Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1117 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

İLBER ORTAYLI’dan BİR NAKİL ve TENKİT

Tarihçi ve Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, Siyaset ve Liderlik Okulu’nda verdiği konferansta çok tartışılacak sözler söyledi:

Milliyetçiliğin, “mensubu olduğun ve içinde yaşadığın toplumu sevmek olduğunu” belirten Ortaylı, son yıllarda Türkiye’de milliyetinden utanma duygusunun, antimilitarist, asker düşmanı bir topluma doğru gidişin körüklendiğini iddia etti.

“Burada aynı vasfa sâhip olmayan Avrupa devletlerinin kışkırtmasının olmadığını söyleyemeyiz” diyen Ortaylı, şöyle konuştu:

“Türk toplumunun militarist olmasından Belçika’nın, İsviçre’nin ne zararı olabilir? Askerî vasıflarını kaybetmiş Avrupa, bizde bulunan bu vasfın da yok olmasını istiyor. Resim san’atı Fransa’da öldüyse, Fransa bu san’atın bütün dünyada da ölmesini ister, mimarî İtalya’da öldüyse, İtalyanlar bütün dünyada mimarînin yok olmasını ister. Hiçbir kavim kendi kaybettiği vasfın başka bir kavimde devam etmesini istemez.

Türk askerî san’atından, askerî toplum özelliğinden insanlar rahatsız oluyor ama ne yapalım bu Türkler’in en önemli vasfı. Bizde de resim, heykel san’atı yok, mûsıkiyle uğraşılmaz, filozof yoktur, fakat ölmeyen san’atımız, vasfımız askerliktir”.

Ortaylı, Türk ordusunun bugün dünyada eğitim veren nâdir ordulardan birisi olduğunu hatırlatarak, Türkler’in bâzı iyi vasıflarının da yine askerî san’atlaına paralel olarak gelişen tıbbiye, veterinerlik ve mühendislik dalları olduğunu kaydetti.

‘ORDUNUN SİYASETE KARIŞMASI KAÇINILMAZDIR

Ordunun siyasete karışmasının da kaçınılmaz olduğunu, bu tezin tarihî gerçeklik taşıdığını savunan Ortaylı, “sivil siyasetin kendini geliştiremediği ortamda darbe kaçınılmazdır. Bugün hiçbir siyasî parti gençleri eğitmiyor, gençlik kolları yok. Yeni yeni siyasî akademileşme başladı. Buralardan yetişen gençler partileri yönetirse, partiler kapatılmaz” diye konuştu.

Din ve devlet ilişkilerine ilişkin de konuşan Ortaylı, dinin hiçbir zaman kendi başına bırakılamayacağını, devletin bir parçası olacağını öne sürdü. Bu durumun laiklikle alâkası olup olmadığının tartışılabileceğini belirten Ortaylı, İsrail’in bu duruma örnek teşkil ettiğini söyledi.

Türk devlet yapısının kaabiliyetli insanlara dayandığını, Osmanlı Devleti’nin egemenliği altındaki topraklarda kaabiliyetine inandığı kişileri Enderun’da eğiterek, devlet yönetimine kazandırdığını anlatan Ortaylı, Enderun’da elit bir eğitimin verildiğini, günümüzde elit eğitim veren kurumların azaldığını ve bu kurumların korunması gerektiğini kaydetti.

Ortaylı’nın “demokratik açılımla” ilgili sözleri ise şöyle:

“Açılım boş lâftır. Açılım isteyenler gitmez de durmaz da. Ekonomik olarak Fransa olabilirdik ama bütçemizi 30 yıldır götüren bir durum var. Kimse kimseye kitle dalkavukluğu yapmak için, sempatik görünmek için konuşmasın. İran Kürtleri ile Türkiye’deki Kürtler arasındaki farkı görmeden adam jenosidden söz ediyor. Bunun ne olduğunu bilmeden üstelik. Türkler’e karşı tez geliştirmek için arşive giren kaçıncı ecnebi Türk taraftarı oldu, onlar anladı, bizdekiler anlamıyor. Çünkü hakikati görmüyorlar. Çünkü okumuyorlar. Bunlar tehlikeli işler, belediyeciliğe benzemez”.

***

Aynı masayı paylaşma keyfini birkaç kere yaşadığım İlber Bey’e bir itirazım var: Osmanlı, Türklüğünü son demlerinde unutsa bile, muhteşem bir mûsıki yaratmıştır.

   Bunu Türksüz düşünemezsiniz.

      Gerisine ise “Silivri’de görüşürüz” dememek kalıyor.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 07 Şubat 2010 Pazar

Yorum Yapın

Mesajınız

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word