AÇILIMIN BUNDAN SONRASI HAKKINDAKİ YORDAMALARIM…
Bakın ve sonuna kadar dikkatle dinleyin: http://www.superonline.com/videogaleri/baydemir-agzini-bozdu-16247.
Jules Régis Debray’ın STRATEGY FOR REVOLUTION (İhtilâl/Devrim İçin Strateji) kitabını okuduğumda 16-17 yaşında filân idim, dehşete düşmüştüm.
Her ne kadar komünizm ütopyası hâlen müflismiş gibi duruyorsa da, organize bir şekilde rejimi devirmek işi profesyonel bir iştir, bir meslektir.
Hâlen de Soros ve DDD tarafından Türkiye üzerinde profesyonelce tatbik edilmektedir.
Adam defalarca Türk Devleti’ne “has..tir” diye alenen ağzı köpürerek meydan okuyorsa, artık kaos aşamasına girilmiştir. Bir diğeri de “bütün metropolleri yangın yerine çevireceklerini, Kürt Halkı’nın 20 senede savaşmayı çok iyi öğrendiğini” söyleyip herkesi tehdit etti.
Düşünün, Millî İstihbarat Teşkilâtı ile Polis, Türk Silâhlı Kuvvetleri ile Polis birbirine düşüyor.
Atatürkçü aydınların önde gelenleri Silivri’de öldürülüyor.
İşçi ve memur sokaklarda, Polis’ten dayak yiyor; o Polis ki, CHP ve MHP milletvekillerini dahi takmıyor ve biber gazını gözüne gözüne sıkıyor. İşçilerin istedikleri aç kalmamak; ama Başbakan “tüyü bitmemiş yetimin hakkını ben kimselere yedirmem” diye cevap veriyor. Bir yandan da rüşvet, kayırma ve liyakatsizlerin hak etmedikleri yerlere tâyin edilmeleri rutine binmiş.
Yüksek Yargı’nın kararlarını takmamak ve telefonlarını dinlemek sûretiyle suçlamalarda bulunmak kanıksanmış.
Bütün bu kaos içerisinde birden bir Bülent Arınç’a suikast bombası patlatılıp, Genel Kurmay’ın kâlbine dalıyorlar!
Yarın da bir başka kriz patlayacak ve gündem oluşturulacak, öbür gün de; çünkü ekonomi tamamen batmış vaziyette. Hâricî kaynaklar da yetmediği için her şeye zam yağdıracaklar, başladılar zâten.
Asgarî ücret açlık sınırının altında! İntiharlarda, depresyon ve anksiyete hastalıklarında patlama var!
Bütün bunlar peyderpey ve epigenetik (ânında sözlük: aşamalı oluşum) olarak yapıldı.
Hâricî ve dâhilî bedhâhların (ânında sözlük: Atatürk’ün bahsettiği kötücüller, fenâlık isteyenler) istedikleri vasat teşekkül etmek üzeredir: Devlet otoritesinin kaybı, kurumlar arası kavga, etnik ve dinî karmaşa…
Daha önceki darbelerin arkasında ABG’nin desteği vardı, çünkü Atatürk Türkiyesi’ni doğrudan hârple yıkmak çok pahalıya mâl olurdu; hâttâ muvaffak olamayabilirlerdi.
Ana plân o zamandan devreye kondu. Bir yandan şu anda kalkışma hâlindeki bütün dâhilî bedhahlar korundu, kollandı ve desteklendi; hâricîler de hizaya sokuldu. Şehit anaları coplandı, Türk Bayrağı açtırılmadı.
Zâten her darbe ile Türkiye çok önemli seneler ve değerler kaybetmişti.
12 Eylül ise son perdeydi, çünkü artık nihâî darbe vurulacaktı. Tezkere ile işgâl şeklindeki a plânı tutmadı, b plânına geçtiler: Dezentegrasyon ve iflâs ettirmek sûretiyle ülkeyi berhava ederek, akabinde de müdahale etmek.
Bir yandan da dünyaya karşı Türkiye’yi iyice küçük düşürecek “hatalar” yapılıp durdu; en son örneği Amerikan NBC Televizyonundaki Kürdistan Haritası oyunu:
“Amerikan NBC Televizyonu, geçen haftaki bir haber bülteninde Türkiye haritasının hatalı biçimde yansıtılmasından dolayı üzüntülerini bildirdi.
