

Sağlıklı Yaşam için Dışta ve İçte Denge

Saat : 14:30 – 15:30

Doç Dr Nuri Haksever / Ünal Güner

Cinsel Mutluluğun Yolları

Saat : 16:00 – 17:00

Dr Cem Keçe

Ne Yiyorsanız O`sunuz.. Raw Food ile Enerji, Gençlik ve Sağlık

Saat : 17:30 – 18:30

Gül Kaynak ve Şef Nihat Usta

Yaratıcı Sağ Beyninizi Tanımak ve Kullanmak

Saat : 19:00 – 20:00

June-Elleni Laine (İngiltere)

21-11-2009 Cumartesi

Kaderinizi Nasıl Planlarsınız?

Saat : 11:30 – 12:30

Douglas Forbes (Güney Afrika)

Mevsimlere göre Detoks Yöntemleri

Saat : 11:30 – 12:30

Gül Kaynak

Sağlıklı Kilo Kontrolü ve Menopozun Baslenme Yönünden Değerlendirilmesi

Saat : 13:00 – 14:00

Uzm Dyt Bengül Akgün

Holistik Tedavide Akupunkturun Yeri

Saat : 13:00 – 14:00

Doç Dr Kemal Nuri Özerkan

Anti-Aging ve Zayıflamada Son Durum

Saat : 14:30 – 15:30

Dr Ender Saraç

NLP`nin Artan Önemi – `Çıpalarımız`

Saat : 14:30 – 15:30

Dr Şule N. Aytaç

Sağlıklı Yaşamanın İlkeleri

Saat : 16:00 – 17:00

Dr Çiler Ataner (Kanada)

Kökten Değişim ve 2012 Yılı Fenomeni

Saat : 16:00 – 17:00

Zeynep Değirmencioğlu

Dans ve Yaşam: Zeybek Dansı ve Dansın Pozitif Yaşam Etkileri

Saat : 17:30 – 18:30

Gülüm Pekcan Dans Tiyatrosu

NATUREL`in 10. Yılında Türkiye ve Dünyada Ekolojik Hareket ve Dönüşüm

Saat : 17:30 – 18:30

Victor Ananias / BUĞDAY Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

Titreşimlerin Hayatımıza Etkisi

Saat : 19:00 – 20:00

Dr Ali Seydi Gültekin / Ünal Güner

Sürdürülebilir Yaşam ve Uluslarası Kısa Filmler

Saat : 19:00 – 20:00

Erol Scott / Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi

22-11-2009 Pazar

Hayatın Merkezine Kendini Koy ve Şeker gibi Hisset.

Saat : 11:30 – 12:30

Hülya Aydın

Silva Metodu ile Odaklı Düşünme

Saat : 11:30 – 12:30

Ayşen Edis

İçsel Gücün Korunması

Saat : 13:00 – 14:00

Jillian Sawers (Yeni Zelanda)

Bütünleşme Yolundaki İnsan – Bilimdeki Son Gelişmeler

Saat : 13:00 – 14:00

Doç Dr Nilhan Sezgin

Değişimi Yaşarken..

Saat : 14:30 – 15:30

Işık Menderes

Rolfing : Beden Terapisi

Saat : 14:30 – 15:30

Hans Georg Brecklinghaus (Almanya)

Hafıza ve Konsantrasyon için Vitamin ve Bitkiler

Saat : 16:00 – 17:00

Uzm Ecz Levent Gökgünneç

Niyet Enerjisi

Saat : 16:00 – 17:00

Dr İnci Erkin

Hipnotik Dil Kalıpları ve Bilinçaltı İletişim

Saat : 17:30 – 18:30

Adil Maviş

Overtone Singing: Armonik Ses Çalışması

Saat : 17:30 – 18:30

Paul Terrell (İngiltere)

Müzikle Hayatın Keşfi

Saat : 19:00 – 20:00

Neslihan Yavuzer Behmuaras

Bireysel Gelişim Öğretileri ile Hayatımızı Nasıl Dengeleriz?

Saat : 19:00 – 20:00

Mine Dural

 

Artık beynim kaynamakta vaziyette “workshoplar” kısmını da naklediyorum:

19-11-2009     Perşembe

Kahkaha Yogası

Saat : 12:30 – 13:30

Sema Özsoy / Bülent Özsoy Kahkaha Klübü 0212 211 6661 / 0532 616 0811

Çocuklar, Yetişkinler ve Engellilerle Müzik Terapi

Saat : 14:00 – 15:00

Danny S. Lundmark  0533 612 2097 / 0212 245 1849

Tekrar Bağlantı ve Farkındalık

Saat : 14:00 – 15:00

Sevgi Şahin 0532 232 0310

Işığın Elleri ve Enerjisel Farkındalık

Saat : 15:15 – 16:15

Sintia Mazon 0532 232 1437 (10 TL)

NIKKEN Kaliteli Yaşam Evi sunumu

Saat : 15:15 – 16:15

Sevil Uyanık 0533 413 1415 / 0555 967 6160

Silva Metodu ile Odaklı Düşünmek

Saat : 16:30 – 17:30

Ayşen Edis 0532 250 7094

Mucize Taş Aragonit

Saat : 16:30 – 17:30

Sevgi Ersoy 0216 383 0607

Nefes Atölyesi

Saat : 17:45 – 18:45

Mustafa Kartal 0555 697 5064 (20 TL)

Hayatınıza Güç Verin: Zihinsel, Duygusal, Fiziksel ve Ruhsal Güçlenme Sistemi

Saat : 17:45 – 18:45

Mustafa Baran Gül

Alpha Tıp Merkezi 0212 297 8383

Yaşamın Gizemi: Su ve Tuz

Saat : 19:00 – 20:00

Yücel Aydemir 0532 786 0001

Işık Köprüsü: Ruhun Düğümlerini Çözmek

Saat : 19:00 – 20:00

Gülüm Omay / Ebru Dengiz / Tuğba Yazan

0533 819 1133 / 0532 264 0220 (10 TL)

20-11-2009   Cuma

Ruhun Mucizeleri

Saat : 11:15 – 12:15

Pervin Vatansever 0212 669 7948 / 0532 690 3663

Silva Metodu ile Odaklı Düşünmek

Saat : 12:30 – 13:30

Ayşen Edis 0532 250 7094

ACCESS Enerjetik Uygulamalar:

The Bars ve Kozmik Botoks

Saat : 12:30 – 13:30

Kam Phagura (İngiltere) 0532 214 0511 (25 TL)

