<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>TEŞHİR, ŞİDDET, HİDDET ve TELEVOLE MEDYASI – 1 Eylül 2006’da Yazdığım Makalem yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.keremdoksat.com/2009/11/20/teshir-siddet-hiddet-ve-televole-medyasi-%e2%80%93-1-eylul-2006%e2%80%99da-yazdigim-makalem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.keremdoksat.com/2009/11/20/teshir-siddet-hiddet-ve-televole-medyasi-%e2%80%93-1-eylul-2006%e2%80%99da-yazdigim-makalem/</link>
	<description>HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNINA HOŞ GELDİNİZ...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Mar 2010 12:31:40 +0200</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Emrah ŞELİMAN tarafından</title>
		<link>http://www.keremdoksat.com/2009/11/20/teshir-siddet-hiddet-ve-televole-medyasi-%e2%80%93-1-eylul-2006%e2%80%99da-yazdigim-makalem/comment-page-1/#comment-22725</link>
		<dc:creator>Emrah ŞELİMAN</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 20:39:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.keremdoksat.com/?p=903#comment-22725</guid>
		<description>&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saygıdeğer Hocam&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;,

İzniniz olursa ben de &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Peder&#039;in&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; bir hatırasını paylaşmak isterim.

12 Eylül öncesi. Bir gösteri sırasında nezarete alıyorlar; yakasında &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Atatürk&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; rozeti var. Memur soruyor &quot;bu kim&quot; diye. Peder de alay ederek: &quot;Bu senin baban, tanımadın mı?&quot; diye cevaplıyor.

Sonrasını hatırlamadığını söylüyor. Saçını o kadar çekmişler ki haftalarca kafasını yıkayamamış.

&quot;İnsanlarımız gâyet sistematik bir şekilde misenformasyona, dezenformasyona, apolitizasyona ve asimilasyona mâruz bırakıldı&quot; tespitiniz her şeyi açıklıyor.

Zâten başımızdaki güruh o faşizmin neticesi değil mi?

Kocaman saygılar, sevgiler.

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;MKD:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Bilmukabele &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Sevgili Emrah&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Saygıdeğer Hocam</strong></em>,</p>
<p>İzniniz olursa ben de <strong><em>Peder&#8217;in</em></strong> bir hatırasını paylaşmak isterim.</p>
<p>12 Eylül öncesi. Bir gösteri sırasında nezarete alıyorlar; yakasında <em><strong>Atatürk</strong></em> rozeti var. Memur soruyor &#8220;bu kim&#8221; diye. Peder de alay ederek: &#8220;Bu senin baban, tanımadın mı?&#8221; diye cevaplıyor.</p>
<p>Sonrasını hatırlamadığını söylüyor. Saçını o kadar çekmişler ki haftalarca kafasını yıkayamamış.</p>
<p>&#8220;İnsanlarımız gâyet sistematik bir şekilde misenformasyona, dezenformasyona, apolitizasyona ve asimilasyona mâruz bırakıldı&#8221; tespitiniz her şeyi açıklıyor.</p>
<p>Zâten başımızdaki güruh o faşizmin neticesi değil mi?</p>
<p>Kocaman saygılar, sevgiler.</p>
<p><em><strong>MKD:</strong></em> Bilmukabele <em><strong>Sevgili Emrah</strong></em>.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>calimelo tarafından</title>
		<link>http://www.keremdoksat.com/2009/11/20/teshir-siddet-hiddet-ve-televole-medyasi-%e2%80%93-1-eylul-2006%e2%80%99da-yazdigim-makalem/comment-page-1/#comment-22704</link>
		<dc:creator>calimelo</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 01:12:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.keremdoksat.com/?p=903#comment-22704</guid>
		<description>Keşke hocam, keşke...

http://www.sam.gov.tr/perceptions/Volume7/September-November2002/Perception_AslanGunduz.pdf 

