Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2868 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

MİLLÎ ve ŞAHSÎ DEPRESYON

Mevhum “İrtica ile Mücadele Eylem Plânı’nın” orijinalinde ıslak imzası olduğu iddia edilen ve Adlî Tıp Kurumu’nun son anda atanan iki uzmanın kararıyla bu kanaâtte rapor verdiği Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek, nöbetçi 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nce tutuklandı. Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek, daha önce aynı soruşturma kapsamında 1 Temmuz 2009 günü saat 00.30’da tutuklanmış, aynı gün avukatlarının yaptığı itiraz üzerine iki hâkimin tahliye, biri tutuklama deavm kararıyla tahliye edilerek saat 21.05’de cezaevinden çıkmıştı Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek elinde bir çanta ile beklendiği gibi dün saat 10.10’da adliyeye geldi.

Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek’in ifâdesini kim aldı: İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz!

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, saat 13.45’de Albay Dursun Çiçek’in ifâdesini almaya başladı, 15.45’te bitirdi ve Albay Dursun Çiçek tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi; 21.15’de nöbetçi 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nce tutuklandı, 23.35’te adliyeden alınarak Hasdal Cezaevi’ne götürüldü. Avukatı Mustafa Çevik tutukluluk kararına itiraz etti.

Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek’in sorgusunda “İrtica ile Mücadele Eylem Plânı’nın” orijinalinin gösterildiği ve meçhûl bir subayın gönderdiği ihbar mektubundaki iddialar soruldu. İhbar mektubuna göre Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek’in çalıştığı Genelkurmay Karargâhı’nda olayın ortaya çıkmasının ardından panik yaşanıp yaşanmadığı, belge, evrak ve bilgisayarların imha edilip edilmediği de soruldu. Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek savcılara “bu belgeyi görmedim. İmza da bana âit değil” diye istediği kadar yırtınsın, senaryoyu bozamadı. Islak imza makinelerinin olması hiçbir şeyi değiştirmedi!

Sonradan haham olan(!), yurtdışında bir yerlerde gizlenen bir homoseksüelin tamamen hayâlî iddialarıyla başlatılan Ergenekon soruşturması şimdilik bu aşamada. Burada bu kişinin homoseksüel olmasından bahsetmemin sebebi istiskâl veya homofobi değil, doğru olan bilginin hatırlatılmasından ibârettir; eğer evli olsaydı, onu da belirtirdim. Bu kadar kritik bir davada burnunu sokmadığı malûm olan bir kişinin cinsel yöneliminden bahsetmem icap eder. İşin arkasında Fethullahçılar ve dinbazlar var; ahlâk ve imandan yanlarına yaklaşılmıyor ama Müslüman iseler göre “lânetli” olan, Bahaî iseler bu mekânda ilgili makalede okuyacağınız “hoşgörü” es geçilemez.

Tuncay Güney

Sonrası…

Göreceğiz.

Eminim ki daha çok şey olacak. Bir ara mazlum ve mahzun tavra bürünen Devletlû’nun son ABG dönüşündeki “sert tavrı” bunu müjdeliyor!

Bu arada Yargıtay’ın, dinlemelerden sorumlu İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ‘in bile dinlendiği ortaya çıktı.

Dinleyen kim: Ergenekon Savcıları!

Yıpranan kim: Yargı!

***

Üç gün önce Genel Kurmay Başkanı ile Devletlû’nun ve Gülümüz’ün arasındaki koltuk boş bırakıldı.

İstiskal edilen, yok sayılan kim: TSK’nın başı.

10 Kasım’da bu seneye kadar Atatürk anılır, onu anlatan konuşmalar yapılır ve aziz hâtırası yâd edilirdi. Bu sûretle de ilke ve inkılâpları hatırlanırdı.

Ataturk

Ne perçinlenirdi: Lâik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucusuna bağlılık.

Bu 10 Kasım’da ısrar ve inatla “Demokratik Açılım” TBMM çatısına getirildi. Devletlû “o hayatta olsaydı, aynen bunu yapardı. Ölenle ölünmez” filân dedi.

İçişleri Bakanı genellikle önüne veya elindeki kâğıtlara bakarak durdu ve konuştu; çok tedirgin ve “nereden de bulaştım bu işe” duygulanımı gözden kaçmıyor. Meclis BaşkanıAtam, izindeyiz” gibi sloganların bulunduğu pankartlara “ölçüsüz şiddetle” kızıp fırçayı bastı. Hâlbuki Ayrılıkçı Kürtçü Parti’nin kongrelerinde Bölücübaşı’nın pankartlarının açılması fiiliyatta serbest! Sonra da AKP’li bir genç milletvekili MHP’nin içerisinde bulunduğu hükûmetin, gizli görüşmelerde vatanı neyin karşılığında sattığını sordu ve ortalık birbirine girdi.

Kim küçük düşürüldü: Millî iradeyi temsil eden herkes.

Neden mi, çünkü aynı şeyleri AKP için de MHP’liler söylüyor. Zımnen ortaya çıkan şey şu ki, vatanı satmayan tek bir parti var; o da Ayrılıkçı Kürtçü Parti! Zâten genel başkanlarının soyadı da Türk değil mi?

Eşikaltı mesaj ne: Türk olmak iyi değildir!

