ATATÜRK MASON LOCALARINI NEDEN KAPATTI?
Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın faâl üyeleri, Büyük Üstâd’ın emri olmadan asla Masonluk adına hâricî âlemde konuşamazlar.
Buna mukabil, bir zahmet internete girmeyi akıl edemeyenler, kötü niyetli, peşin fikirli veya şahsî yetersizlikleri, belli mahfillere ve bölücülere, dinbazlara yalakalık etme hususiyetleri belirgin olan kifâyetsiz muhteris homonguluslar için, zâten internette bulunan alenî açıklamayı kopyalayıp buraya pastalayabilirim.
Şimdi http://www.mason.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=13&Itemid=27 adresinde yazanların ilgili kısmını bu gibiler okusun diye mekâna koyuyorum:
***
Spekülatif Masonluğun İngiltere’de 1717 yılında kurulmasından çok kısa bir süre sonra, 1721 yılında, İstanbul’da Fransız Masonları tarafından ilk loca kurulmuş olmakla beraber, Türkiye Büyük Locası’nın 1909 yılında, Meşrutiyet’in ilânından sonra ancak kurulabilmiş olmasıyla, bu tarihe kadar olan devirdeki masonluk eylemleri genellikle dış kaynaklı belgelerden öğrenilmektedir.
1738 yılında İstanbul’da, İzmir’de ve Halep’te Mason localarının açıldığı haberi “St. James Evening Post” adlı bir Londra gazetesinin 24 Mayıs 1738 tarihli nüshasında yazılmaktadır.
Osmanlı toprakları üzerinde adı bilinen ilk loca ise 1748 yılında Halep’te kurulan , İskoçya Büyük Locası’na bağlı İskenderun Locası’dır. İlk Türk Masonları ise Yirmisekiz Çelebizâde Sait Çelebi, İbrahim Müteferrika ve Humbaracı Ahmet Paşa’ dır.
Koca Mustafa Reşit Paşa gibi önemli devlet adamları ve aydınların bu localara girdiği, loca arşivlerinden öğrenilmektedir.
İstanbul’da kurulan localar 1861 yılında Ser Locası, 1867 yılında Prootos ve l’Etoile du Bosphore Locaları’dır.
Sultan V. Murad, Şehzâde Nurettin Efendi, Şehzâde Kemâlettin Efendi, Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi, Şeyhülislâm Hayri Efendi, Müderris Mahmut Esad Efendi, Sadrazam Keçecizâde Fuat Paşa, Sadrazam Mithat Paşa, Sadrazam Ahmet Vefik Paşa, Sadrazam Tunuslu Hayrettin Paşa, Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa, Berlin Büyük Elçisi Sadullah Paşa, Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal Prootos üyeleridir. Bu devirde İstanbul’da kurulan Mason Locaları aydınların barınağı olmuş ve buralarda yetişen Masonlar Meşrutiyet’in kurulmasını düşünsel ve eylemsel yönlerden etkilemişlerdir.
Abdülhamit, Sultan V. Murad’ın mason olması nedeniyle, ilk devirlerinde masonların eylemlerine pek karışamamış, fakat V. Murad’ın ölümünden sonra tutumunu sertleştirmiştir. Bu olaya bağlı olarak 1905 yılından itibâren localar İstanbul dışında ve özellikle Makedonya’da (Selânik) açılmaya başlamıştır. Makedonya’da kurulan locaların en önemlileri İtalyan Obediyansı’na bağlı Macedonia Risorta ve Veritas Locaları’dır. Bu iki locanın üyeleri arasında önemli siyaset, devlet adamları ve Komutanlar vardır. Kâzım Özalp Paşa, Sadrazam Mehmet Talât Paşa, Mithat Şükrü Bleda, Mehmet Cavit Bey, Manyasizâde Refik Bey, Kâzım Nâmi Duru, Bahriye Nazırı Cemâl Paşa, Faik Süleyman Paşa, İsmail Canbulat Bey, Hoca Fehmi Efendi, Osman Âdil Bey, Mehmet Servet Bey, Fazlı Necip Bey ve Emanuel Karasu Efendi bu locaların üyelerindendirler.
