ESKİ ŞARAP YENİ ŞİŞELERDE: FRENEMY
Bir “frenemy” kavramı çıktı karşımıza. Arkadaş anlamındaki friend ve düşman demek olan enemy izdivaç etmiş, olmuş bir neolojizm (ânında sözlük: yeni kelime uydurma hastalığı); gerçi ne kadar neolojizm, ne kadar lisan inkişâfı, o da tartışılır tabii…
Aslında çok sevgi dâima çok nefreti de muhtevîdir, içinde barındırır.
Meselâ S. Freud’un bütün teorisi Oidipus ve Elektra kompleksleri (ânında sözlük: karmaşaları) üzerine kurulmuştur. Kız çocuğu anneden, erkek çocuğu babadan nefret eder çünkü karşı cinsiyetten ebeveynine duyduğu çocukça aşkta en büyük rakibi, hemcinsidir.
Bu teorinin haklı tarafları olduğu inkâr edilemez ama her kültür için geçerli değildir; daha çok ben-merkezci kültürlerin, meselâ Batı medeniyetinin sorunsalıdır. Kollektivist kültürlerde bu model pek tutmaz.
İşin evrimsel kökenleri de var tabii: Rekabet her canlı türünde ve fertte doğuştan var olan bir güdüdür.
Bir insan bize ne kadar yakınsa, ne kadar samimiysek, ona karşı kalkanlarımızı ve silâhlarımızı en fazla indiririz. Dolayısıyla da pek çok mahremiyetimiz onlar için sır olmaktan çıkar. Bunun en basit örneği kimseye sesini çıkaramayan evlâdın ebeveynine bağırabilmesi, pısırık babanın yansıyan bir öfke içerisinde evlâdını veya karısını tartaklamasıdır.
Eh, hepimiz beşeriz ve tabiatıyla da şaşarız. En yakın dostumuzla bile bozuşabilir, filânca konuda ters düşebilir, küsüşebiliriz.
İşte, o anlarda, cebimizdeki mâlzemeyi ortaya dökme zaafına düşerek, muhatabımızı kıracak veya üzecek kelimeler süzülebilir ağzımızdan.
Yâni frenemy kavramı eski bir şarabın yeni şişelerdeki servisi sâdece.
Bir yandan da bir nev’î farkındalık artışı.
Kendisine ve ihvanına yabancılaşan Batı insanının feryâdı; çünkü dostluğu, diğerkâmlığı (altruism) ve fedakârlığı unutan, sürekli olarak rekabet içerisinde yaşayan, sağlıklı bağlanmalarını (attacment) kaybeden Batılı, tabiatına aykırı bu inkişâfın nihâyet farkına varıyor.
Dikkat edilirse, bilhassa Doğu dinlerine ve mistisizmlerinde, keza Yeniçağ dinlerinde kurtuluş arayan Batılı çok arttı (bizde de sonradan görme sosyete çok teveccüh ediyor). Bunun da en temel sebebi, her canlıda ve bilhassa insanoğlunda doğuştan mevcut olan âidiyet-mensubiyet ihtiyacıdır.
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 23 Şubat 2010 Salı