‘Today’s Show’ adlı programda geçen hafta, sınırı yasadışı yollardan geçtikleri suçlamasıyla gözaltına alınan 3 Amerikalı dağcıyla ilgili haberde gösterilen Türkiye haritasındaki hataya ilişkin olarak NBC, aynı programda bir düzeltme yayınladı.
Düzeltmede, şu ifâdeler kullanıldı: ‘Geçen hafta 3 Amerikalı dağcının İran’a girdiği bölgeyi târif ederken, NBC News, bir bölgeyi Kürdistan olarak tanımlayan bir harita gösterdi. Irak’ın içinde Kürdistan olarak bilinen bir siyasal bölge olmakla birlikte (MKD: İfâdeye dikkat ettiniz değil mi), gösterilen harita, Türkiye ve Suriye’nin kimi bölümlerini de içine aldı. Yapılan hatadan dolayı üzgünüz”.
Bunun gibi hatalar(!) senelerdir hep yapılıyor.
ABG’deki Türkiye aleyhtarı kampanyalar muazzam boyutlardadır, teferruata girmeyeceğim.
***
Oyun çok hızlanmış, ivmelenmiştir; hani musıkî tâbiriyle crescendo, akabinde de finale!
Ümitlerim değil, kestirmelerim ve yordamalarım (ânında sözlük: prediction) şunlar:
Yılbaşından sonra ortalık iyice karışacak.
Maâlesef çok temenni ettiğim Millî Mutabakat Hükûmeti’nin kurulması bir hayâl oldu…
Artık güçsüz ve itibârı kırılmış hâldeki TSK’dan gerçekten de isyan sesleri yükselecek.
Bu, birileri için tam da aradıkları fırsat olacak.
Başta Kürtler olmak üzere, çeşitli grupların kalkışacağı, sokaklara döküleceği günler maâlesef pek yakındır.
Polis bunlarla başa çıkamaz.
Televizyonlarda, gazetelerde herkesin alenen yazdığı, söylediği üzere, Türkiye Cumhuriyeti, tarihinde büyük güçlerin istihbarat teşkilâtlarının en çok casusunun ortalıkta dolaştığı dönemini yaşamaktadır: İngiltere, Almanya, MOSSAD ve tabii ki CIA.
Kontrespiyonaj ise artık yapılamaz hâle getirilmiştir.
Böyle bir durumda memleketi zapturapt altına alabilecek yegâne güç olan TSK’nın hâli pürmelâli ortada.
Önümüzdeki haftalar ve aylar vahim hâdiselere gebedir.
Allah hepimizin yardımcısı olsun!
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 28 Aralık 2009 Pazartesi


Aslında ortada eylemsizlik kararı filan yok. PKK silâhlı mücadelesini siyasî bir zafer ile bitiriyor.
Diyarbakır belediye başkanının tavrı her şeyi açıklamaktadır. Türkiye’yi yöneten zihniyet, cumhur federasyon istiyor diye yakında başlar. Bu fikir zâten iktidarın borazanı olmuş medya ve kalemşörleri tarafından borular ile halka duyrulur ve tartışma başlatılır. Zamanla bu tartışmalar refleksleri yok eder ve kabûl genele yayılır. Türbanla karışık bizim millet bunlara alışık misâli, bunu da özgürlükler adına yaparlar.
Unuttukları ve anllatıkları bir şey var: İslâmiyet’te Kıyametin tek bir kişinin bile “Allah” demediği gün kopacak derler. Bunu tersten okursak inanmış 1 tek kişi dünyada varsa kıyamet bile kopmaz demek.
Ben de diyorum ki Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyet’in ilkelerine ve devrimlere bağlı, Atatürk’ü benliğinde özümsemiş bir tek kişi kalana kadar bunlar emeline ulaşamazlar.
Zâten kehanette bunu söylemiyor mu. Biz Türkleri her zaman yok etmeye çalıştılar, her seferinde gerekli dersi aldı bu kefereler ve satılmışlar. Boşuna mı bize “Ölmez Türk” diyorlar.
Sayın Hocam müsterih olun, her zaman Türk’e yol gösteren bir rehber, bir yol vardır.
Karanlıkları yırtan “ışık saçan yıldız” misâli, yakarız çoban ateşini ulus dağında. Gökte yerde ve onun arasında ne varsa toplanın bakalım deriz. Türk’ün kanıyla oynanmaz. Bu kan şâha kalkarsa koç başı gibi önüne ne çıkarsa, hâttâ şeytan bile çıksa toslaşır. Tarihe iz düşmesi açısından benden söylemesi Sayın Hocam. Ateşle oynuyorlar.
MKD: Haklısınız Sayın SB.