Bu tarihe kadar ülkede toplam 23 loca kurulmuştur. Birinci ve İkinci Meşrutiyet’in , Jön Türkler’in, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurulması ve eylemleri bu kişilerin gayretiyledir.
Aynı zamanda İttihat ve Terakki yöneticileri olan bu kadro, İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra, Osmanlı İmparatorluğu’nda Millî Masonluğu kurmak için harekete geçmişlerdir.
Türkiye Büyük Locası’nın kurulması işlemi sırasında İstanbul’daki Selimiye Süvari Fırkası Komutanı Prens Aziz Hasan Paşa, Mâliye Bakanı Mehmet Cavit Bey, Mehmet Talat Sai Paşa, Mithat Şükrü Bleda, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Fuat Hulûsi Demirelli, Faik Süleyman Paşa, Jandarma Genel Komutanı Gâlip Bey, Hüseyin Cahit Yalçın kurucular arasındadır.
1 Ağustos 1909 günü Maşrıkı Âzamı Osmanî adı altında ilk Türkiye Büyük Locası kuruldu. Büyük Üstadlığa Mehmet Talât Sait Paşa ve yönetime Jandarma Genel Komutanı Gâlip Paşa, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Osman Talat Bey seçildiler.
1923’de Cumhuriyet’in ilânı ile birlikte, ülkenin yabancıların işgâli ve etkilerinden kurtulması sonucu, Masonluk’ta yeni bir ulusallık anlayışı ve bilinçlenme başlar ve bünyesini Atatürk devrimleri ve ilkelerine öz ve biçim olarak uyarlar. Türkiye Büyük Locası’nın o zamanki ismi olan Maşrıkı Âzâmı Osmani adı Türkiye Büyük Maşrıkı olarak değiştirilir.
Atatürk’ün Cumhuriyetçi kadrosunda görev alanların büyük bölümü Mason’dur.
Bir bakıma yönetim ve devrimlerin gerçekleştirilmesi Masonlar’a emânet edilmiştir. Fethi Okyar, Rauf Orbay, Refet Bele Paşa, Ali İhsan Sabis Paşa, Meclis Başkanı Kâzım Özalp Paşa, Meclis Başkanı Abdülhalik Renda, Başbakan Hasan Saka, İçişleri Bakanları Şükrü Kaya ve Mehmet Cemil Ubaydın, Dışişleri Bakanları Bekir Sami Kunduh ve Tevfik Rüştü Aras, Sağlık Bakanları Rıza Nur, Adnan Adıvar, Refik Saydam, Behçet Uz, Millî Eğitim Bakanları Reşit Gâlip, Hasan Âli Yücel, Ekonomi Bakanı Sırrı Bellioğlu, Milletvekilleri Cevat Abbas, Atıf Bey, Edip Servet Tör, Yunus Nâdi, Reşit Saffet Atabinen, Memduh Şevket Esendal, Hilmi Uran, Tevfik Fikret Sılay, Ahmet Ağaoğlu, Ankara Valisi Nevzat Tandoğan ve Belediye Başkanı Süleyman Asaf İlbay, İstanbul Vâlileri Muittin Üstündağ, Lütfü Kırdar, Danıştay Başkanı Mustafa Reşat Mimaroğlu, Jandarma Genel Komutanı Gâlip Paşa, İstiklâl Mahkemesi Başkanı Necip Ali Küçüka, Amiral Mehmet Ali Paşa, Atatürk’ün çevresinde ülkeye hizmet etmiş Masonlar’dır.
