Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1048 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

MES’ELELERE FARKLI YÖNDEN BAKABİLMEK: DUBAİ ve TÜRKİYE

Bir dostumdan gelen çok mânidar mesajı http://www.turktime.com/haber/Bugunku-Krizi-1-Yil-Once-Bilen-Goksel-Dubai-Borcunu-Odeyemedigi-Icin-Ulke-El-Degistirecek/75508 adresinden kopyalayıp takdim ediyorum:

Bugünkü Krizi 1 Yıl Önce Bilen Göksel: Dubai Borcunu Ödeyemediği İçin Ülke El Değiştirecek! 29 Kasım 2009 Pazar 16:32

Verso Araştırma Şirketi’nin sâhibi Erhan Göksel, 59 milyar Dolarlık borç ertelemesi isteyen Dubai’ye “Yahudi sermayesi tarafından el konulmak üzere” olduğunu ileri sürdü. Göksel, Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol zengini olan emirliği Abu Dabi’nin de Dubai’yi kurtaramayacağını iddia etti.

Dubai şokunun Türkiye’yi de etkileyeceğini belirten Göksel, Dubai’de yatırımı bulunan Türk şirketlerinin ağır bir krizin eşiğine geleceği, hâttâ batacağı ikazında bulundu.

Ekim 2008-Temmuz 2009 dönemleri arasında Türkiye’ye giriş yapan 18.7 milyar Dolarlık sıcak paranın yüzde 90’ının Körfez sermayesi olduğunu ifâde eden Göksel, Merkez Bankası’nın bayram ertesinde fâizleri artırmaması hâlinde, sıcak paranın Körfez’in yangınını söndürmek için çıkışa geçeceğini iddia etti.

ANKA’ya sorularını cevaplayan Verso Araştırma Şirketi’nin sâhibi Erhan Göksel, Yahudi sermayesinin Körfez Bölgesi’ni işgâl etmeye hazırlandığını öne sürdü. Küresel krizin 2007 yılında geleceğini daha 2004 yılında haber veren, Dubai’nin ise borç batağında olduğunu geçen yıl verdiği bir röportajda dile getiren Erhan Göksel, Citibank’ı kurtaran ABD’nin, Lehman Brothers’ı kurtarmadığını anımsatarak, Lehman Brothers’la birlikte batan 750 milyar Dolar’ın büyük bir bölümünün Körfez ülkelerine âit olduğunu vurguladı. Yalnızca Dubai’nin Lehman Brothers’a 120 milyar Dolar kaptırdığını kaydeden Göksel, bu krizi “küresel sermayenin büyük oyuncularını” plânlayıp, faturasını ABD dışındaki ülkelere yıktıklarına değindi. Dubai şokunun Türkiye’yi de etkileyeceğini belirten Göksel, Dubai’de yatırımı bulunan Türk şirketlerinin ağır bir krizin eşiğine geleceğini ve batacağını ileri sürdü. Ekim 2008-Temmuz 2009 dönemleri arasında Türkiye’ye giriş yapan 18.7 milyar Dolarlık sıcak paranın yüzde 90’ının Körfez sermayesi olduğu ikazında bulunan Göksel, Merkez Bankası’nın bayram ertesinde fâizleri artırmaması hâlinde, sıcak paranın Körfez’in yangınını söndürmek için çıkışa geçeceğini iddia etti.

-Soru: “Yaklaşık bir yıl önce yaptığınız bir röportajda küresel ekonomik krizin plânlanıp, faturasının da ABD dışındaki dünyaya yıkıldığını belirterek, Lehman Brothers’le birlikte Dubai’nin 120 milyar Doları’nın da battığı konusunda uyarmıştınız. Dubai’nin bu noktaya geleceğini bir yıl öncesinden nereden ve nasıl görmüştünüz?”

