Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1790 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

YENİYILDAN İLK HABERLER

Daha önce sorgulaması yapılan askerlerin ne kâğıt yuttukları ne de Bülent Arınç’a müteveccih bir niyetlerinin olduğu tesbit edilmesine rağmen, Hâkim Kayan, Kozmik Oda’ya kaymaya devam ediyor da ediyor.

Genelkurmay’daki aramalarla ilgili bu ismi duyduğunuzda aklınıza “acaba bu Hâkim Kadir Kayan kimdir” suâli gelmemiş midir? Elbette devletin yatak odasına, Kozmik Büro’ya, devletin en derin sırları olan yere giren kişiyi merak edeceksiniz. Hukuk ve şeffaflık filân denerek koskoca devletin, sanki bir şirket gibi, hâttâ şirketlerde bile görülmeyecek şekilde her şeyinin ortaya dökülmesi eminim ki sizi tedirgin etmiştir. Keza bütün dünya kamuoyu önünde Türkiye’nin yatak odasının konuşulması da sizi huzursuz hâle getirmiştir. Beni getirdi de…

Ve merak ettim. Kim bu Kadir Kayan? Aynen Zekeriya Öz kimdir, Van Savcısı Ferhat Sarıkaya neyin nesidir diye merak ettiğim gibi…

Önce Politik Psikiyatrik bir İsim Analizi

Kozmik Oda’ya giren özel görevli bu muhterem hâkimin adına ve soyadına bir bakın: Kadir Kayan! Eğer Kadîr diye okursanız Allah’ın adlarından biri ve tükenmez kudret sâhibi demek; kısaca Kadir derseniz (ka uzun okunursa) Arapça sıfat ve kudret sâhibi, kuvvetli, güçlü, Allah, Abdülkadir’den bozma erkek adı demek (Ferit Devellioğlu 2003, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, 20. Baskı, s.479).

Hani, Kadir İnanır’dan bile etkileyici ve ürkütücü! Hem kadir, hem kayan! Aman da aman! Biz politik psikiyatri uzmanları kelimelerin konnotasyonlarına büyük önem veririz. Bunlarla toplumun ortaklaşa şuûrunu etkileyen eşik-altı mesajlar verilir çünkü…

Şimdi Devam Edelim…

Bu olağanüstü, fevk-al-beşer beşer hâkimin fotoğraflarında kısık ve kararlı gözler, gevşek yaka ve kravat ânında dikkat çekiyor. NTV mahreçli olarak http://www.habercem.com/Devlet-sirlarini-bilen-hakimin-ilginc-gecmisi_11626.html mekânında CV’si şöyle hülâsa edilmiş: Seferberlik Bölge Başkanlığı’nda arama izni veren Hâkim Kayan kimi devlet sırlarını öğrenirken, üyesi olduğu 11. Ağır Ceza Mahkemesi önemli davalarla gündeme geliyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddiaları üzerine Seferberlik Bölge Başkanlığı’nda arama izni veren Hâkim Kadir Kayan’ın üyesi bulunduğu Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, önemli davalarla da kamuoyu gündemine girmiş:

-Danıştay üyelerine ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılarla ilgili dava, Ergenekon davasıyla birleştirilmeden önce bu mahkemede görülmüş.

-Fethullah Gülen hakkında “Lâiklik karşıtı faâliyet” iddiasıyla açılan davaya da Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi bakmış (NTV unutmuş ama Hâkim Kayan’ın oyu beraat yönünde olmuştu).

-Madımak davası burada sonuçlandırıldı.

-Mahkeme son olarak, eski DTP’li Aysel Tuğluk, Selahattin Demirtaş ve Sabahat Tuncel’in zorla getirilmesi kararıyla gündeme geldi.

Arama kararını veren ve bizzat aramalara katılan Hâkim Kayan, gizli belgeleri tek tek, “olmadığı tesbit edilmiş olan bu garip suikastla bağlantılı olup olmama yönünde” inceledi. İncelenen belgeler hâkim gözetiminde savcılar tarafından tutanağa alındı. Hâkim Kayan, bâzı belgelerin kayıtlarını dijital ortama aldırttı. İşlem sırasında askerî makamlarla görüş ayrılığı oluştu. Uzlaşılamayan belgeler yeniden değerlendirmek üzere ayıklandı. Mahkeme hey’eti, aramayı bodrum katta bulunan, binlerce klasörün yer aldığı bölümde yoğunlaştırdı.

Kayan da devletin gizli bilgilerini inceleyerek “çok şey bilen adam” konumuna geldi.

Seferberlik Tetkik Kurulu’nda arama yapan Hâkim Kayan’ın korumaları, makama aracının takip edildiğini ileri sürdü. Polisin durdurduğu iki şüpheli araçtan askerî personel çıktı. Merkez Komutanlığı’na götürülen askerlerin başka bir görevde oldukları ileri sürüldü. Olayın Seferberlik Tetkik Kurulu Bölge Başkanlığı’nda aramaya varmasının ardından Ankara’da önemli bir olay daha yaşandı. Kurulun arşivi olan Kozmik Oda’daki belgeleri tek başına 6 gündür inceleyen Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi Kadir Kayan’ın “takip edildiği” ileri sürüldü. Üstelik de bu haber kendisine ABG’den yollanmış; ben uydurmuyorum, vallahi medyada öyle dendi.