Cumhuriyet döneminde Dernekler Kanunu gereği Masonluk kurumları birer dernek statüsüne sokulmuştur. 1927 yılında Türkiye Büyük Locası’nın resmî statüsünü içeren derneğe Tekâmülü Fikrî Cemiyeti adı verilmiş ve bu ad 1929 yılında Türk Yükseltme Cemiyeti şekline değiştirilmiştir.
1935 yılında Türk Yükseltme Cemiyeti adı altında dernek statüsünde çalışan Türkiye Büyük Locası kendi çalışmalarını bizzat kendisi tatil etmiştir.
Ülkede oluşan siyasal ve sosyal ortam göz önüne alınarak, Türk Ocakları, Kadınları Himâye Cemiyeti, Muâllimler Derneği, İzcilik Teşkilâtı gibi kuruluşlar yasayla kapatılmış ve parti denetimi altına alınmıştır.
Atatürk, aynı zamanda Mason olan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile görüşür ve ondan Masonlar’ın üst düzey yöneticilerine genel durumu açıklamasını ve yasaya gerek olmadan kendi kendilerini tatil etmeleri mesajını iletmesini ister. Sonunda 10 Ekim 1935 günü Mason yöneticileri tarafından imzalanmış bildirge Anadolu Ajansı tarafından yayınlanır:
“Mes’ûl ve mâruf imzalar altında Ajansımız’a verilmiştir. Türk Mason Cemiyeti memleketimizin sosyal tekâmülünü ve günden güne artan muazzam terakkilerini dikkate alarak ve Türkiye Cumhuriyeti’nde hâkim olan demokratik ve cidden lâik prensiplerin tatbikatından doğan iyilikleri müşahede ederek faâliyetine, bu hususta hiç bir kanun olmaksızın nihâyet vermeyi ve bütün mallarını memleketimizin sosyal ve kültürel kalkınmasına çalışan Halk Evleri’ne teberruu muvafık görmüştür”.
Ayrıca Şükrü Kaya hükûmet adına kamu oyuna yaptığı resmî açıklamada “Türk Masonları kendi ideâllerinin hükûmetin esas programına dâhil olduğunu görerek, kendi teşkilâtlarını kendileri fesh etmişlerdir. Hükûmetin bu iş üzerinde hiçbir teşebbüsü ve alakâsı yoktur” diyerek durumu belirtmiştir.
1946 yılında yeni Cemiyetler Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle, Masonlar da yeniden faâliyete geçerler ve 1948 yılında İstanbul Vilâyeti’ne verilen dilekçeyle Türk Mason Derneği’ni kurarlar. Aynı yıl İzmir ve Ankara şûbeleri açılır.
Daha sonra, Ankara’daki localar birleşerek 1955 yılında kendi Büyük Locaları’nı kurarlar, İstanbul ve İzmir’deki locaları bu Büyük Loca’ya katılmaya dâvet ederler. Aynı yılın sonunda, Merkez Ankara’da olmak üzere Türkiye Büyük Locası kurulur. Böylece Türk Masonluğu, masonluk ilke ve kurallarına aykırı olmayan bir şekilde, loca üyelerinin özgür irâdeleriyle, dünyadaki diğer benzerleri gibi kurulmuş olur. Bu tarihten itibâren, Türkiye Büyük Locası kendi obediyansı içinde, kendisine eşit veya üstün bir güç tanımayan tek bir merkezî yönetim şekline gelmiştir.
Ancak sorun dünya masonluğu için çözülmüş değildir. Çünkü Büyük Loca’yı oluşturan locaların tümü kendiliğinden oluşmamış, Yüksek Şûra tarafından kurulmuştur. Türkiye’deki Masonlar bu localarda Masonluğa kabûl edildiklerinden, dünya Masonluğu’na göre hem localar, hem de Türk Masonları mason olarak tanınmazlar. Bu olay, Türk Masonluğu’nun tanınması için Masonlar’ı 22 yıl daha uğraştıracaktır.