Kuantum Dokunuş

Saat : 14:00 – 15:00

Duran Türkoğlu 0216 349 3619 (10 TL)

Esma`ül Hüsna ve NLP Kotlamaları ile Kurtuluşa Geçiş ve Yeni Çağ Vizyonu

Saat : 14:00 – 16:15

Selma Mine / Altan Gürol / Yurdaay Onaran 0536 632 2291 (20TL)

Hayatın Sihrine Giriş

Saat : 15:15 – 16:15

Steve Comer (ABD) 0532 214 0511 (25 TL)

Omurganızı İyileştirin: Bel, Sırt, Ense, Omuz Ağrılarından Kurtulun

Saat : 16:30 – 17:30

Stefan Rippel (Avusturya) 0532 612 8517 / 0532 490 6490 (25 TL)

Radyestezi ve Bilimsel Uygulamaları

Saat : 16:30 – 17:30

Dr Ali Seydi Gültekin 0532 260 6839 (25 TL)

BİLYAY Akademi

Saat : 17:45 – 18:45

A.Cemal Gürsoy / Tülin Etyemez 0212 243 1814

Astroloji`de 7`den 77`ye `Yaşam Döngüleri`

Saat : 17:45 – 18:45

Asude Argun

Yurdahal ile Ay Taktikleri ve Çekim Yasası

Saat : 19:00 – 20:00 0533 492 5747 (15 TL)

Holoterapi Nefes Çalışması

Saat : 19:00 – 20:00

Mustafa Kartal 0555 697 5064 (30 TL)

21-11-2009     Cumartesi

Barok müzik eşliğinde `Olasılıklı Düşünme, Bilinçaltı ve Kişilik Üçgeni`

Saat : 11:15 – 12:15

Sema Topçular / Bilge Kocaarslan / Funda Kocaarslan 0505 649 1069 (10 TL)

Psişik Sanat Enerjisi

Saat : 11:15 – 12:15

June-Elleni Laine (İngiltere) 0532 612 8517 / 0532 490 6490 (25 TL)

Zenginlik Bilinci: Sonsuz Olanaklar ve Seçimlerimiz

Saat : 12:30 – 13:30

Güler Pınarbaşı 0536 214 0838 (20 TL)

Sağlıklı Yaşam için Nefes Çalışması

Saat : 12:30 – 15:00

Nevşah Fidan 0532 435 4561 (50 TL)

Aromaterapi ile Tanışma

Saat : 14:00 – 15:00

Ayşe Tolga 0212 265 3227 (15 TL)

Lichtwesen Ürünleri: Aromatik Özyağlar ve Kullanımları

Saat : 15:15 – 16:15

Annelise Obermann (Almanya) / Aynur Salış 0262 322 6609

Zihinde Geleceğe Yolculuk

Saat : 15:15 – 16:15

Aşkım Kapışmak 0533 726 2992 (10 TL)

Ruhsal Güçlerinizi Somut Başarılara Dönüştürmek için Altın Tavsiyeler

Saat : 16:30 – 17:30

Timur Tiryaki / The Key Başarı Akademisi 0216 567 3310

İçimizdeki Elması Keşfetmek

Saat : 16:30 – 17:30

Sangeet 0533 766 1477 / 0216 455 2247 (10 TL)

Kuantum Alanında Bir Gezinti

Saat : 17:45 – 18:45

Ülker Uzun Polat 0212 249 9683 / 0555 978 4394 (15 TL)

Daha Mutlu ve Başarılı Bir Hayat için NLP ile Yaşam Koçluğu

Saat : 17:45 – 18:45

Ömer Çam 0532-231 2234

Inversion Therapy: Tersine Dön Değiş Terapisi

Saat : 19:00 – 20:00

Paul Terrell (İngiltere) 0532 612 8517 / 0532 490 6490 (25 TL)

Nefes Teknikleri

Saat : 19:00 – 20:00

Mustafa Kartal 0555 697 5064 (20 TL)

22-11-2009     azar

Tantra Özgürlüktür! Cinsel Paylaşımda Farkındalık

Saat : 11:15 – 12:15

Güler Pınarbaşı 0536 214 0838 (30 TL)

Sigara Bırakma ve Kilo Vermede Hipnozun Önemi ve Faydaları

Saat : 11:15 – 12:15

Ömer Çam 0532 231 2234

Aile Dizimi, Reiki, Feng Shui ile Hayatımızı Nasıl Dengeleriz?

Saat : 12:30 – 13:30

Mine Dural (Mindu) 0532 232 6178 (5 TL)

Dönüşümsel Nefes Terapisi

Saat : 12:30 – 13:30

Ülker Uzun Polat 0212 249 9683 / 0555 978 4394 (15 TL)

2012 Öncesi ve Sonrası

Saat : 14:00 – 15:00

Öner Döşer 0216 386 7396 / 0216 358 1223 (15 TL)

Yoga Terapi

Saat : 14:00 – 15:00

Şebnem Akbulut 0212 324 6108

Akrofonoloji: İsimlerin Enerjisi

Saat : 15:15 – 16:15

Haluk Kemal Cebe 0532 311 6265 (20 TL)

Kuantum Mucizesi

Saat : 15:15 – 16:15

Nilda Ferhan Efeçınar 0216 478 6050 (20 TL)

Kuantum Koçluğu ile Mutluluğa Ulaşmak için Öz ile Bütünselleşme

Saat : 16:30 – 17:30

Artun Erzurumluoğlu 0216 478 6050 / 0506 467 2346 (20 TL)

TransFormal Nefes Deneyimi

Saat : 16:30 – 17:30

Sibel Kavunoğlu 0554 268 0287 (10 TL)

%100 Sınav Başarısı

Saat : 17:45 – 18:45

Maya Ezine Türkmen 0216 478 6050 / 0506 467 2346 (20 TL)

Sağlıklı Yaşamanın İlkeleri

Saat : 17:45 – 18:45

Dr Çiler Ataner (Kanada) 0212-275 6600 (15 TL)

EMF XIII. Aşama: Ortak / Akıllı Alan ile Buluşma

Saat : 19:00 – 20:00

Doç Dr Nilhan Sezgin 0533 211 0305 (20 TL)

Hipnoz, Trans ve Değişim

Saat : 19:00 – 20:00

Adil Maviş 0532 600 7066 (20 TL)

***

Baktım, düşündüm ve Esma`ül Hüsna ve NLP Kotlamaları ile Kurtuluşa Geçiş ve Yeni Çağ Vizyonu “çalıştayına” mutlaka gireceğim. Akabinde Kuantum Alanında Bir Gezinti yapıp, Aile Dizimi, Reiki, Feng Shui ile Hayatımızı Nasıl Dengeleriz konusunu öğrendikten sonra, fakültedeki ve muayenehânedeki hastalarıma davul tozu, minâre gölgesi yazıp, Âyet-el Kürsî okuyarak Beden, Zihin ve Ruh Sağlıklarını koruyacağım.