-Cevap: “Geçen sene Lehman Brothers’ın batırılmasının etkilerini analiz ettim. ‘ABD neden Yahudi sermayesine âit Citibank’ı kurtardı, Lehman Brothers’ı kurtarmadı’ sorusunu kendime sordum. Lehman Brothers’la birlikte 750 milyar Dolar battı. Tam olarak yok oldu. Mûdiler aldıkları bir mektupla, ‘paranız battı’ yazısıyla karşılaştı. Bu sorunun cevabını düşündüğümde, altından çok net bir şey çıktı. Çünkü Lehman Brothers’ın mûdileri arasında hemen hemen ABD’li bir tek kişi bile yok. Lehman Brothers’la birlikte 1990’lardan sonra özelleştirmelerle zengin olan “Rus Oligarklar”ın 150 milyar Doları, Körfez ülkelerinin ise 600 milyar Doları battı. Batan Körfez sermayesinin 120 milyar Doları Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) 7 emirliğinden biri olan Dubai’ye âitti. Yıllık Gayri Sâfi Yurtiçi Hâsıla’sı (GSYH) 70-75 milyar Dolar olan bir ülkenin, millî gelirinin iki katı büyüklüğünde bir para batırması ne demek? O ülkenin batması demek. Tamamen yok olması demek. Şimdi ne oldu? Dubai’nin hızlı kalkınmasında önemli bir rolü olan ve hükûmetin sâhip olduğu Dubai World’ün ve bu şirkete bağlı Nakheel şirketi 59 milyar Dolarlık borcuna erteleme istedi. Ayrıca Dubai’de kamunun ve diğer şirketlerin de borcu bulunuyor. Toplam borcun 80 milyar Dolar olduğu söyleniyor. Ancak, bu buzdağının görünen kısmı… Mevcut borcun saklanan kısmının da bir o kadar olduğunu iktisadî tecrübemle görüyorum. En iyimser tahmin, bu borcun ödenebilmesi için Dubai’nin önümüzdeki 2.5 yıllık dönemde GSYH’sını bir kuruşunu harcamadan, yemeden içmeden, borcunu ödemesi olur. Bu da bu reel dünyada maâlesef mümkün değil. Sonuçta, Dubai’nin battığı anlamına geliyor. Özetle, Dubai Ülkesi borcunu ödeyemediği için Ülke olarak el (sâhip) değiştirecektir. Dubai’ye Yahudi sermayesi tarafından el konulmak üzeredir.

-Soru: BAE’nin başkenti ve petrol zengini Abu Dabi yetkililerinin, Dubai’nin borçlarını ödemesine yardım edecekleri, ancak bu borçlara kefil olmada seçici olacaklarını açıkladığı belirtiliyor…

-Cevap: “Dubai’yi Abu Dabi kurtaramaz. Uluslararası finans kuruluşları buna izin vermeyecek. Bunu yorum olarak söylemiyorum. Biliyorum. Özellikle Dubai’nin borç ertelemesine yeşil ışık yakmayan bir grup Yahudi sermayesinin uluslararası finans kuruluşları buna geçit vermeyecek. Abu Dabi, BAE’nin en büyük emirliği, petrol zengini… Ancak burada kritik nokta şu: Dubai bir süre önce borçlarına karşılık 10 milyar Dolarlık devlet tahvili çıkardı. Abu Dabi, krize karşı Dubai’ye destek olmak için bu tahvilleri aldı. Ancak bunun ardından yaşanan bu Küresel krizden hiç etkilenmeyen Yahudiler’e âit bir uluslararası finans kuruluşu, Dubai’nin garantörü olan Abu Dabi’yi köşeye sıkıştırdı. Kolunu kanadını kırdı. Abu Dabi’nin ve Körfez’deki bâzı Arap Emirlikleri’nin fonlarını elinden çıkardı. Bu nedenle Dubai’yi Abu Dabi kurtaramaz. Zâten borçlara kefil olmada seçici olacaklarını söylüyorlar. Bu ne demek, bu saatten sonra Dubai’nin garantörü olamam demek. Küresel ekonomik krizi plânlayıp, faturasını diğer dünya ülkelerine yıkmak isteyenler, buna izin vermeyecek. Daha doğrusu on yıldır Körfez’de biriken Petro Dolarlar bir basit operasyonla asıl sâhiplerine geri döndü. Hem de hiç bir mâliyeti olmadan”.

-Soru: -Borç ertelemesi söz konusu olamaz mı?