Türk Masonluğu bâzı yabancı Büyük Localar tarafından tanınmakla beraber, Düzenli Masonluk olarak tanımlanan ve önderliğini İngiltere, İskoçya ve İrlanda Büyük Locaları’nın yaptığı obediyanslar tarafından, kuruluşundaki usûlsüzlük nedeniyle tanınmamaktadır. Bu nedenle bu obediyanslarla tanışma ve iyi ilişki kurma çalışmaları başlatılır. Hollanda, ABD, Almanya, İsviçre ile tanınma işleminin nasıl olabileceğine değin çalışmalar yapılır.
Bu arada Türkiye Yüksek Şûrası’nın tanınma girişimi başarılı olmuştur. ABD’nin 1861 yılında tanımış olduğu Osmanlı Yüksek Şûrası’nın devamı olduğu kabûl edilerek, patent yenilenmiştir. Bu olayın etkisiyle, 1962 yılında Newyork ve İskoçya Büyük Locaları, Türkiye Büyük Locası’nı tanıdılar. Türkiye Büyük Locası’nın diğer Büyük Localar tarafından tanınmasını sağlamak için, İskoçya Büyük Locası, Türkiye Büyük Locası için bir Konsekrasyon (Tahsis) Töreni yaptı. Bu törenden sonra, Türkiye Büyük Locası’nın, yabancı obediyanslar tarafından tanınmasında büyük artış olmuştur.
Türkiye Büyük Locası’nın, İngiltere ve İrlanda Büyük Locaları tarafından tanınma işlemlerinde de sonunda başarıya ulaşılır. İngiltere Büyük locası 1970 tarihinde tanıma işlemini gerçekleştirdi. Bundan 1 ay sonra da İrlanda Büyük Locası Türkiye Büyük Locasını tanıdı. Böylece Türkiye Büyük Locası ile dünya düzenli Masonluk obediyansları arasındaki tüm engeller ortadan kalkmış oldu.
Bu tarihten itibâren Türkiye’de Masonluk hızla gelişmeye başlamıştır. 1987’de İsrail’de Türkçe konuşan Nur Locası ve 1990’da Almanya-Frankfurt’ta Türkçe konuşan Türkay Locası açıldı. Washington Nur, Bükreş Işık ve ayrıca 1991’de Bodrum, 1993’de Antalya, 1995’de İstanbul-Yakacık, 1995’de Eskişehir, 1996’da Marmaris, 2004’te Adana binaları hizmete sokuldu.
Günümüzde Düzenli Türkiye Masonluğu’nu temsil eden Türkiye Büyük Locası veya Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası Derneği’dir. İstanbul Kadıköy ve Yakacık, Ankara, İzmir-Alsancak ve Karşıyaka, Bursa, Adana, Antalya , Bodrum, Marmaris ve Eskişehir’deki binalarında çalışan 193 locası ve 13.000 üyesiyle insanlık yolundaki çalışmalarını sürdürmektedir.
***
İmdi, bu kadar açık saçık tarihî gerçekler var.
Atatürk’ün bütün gönüldaşları, ilke ve inkılâplarının koruyucuları Mason iken, bâzı düzmece ve misenformasyon amaçlı “ben Yahudi uşaklarını kabûl etmem, defolun” safsatalarını umarım azıcık aklı, fikri ve hüsnüniyeti olan kimse ciddiye almaz.
Bunu iddia etmek, Atatürk’ün ahmak olduğunu söylemektir. Atatürk, aynı zamanda Mason olan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile görüşür ve ondan Masonlar’ın üst düzey yöneticilerine genel durumu açıklamasını ve yasaya gerek olmadan kendi kendilerini tatil etmeleri mesajını iletmesini ister cümlesini bir hatırlayınız.
Bu memleketi ümmetlikten milletliğe terfi ettiren büyük liderin, Ulu Önder’in İçişleri Bakanı Mason olacak da, bu dâhi aynı zamanda Masonlar’a düşman olacak!