Neslim de %100 sınav başarısını öğrenip çocukları mektepli yapacak…

   Hazin olan ne biliyor musunuz?

      Bu festivalin senelerdir yapıldığı yer:

         Askerî Müze Harbiye Kültür Sitesi.

            “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir”

               diyen Ulu Önder’in harbiyesinin sitesinde!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 09 Kasım 2009 Pazartesi

17 Yorum

nurcanKasım 9th, 2009 14:53

Vallahi gidin Hocam,

Hâttâ ben de geleyim. 25 yıl psikiyatride calıştım, şu anda boştayım, bu kadar güzel meslekler varmış şimdi gördüm. Vallahi boşuna boş duruyorum bir şey uydur, onu formüle et, reklâm et, bitti eminim iyi de kazanıyorlardır.

Sağlıcakla kalın.

MKD: ;-)

ÜnalKasım 9th, 2009 14:57

Böyle başa böyle tıraş…

Böyle gelmiş böyle gidecek, takma kafanı üstâd.

Metin YILDIRANKasım 9th, 2009 15:37

Değerli Üstâdım,

Katılımcılar arasında rastgele bir ismi seçtim ve bir küçük araştırma yaptım. Konu “Işık Köprüsü: Ruhun Düğümlerini Çözmek” ve konuşmacılardan bir tanesinin mesleği olarak, reklâmcılık yer almakta. Aşağıdaki linkten görebilirsiniz.

http://www.gulumomay.com/index.php?option=com_content&task=blogsection&id=10&Itemid=32

Eh, ben de sizin sitenizin sâdık bir izleyicisi ve pek çok sayıda psikoterapi kitabı okumuş birisi olarak, bir sonraki festivâlde konuşmacı olmak için aday olduğumu ilân ediyorum.

Dünyanın en önemli askerî müzelerinden birisi olan Harbiye Askerî Müzesi cidden görülmesi gereken yerlerden bir tânesi. Ama burada da, mekânın özelliği ile bağdaşmayacak örnekler görebiliyor.

Bir Ermeni komitacı tarafından 1921 yılında Berlin’de şehit edilen merhum Talât Paşa’nın kanlı gömleğinin sergilendiği camekânın hemen yakınında, 1992 yılında Birleşmiş Milletler’in Somali Operasyonu’na komutanlık eden, o zamanki rütbesi Korgeneral olan (E) Org. Çevik Bir’in o zaman giydiği kıyâfetlerin, kendisinin zamanındaki kudreti nedeniyle yer almış olmasının da, en azından vicdanları acıttığı şeklindeki düşüncem hiç değişmedi.

Bir mektup ile bu duygularımı Askei Müze Müdürlüğü’ne bildirmeme rağmen, bu yazının sonucu ve elbette müzeyi tekrar ziyâret etmediğim için o paradoksun hâlâ orada varlığı hakkında bir bilgiye sâhip olmadığımı da ifâde etmek isterim.

Festivâl izlenimlerinizin, bu meydana bir festivâl havası getireceği inancı ile sevgi ve saygılar.

Metin YILDIRAN

MKD: Çok teşekkürler Sayın Metin Yıldıran.

EvrenKasım 9th, 2009 21:05

Kerem Hocam,

Klâvyenize sağlık… Bu şarlatan ve hokkabazları afişe etmeye devam edin… Bunlar obskürantist, sözde bilimle uğraşan ve bu işin sömürüsünü yapan zavallı esnaflardır. Bunlara para verip gidenlere acımak lâzım. Bütün bunların temelinde halkımızın, aydın geçinen kesimin bile aslında yarı aydın olup da felsefeden bilimden bilgiden nasiplenmemiş oluşu yatar.

Yâni câhillik.

Yâhu şöyle bir şey olur mu?

“Esma`ül Hüsna ve NLP Kotlamaları ile Kurtuluşa Geçiş ve Yeni Çağ Vizyonu”. Bunlar hem İslâm sömürüsü yapıyor, hem de geleneksel dinsel düşünceyi “New Age” zırvalıklarıyla sulandırıyor ve yozlaştırıyor.

Bir ara Transandantal Meditasyoncular vardı. Bunlar levitasyona geçip uçan şeyhleriyle dünya barışını sağlayacaklardı. :) Şimdi sormak lâzım onlara 1991′den beri onlarca bölgesel savaş çıktı. Sizin gurularınızın nefesi mi yetmedi diye :)

Bir ara annemler bunlara merak salmıştı bunlara da Siddha’ların uçtuğuna iman etmişlerdi (1990′lı yıllar). Ben de o zamanlar ergen aklımla bunun olmayacağını makûl bir gerekçeyle onlara izah etmiştim ama bana değil o “guru”larına inanmıştı.

Reenkarnasyoncular, UFO’cular, ruhçular, New Age’ciler, üfürükçüler, medyum memişçiler, kristâlciler ve daha bildiğimiz ve bilmediğimz neler neler… Eskiden Osmanlı döneminde Cinci Hoca’lar varmış… Çarlık Rusya’sında ise Rasputinci’ler… Demek ki her çağda ve her zamanda şarlatanlar olmuş, bir de onlara karşı mücadele eden gerçek bilim adamları…

Selâmlar ve esenlikler,

Evren İşbilen, ODTÜ Uluslararası İlişkiler doktora öğrencisi.

MKD: Sevgili Evren, hârikasın. Siddha’lar uçmuyorlar ama 1.5 metreye kadar zıplıyorlar. Eh, fotoğrafta da uçuyor gözüküyorlar bittabi. National Geographic’te seyredip çok gülmüştüm.