-Cevap: “Kriz zincirleme devam ediyor. Borcun büyük bir bölümü Dubai World’e âit. Burada Şeyh Makdum, Genel Müdür konumunda. Gayrimenkûlleri ve yatırımları için bankalarla ve uluslararası finans kuruluşlarıyla anlaşmalar yapan o. Bu anlaşmalar sırasında da teminat gösteriyor. Bugün Dubai’nin metrosu, enerji kaynakları, bütün turistik işletmeleri, su tesisleri, elektrik idaresi, aklınıza ne gelirse teminat olarak gösterilmiş, ipotekli durumda. Dubai’de sorun yeni başlamadı ki! Son on yılda yalancı bir cennet yaratıp, acemice tüm kaynakları har vurup harman savurdular. Ekonomi görüldüğü gibi hayâl ettiklerinizi yapmakla yürümüyor. Dubai, aslında çok uzun bir süredir borç ertelemek için uğraşıyor. Bâzı borçları ertelendi. Ancak Dubai World’ün Mayıs ayına kadar ertelemek istediği borcun büyük bir bölümü görünen ve bilinen çok uluslu bankalara değil, perdenin arkasında havuza su akıtan Yahudiler’e âit uluslararası birkaç finans kuruluşuna âit. Bankalar büyük oranda aracı kurum. Asıl finansör bir büyük Yatırım Bankası ve Fon grubu. Bu şirket vâde uzatımı (roll-over) yoluyla Dubai World’ün borcunu erteleme girişimini bankalar evet dediği halde geri çevirdi. O nedenle bugünlere gelindi. Öyle ki, bu kuruluş bankalara roll-over’a izin vermediği için şu anda Avrupa’nın birçok bankası da ağır tehdit altında. Bu kuruluş, Dubai’nin Abu Dabi Hükûmeti’ne tahvil satışı gerçekleştirdiği dönemi fırsat bilerek, Abu Dabi’nin elindeki potföyünü boşaltan ve Dubai Ekonomisi’ni vuran kuruluş. Şimdi ne olacak, Dubai batarsa, bankalar Dubai’yi haczedecekler. Bu bankaların hepsinin arkasında kim var, bankalar Dubai’ye verdikleri kredileri hangi havuzdan finanse ettiler. Unutmayalım ki, dünyadaki en büyük 10 finans kuruluşunun 6’sı Yahudi. Üstelik büyüklük olarak ilk 3’te Yahudi Sermayesi var. Bu Dubai Krizi’nde Dubai’nin ipini çeken de Yahudiler’in bu en büyük 10 sermayesine sâhip fon gruplarından birisi. Bu şu anlama geliyor: Dubai yakında el değiştirecek. Yahudi sermayesi tarafından Dubai’ye el konulmuştur. 10-15 yıllık yakın bir gelecekte Dubai Ülkesi, İsrail’in bir parçası olursa şaşmayalım”.

-Soru: -Dubai şoku Türkiye’yi nasıl etkiler?

-Cevap: “Bunun iki boyutu var. İlki Dubai’de yatırımları bulunan Türk şirketlerinin büyük kısmı iflâsın eşiğine gelir. Dubai’de yatırımı olan 55 Türk şirketi var. Türk şirketlerinin hemen hiç birisi ayakta kalamaz. Uluslararası ihâleye girildiğinde, ilk olmazsa olmaz şart teminat mektubu istenmesidir. Dubai’de iş alan Türk Müteahhitlere ipotek karşılığı borç veren Türk ve Yabancı Bankalar, bu durm karşısında teminat mektuplarını geri çekeceklerdir. Bu durumda, Dubai’de yatırım yapan Türk şirketleri ağır bir krizin eşiğine girecektir. Bunun sonucu Türkiye’ye yansıyacak ve yaşadığımız kriz daha da ağırlaşacaktır. Diğer önemli nokta ise, 2008 Ekim’den 2009 yılı Temmuz’una kadar olan dönemde yüzde 90’ı Körfez ülkelerinden olmak üzere, Türkiye’ye 18.7 milyar Dolar sıcak para girişi olmuştur. Bayram ertesinde Merkez Bankası tedbir alıp, fâizleri yükseltmezse, sıcak paranın bu sefer de çıkışı yaşanacaktır. “Adamın evinde yangın var”. Bu yangını söndürmek için Türkiye’deki parayı alır götürür. Merkez Bankası’nın ve Hükûmet’in en kısa sürede müdahale etmesi, olayı anlaması gerekir”.

