Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2298 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

CEM GARİPOĞLU REZÂLETİ ve DİĞERLERİ

Cem Garipoğlu isimli bir câni var.

Kendi gibi 17 yaşındaki sevgilisi Münevver Karabulut’u, akıllara durgunluk veren vahşilikle, kafasını keserek öldürdüğünü itiraf eden bu câni aylardır ülke gündeminde. İlk yakalandığındaki sakallı demonik fotoğrafı her gün gazetelerde, televizyonlarda, internet mekânlarında… Her gün bu câninin marifetleri yazılıyor, anlatılıyor: 7 lisan konuştuğu, pek çok ülke gezdiği vs. Şimdi de Akşam Gazetesi’nden Levent Albayrak, soruşturma dosyasına da eklenen arşivde câninin sürdüğü renkli hayatı işaret eden yüzlerce kareye ulaşmış. Çok sayıda farklı kızla öpüşerek pozlar vermiş. Alkol ve eğlenceye olan bu düşkünlüğü okul hayatını da olumsuz etkilemiş zâten. Soruşturma dosyasına eklenen karelerde, câninin farklı ülkelerde sürdüğü hızlı hayat gözler önüne seriliyor. Cinayete âilece bulaşıyorlar, annesi kanları siliyor, şimdi babası Mehmet Nida Garipoğlu ile birlikte Silivri Cezaevi’nde.

Neredeyse yaptığı her şeyi fotoğraflayan câninin olay günü cinayet sırasında veya sonrasında da fotoğraf ve görüntü çekip çekmediği merak konusu.

İyi, tamam, anladık!

Ama bir de bu câninin her gün spor yaptığı, din dersi alıp Kur’ân okuduğu, gardiyanların onu çok sevdiği de yazıldı, anlatıldı.

Buna klinik psikolojide mağdurlaştırma (victimisation) denir. Har an vahşet, dehşet ve kaos içerisinde yaşayan delikanlılar ve gençler için çok tehlikeli bir özdeşleşip benimseme (identification) nesnesi hâline gelmekte bu câni.

Mahkemede iyi hâli, arada çıkacak yeni bir Rahşan affı filân derken, 5 – 10 senede çıkar herhâlde; kapıda da müritleri, hayranları onu bekliyor olacaktır.

Bir psikiyatri profesörü olarak ikaz ediyorum: Ey medya ehli, bu câniyle ilgili özendirici haberlere bir son verin artık!

***

Rahşan affı deyince aklıma geldi.

Medyaya düştüğü hâliyle özetleyerek iktibas ediyorum:

Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP) kuruldu. Rahşan Ecevit’in desteği ile kurulan partinin genel başkanı gazeteci Hulki Cevizoğlu oldu. Rahşan Ecevit’in, Ecevit çizgisinden çıkmakla eleştirdiği DSP’den ayrılanlar yeni partinin çatısı altında bir araya geldi.

HC’na genel başkanlık teklifini Rahşan Ecevit “şahsî düşüncelerim sizinle uyuşuyor” diyerek götürdü; HC da kabûl etti. Partinin kuruluş dilekçesi de, İçişleri Bakanlığı’nca onaylandı. Genel sekreterden “alındı” belgesini alan HC, bakanlık binası çıkışında gazetecilere yaptığı açıklamada, DSHP’nin kuruluşunun tamamlandığını, partinin tüzel kişiliğini resmen kazandığını söyledi ve ekledi: “Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasî sıkıntılara çâre olmak üzere, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Bülent Ecevit’in antiemperyalist, hak, adalet ve eşitlik çizgisini korumak için bu parti kuruldu”. Partinin kurucular kurulu içerisinde Bülent Ecevit’in karısı Rahşan Hanım’ın da yer aldığını kaydetti. Ecevit’i ve Büyük Önder Atatürk’ü rahmetle andıklarını dile getiren HC, “Bülent Ecevit’in ilkelerini yaşama geçirmeye, Atatürk’ün antiemperyalist çizgisini korumaya azimliyiz, yeminliyiz” dedi.

Partinin ambleminin sorulması üzerine mavi zemin üzerinde, kanatları açık beyaz güvercin şeklindeki parti amblemini gösterdi ve “ağzında buğday başağı olan Ecevit’i sembolleştiren, çift kanatlı, barışın güvercini. Mavi üzerine beyaz, Ecevit’in hem şekil, hem de ilke olarak bütün renkleri var” diye ilâve etti HC. “DSP ile benzerlik taşıyor. Rahatsızlık yaratır mı” sorusuna, “önemli olan ilkeler. Bu ilkeler, Demokratik Sol Halk Partisi’nde hayat buluyor. Orada yaşatılacak, orada sâhiplenilecek. Pasif değil, aktif politika uygulanacak. Türkiye’nin sorunlarına canla, başla, korkmadan, üşenmeden, yorulmadan koşturacağız. Amblemimiz herkesin sevip benimsediği bir amblem. Özgürlüğü ve barışı simgeliyor. Kimsenin kuşunda, taşında gözümüz yok. Bu zaten Ecevit’in güverciniydi, Ecevit’in sembolüydü. Bunun için başkaları düşünsün, biz bu yolda gidiyoruz” …

Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP): HC + RE + Rahmetli BE ve… Atatürk.

Bâzı dedikodular kulağıma geliyor: Türkiye Alzheimer Vakfı’nın, Spiritizma ve Ruh Çağırma Federasyonu’nun, Medyum Memiş’in de bu harekette yer alacakları şeklinde ama inanmak istemiyorum.

