Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 751 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

FADO, FİESTA ve FUTBOL

Francisco Paulino Hermenegildo Teódulo Franco y Bahamonde, lâkabı El Caudillo (Lider), kısaca Franco

Nedense bugünlerde sürekli olarak aklımda!

17 Temmuz 1936 ilâ 1 Nisan 1939 arasında İspanya’da Milliyetçiler ile Cumhuriyetçiler arasında kanlı bir iç savaş yaşanır: İspanya İç Savaşı. General Franco’nun komutasındaki Milliyetçi güçler, seçimle işbaşına gelen Cumhuriyetçi “Halk Cephesi” koalisyonuna karşı ayaklanır. Üç yıl süren ve İspanya’da büyük yıkıma yol açan iç savaş Milliyetçiler’in zaferi ile sonlanır. Savaşın sonucunda İspanya’da Franco’nun, 1975’deki ölümüne kadar sürecek olan diktatörlük dönemi başlar.

Franco, kitleleri etki altına almak için meşhur “Fado, Fiesta, Football” sloganı tarihe mâl olur.

Son Faşist Diktatör” 1969′da 32 yaşındaki Juan Carlos’u veliahtı olarak ilân eder. 1973’te başbakanlık görevini bırakırsa da, devlet başkanlığını, silâhlı kuvvetler başkomutanlığını ve Falanj liderliğini sürdürür. Franco uzun bir hastalık döneminin ardından ölünce, Juan Carlos devlet başkanlığı yetkilerini üstlenir…

Bakıyorum da, o günlere benzer şeyleri yaşadığımızı mı vehmediyorum yoksa gerçekten öyle mi? Tabii ki aynen değil ama resmin tamamına bakınca garip bir déjà vu yaşıyorum.

Hepsi de “ben en hakiki milliyetçiyim” diyen üç parti var: AKP, MHP, CHP. Ayrıca BBP vs. de var…

Şimdi de Ecevit’in rûhunu yaşatacak Rahşan Hanım Partisi’nin başına Hulki Cevizoğlu geliyor; listeye o da eklenecek.

Tam bir matrix!

Memlekette “etnik nüfus sayımı” yapılması teklif ediliyor; eden kim?

Ayrılıkçı Kürtçü Parti milletvekili!

O da milliyetçi, ama Kürt Milliyetçisi.

Açılımda herkes milliyetçi…

Türkiye’de her gün kan dökülüyor, askerler, vatandaşlar ölüyor.

Halk otobüsleri yakılıyor.

Ama herkes futbolla yatıp kalkıyor, ucuz ve kötü müzik her yerde. “Ay şekerim, şimdi herkes orada” denen mekânlarda da sürekli bir bayram yaşanıyor; yer bulabilmek için torpil gerekiyor.

Hâttâ çok özel mekânlarda hem maç seyrediyor, hem eğleniyor, hem de takımınızın marşını söylüyorsunuz.

El Caudillo lâkaplı General Francisco Paulino Hermenegildo Teódulo Franco y Bahamonde’nınben İspanya’yı otuz sene Fado, Fiesta, Football ile idare ettim” sözleri üşüşüyor dimağıma.

Bu arada üstün zekâlı, iki lisan bilen ve çok iyi CV’li genç bir dostum,

   1000 TL maaşlı iş bulabildiği için seviniyor.

      Viva Fado, Fiesta, Football!

         Fado kimlerin müziğidir?

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 23 Kasım 2009 Pazartesi

10 Yorum

Ercüment UlaşanKasım 23rd, 2009 16:37

Bu slogan benim hatırladığım kadarı ile Portekiz diktatörü Salazar’ın sloganı idi. Fado da bir Portekiz müziği türüydü. Bazen aşırı kasvetli bulsam da Fado şarkıları güzeldir bu arada.

