BAKIN, NÂGEHAN HANIM KIZIMIZ NASIL DA ELÇİLİK YAPMIŞ!
Ben durduk yere hiç kimseye takmam veya önemsemem, ama oyunları genellikle iyi tahlil ederim.
Mekânı takip edenler Akşam’dan Nâgehan Elçi’yi mercek altına aldığımı hatırlayacaklardır. Hani şu “Ben” diye kendini tanıtan, müthiş bir ivmeyle yükseltilen genç kadın.
Bakın, http://www.turksam.org/tr/a1860.html adresinden e-mektup kutuma ne düştü:
Ermenistan basınının haberine göre Akşam Gazetesi yazarı Nâgehan Alçı, Ermenistan’a ve oradan da Ermenistan’ın hâlen işgâl altında tuttuğu Azerbaycan toprağı Dağlık Karabağ Bölgesi’ne bir gezi düzenlemiş ve buradan yayın yapan bir televizyon kanalına ilginç bir açıklama yapmıştır.
Ermenistan basınından aktarıldığı şekliyle Nâgehan Alçı, “biz Türkiye’de yanlış yapmışız. Şimdi anlıyorum ki, Dağlık Karabağ yüzde yüz Ermeni toprağıdır ve siz bu toprakları vermemek için yeteri kadar kararlısınız” sözlerini sarf etmiştir.
Kendisine sorulan “1915 yılında soykırım yapılmış mıdır?” sorusunu da, tarihçi olmadığını bu sebeple soykırım yapılıp yapılmadığını söyleyemeyeceği şeklinde cevaplarken, 1915 yılında üzücü hâdiseler yaşandığını da sözlerine eklemiştir. Açıklama Ermenistan, Azerbaycan ve Rusya basınında geniş yer tutmuş; Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı konuyu araştırdığını ifâde etmiştir.
Gazetecilik bilgisine, görgüsüne ve tarafsızlığına inanılan ve kendisine güvenilen İsmail Küçükkaya’nın Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı Akşam Gazetesi’nde sorumlu bir gazetecilik gerçekleştirerek Nâgehan Alçı’nın yaptığı bu açıklamaya yer vermeyeceği umulmaktadır. Hiçbir belgeye dayanmayan, bu denli yakın bir tarih hakkında dahi araştırma yapma gereği duyulmadan yapılan açıklama büyük bir tâlihsizliktir. Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’a âit olduğuna hiç şüphe bırakmayan belgelerin gözden geçirilmemiş oluşu, konuya ilişkin BM kararlarının dahi bilinmiyor oluşu bir gazeteciye yakışmamıştır.
Tarihçi olmadığını ifâde eden Alçı’nın bir tarihçi gibi davranarak, bin yıldır Türk toprağı olan Dağlık Karabağ’ı bir gezi ile Ermeni toprağı ilân edivermesi, Azerbaycan’da tepkiyle karşılanmıştır. Umulur ki, bir tercüme hatası olsun. Ne var ki, Ermenistan basınında geniş ilgi gören açıklama, Azerbaycan ve Rusya basınında da yer almıştır. Eğer bir tercüme hatasıysa, bu konuda ilgili yerlere mutlaka bir açıklama gönderilmesi gerekmektedir. Ancak eğer bu açıklama, Nâgehan Alçı tarafından bilinçli bir şekilde yapılmışsa ortada ciddi bir sorun var demektir. Bu sorunu çözmek ise, birinci derecede Akşam Gazetesi yönetimine düşmektedir.
Açıklamalar için bkz.
Ermenistan Basını: http://newsarmenia.ru/karabah/20091116/42162789.html
Azerbaycan Basını: http://www.anspress.com/index.php?a=2&lng=az&nid=11997
Rus basını: http://www.gazetasng.ru/news/show/3758.html.
***
Bakın, bu hanım kızımız daha neler yapacak, dikkatle takip edin.
Bu arada, Akşam’da üç aydır maaşların neredeyse hiç ödenmediğini, Şehlâ Güzel Kız’la bu hanım kızımızın Kanaltürk’te çok şâyan-ı dikkat programlar yaptıklarını hatırlatırım.
Tek ortak yanları ise “r” özüğlü olmalağı!
Yakında gittikçe dibe vuran Akşam’dan, özgür ve tarafsız haberlerin(!) cesur kanalına âni bir zıplayış bekleyin.
Fatih Altaylı, Yiğit Bulut, Murat Bardakçı ve Nâgehan Alçı!
Muhteşem bir kare as olurlar.
Ama Şehlâ Güzel Kız’a ağabey nasihati:
Sakın onların arasına da oturma, Tarihin Arka Orası’na devam et.
Neden dersen, bunlar seni “yerler” de ondan; zâten vaziyet vahim!
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 17 Kasım 2009 Salı


[...] http://www.keremdoksat.com/2009/11/17/bakin-nagehan-hanim-kizimiz-nasil-da-elcilik-yapmis/ adresinden kendi makalemi kopyalayıp [...]
Sevgili Kerem Hocam,
Bu herşeyden biraz anlar ama hiç bir şeyden tam anlamaz hanım gazetecimizin yaptığı gafı meslek hatası diyeceğim ammmma, yakın zamanda büyük aşkla evlendiği (Allah sonsuza kadar ayırmasın ve mesut etsin) TV programlarının yüksek sesli genç ve gözüpek gazetecisi eşinden de sorup öğrenmemiş mi? Gerçi, bu mümtaz âilenin evinde büyük fikir özgürlüğü olduğunu, bir tarafın diğer tarafa baskı yapmadığını söyleseler de, Türkçe’de “parayı veren düdüğü çalar” diye bir atasözü vardır. Bu sözde nereden aklıma geldi de yazdım, bilmiyorum ama bu gazetecilerimizde bir yerden ücret alıp, kendi gazetelerinin dışındaki TV’lerde program yapıyorlar. Belki bundandır.
Sevgiyle kalın…
MKD: Sayın SÖ, kocasının müktesebatı ne ki, ona bir şeyler öğretecek
Sevgimle, saygımla…