Ama mesleğinde başarısız, yetersiz ve kendi varoluşunu hissedebilmek için sürekli olarak bana, bizlere, masonluğa saldırmayı yeğleyen zavallılar için bunlar da birer kaçık çorap seviyesinde mugalâta bahanesi olacaktır.
Güleriz, geçeriz…
Ama, asla unutmayız!
Her şeyin bir zamanı, zemini vardır.
Unutmayız…
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 25 Aralık 2009 Cuma


1935 yılında Türk Yükseltme Cemiyeti adı altında dernek statüsünde çalışan Türkiye Büyük Locası kendi çalışmalarını bizzat kendisi tatil etmiştir.
LOCA -BİZZAT- KENDİSİ TATİL ETMİŞSE ATATÜRK’ÜN ŞÜKRÜ KAYA İLE GÖRÜŞMESİNİN NE ANLAMI VAR??????
Ülkede oluşan siyasal ve sosyal ortam göz önüne alınarak, Türk Ocakları, Kadınları Himâye Cemiyeti, Muâllimler Derneği, İzcilik Teşkilâtı gibi kuruluşlar yasayla kapatılmış ve parti denetimi altına alınmıştır.
TÜRK YÜKSELTME CEMİYETİ DE PARTİ DENETİMİ ALTINA GİRSEYDİ YA!!!!!! NEDEN GİRMEDİ??????
Atatürk, aynı zamanda Mason olan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile görüşür ve ondan Masonlar’ın üst düzey yöneticilerine genel durumu açıklamasını ve yasaya gerek olmadan kendi kendilerini tatil etmeleri mesajını iletmesini ister. Sonunda 10 Ekim 1935 günü Mason yöneticileri tarafından imzalanmış bildirge Anadolu Ajansı tarafından yayınlanır:
“Mes’ûl ve mâruf imzalar altında Ajansımız’a verilmiştir. Türk Mason Cemiyeti memleketimizin sosyal tekâmülünü ve günden güne artan muazzam terakkilerini dikkate alarak ve Türkiye Cumhuriyeti’nde hâkim olan demokratik ve cidden lâik prensiplerin tatbikatından doğan iyilikleri müşahede ederek faâliyetine, bu hususta hiç bir kanun olmaksızın nihâyet vermeyi ve bütün mallarını memleketimizin sosyal ve kültürel kalkınmasına çalışan Halk Evleri’ne teberruu muvafık görmüştür”.
ATATÜRK’ÜN MİM KEMAL ÖKE İLE GÖRÜŞTÜĞÜNÜ VE KÖKÜ DIŞARIDA BİR DERNEĞİN YASALARA UYGUN OLMADIĞINI DİLE GETİRDİĞİNİ NEDEN BELİRTMİYORSUNUZ?
Ayrıca Şükrü Kaya hükûmet adına kamu oyuna yaptığı resmî açıklamada “Türk Masonları kendi ideâllerinin hükûmetin esas programına dâhil olduğunu görerek, kendi teşkilâtlarını kendileri fesh etmişlerdir. Hükûmetin bu iş üzerinde hiçbir teşebbüsü ve alakâsı yoktur” diyerek durumu belirtmiştir.
EVET, HÜKÜMETİN DEĞİL, BİZZAT ATATÜRK’ÜN EMRİ VARDIR.
1946 yılında yeni Cemiyetler Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle, Masonlar da yeniden faâliyete geçerler ve 1948 yılında İstanbul Vilâyeti’ne verilen dilekçeyle Türk Mason Derneği’ni kurarlar.