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;MKD:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Keşke de keşke :(</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Keşke hocam, keşke&#8230;</p>
<p><a href="http://www.sam.gov.tr/perceptions/Volume7/September-November2002/Perception_AslanGunduz.pdf" rel="nofollow">http://www.sam.gov.tr/perceptions/Volume7/September-November2002/Perception_AslanGunduz.pdf</a> </p>
<p><em><strong>MKD:</strong></em> Keşke de keşke <img src='http://www.keremdoksat.com/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>mustafa terziahmetoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.keremdoksat.com/2009/11/20/teshir-siddet-hiddet-ve-televole-medyasi-%e2%80%93-1-eylul-2006%e2%80%99da-yazdigim-makalem/comment-page-1/#comment-22703</link>
		<dc:creator>mustafa terziahmetoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 22:14:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.keremdoksat.com/?p=903#comment-22703</guid>
		<description>Saygılar Efendim,

Makaleleriniz karşısında söylenecek söz kalmadığından, makalenin sonunda YORUM YAPIN ifâdesini görür görmez gevezelik yapma zamanı geldi diyorum. Bana sâdece gevezelik yapmak düşüyor. Sabrınız için sağ olun.

Cumhuriyet tarihimizin yarım asırlık çınarı, temeline blokaj ve hasır betonu atılmış, duayen &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Cumhurbaşkanımız Sayın Demirel&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, Allah uzun ömürler versin, bu aralar fıkralara rağbet eder oldu ve çözümleri fıkralar da aramaya başladı. Onlarla teskin olmaya, avunmaya ve avutmaya çalışıyor. Bir tânesini iktibas ediyorum.

Geçtiğimiz günlerde bir toplantıda eski Cumhurbaşkanlarından &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Demirel&#039;e &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;ülkenin durumu hakkında ne düşündüğü sorulmuş. 

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Demirel &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;de soruyu yönelten kişiye:  

&quot;Bak sana bunu bir fıkrayla anlatayım da pazar neşesi olsun&quot; demiş. 

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Demirel&#039;in &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;anlattığı fıkra:

Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Karakuşi &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;adında bir kadı varmış. Bir gün &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Karakuşi Kadı&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.

Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sâhibini bekleyen nefis bir ördek var... &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Karakuşi Kadı&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, fırıncıya &#039;Ben bunu aldım&#039; demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.

Az sonra ördeğin sâhibi gelmiş: &#039;Hani bizim ördek?&#039;

Fırıncı boynunu büküp &#039;uçtu&#039; deyince iş kavgaya dönüşmüş. 

Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Gayrimüslim de peşinde kovalıyor...

Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hâmile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...

Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Karakuşi Kadı&#039;nın &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;karşısına çıkarmışlar.

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kadı &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;sırayla sormuş... 

Ördeğin sâhibi, &#039;bu adam ördeğimi hiç etti&#039; diye şikâyet etmiş.

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Karakuşi Kadı&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, fırıncıya sormuş: &#039;Ne yaptın bu adamın ördeğini?&#039;

Fırıncı &#039;uçtu’ demiş. &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kadı&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, kara kaplı defterini açmış:

&#039;Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar &#039;uçar&#039; anlamına gelir. O hâlde ördeğin uçması suç değil&#039; diyerek fırıncının beraatına karar vermiş.

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikâyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: &#039;Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...&#039;

Davacı &#039;ne olacak?&#039; diye sorunca &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Karakuşi Kadı&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, &#039;Şimdi&#039; demiş, &#039;fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.&#039;

Tabii gayrimüslim şikâyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Karakuşi Kadı&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, &#039;tamam&#039; demiş, &#039;karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk Koyacak&#039;! Böyle olunca adam da şikâyetini ânında geri almış, fırıncı bu davadan da kurtulmuş.