Tahir, lûtfen gülmeyi keser misin?

Zâten davalık vaziyetteyiz…

***

İzmir’de Kürtçülük gösterisi yapıldı ve Gâvur(!) İzmirliler ayrılıkçı bölücülere meydan dayağı çektiler. Önce balkonlara ve pencerelere Türk Bayrakları açıldı, sonra…

DTP yöneticileri, İzmir’de parti konvoyuna düzenlenen saldırıdan CHP ve MHP’nin sorumlu olduğunu öne sürdüler. Kendilerine karşı belirli kesimin “plânlı” saldırı yürüttüğünü savunan DTP Genel Başkanı Türk, “Sayın Baykal, Sayın Bahçeli bir yerlere gittiği zaman o konvoyları da bulamayacaklar. Orada daha büyük kaos, gerginlik ortaya çıkacak. Bunların hesaplanması gerekir. Böyle bir süreçte âdeta hazırlıklı bir saldırıya mâruz kalmamız, milliyetçi, ırkçı, sivil faşistlerin bu ülkedeki sorunların çözümünü engellemeye yönelik güçlü bir direniş ortaya koyduklarını gösteriyor. Bunu yaptığınız zaman diğer yerlerde de farklı hassasiyetler olabileceğini, yâni orada çalışma yapacak partilerin de bu sefer farklı durumlarla karşı karşıya kalabileceğini anlamamız gerekiyor. Ben buraya geldim. Binlerce kişi beni karşıladı. Sayın Baykal, Sayın Bahçeli bir yerlere gittiği zaman o konvoyları da bulamayacaklar. Orada daha büyük kaos, gerginlik ortaya çıkacak. Bunların hesaplanması gerekir” dedi.

Sonra ekledi: “Polisler müdürlerinden tâlimat almadıkları için engel olmamışlar. Gittiğim her yerde ‘provakosyana gelmeyin’ diyorum. Bu şekilde devam ederse sâdece İzmir’le kalmaz, diğer kentlere de sıçrar. O zaman zorlayıcı bir durum olur”.

“Türk Milleti mazota benzer” demiştim ya, geç alevlenir ama iyi yol alır.

Zâten bir Türk oralara gidip iş yapamıyor, adam bir de tehdit ediyor; Bölücübaşı da pembe boyalı odasında yârenleyle sohbet ediyor.

Bakın hemen akabinde haber portallarına ne düşüyor: Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin başkanı Mesud Barzani’nin, bölgede “birleşik bir Kürt ordusu” oluşturmak istediği bildirildi.

Barzani’nin bürosundan bugün yayımlanan bildiride, Barzani’nin, aşağıdaki isteğini, Amerikan askerî delegasyonuyla dün Erbil’de yaptığı görüşmede dile getirdiği belirtildi.  Bildiriye göre, Barzani, Irak’ın kuzeyinde Temmuz ayındaki seçimlerden sonra tüm partilerin anlaşmaya varmasının ardından bölgede, çekirdeği peşmergelerden oluşacak birleşik bir ordu kurulması kararının alındığını söyledi. Bunun “kendi düşlerinden biri ve halkın da dileği olduğunu” savunan Barzani, bölgedeki güçleri birleştirmek için ABD’nin yardımına ihtiyaç duyduklarını, bunun modern ve uluslararası kriterlere göre yapılacağını kaydetti.

Amerikan delegasyonundan Tümgeneral Michael Barbero da ABD ordusunun, Irak silâhlı kuvvetlerini destekleme çabalarını ve Iraklı federal güçlerle peşmergeleri yakınlaştırma konusundaki rolünü sürdüreceğini ifâde etti.

Bulmacanın parçalarını hâlâ göremeyen var mı?

***

Homo sapiens türünden bir çocuk var. Geçenlerde Helin Avşar’la sevişerek röportaj yapan Taraf yazarı Rasim Kütahyalı.

1981 İzmir doğumluymuş hem de… 28 yaşında yâni.

Tıpkı Nâgehân Alçı filân gibi. Dünü bilmiyor ama ezberletilmiş malûmatı bol keseden atıyor! İşi gücü Türk’e, Türklüğe ve TSK’ya sövmek…

Heryerde bu tipler var.

Cem Garipoğlu bir câni, Rasim Kütahyalı da ayaklı küfür makinası; ortak noktaları ise tahripkârlık… Biri maddeten, öbürü mânen öldürüyor!

   Bunlar delikanlılar ve gençler için çok tehlikeli bir özdeşleşip benimseme (identification) nesnesi hâline gelmekte.

      Bir psikiyatri profesörü olarak ikaz ediyorum: Ey medya ehli, bunlarla ilgili özendirici haberlere bir son verin artık!

         Ben İstinyepark’ta Masa’ya oturup kasılıp kazık yemeye gidiyorum…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 26 Kasım 2009 Perşembe

1 Yorum

Nazmi Zeybek TürkAğustos 11th, 2010 08:51

Sayın Prof. Dr. Kerem Doksat’a bu sahifede yayınladığı ve bizlere bağışladığı düşünceler için teşekkür ediyorum.

Ülke büyükçe bir Tımarhâne’ye bizzat hükûmetleri tarafından döndürülmekte olduğundan uzman bir psikiyatr ihtiyacımız izahtan ârîdir.

Saygılarımla.

MKD: Teşekkürler Sayın NZT, bilmukabele saygılarımla…

Yorum Yapın

Mesajınız