Muhabetle ;-)

ahmet mevlüt adarKasım 9th, 2009 21:39

İnsanların emeğe ve çalışmağa değer vermediği herşeyi zahmetsiz kaznmağa çalıştığı günümüzde kolay zayıflama, tıbbın katı kurallarına uymadan, çabuk sağliğina kavuşma öncelik kazanınca bu gibi şarlatanlar kolay yoldan kendilerince alternatif tıptan para kazanma câzibesine kapılırlar.

Dâhiliye prof.’u anksiyete ve depresyon anlatırsa, bizim de onlara fazla diyeceğimiz maâlesef kalmıyor.

MKD: Maâlesef öyle Sevgili AMA.

Hasan ÇEKİÇKasım 11th, 2009 00:12

Balık şenliği olmuş o.
balık tutacaklar ona benziyor.
tutsunlar,şimdi ava yasak yok
balık kısmetin simgesi
balıkçı işin ustası
balık milleti için hayırlısı.

Güzel işler…

Ustaya saygı…

Nejat AkselKasım 12th, 2009 11:08

Değerli Üstâdım,

Amerikan İngilizcesi’nde yaygın olarak kullanılan bir tâbir vardır: “Quack”. O toplumdaki en yaygın kullanılış amacına göre, Türkçe’ye “Şarlatan Doktor” olarak çevirebiliriz. Son zamanlarda dünyada bunlardan o kadar çok türedi ki, “Küreselleşme’den” payını alan ülkemiz, maâlesef kaçınılmaz olarak bundan da payını aldı.

Yıllar önce akupuntur ile (ben 1950′li yıllarda altın iğne ile romatizma tedavisi adı altında akupunturun gizli kapaklı kulaktan kulağa yayılarak uygulandığının şâhitlerindenim) başlayan alternatif tıp Türkiye’de patlama yaptı. Akupunturun, etkisi bilimsel yönden kesin olarak olarak kanıtlanamamış ve üzerinde fikir birliğine varılamamış olsa da, Çin’de çok eski yıllardan uygulanan ampirik bir tedavi usûlü olarak kabûl görüyor.

Enfeksiyon kapmanın, iğneyi kötü batırınca sinir zedelenmesinin dışında bir başka riski var mıdır bilmiyorum.
Son yıllarda, Uzakdoğu felsefesinden aktarılan bir takım meditasyon metodları, bu ülkeye mucize imiş gibi lânse edilmeye başladı. İşin enteresan tarafı, en aklı başında sandığımız kişiler dahi bu oltaya yakanıp, bu modayı destekliyor.

Bir zamanlar Japon mucizesi modası vardı. Sahaya süreceği satış elemanları ile her sabah toplantı yapıp, onlarla birlikte “C” vitamini alan, şirketinin bodrumunda bir odaya “Bağırma Ağacı” koyan eksantrik yöneticiler dahi türemişti.

Hâlbuki Japon mucizesinin bunlarla ilgisi yoktur.Tamamen ekonomik kurallara dayanır. Merkezi plânlamaya bağlı olarak çok çalışmak, çalıştığı şirkete ömür boyu bağlı kalmak, tasarruflu yaşamak, ucuza üretip, ucuza ihraç ederek döviz kazanmak, çok kısa ifâde edersek “işvereni ve işçisi ile Japonya için çalışmak”tır (aynen Cumhuriyet’in ilk 10 yılında, Atatürk’ün yönetiminde bizim babalarımızın dedelerimizin yaptğı gibi). Buna karşılık, işçinin ömür boyu işten çıkarılmaması, her yönden iş güvencesi verilmesi, sağlığının gereği gibi korunması ve işçininin sömürülmemesine dayalı kendine mahsus bir kapitalizm sistemi yanında, araştırma ve geliştirmeye büyük önem verilmesi ve kaynak ayrılması, araştırma sonucu elde edilen gelişmelerin en kısa sürede hayata geçirilmesine dayalı bir kalkınma sistemi uygulanmasıdır. Küreselleşme o sistemi de yozlaştırmayı başarmıştır.

Şimdi, bu ülkede sayılamayacak kadar çok mucizevî metod lânse ediliyor. Tabii bunların bir mâliyeti var. Birileri bir işe yarayıp yaramadığı bilinmeyen lâf salatalarını bâzı saflara satıp para kazanıyor. Bunlar yine Uzakdoğu kökenli bâzı bitkisel müstahzârat ile de destekleniyor. Bu sektörün cirosunu ve kârını araştırmakta büyük yarar var. O zaman bu işlerin, peşine takılanlara mı yoksa, bunu pazarlayanlara mı yarar sağladığı ortaya çıkar. Bizim meslekte bir metod vardır: Bir işin ne amaçla yapıldığını anlamak için, parayı takip ederiz; bizi er veya geç doğru adrese götürür.

Sevgi ve Saygılarımla.

MKD: Sevgili Üstâdım, her zamanki gibi çok güzel katkınız oldu. İşin arkasında büyük rant var. Bu “festivale” iştirak edenlerin hepsinin takibe alınmasında fayda var. Akupunkturu fakir çok iyi bilir ve 8 sene fakültede Ağrı ve Akupunktur Polikliniği yapmıştır. Etki mekanizması ve faydası artık kabûl edilen bir tedavi usûlüdür. Buna mukabil, o kadar ayağa düştü ve o kadar sûiistimâl edilir oldu ki, artık yapmıyorum. Bilmukabele Sevgi ve Saygılarımla.

Uğur AlkanKasım 14th, 2009 11:46

Merhaba Hocam,

Yaklaşık üç aylık olan bebeğimizin doğumundan beri ilk kez yorum ekleme fırsatı buldum, hazır vaktim varken ve bebek uyuyorken. Sizi bu festivale davet etmelerine şaşırdım. Siz bilim adamısınız lâkin bu etkinliğe katılanlar daha çok okült ile ilgileniyor. Bu konuda araştırmalarım olduğu için bâzı şeylerin doğru anlaşılmasında katkım olacağını umuyorum.

Şu anda popülerliğini kaybetmiş olan ama tarihte insanları ciddi bir şekilde etkisine almış okült akımları vardı. Örneğin Phenorology 19. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Bu mantıksız inanç insanların karakterlerini hâttâ geleceklerini kafalarının şekline göre okuyabildiğini iddia ediyordu. O zamanlar buna inanan bilim adamları dahi vardı. Daha sonra Earology adında yeni bir kavram ortaya çıktı. Kurucusu Hindu J. K. Karmakar, bu konuyu 30 sene inceledikten sonra bütün dünyayı etkileyecek müthiş bir bilim geliştirdiğine inandı. İnsan kulakları üzerine yoğunlaşan earology kişinin karakter özelliklerini ortaya çıkarabildiğini iddia ediyor. Karmakar şöyle ifâde ediyor: “Earology yeni bir alandır ve astroloji gibi gerçek bir bilimdir”. Bir diğeri safsatanın adı Itemology. Burada evdeki nesnelerin pozisyonu üzerine odaklanılıyor. Örneğin, çocukların oyuncakları evin belli bir köşesindeyken olumlu bir etki oluşturuyor fakat başka bir köşesinde bulunursa bir felâket habercisi olabiliyor.