***

Bu arada Adalet Bakanlığı’nın fezlekesini inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Sincan 1. Ağır Ceza Hâkimi Osman Kaçmaz hakkında, 4 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianâme hazırladı. Soruşturmaya tamamlayan savcılık, Sincan 1. Ağır Ceza Hâkimi Osman Kaçmaz hakkında hazırladığı iddianameyi dün akşam Ankara Nöbetçi 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Başsavcı Vekili Mehmet Çavuşoğlu’nun hazırladığı iddianâmede, Sincan 1. Ağır Ceza Hâkimi Osman Kaçmaz hakkında TCK 109’da “hürriyeti tahdit”, TCK 288’deki “gizliliği ihlâl”, TCK 257’deki “görevi kötüye kullanma” suçlamalarıyla yaklaşık 4 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istendi. Yetmedi, Sincan 1. Ağır Ceza Hâkimi Osman Kaçmaz’ın kamu görevi yaptığı gerekçesiyle bu suçlarda arttırım yapılması da istendi. Yargılanmasına karar verilirse 1. Sınıf Hâkim olduğu için, Yargıtay’da yargılanacak. Ankara Adliyesi’ne giden, “izinsiz olarak jammer (telefon dinlenmesini imkânsız hâle getiren cihaz) kullanmaktan” da suçlanan Sincan 1. Ağır Ceza Hâkimi Osman Kaçmaz, “HSYK’ya güveniyor musunuz” sorusunu “ben herkese güveniyorum” diyerek cevapladı, gidip Atatürk’e şikâyet etti her şeyi ve yapanları.

Peki, kimdir bu Sincan 1. Ağır Ceza Hâkimi Osman Kaçmaz: Gülümüz hakkında, kayıp trilyon davasında “şüpheli” sıfatını kullanan ve yargılanmasını isteyen, daha önce de “Sayın Öcalan” dediği için Devletlû hakkında yargılanma kararı veren hukuk adamı!

osman kaçmaz

Yıpranan ne: Adalet duygusu!

***

Alman Millî Takımı’nın ve Hannover 96 Kulübü’nün kalecisi, bir kere de Fenerbahçe’de fileleri korumuş olan 32 yaşındaki Robert Enke, önceki gün bir trenin altına atladı. Karısı Teresa Enke, kocasının depresyon geçirdiğini, ancak, bu yıl evlât edindikleri kızları da ellerinden alınır korkusuyla bunu açıklayamadığını söyledi.

Robert Enke’nin kızı Lara bundan üç yıl önce, henüz iki yaşındayken az rastlanan bir kâlb hastalığından vefat etmişti. Robert Enke ve karısı da Mayıs ayında bir bebek evlât edinmişti. Ama asla gelen gidenin yerini tutamıyordu…

2003′ten beri depresyonla boğuştuğu ve ardında bir intihar notu bıraktığı söylenen kalecinin intiharı, Almanya’da şok etkisi yarattı. Dün gece düzenlenen yürüyüşe katılan binlerce kişi, sessizce Robert Enke’nin kaptanı olduğu Hannover 96 Kulübü’nün stadyumuna yürüdü.

Hayranları stadyuma çiçekler bırakıp mumlar yaktı.

Pekişen neydi: Sevgi, saygı ve dayanışma.

***

Ne alâka mı?

Ağır kayıplar, emniyet duygusunun yıpranması, tesanüdün bozulması, kimliğin-kendiliğin yıpranması, dünyevî veya ilâhî adalete güvenin sarsılması, belirsizlik ve yeni kayıplar yaşamaktan korkma depresyona yol açar.

   Anlayamayan var mı?

      İnanmak istemiyorum!

         Teslimiyet ve depresyon mu?

            Yoksa sonuna kadar dimdik durmak mı?

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 12 Kasım 2009 Perşembe

MKD güncelleme: Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek, 43 saat sonra tekrar tahliye edildi. TBMM’den de Kürdiye Açılımı “geçti”!

3 Yorum

Lâle ArasKasım 16th, 2009 19:53

Sihirli fiili bile sihirli flüt diye okuyorum. Bu şiiri ben anlamam, melez kalırım. Anlasam psikiyatr olurum. Sihirli kelime inceleme… Bence bir psikiyatrIn yorumlayabileceği, inceleyebileceği yazılar, şiirler bunlar, ne desem fazla olur.

Sağlık, sıhhât, kendime de akıl, fikir, edep diliyorum.

MKD: ;-)

Hasan ÇEKİÇKasım 16th, 2009 21:25

Eppus si muove…
Dünya hep dönecek, dünyada işler hep dönecek.
İçindekiler, dünyanın döndüğünü hiç hissetmeyecek.
O dünyanın içinde neler döndüğünü de.
O sihirli flüt ötünce, dünya çok hızlı dönecek.
O gün herkes hissedecek.
Flütün sesi ıslık gibi midir acaba.
Yok yok hislik gibidir. Öylesi görkemli olurdu.

MKD: Bakalım bu iş nereye varacak; ne de olsa burası primer olarak bir edebiyat veya şiir mekânı değil…

Hasan ÇEKİÇKasım 16th, 2009 21:37

Hocam ellerinizden öpüyorum.
Söz artık yazmıyacağım, okurum sâdece.
Tahammülünüz için teşekkür ediyorum.
Hakkımda kısa bilgi vereyim müsaadenizle.
İstanbul çocuğuyum, dedem, babam, ben istanbul’luyuz. Daha gerisi Giritli.
Hür elektrik mühendisiyim. Televizyonlarda teknik yöneticilik yaptım. CNNTürk ve Expo TV’yi teknik olarak kurdum. İşimi iyi yapmak isterim ve öyle yaptım. Malıklarla çok savaştım geri çekildim.
Televizyon işleri bilirsiniz, yayına girmeden önce kopan kablolar patlayan VTR’ler falan filân.

Sanıyorum bunu yayınlamazsınız, zâten ben de istemem.

MKD: Bilakis, bilhassa yayınlıyorum ve gönlümüz rahatladı. Lûtfen yazmaya devam Sayın HÇ.

S…..

Yorum Yapın

Mesajınız