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kadı &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;dönmüş Yahudi&#039;ye: &#039;Senin şikâyetin ne bre&#039;… Yahudi ellerini açmış, &#039;ne diyeyim kadı efendi&#039; demiş, &#039;adaletinle bin yaşa sen e mi!&#039;

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Demirel &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;bu fıkrayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen topluluğa dönerek, 
kıssadan hisse: Ananı &quot;öpen&quot; kadı ise, kime şikâyet edeceksin? Bugün ülkedeki durum bu! Anladın mı?
------------------------------------------------------------------------------------------------
Buna ilave olarak sabahleyin bir mail aldım. Arkadaş şaka yapıyor zannettim. Araştırayım dedim. Vallahi doğru çıktı. İstanbul Kent orkestrasından bahsediyorum. Bu kuruluş BŞBelediyesi&#039;ne âit. Aşağıda bu kuruluşun görevleri ve Müdürü&#039;nün CV&#039;sini iktibas ediyorum.

Kuruluşu ve Görevleri
1989 yılında kurulan Kent Orkestrası Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı&#039;&#039;na bağlı olarak görev yapıyor. Müdürlük, temel olarak bünyesindeki iki sanat topluluğunun san&#039;at faâliyetlerinin organizasyonuyla san&#039;atçı ve idarî personelin özlük işlemlerini yürütmek, genel idareyi sağlamakla görevlidir. Hâlen, fiilî olarak 2 müdür yardımcısı 41 kişilik Kent Orkestrası san&#039;atçı kadrosu, 35 kişilik Belediye Bandosu, bir şef, üç memur ve üç hizmetli ile çalışmalarını sürdürmektedir. 

Görevleri 

-Müdürlük, müzik san&#039;atının toplumsal işlevine uygun olarak halkın kültürel üretiminin, eğitiminin, san&#039;at seviyesinin ve bilincinin yükseltilmesine katkıda bulunmak, 
-Ulusal ve evrensel müzik kültürünü yerleştirmek gâyesi ile kapalı salon ve açık hava veya park konserleri ve belirli programlar ve toplantılar sırasında periyodik konserler vermek,
-Ayrıca Müdürlük bünyesindeki bando birimi ile açılış, kapanış, karşılama, uğurlama çeşitli kutlama günlerinde seremoni görevleri ile özel kuruluşların talebi üzerine ücretli görevleri yerine getirmek.

Müdürü:
&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Celal Sevencan&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, 1954 yılında Trabzon&#039;un Of ilçesinde doğdu. 1975 yılında tamamladığı orta öğreniminin ardından, 1976 yılında Samsun Yüksek İslâm Enstitüsü&#039;ne girdi ve 1981 yılında mezun oldu. Meslek hayatına 1982 yılında Bitlis Merkez Atatürk Ortaokulu&#039;nda öğretmen olarak başladı. Bitlis ve Samsun&#039;da çeşitli okullarda öğretmen, müdür yardımcısı ve müdürlük görevlerinde bulundu. 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi Samsun Tekkeköy İlçe Belediye başkan adayı olarak seçimlere girdi. Seçimlerin ardından aynı yıl içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yazı İşleri Müdürü olarak göreve başladı. 1995 yılında atandığı Mezarlıklar Müdürlüğü&#039;ndeki 5 yıllık hizmetinin ardından 1999 yılında İtfaiye Daire Başkanlığı&#039;na programcı olarak atandı. 

01.05.2001 tarihinde Sosyal ve İdari İşler Müdürlüğü&#039;ne getirilen &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Sevencan&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, 17.11.2004 tarihinde Katı Atık Yönetimi Şûbe Müdürlüğü&#039;ne Asaleten Müdür olarak atanmıştır. 04.08.2006 tarihinden itibâren Kent Orkestrası Müdürlüğü&#039;ne asaleten atanmış olan &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Sevencan&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, evli ve 5 çocuk babasıdır.

Efendim, müsaade ederseniz uykum geldi. Gerçekten uyumak istiyorum. 
Çok yorgunum çok...

İyi geceler.