MADEMKİ CEMİYETSİNİZ, O HALDE DENETİME TABİ OLMALISINIZ. TÜRKİYA’DA ÜYELERİNİN KİMLER, FAALİYETLERİNİN NELER OLDUĞU BİLİNMEYEN BİR DERNEK DAHA VAR MIDIR? MİLLETE ŞİRİN GÖRÜNMEK İÇİN YAPILAN HAYIR HASENAT İŞLERİNİ ÖRNEK VERMEYİNİZ. FAALİYET DEFTERİNİZİ HALKA GÖSTERİNİZ DE BİZ DE SİZE DESTEK OLALIM. BAŞBAKAN ERDOĞAN, EĞER SİZDEN DEĞİLSE SONUNUZ YAKINDIR. LAKİN SİZDENSE SONUNUZ, DAHA DA YAKINDIR. RÜYAMDA GÖRDÜM YANİ…
MKD: Bu millî felâketi küfür ve hakaret ihtiva etmediği için koydum ama hiç tashih etmedim. Sayın OMA belli ki yazıları doğru dürüst okumamış bile… HKMBL tamamen yasaldır, bütün üyeleri düzenli olarak devlete bildirilir, her türlü denetime tâbidir, faâliyetlerinin ne olduğunu artık merak eden orta zekâlı bir çocuk dahi öğrenebilir. Hayır hasenat işlerini kimseye şirin gözükmek için yapmayız, ahlâken bunu doğru bulmadığımız için öyle davranırız (asırların geleneği); Atatürk’ün Mim Kemal Öke ile böyle bir görüşmesi filân olmamıştır, bunlar tamamen uydurmadır.
Ezoterik-inisiyatik ve asırları aşan mâzisi olan bir cemiyet başka bir ekzoterik partinin veya kurumun şemsiyesi altına giremez.
Her memleketin masonluğu millîdir, kökümüz de bizdedir. Enternasyonal olmakla enternasyonalist olmak farkını bilebilecek zihniyeti olsa, Sayın OMA ??????? ve !!!!!!!! gibi komik işaretler kullanmazdı.
Neyse, en komik kısma geldik: Sayın OMA rûyasında görmüş ki eğer Devletlû bizdense veya değilse, her hâlükârda sonumuz yakınmış
.
Üstâdım, insanlık yolundaki çalışmalarınız için çok ama çok teşekkür ederim. Yazılarınızı gözümle, aklımla ve yüreğimle okuyorum. Sizinle aynı yerde aynı zamanda, aynı amaçta bulunduğum için mutluyum. Kardeşçe sevgilerimle…
MKD: Bilmukabele…
Sayın Üstâdım,
Yazınızda belirttiğiniz Gâlip Paşa, Ali Gâlip (Yenen), Jandarma genel komutanıdır. Yenen soyadı ATATÜRK tarafından verilmiştir.
Oğlu Prof. Dr. Ertuğrul Yenen, bana babasının, Atatürk’ün en güvendiği kişilerden (Millî Mücadelede) olduğunu bildirmiş ve bana babasının ismini vermiştir. Bu ismi taşımaktan Şeref duymaktayım.
MKD: Ne güzel Sayın AGY.
Üstâdım yazınız için çok teşekkürler. Gerçekten çok güzel ve açıklayıcı olmuş.
Ben de umarım bir gün sizinle aynı yerde aynı amaç için buluşup hizmet edebilirim. Saygılarımla.
KAPANIŞ TARİHİ VE GEREKÇESİ:
10 Ekim 1935 günü
Türk Mason Cemiyeti memleketimizin sosyal tekâmülünü ve günden güne artan muazzam terakkilerini dikkate alarak ve Türkiye Cumhuriyeti’nde hâkim olan demokratik ve cidden lâik prensiplerin tatbikatından doğan iyilikleri müşahede ederek faâliyetine,…………
AÇILIŞ TARİHİ VE GEREKÇESİ:
1946 yılında yeni Cemiyetler Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle, Masonlar da yeniden faâliyete geçerler……….
- Bu gerekçeler ne, “uykuya geçmeyi” ne de “uyanmayı” açıklamaya yetmiyor ya da ben anlayacak kadar zeki değilim.