Astrolojiyle ilgili geniş araştırmalarım var. Bu arada bir şey belirtmek istiyorum. Bir konu eğer safsata ise bunu deşifre etmenin en iyi yolu o konuyu detaylı araştırmaktan geçer. Astrolojiyi ispatlamak isteyenlerin en ağır topu Michel Gauqelin’in Mars Etkileri adını verdiği istatistik sonuçlarıdır. Gerçekte, seneler harcadığı istatistik çalışmalarından sonra yaptığı açıklama şuydu: “Doğumumuz sırasında gökteki işaretlerin bizim kaderimiz, genetik özelliklerimiz veya hayatımızdaki olayların oluşumunda hiçbir etkisi yoktur”. Her ne kadar Gaugelin neo-astroloji denilen kavramı münâzaraya sokmuşsa da, dünyanın hemen her yerinde uygulanan geleneksel ve modern astrolojyi tamamen çürütmüştür.

İngiltere’de astroloji derneğinin başkanı bir itirafta bulunuyor. “Eğer koç burcunda beş gezegeni olan fakat aynı zamanda çok sâkin kişiliği olan bir kişi danışmaya gelirse ilk önce horoskopunda sâkin kişiliği gösteren başka unsurlar ararım. Onu da bulamazsam, kendisine gerçekte agresif bir yapınız var ama bunu göstermekten çekindiğiniz için sâkin bir görünüme sâhipsiniz derim. Ertesi gün koç burcunda beş gezegeni olan ve sinirli bir yapıya sâhip kişiye ise, agresif bir insan olmanız çok doğal çünkü koç burcunuzda beş gezegen var derim”.

12 yıl profesyonel astrologluk yapmış Karen Winterburn sonunda büyük bir pişmanlık duygusuna kapılmış ve Hrıstiyanlığa geri dönmüş. Geri dönmüş tâbirini kullanıyorum çünkü astroloji ekseriyetle geleneksel Hristiyan, İslâm gibi din anlayışından koparıyor kişiyi.

Astroloji kesinlikle okült sınıfına giriyor. Sybil Leek kitabında astroloji benim bilimim, büyücülük de dinimdir diyor. Psikiyatr ve astrolog Harry Darling M.D. Essentials of Medical Astrology adında kitap yayınladı. Kendi ifâdesiyle “horary astrologer sorduğunuz soruyu cevaplar ve bu cevapların nerden geldiğini bilmez”.

Yukarıdaki yorumlarda reenkarnasyonculardanda bahsedilmiş. Bu konuyu ciddi biçimde araştıran bilim adamları varsada piyasada yayınlananların belkide %95 i şarlatanlıktan ibârettir. Güzel bir örnek vereyim.

Esin Uzer adında bir bayan reenkarnasyon, astroloji, reiki gibi konulardan ciddi bir gelir sağlıyor. Bir konuşmasında “rahmetli Kemal Sunal niye uçaktan korkardı biliyormusunuz? Çünkü bir önceki hayatında bir uçak kazasında ölmüştü” demişti. Kemâl Sunal 1944 doğumludur. Ticarî havayolları endüstrisi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişti. Ondan evvel daha çok kargo taşınıyordu. Herhâlde savaş pilotuydu ve uçağı kaza yaptı. Katıldığı programlarda eleştirilince “peki biz manyak mıyız” gibi çirkin bir ifâde tarzı kullandığını bir iki kez izledim. Herhâlde manyak kelimesinin anlamını bilmiyor. Veya toplum içinde herkesin birbirine dediği manyak anlamında kullanmış olabilir. Internet sitesinde ölüm saatinizi öğrenmek istermisiniz kısmı da var.

En son şunu belirtmek isterim. Reenkarnasyon, UFO, Mistisizm gibi konuların çok istismar edilmesi üzücü bir durum ama bu alanlarda ciddi bir literatür de var. Örneğin Edgar Cayce reenkarnasyon hakkında destekleyici görüşlere sâhipti ama kesinlikle şarlatan değildi. Hâttâ siz de rahmetli babanızın Edgar Cayce hakkındaki kitaplara ilgisi olduğunu belirtmiştiniz. Ateizm’in en hararetli savunucularindan Sam Harris’i arkadaşları şöyle eleştiriyor. Tanrı’ya inanmayan, (maâlesef başta İslâm olmak üzere) bütün dinlere hakaret eden kişiye, meditasyon, mistikler ve hâttâ reenkarnasyon gibi konuları ciddiye almak yakışmıyor. Neticede rasyonel olmak dinleri reddetmeyi gerektirir görüşünü savunuyor. Fakat Sam Harris bütün Ateist kardeşlerine mistisizm, meditasyon gibi konulara eğilmezlerse o zaman gerçeği reddedmiş olacaklarını söylüyor. Bunun anlamı safsata kısmı değil de gerçek konuyu detaylıca inceleyen kişi, Ateist dahi olsa önemini idrak eder. Bir diğer örnek Northwestern University’de astronomi bölümü başkanlığı yapmış olan J. Allen Hynek. Kendisi aynı zamanda devlet için resmî astronomi danışmanı olarak UFO fenomeni üzerine çalışmalar yapmış ve bu konuda okuyanları çok düşündüren kitabı da var.

Biletleri aldık, kısmetse 29 aralıkta Türkiye’deyiz. İki hafta kadar kalacağız, inşallah gelince görüşme imkânımız olur.