***

Fado, Fiesta, Futbol.

Tevekelli değil, yandaş medyada sürekli olarak bu konu “geçiştiriliyor”.

“Orası nere, burası nere; biz güçlüyüz, turp gibiyiz maaşallah” denip duruluyor.

Aslında bu son global krizin ABG’deki asla suçlanıp hâkim karşısına çıkarılamayacak kadar güçlü ve nüfûz sâhiibi bir Homo economicuslar grubunun satranç hamlesi olduğunu bilen biliyor. Mortgage skandalının arkasında kimler var, bakın, görün.

-Türkiye, bu Hükûmet döneminde hemen hemen bütün öz-varlıklarını ulusaşırı, beynelmilel sermayeye yok fiyatına “babalar gibi” sattı mı (Unakıtan’ın lâfları)?

-Evet.

-Artık yastık altı parasına da göz dikildi mi?

-Evet.

-Şimdi Erhan Göksel’in şu sözlerini hatırlayalım:

“Unutmayalım ki, dünyadaki en büyük 10 finans kuruluşunun 6’sı Yahudi. Üstelik büyüklük olarak ilk 3’te Yahudi Sermayesi var. Bu Dubai Krizi’nde Dubai’nin ipini çeken de Yahudiler’in bu en büyük 10 sermayesine sâhip fon gruplarından birisi. Bu şu anlama geliyor: Dubai yakında el değiştirecek. Yahudi sermayesi tarafından Dubai’ye el konulmuştur. 10-15 yıllık yakın bir gelecekte Dubai Ülkesi, İsrail’in bir parçası olursa şaşmayalım.

-Peki, tedbir alınmazsa, bu cümlede Dubai yerine Türkiye koyarsak çıkan cümle ne olur?

Unutmayalım ki, dünyadaki en büyük 10 finans kuruluşunun 6’sı Yahudi. Üstelik büyüklük olarak ilk 3’te Yahudi Sermayesi var. Bu Türkiye Krizi’nde Türkiye’nin ipini çeken de Yahudiler’in bu en büyük 10 sermayesine sâhip fon gruplarından birisi. Bu şu anlama geliyor: Türkiye yakında el değiştirecek. Yahudi sermayesi tarafından Türkiye’ye el konulmuştur. 10-15 yıllık yakın bir gelecekte Türk Ülkesi, İsrail’in bir parçası olursa şaşmayalım.

-Tabii ki Türkiye farklı, çok daha büyük ve düşmanı çok, dostu hiç yok. Arap İslâm dünyasının lideriyiz(!) ya! Abu Dabi bize yardım etmez mi?

-Şaka ediyorum, tabii ki eder. Hâttâ hepsi de DDD ve ABG’nin kucağında olan Arap İslâm sentezcsi kardeşlerimiz donlarını çıkarıp bize yardım ederler.

-İyi de, İstiklâl Harbi’nde, daha önce de Osmanlı’da bunlar hep bizi arkadan vurmamış mıydı?

-Havet!

-Peki, nasıl yardım edebilirler o zaman? Ne teminat vermeliyiz?

-Başlangıç için Güneydoğu iyi bir nokta mıdır?

-Hârika!

-İyi de, onlar sîne-i millete dönüyorlar.

-E fenâ mı yâni? O millet Türk Milleti değil mi?

-…

***

Şu anda Diyarbakır’da, hemen her yerde iç hârp var (17:20).

   Trabzonspor 1-0 gâlip.

      Medyum Feto da falımıza bakıyor.

         Ben biraz Fado dinleyeceğim, bunlardan bana ne?

            Psikiyatrsam psikiyatrlığımı bileyim, anlamadığım şeylerle uğraşmayayım!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 06 Aralık 2009 Pazar

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word