Hasan ÇEKİÇKasım 23rd, 2009 17:36

Basitlikten kıvranır yurdun insanları.
Böylece bir türlü gerçeği isâbet ettiremez.
Çünki gerçek o kadar karmaşıktır ki, onu bulabilmek için aramak yetmez,
iyi bir hâfıza, yüksek nitelikli düşünebilme ve tanımlama kaabiliyeti gerekir.
Bugün yurt insanının düşünme modeli temel alındığında, gerçeğin uzun süre kendi karanlık dünyasında rahat kalacağı anlaşılıyor.
Demek ki yurt insanının görevi gerçeği anlamak değil, kendisi için kurulan mahşerin misafiri olmakmış.
Çözüm mü?
Derhal ucuz ve kötü müzikten, niteliksiz futboldan, hastalıklı ve çapsız eğlence anlayışından koşarak uzaklaşsınlar.
Âlimlerin üç kuruşa esir olmasına göz yummasınlar.
Nasıl güzel yaşanacağını, nasıl uygarlaşılacağını ve nasıl saygı görülecek insan olunacağını bir bilene sorsunlar. Neyse ki bilenler var, kaliteli bilgiyi üretenler var.
Derhâl içinde oldukları karanlıktan çıkmanın yolunu arasınlar, o karanlık örtü gibi örtmeden yurdun insanını.
Değişmek için şans kaldı mı? Bilinmez ama, değişimi hayatın özü yapan kuvvetin anlayışına sığınsınlar.
Yoksa yok olsunlar…

hüseyin sungurKasım 23rd, 2009 20:38

Hocam,

Önce bir marûzat, bilâhare yorum yazacağım…

Sizde bulunan hotmail yazışma adresim çökertildi. Bu adresten size gelebilecek iletileri ânında yok ediniz.

Selâm ve SaygılarımlaHüseyin
TARSUS

MKD: Tamamdır, geçmişler olsun Sayın HS.

Metin YILDIRANKasım 23rd, 2009 21:14

Sayın Doksat,

“Bir pazar günü futbol maçı varken devrim yapmak mümkün mü?.. Futbol günümüzün en yaygın bâtıl inancıdır. “Futbol halkın afyonudur…“ diyen Umberto Eco ne kadar da parmak basmış soruna.

Her şeye karşı olan Beşiktaş’ın Çarşı grubunun “evet biz futbolu sâdece futbol olduğu için izlemiyoruz. Doğrularınıza karşı doğrularımız hodri meydan. Kapitalizmin yaratığı endüstriyel futbol karşısında, halkın takımı Beşiktaş, Son Barikat Çarşı” sloganının bu afyona karşı ne kadar protest bir ruh taşıdığını ve bir baş kaldırı manifestosu olarak algıladığımı ilâve etmek isterim.

Bir konuda tereddütüm var Sayın Doksat. Her ne kadar Franco’nun söylediğine dâir görüşler de dolaşsa, sanıyorum “Fado, Fiesta ve Futbol”u içeren o meşhur deyimin, Portekiz’i demir pençeleriyle yöneten Salazar’a âit olmasının daha kabûl edilebilir bir sav olduğunu düşünüyorum, Fado’nun Portekiz’e özgü bir müzik türü olmasından dolayı.

Gelelim yine bir diğer F harfine. Bir süre önce Emre Kongar’ın bir yazısında, Fiesta’nın yâni 2. F’nin Fatima ile yâni onun simgelediği “din” ile yer değiştirdiğini ve bunun da bir başka afyon olduğunu yazmış ve pek çok şeyin çözümünün Fatima’nın gizeminde saklı olduğunu söylemişti.

http://www.kongar.org/aydinlanma/2000/aydin210.php

Nedir bu çektiğimiz F harfinden? Bir de ülkemizde bir başka müthiş ve etkili F harfi var ki bunlardan nasıl kurtulacağız acaba?

Saygılarımla,

Metin YILDIRAN

MKD: ;-)

ali rıza sığırcı, ürologKasım 23rd, 2009 22:51

sayın doksat,
malum fado portekizce olup, kader anlamına gelir. 3 f kelimesi de fado-fatima-futbol olup. caudillo lâkaplı franco’ya ait olmayıp, portekiz diktatörü gaetano salazar’a aittir.
saygılar

MKD: Bingo. Bu yorumu bilhassa tutuyordum. Neden imlâ akâidine uymadığınızı da merak ediyorum desem…

ali rıza sığırcı, ürologKasım 23rd, 2009 22:53

franco-salazar ve 3 f hususunda …bknz. http://www.kongar.org/aydinlanma/2000/aydin210.php
hürmetlerimle

MKD: Gene bingo ve gene imlâ merakı…

Evren İşbilenKasım 23rd, 2009 22:56

Değerli Kerem Hocam ve Mekâncılar,

Yerden göğe haklısınız… Dünyada ve Türkiye’de tam bir “cambaza bak!” numarası ve stratejisi sahneye konuluyor… Bir avuç plutokrat dünya gelirinin %90′ını cebe indirirken, sürü olarak âddedilen çoğunluk futbolla, sözde sporla, “pop”la, magazinle, hâttâ uyuşturucuyla avutuluyor.