SSS.
Uğur Alkan

MKD: Sevgili UA, öncelikle ufaklığa “hoş geldin” diyorum. Bu “festivale” katılanların ekserîsi okultist filân değil, düpe düz şarlatan. Beni her sene davet ediyorlar; eğer tuzağa düşüp de kapıdan içeri girsem, ânında kullanacaklar. Esin Uzer isimli şarlatanla da daha dün gece Kanal T’deki canlı yayınımız öncesinde karşılaştık, yağlar çekmeye başladı. 10 sene kadar önce canlı yayında rezil etmiştim, unutmamış tabii. Şâhitlerin önünde “gelin sizinle canlı yayında tartışalım” dedim. “Benim yüreğim dayanmaz” filân diye kaçtı; bir de ellerini uzatıp “sizin auranızı iyi görmüyorum” deyince, gülerek ben de ellerimi uzattım ve gözlermi kısarak ona doğru baktım, “ben de sizin auranıza giriyorum ve pek kötü şeyler görüyorum” deyince vallahi korktu, geri kaçtı, hürmetlerini sunup tüydü!

Phrenology mevzuunda biraz bilgi eksikliğiniz olduğunu sanıyorum; kurucusu olan J. Gall asla okültist veya şarlatan değildi, beyindeki lokalizasyon çalışmalarına ilk defa soyunan bilim adamıydı. Onun anlattıklarını kötüye kullananlar onu asla bağlamaz. Nitekim daha sonra Jackson’un , Wernicke’nin ve daha nice bilim adamının çalışmalarıyla bu lokalizasyon araştırmaları günümüzdeki yerine ulaşmıştır. Hâlen de fMRI tekniği ve daha sofistike sistemler kullanılıyor.

Edgar Cayce ile rahmetli pederin ilgilenmesi okultist veya mistik yönde değil, anlattıklarında çok ilgi çekici doğru ve mânidar hususların dikkatini çekmesi sebebiyle idi.

İnşallah İstanbul’da görüşürüz; bu işlere biraz fazla “takıldığınızı” düşünmeden edemiyorum doğrusu. Safsatanın safsata olduğu âşikârken, neden onun doğru olmadığını ispat etmek için uğraşalım? Hayat kısa, zaman az, vakit de çok dar.

S…………

Uğur AlkanKasım 16th, 2009 10:52

Merhaba Hocam,

Festivâle katılanların çoğunun okültist değil şarlatan olduğu doğru bir değerlendirmeniz. Bir noktayı net ifâde edemedim bir önceki yorumumda. Bâzı bilimsel kavramlar gerçek mânâsından uzaklaştırılıp safsataya dönüştülebiliyor. Bu tabii ki gerçek bilimle uğraşanların hatası değildir. Örneğin ontoloji, metafiziğin bir dalıdır. Fakat metafizik yazısı olan bâzı dükkanlarda talizman, kristâl taşlar gibi ticarî ürünler satılıyor. Belirttiğiniz gibi Phrenology bilimsel bir alan olsa da tarih içinde bâzıları tarafından aynı terim kullanılarak bambaşka inanışlar yüklenmiştir. Bir de Consciousness üzerine ciddi bir literatür oluştu. Rasyonel düşünce ilkesini kimselere bırakmayız diyen Ateist gruplar dahi bu konuyla ilgileniyor. Gene aynı şekilde bu kelimeyide safsata fikirlerle bağdaştıranlar var. Bâzen de kullanılan terim bilimsel gibi algılansa da yaydığı fikirler saçma olabiliyor. Örneğin scientology hem zırva hem de zararlı fikirler yayan bir inanç. Özellikle psikiyatriye karşı çok olumsuz açıklamalar yapıyorlar.

Edgar Cayce çok ilginç bir kişilikti. Onun hayatı ayrı bir tartışma konusu olur. Rahmetli babanızın ilgisi Edgar Cayce’nin okültist veya mistik bağlamda değil bilhassa sağlık konusunda doğru yorumlarından dolayı olduğuna eminim. Ben aslında astrolojiyi okült olarak görüyorum. İlk başta ben dahi bâzı okuduklarımdan olumlu etkilenmiştim. Fakat sonra yaptığım araştırmaların sonucunda astrolojinin tutarsız iddialar içerdiğine ve İslâm dini tarafından kabûl edilemez olduğuna kanaât getirdim. İslâm dininin kabûl etmediği bir şey bilimsel olamaz. Belki sizinle bir farklı düşündüğümüz nokta sâdece safsata olduğunu belirtmenin ötesinde insanlara biraz detaylı bir açıklama yapmanın daha faydalı olacağıdır. Televizyonda kaç kez Zekeriya Beyaz’ın halkı bilinçlendirmek için açıklamalarını izledik. Diğer İlâhiyat Profesörleri de benzer açıklamlar yaptılar ama bu argümanlar biraz zayıf kaldı. Hâttâ Zekeriya Beyaz’ın yorumları biraz da gülünç! Bizi geçin matematik, fizik, edebiyat veya herhangi bir fakülteden bir tek profesör astroloji doğrudur desin, gelin elinizi öpeyim dedi. Bu maâlesef yanlış bir bilgidir. Buna karşılık, John Ankenberg ve John Weldon’ın “Do Heavens Rule Our Destiny” kitabı astrolojiyi derinlemesine incelemiş ve iddialarını çürütebilmiş bir kitap. Bence sadece safsatadır dersek sorun biraz hafife alınmış olur. Batı’da astrolojiyi kullanan veya en azından sempati duyan klinik psikolog ve psikiyatrların sayısında biraz artış var. Akreditasyonu olan bâzı eğitim kurumlarında ders olarak okutularak meşrûluk kazanmaya başladı. Belki şöyle düşünebilirsiniz. Tarihte her zaman astrolojiyle uğraşan az miktarda doktor ve akademisyen olmuştur. Bu demek değildir ki sayıları çok artıcak ve bir gün bilimsel çevrede ciddi bir söz sâhibi olucaklar.

Psikiyatri ve genetik konusunu içeren çok ciddi makaleler yayınlandı. Gün gelicek hokus pokus devri tamamen kapanıcak ve psikiyatrlar kalıtım bilimindeki ilerlemelerin ışığında çok başarılı tedavi ve danışma yöntemleri geliştirecekler.

SSS,
Uğur Alkan

MKD: Sevgili UA, “İslâm dininin kabûl etmediği bir şey bilimsel olamaz” a priorisine iştirak etmem mümkün değil. Hangi İslâm? Bilimsel metodoloji yazıma bir bakmanızı rica ediyorum. S……….