– “….binalarında çalışan 193 locası ve 13.000 üyesiyle insanlık yolundaki çalışmalarını sürdürmektedir…”
- Derneğinizin yeniden açılmasından sonraki çalışma alanını yukarıdaki şekilde açıklamışsınız. Kapanmadan önce de aynı alanda çalışmakta ise böyle faydalı bir derneğin kapatılmış olması, sağlıklı akılla anlaşılamaz. Eğer önceki çalışma alanınız sonrakinden farklıysa, ne olduğunu bilmek isterim.
- “Bu memleketi ümmetlikten milletliğe terfi…”
Sizce; Ümmetlik, Milletliğe göre alçak bir mevkiimidir?
Anlamama yardımcı olacak bir açıklama rica ediyorum.
MKD: Eğer bu size açık gelmiyorsa, daha fazlasını anlatmam mümkün değil. Ümmet nedir, millet nedir konularını iyice araştırmanız lâzım sanırım….
-Hazırlıklı olmadığı yerden sorularla karşılaşan öğrencinin tipik davranışlarından birisi, sınav süresini kullanmadan boş kâğıdı verip çıkmaktır.
Maalesef verdiğiniz daha doğrusu vermediğiniz cevap bana bunu hatırlattı. Oysa ben oldukça masum ve öğrenme amaçlı sormuştum.
Bilmek istiyordum, gerçekten neden kapatıldınız – kapandınız – uykuya geçtiniz? bunun makul bir açıklaması olmalı…! Anlatılabilir ve anlaşılabilir!
Sonra ne oldu, kimin, neyin tutumunda, anlayışında veya kanunlarda, tüzüklerde, neler değişti? Nerelerden kimler gitti? Nerelere kimler geldi?
Ne değişti de, Mason dernekleri on yıl sonra yeniden açıldı!
“Eğer bu size açık gelmiyorsa, daha fazlasını anlatmam mümkün değil.” Diyorsunuz!
Lütfen, değil açık, kapalı da olsa ben anlayabilirdim. Ama emin olun ortada anlaşılacak bir şey yok. Sizin bana olmayan bir şeyi varmış gibi yapıyorsunuz.
Sizden yeniden rica ediyorum. Neden kapandınız, sonra neden açıldınız?
Yine, “Ümmet nedir, millet nedir konularını iyice araştırmanız lâzım sanırım…” diyorsunuz! Bu cevabın sizinde içinize sinmediğini düşünüyorum. Bana böyle tavsiyelerde bulunmanızın, konumuzla ve sorunun cevabıyla alakalı olmadığını bilmiyor olamazsınız!
Ayrıca bu, nezaket kurallarının dışına çıkan bir yön değiştirme üslubudur. Tavsiyenizi reddediyorum. Bu arada Ümmet nedir, Millet nedir oldukça teferruatıyla biliyorum.
Benim sizden bu hususta duymak istediğim tavsiye ve telkin değil, bizatihi sorunun cevabıdır.
- Evet, “Millet” kavramı, Ümmet kavramından daha yukarıda bir mevkiidir.
- Hayır, “Millet” kavramı, Ümmet kavramından daha yukarıda bir mevkii değildir.
- Çünkü; ……………………..
Ben cevap alacağımdan umudumu kesmiş değilim.
NOT: Cevabınızı isterseniz, -posta adresime de gönderiniz.
Teşekkür ederim.
MKD: Hiç dokunmadım…
Anlaşıldı, cevap vermeyeceksiniz, veremeyeceksiniz…!
Cevabı ya saklıyorsunuz ya da bilmiyorsunuz.
Basit bir sorunun cevabını vermekten aciz olduğunuzu bilseydim. Size de kendime de bu zahmetleri vermezdim.
Ben sorularıma cevap olacak başka kaynaklar bulmalıyım.
Hoşçakalın
NOT: Ben, sizin sandığınız kişi değilim…