SSSSS

&lt;em&gt;&lt;strong&gt;MKD: &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;Lâhavle velâkuvve! Siz ne kadar câhilsiniz, hiç katı atıkların musıkîsini işitmediniz mi ;-)

S...................</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Saygılar Efendim,</p>
<p>Makaleleriniz karşısında söylenecek söz kalmadığından, makalenin sonunda YORUM YAPIN ifâdesini görür görmez gevezelik yapma zamanı geldi diyorum. Bana sâdece gevezelik yapmak düşüyor. Sabrınız için sağ olun.</p>
<p>Cumhuriyet tarihimizin yarım asırlık çınarı, temeline blokaj ve hasır betonu atılmış, duayen <em><strong>Cumhurbaşkanımız Sayın Demirel</strong></em>, Allah uzun ömürler versin, bu aralar fıkralara rağbet eder oldu ve çözümleri fıkralar da aramaya başladı. Onlarla teskin olmaya, avunmaya ve avutmaya çalışıyor. Bir tânesini iktibas ediyorum.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde bir toplantıda eski Cumhurbaşkanlarından <em><strong>Demirel&#8217;e </strong></em>ülkenin durumu hakkında ne düşündüğü sorulmuş. </p>
<p><em><strong>Demirel </strong></em>de soruyu yönelten kişiye:  </p>
<p>&#8220;Bak sana bunu bir fıkrayla anlatayım da pazar neşesi olsun&#8221; demiş. </p>
<p><em><strong>Demirel&#8217;in </strong></em>anlattığı fıkra:</p>
<p>Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü <em><strong>Karakuşi </strong></em>adında bir kadı varmış. Bir gün <em><strong>Karakuşi Kadı</strong></em>, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.</p>
<p>Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sâhibini bekleyen nefis bir ördek var&#8230; <em><strong>Karakuşi Kadı</strong></em>, fırıncıya &#8216;Ben bunu aldım&#8217; demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.</p>
<p>Az sonra ördeğin sâhibi gelmiş: &#8216;Hani bizim ördek?&#8217;</p>
<p>Fırıncı boynunu büküp &#8216;uçtu&#8217; deyince iş kavgaya dönüşmüş. </p>
<p>Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış&#8230; Gayrimüslim de peşinde kovalıyor&#8230;</p>
<p>Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hâmile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış&#8230;</p>
<p>Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak <em><strong>Karakuşi Kadı&#8217;nın </strong></em>karşısına çıkarmışlar.</p>
<p><em><strong>Kadı </strong></em>sırayla sormuş&#8230; </p>
<p>Ördeğin sâhibi, &#8216;bu adam ördeğimi hiç etti&#8217; diye şikâyet etmiş.</p>
<p><em><strong>Karakuşi Kadı</strong></em>, fırıncıya sormuş: &#8216;Ne yaptın bu adamın ördeğini?&#8217;</p>
<p>Fırıncı &#8216;uçtu’ demiş. <em><strong>Kadı</strong></em>, kara kaplı defterini açmış:</p>
<p>&#8216;Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar &#8216;uçar&#8217; anlamına gelir. O hâlde ördeğin uçması suç değil&#8217; diyerek fırıncının beraatına karar vermiş.</p>
<p>Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş&#8230; Onun şikâyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: &#8216;Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla&#8230;&#8217;</p>
<p>Davacı &#8216;ne olacak?&#8217; diye sorunca <em><strong>Karakuşi Kadı</strong></em>, &#8216;Şimdi&#8217; demiş, &#8216;fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.&#8217;</p>
<p>Tabii gayrimüslim şikâyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.</p>
<p>Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da <em><strong>Karakuşi Kadı</strong></em>, &#8216;tamam&#8217; demiş, &#8216;karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk Koyacak&#8217;! Böyle olunca adam da şikâyetini ânında geri almış, fırıncı bu davadan da kurtulmuş.</p>