Uğur AlkanKasım 16th, 2009 23:15

Merhaba Hocam,

Bir şey İslâm dinine uygun mu derken Kur’!ân’ın aklını kullanma ilkesini esas almak lâzım. Zâten İslâm ülkeleri aklı mantığı esas alsa bütün sorunlarını çözebilirdi. Hangi İslâm derken harhâlde şunu kastetmiş olabilirsiniz. Mesela tarikat liderleri evrim teorisi İslâm da kabûl edilemez derler. İlâhiyat profesörleri arasında da birçok konuda görüş ayrılığı vardır. Benim anladığım İslâm bilimsel gerçekleri araştırmaya teşvik eden dindir. Bu bağlamda, Allah’ın bilgisi dışında bir bilim olamaz. İspatlanmış bilimsel bulgular gerçek Kur’ân felsefesine ters düşmez. Yoksa, başka dinlerde de bâzı kişiler bilimi dinle uyuşmaz şekilde sunabilir. Örneğin, Evangelical Pastor Ted Haggard kendisiyle görüşmeye gelen Richard Dawkins’le evrim konusunda tartışmıştı. Dawkins gibilerin bâzı bilim adamlarının teorilerini gerçekmiş gibi dünyaya sunduklarını iddia etti. Sonunda kendisinin hakı çıkacağını söyledi ve dünyada hayatın (Ted Haggard’a göre) bâzı bilim adamlarının iddia ettiği gibi milyonlarca senede oluşmadığı gerçeği kabûl edilecek. Gene bir araştırma sonucu Amerikalılar’ın %22’sinin Hazreti Isa’nın önümüzdeki 50 sene içinde dünyaya döneceğine inandığını gösterdi. Fakat bu fikirleri kabûl etmeyen ve bilimsel gerçekleri Allah’ın yarattığı sistemin temeli olarak gören Hristiyan teologlar da var.

Sevgiler,

Uğur Alkan

Ayşe ÇamKasım 21st, 2009 10:43

Değerli Hocam,

Sitenizde bir festival dâhilinde bir araya gelmiş, muhtemelen de birçoğunu tanımadığınız kişileri şarlatanlıkla, soytarılıkla suçluyorsunuz. Benim yukardaki yazılardan çıkartımım, bunu bilimsellik ve rasyonellik adına yaptığınız. Sanırım, bir bilim adamı olarak, bilimselliği ispatlanmamış konularda uğraşan, bilim adamı olma ehliyeti olmayan kişilere savaş açmışsınız. Bunu saygıyla karşılıyorum, zâten insanlık tarihinin bu nev’î çarpışmadan ve çekişmeden oluştuğu malûm…

Bilimin gelişmesinin ve bilimadamlığının en önemli unsurunun kuşkuculuk olduğunu düşünüyorum ve sizin de bilimi, rasyonelliği savunma çabası içerisinde taraf olduğunuzu, bu nedenle de maalesef gerçek bilim adamlığı vasfınızı göz ardı ettiğinizi düşünüyorum.

Ruhsal anlamda sağlığı bozuk olan kişileri sağlatacaklar tabii ki doktorlardır, ancak hiç bir sağlık problemi olmasa dahi kendini mutlu, başarılı, huzurlu hissetmeyenlere önereceğiniz ne olacaktır?

Sizin bir kalemde şarlatan, soytarı diye tanımladıklarınızın önemli bir kısmı, bilimsel paradigmaları kendilerine model alarak, bir anlamda çağdaş felsefe yapan kişilerdir.

Felsefe yaparak mutlu olacak, hayatlarını anlamlandırabilecek kişilere, mutluluğu sırf bilimsel yoldan yakalatmak anlamında ilâç yazarak sağlatmak sizce şarlatanlık değildir de nedir?

Paylaşmak istedim,

Saygılarımla.

MKD: Sayın AÇ, zannettiğinizin aksine, çoğunu şahsen tanıyorum (yâni gıyaben de değil). Doğrudur, 20 senedir her türlü şarlatanla mücadele ederim. Son cümlenizi ciddiye almıyorum çünkü alınabilecek gibi değil. Son olarak da, felsefe yapmakla rant elde etmek nedense beraber yürüyor, bunu göremiyor musunuz!

M. Ubeyd KorbeyKasım 22nd, 2009 22:10

Kerem Bey,

Konu açılmışken, size Esin Uzer hakkında 1979-80 yıllarından birkaç bildiğimi paylaşmak istiyorum. O yıllarda ilk okullarda yaptığımız çalışmlarda bize yardımcı olan yaşı ileri bir psikoloğumuz vardı. Kendisi Binbaşılıktan emekli olduktan sonra tekrar üniversiteye gidip psikoloji alanında meslek edinmişti. Yanısıra parapsikoloji ile ilgilenmiş, bâzı sorunların çözümünde hipnoz uygulmaları yaparak sonuç almaya çalışıyordu. Bâzı hipnoz telkinleri ile kişilere uyandıktan sonra farkına varmadıkları eylemleri yaptırabiliyordu. O zaman bizlere ilginç gelen bir dizi değişik olayı izleme şansı buluyorduk.

İşte bu dönemde bu psikolog bâzı vak’alarda sorunun çözmek için uyuttuğu kişilere daha etkin telkinlerde bulunmak için bu Esin Uzer hanımı getiriyor, onu da aynı anda uyutup telkinleri onun vasıtası ile yapmakta idi. Bu hanımın bunun dışında bir özelliği olmadığını görüyorduk. Sanıyorum, bu psikolog hipnoz ile ilgili bazı teknikler Esin Hanım’a öğretmiş. Yıllar sonra onu televizyonlara çıktığını görünce, halkı kandırdırmada bu deneyimlerini kullandığını fark ettim.

Bu bilgimi sizle paylaşmak istedim. Size çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Saygılarımla.

MKD: Teşekkürler Sayın M. Ubeyd Korbey. Demek ki kendi kendine “geliştirmemiş” bu marifetini…

TülayOcak 8th, 2010 19:06

Merhaba Kerem Bey,

Keşke o festivale katılsaydınız. Konuşmacıların içinde, gerçekten kendini mükemmelen geliştirmiş, insanlara saygılı, saldırgan ve ego şişmanı olmayan çok güzel insanlar vardı.