Sonunda, Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yer alan açıklamada şüphe üzerine durdurulan iki araçla ilgili olarak “son günlerde yaşananların, kişileri ve toplumu ne hâle getirdiğini göstermesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir” denildi:

1. Bugünkü bâzı medya organlarında dün bir hâkimi takip ettiğinden şüphe edilen iki aracın durdurularak arandığı, bu araçların askerî ve içindeki şahısların da askerî personel olduğu haberlerine yer verilmiştir.

2. Olayın cereyan tarzı aşağıdaki şekilde olmuştur:

a. 31 Aralık 2009 saat 12:30 civârında, Uğur Mumcu Caddesi’nde birbirinden bağımsız olarak idarî görevle seyir hâlinde olan beyaz renkli iki ayrı askerî araç polisler tarafından durdurulmuştur.

b. Durdurulan bu araçların askerî araç olduğunun anlaşılması üzerine olay yerine Merkez Komutanlığı ekipleri çağırılmıştır.

c. Söz konusu araçlar ve içindeki personel, durdurma ve arama kararını veren Cumhuriyet Savcısı’nın isteği üzerine saat 14:00 civarında Ankara Merkez Komutanlığı’na götürülmüşlerdir.

ç. Burada Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan tesbitlerde (1) Araçlardan birisinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na âit olduğu ve içinde iki şoför er ile bir uzman çavuş aşçının bulunduğu, (2) Diğer aracın ise, Garnizon Komutanlığı’na âit olduğu ve içinde iki şoför (biri onbaşı biri er), bir elektrik teknisyeni er ve bir marangoz erin bulunduğu anlaşılmıştır. 3. İlgili Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan inceleme sonucunda, söz konusu askeri personel dün gece saat 22:00 civarında serbest bırakılmıştır. 4. Olayın, bir şüphe üzerine yapılan ihbar ve bu ihbara yönelik olarak icra edilen bir uygulama olduğu anlaşılmış ise de, son günlerde yaşananların, kişileri ve toplumu ne hâle getirdiğini göstermesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. 5. Konuya ilişkin olarak gerekli işlemler başlatılmıştır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

***

Aslı astarı olmayan bir suikast asparagasının hemen akabinde Hâkim Kayan, Kozmik Oda’ya kayıyor ve durmak da bilmiyor.

Devletin yatak odasına da değil, rahmine giriyor; buna ne dendiğini muhayyilenize bırakıyorum. En üst seviyedeki sırları not ediyor, askerle didişiyor, ABG’den aldığı haberle takip edildiğini istihbar edip, gündem üzerine gündem yaratı(lı)yor.

Son günlerin en büyük mizahı da Gülümüz’den kayıyor: TSK’nın yıpratılmasını kınıyor! İçişleri Bakanı ise tam aksini yapıyor ve fırçayı atıyor (iyi polis-kötü polis hani); ayrıca bir yandan da Türk Milleti’ne ve Türk Devleti’ne “ha s…ir” diye iki kere küfreden kişi hakkında “soruşturma” açılıyor! Yâhu, neyi soruşturuyorsunuz? Alın adamı içeri ânında, Atatürkçü, milliyetçi aydınlara yaptığınız gibi. Almazsınız, alamazsınız çünkü henüz yukarıdan emir gelmedi ve hâlâ toplu kalkışma başla(ya)madı. Türk Milleti’nin inanılmaz hoşgörüsü hâlâ kırılamadı!

Bu arada Hürriyet’ten AA yazıyor ki “hepsinin ondan çıktığı“, “bir sürü yazarı doğuranErtuğrul Özkök dönemi bitiyor! AA’ın yazar arkadaşlarına sürü gözüyle bakması da nedense beni hiç şaşırtmıyor. Belli ki büyük pazarlıklar yapıldı ve kaleler iyice düştü…

Bu arada her şeye 3 Milyar Liralık zam yapılıyor (eski parayla 3 katrilyon TL). İşçiler, memurlar, rantiyelerin ve büyük sermayenin hâricindeki herkes sefil, aç, bıkkın ve bîçâre. Pavlov’un ve Seligman’ın köpekleri gibi şartlandırılmışlar ve donakalmış vaziyetteler.

Büyük sermaye de zâten büyük ölçüde dinbaz (medyada hâlâ muhafazakâr denen) güruhun eline geçmiş durumda.

Üstelik bunların kendileri gibi olmayanlara hiç mi hiç tahammülü yok!

Fethullah Gülen hakkında beraat yönünde reyini kullanan Hâkim Kayan’a neden kimse “dur” diyemiyor?

Yazıma Genelkurmay’ın şu cümlesiyle nihâyet veriyorum: Olayın, bir şüphe üzerine yapılan ihbar ve bu ihbara yönelik olarak icra edilen bir uygulama olduğu anlaşılmış ise de, son günlerde yaşananların, kişileri ve toplumu ne hâle getirdiğini göstermesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 01 Ocak 2010 Cuma

Yorum Yapın

Mesajınız