Öte yandan kitle eğlenceleri ta Roma zamanından beri halkın günlük ekmeği olmuş… Schopenhauer buna “circus and panem” diyor… O zaman arenalarda gladyatörler varmış, şimdiyse profesyonel futbolcular….

Türkiye’de de bilhassa 12 Eylül’den sonra bir devlet politikası olarak benimsendi bu strateji… Kitlelerin, bilhassa lümpen kitlelerin uyutulması için sözde spora inanılmaz teşvikler verildi. Milyon Dolar’la oynayan geri zekâlı futbolcular ve arabeskçiler (Türkiye’nin fadocuları!) genç kitlelerin idolü hâline getirildi. Ama sizin de sözünü ettiğiniz türden değerler zar zor geçinebildi.

Ben gelecek hakkında, hem dünya hem Türkiye için, pek de iyimser değilim. Çünkü egemen güçler işlerini hakikaten çok çok iyi biliyor (sâdece Avrupa Şampiyonlar Ligi Maçları’nda dünyada kaç milyar insanın TV başına oturduğunu düşünürsek yeter bu…).

Öte yandan toplumumuz ve gençliğimiz yazılı kültürden, anadilinin edebî lezzetinden uzaktır. Böyle olunca TV ve televole kültürü evleri esir aldı.
Geçenlerde bir sahafla konuşuyordum. “Âbi” dedi, “şu rafta gördüğün kitaplar 30 sene önce burada dursaydı başımız polisle belâya girerdi. Ama şimdi orada öylece duruyor ve kimse merak edip okumuyor bile… Televizyon kültürü okumayı bitirdi âbi” dedi… Sahaf yerden göğe kadar haklı…

Merak duygusu bu rezalet “eğitim” sistemiyle iğdiş edilmiş bir gençlikten ne beklenebilir?

Yine de Tanrı’dan umut kesilmez diyor herkese selâm ediyorum…

Evren İşbilen,
ODTÜ Uluslararası İlişkiler doktora öğrencisi.

MKD: Teşekkürler Sevgili Evren.

ali rıza sığırcı, ürologKasım 24th, 2009 00:36

sn. doksat,
klavyemdeki ufak tefek sorunlar nedeniyle maatteesüf inceltme işareti ile birlikte bilumum akaide uymakta zorlanıyorum. elektronik ortamda yazarken de-hoşuma gitmese de- küçük harflerle yazıyorum, umumiyet gibi.
bilvesile- diğer yorumcumuzun schopenhauere atfettiği “circus et panem” deyimi- eski roma deyimi olup- doğrusu “panem et circenses”tir ( ekmek ve oyunLAR) . bu arada bakmadan yazmışım- tabii ki salazar efendinin adı gaetano değil antonio de oliveira salazar imiş.. özür dilerim… ama 3 f tabii ki bu beye ait ve fado-futbol fatimadır.
arz-ı hürmetler ederim

MKD: Bilmukabele…

ali rıza sığırcı, ürologKasım 24th, 2009 00:40

gladyatörler arenaya girmeden önce- halka -kömür, çeyrek altın değil de- ekmek dağıtılırdı. bu yüzden panem/ eh oyunlar da circus’un cem’ i olarak circensestir. ukâlalığımı bağışlamanız temennisi ile…

Evren İşbilenKasım 25th, 2009 00:07

Değerli Ali Rıza Bey,

Düzelttiğiniz için teşekkür ederim. Bizi aydınlattınız…

Eski Roma’da ekmeğin yoğun şekilde sübvanse edildiğini okumuştum bir yerlerde… Halk aç kalıp isyan çıkarmasın diyeymiş… Bu âdet Bizans’ta ve Osmanlı’da da sürdürülmüş… Anlaşılan, Osmanlı’nın Roma’nın bir devamı olduğu görüşü bu bakımdan da doğrulanmış oluyor…

Selâmlar,
Evren.

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word