MKD: Yorumsuz…

Selen CanogluOcak 22nd, 2010 17:42

Merhaba Kerem Hocam,
Kurunun yaninda yas ta yanmis yine. Hokkabazlara ve sarlatanlara, laf ebeligiyle dolandiricilik yapanlara gecis yok %100 haklisiniz! Ama Modern tibbin ne yazikki -artik unuttugumu desem , goz ardi ettigimi desem- bireyin ruh ve beden butunlugunu kabulden yola cikarak uygulama yapma cabasindaki “tamamlayici” sifa yontemlerine de kapilari tamamen kapamamak lazim. Ozellikle son 20 yillik donemde yapilan klinik calismalar sonrasinda kimsenin kendine pay cikarmamasi icin adini burada vermeyecegim bazi enerjisel destek yontemlerinin dunaynin saygin hastanelerinde ve tip fakultelerinde uygulandigini (Colombia University / John Hopkins / Yale University vb.) – Arizona Universitesinin bu arastirmalari derinlestirmek uzere bir departman kurdugunu burada paylasmak isterim. Bu departmana ait yayinlara pubmed’den ulasmak ta mumkun. Hobi amacli ogrendigim bir yontemin simdi benim Tip anlayisimi degistirdigini gormek benim icin de surprizdi.
Sevgi ve Saygilarimla
Dr.Selen Canoglu

MKD: Bir de bu yöntemin ne olduğunu yazarsanız memnun oluruz. İmlânıza ve lisanınıza bilhassa dokunmadım; bir doktorun böylesine yazısını görmek ilginç gelebilir mekâncılara. Bilmukabele sevgiler…

Güler PınarbaşıOcak 29th, 2010 02:44

Sevgili Kerem Doksat Hoca,

Aklıma estikçe bâzı isimleri internette aratır, haklarında bilgi toplarım. Sizin sayfanız da ara sıra uğradığım, yorum ve görüş edindiğim yerlerden biridir. Biraz ego gibi gelebilir belki ama kendi adımı da aratırım zaman zaman; önem veririm nasıl yansıdığıma? Bugün de o günlerden biri oldu ve sitenizde adıma rastlayınca çok şaşırdım doğrusu. Gecenin bu saatine kadar yorumunuzu, yorumlarınıza olan yorumları, yorumlara olan yorumlarınızı okudum ve dayanamadım ben de kendimi yorayım istedim…

Elinize sağlık, fikirlerinizi çok güzel paylaşmışsınız da, tanımadan taaa uzaktan nasıl da etiketleyivermişsiniz hemencecik, “şarlatanlar” diye. Buna üzüldüm doğrusu. Benim için her zaman geri bildirimler çok önemlidir. Hepsini dinler, en değerlileri yolumda ilerlemek için kulağıma küpe yaparım. Hele ki, ülkem çapında ünlü bir profesörün geri bildirimini hiç kaçırmak istemem. Ama ne yazık ki, okuyunca, uzaktan, masa başından ve doğrudan yargıya varılmış bir yorumda çok etkisini hissedemedim. Gelmiş, dinlemiş ve ondan sonra yorum yapmış olsaydınız, inanın o yorumu daha çok önemser, hâttâ çerçeveletir duvarıma asardım.

2000 yılından beri Festiva’nın tüm çalışmalarına katılırım. O zamandan bu zamana birebir takipçisiyim bu yolda rastladığım tüm insanların. Hâttâ nerelerden nerelere geldiklerinin de yakın şâhidiyim diyebilirim. Bu süreç içinde kendi içimdeki tüm yaraların sağlıklı ve doğal yöntemlerle iyileşmesi de bunca zaman bu konuya verdiğim emeğin ve zamanın hediyesi oldu benim için.

Bunca şeyden sonra, “bu kadar her anlamda faydasını gördüğüm şeye mi inanayım, yoksa masa başında hakkımızda yorum yapan bir bilim adamına mı” diye bir düşünce içimden geçmedi desem yalan olur?

Demek istediğim şu ki, sorumluluk almayı severim. Kendi hayatım kadar, bana başvuran herkesin sorumluluğunu da almaktayım. Hayatımı 360 derece değiştiren farkındalık konusunda buralara kadar gelmek çok ciddi bir aşamadır benim için.

Bu yola baş koymuş tüm arkadaşlarıma ve kendime teşekkür ediyorum huzurunuzda.

Ayrıca size de teşekkür etmek istiyorum. Her ne kadar etiketiniz hoşuma gitmese de sayfanızda ismimi görmek hoşuma gitti, gurur duydum kendimle! Hele bir bakın bana; kendimi çözmüşüm, bir de bilgilerimi paylaşmaya ve yardım etmeye soyunmuşum… Bu yaşam da, kesinlikle ama kesinlikle işe yarıyorum. Ne mutlu bana!

içimdeki Öz, içinizdeki Öz’ü selâmlar…
http://www.neo-zen.net

MKD: Hayatı 360 derece değişerek farkındalık kazanmış Sayın GP’na, bir dahaki sefere 180 derece tavsiyesiyle… Psikiyatrinin genellikle masa başında yapılması hususunda çok haklısınız; cerrahî bir işlem yapmıyoruz da…

Güler PınarbaşıOcak 29th, 2010 02:47

Gereksiz soru işaretlerini gecenin bir yarısı size fikrimi yazma isteğime verin lûtfen. O kadar da özenmiştim oysa ki, hatamla seversiniz inşallah beni :)

Sevgiler, saygılar…

Güler PınarbaşıOcak 30th, 2010 21:14

Yanlış anlatmış olmayayım Sevgili Kerem Bey,

Düzeltme yapmama izin veriniz lütfen. psikiyatri yapışınıza değil sözüm yorumcu yargınıza, o masa başından olmamalı (bana göresi tabii)…

Bir de; hayatı 360 derece değiştirip aynı yerde kalmadım, – 180, + 180 olarak toplamda yine 360 derece değiştirdim. Yani olduğum bir önceki yerden bir sonraki boyuta geçerek.

Neyse sevgili Kerem Bey, amacım size laf yetiştirmek değil, bu yolda ilerleyen biri olarak sizden feyz almak. Hatta bir arkadaşım rahmetli babanızın kitabını bana bulup hediye ettiğinde facebook’ta bile sizi aradım :)

yani amacımız bağcı dövmek değil, üzüm yemek ise o zaman bilmediklerimizi paylaşmaya da açık olmak lazım, öyle değil mi?

Ben naçizane kendimce kendi hayatıma faydası olan çalışmalarımı paylaşmayı önemsiyorum. Hatta bu konuda uzmanların yol, yön, fikir, öneri… vb. her değerli söylemini, satırını da kulağıma küpe yapmaya hazırım.

sevgilerimle


içimdeki Öz, içinizdeki Öz’ü selâmlar…
http://www.neo-zen.net

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word