<p><em><strong>Kadı </strong></em>dönmüş Yahudi&#8217;ye: &#8216;Senin şikâyetin ne bre&#8217;… Yahudi ellerini açmış, &#8216;ne diyeyim kadı efendi&#8217; demiş, &#8216;adaletinle bin yaşa sen e mi!&#8217;</p>
<p><em><strong>Demirel </strong></em>bu fıkrayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen topluluğa dönerek,<br />
kıssadan hisse: Ananı &#8220;öpen&#8221; kadı ise, kime şikâyet edeceksin? Bugün ülkedeki durum bu! Anladın mı?<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
Buna ilave olarak sabahleyin bir mail aldım. Arkadaş şaka yapıyor zannettim. Araştırayım dedim. Vallahi doğru çıktı. İstanbul Kent orkestrasından bahsediyorum. Bu kuruluş BŞBelediyesi&#8217;ne âit. Aşağıda bu kuruluşun görevleri ve Müdürü&#8217;nün CV&#8217;sini iktibas ediyorum.</p>
<p>Kuruluşu ve Görevleri<br />
1989 yılında kurulan Kent Orkestrası Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı&#8221;na bağlı olarak görev yapıyor. Müdürlük, temel olarak bünyesindeki iki sanat topluluğunun san&#8217;at faâliyetlerinin organizasyonuyla san&#8217;atçı ve idarî personelin özlük işlemlerini yürütmek, genel idareyi sağlamakla görevlidir. Hâlen, fiilî olarak 2 müdür yardımcısı 41 kişilik Kent Orkestrası san&#8217;atçı kadrosu, 35 kişilik Belediye Bandosu, bir şef, üç memur ve üç hizmetli ile çalışmalarını sürdürmektedir. </p>
<p>Görevleri </p>
<p>-Müdürlük, müzik san&#8217;atının toplumsal işlevine uygun olarak halkın kültürel üretiminin, eğitiminin, san&#8217;at seviyesinin ve bilincinin yükseltilmesine katkıda bulunmak,<br />
-Ulusal ve evrensel müzik kültürünü yerleştirmek gâyesi ile kapalı salon ve açık hava veya park konserleri ve belirli programlar ve toplantılar sırasında periyodik konserler vermek,<br />
-Ayrıca Müdürlük bünyesindeki bando birimi ile açılış, kapanış, karşılama, uğurlama çeşitli kutlama günlerinde seremoni görevleri ile özel kuruluşların talebi üzerine ücretli görevleri yerine getirmek.</p>
<p>Müdürü:<br />
<em><strong>Celal Sevencan</strong></em>, 1954 yılında Trabzon&#8217;un Of ilçesinde doğdu. 1975 yılında tamamladığı orta öğreniminin ardından, 1976 yılında Samsun Yüksek İslâm Enstitüsü&#8217;ne girdi ve 1981 yılında mezun oldu. Meslek hayatına 1982 yılında Bitlis Merkez Atatürk Ortaokulu&#8217;nda öğretmen olarak başladı. Bitlis ve Samsun&#8217;da çeşitli okullarda öğretmen, müdür yardımcısı ve müdürlük görevlerinde bulundu. 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi Samsun Tekkeköy İlçe Belediye başkan adayı olarak seçimlere girdi. Seçimlerin ardından aynı yıl içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yazı İşleri Müdürü olarak göreve başladı. 1995 yılında atandığı Mezarlıklar Müdürlüğü&#8217;ndeki 5 yıllık hizmetinin ardından 1999 yılında İtfaiye Daire Başkanlığı&#8217;na programcı olarak atandı. </p>
<p>01.05.2001 tarihinde Sosyal ve İdari İşler Müdürlüğü&#8217;ne getirilen <em><strong>Sevencan</strong></em>, 17.11.2004 tarihinde Katı Atık Yönetimi Şûbe Müdürlüğü&#8217;ne Asaleten Müdür olarak atanmıştır. 04.08.2006 tarihinden itibâren Kent Orkestrası Müdürlüğü&#8217;ne asaleten atanmış olan <em><strong>Sevencan</strong></em>, evli ve 5 çocuk babasıdır.</p>
<p>Efendim, müsaade ederseniz uykum geldi. Gerçekten uyumak istiyorum.<br />
Çok yorgunum çok&#8230;</p>
<p>İyi geceler.</p>
<p>SSSSS</p>
<p><em><strong>MKD: </strong></em>Lâhavle velâkuvve! Siz ne kadar câhilsiniz, hiç katı atıkların musıkîsini işitmediniz mi <img src='http://www.keremdoksat.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';-)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>S&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
