TANJU KORAY
10 günde 6 konferans verdim; hepsi de ayrı şehirlerde, biri KKTC’nin Girnesi’nde.
Bu sebeple mekânı ihmâl ettim.
Bugün muhtemelen pek azınızı alâkadar edecek kısacık bir yazım var.
Hani, Peder’le ve Bobby’le filân Ontogenetik Psişe’de tavla oynayan bir Tanju Koray var ya… Ondan azıcık bahsedeceğim.
22 yaşında 1 Nisan 1963 Pazartesi günü kardeşimiz olduğunda (yâni ben 5 yaşında iken) henüz Siyasal Bilgiler 1. Sınıf öğrencisi imiş Tanju Koray, daha sonra Ankara Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Filolojisi’nden mezun olmuş.
1967 – 1972 yıllarında Nairobi Büyükelçiliğimiz’de Mahâllî Kâtip olarak görev yapmış. Sonra da kendini insan ve vatan sevgisine adamış. Ben 20 sene önce tanıştım ve o gün dost olduk!
06 Aralık 2003 tarihinde 40 yıllık şeref önlüğünü taktı.
06 Mart 2008 tarihinde de Amiyotrofik Latreral Skleroz’a mağlûp olup Peder’le, Bobby’le, Nedim Zenbilci’yle, Kurtuluş Türkgüven’le, Nişan Sönmez’le, Kaatil(!) Aykut Oray’la, Filiz İnal’la, Hâdi Çaman’la, Ertaç İlkay’la, Rebiî Yücesoy’la, Gâzi Mustafa Kemâl’le, benden 100 sene önce doğup 14 Ocak 1923’te oraya göç eden Zübeyde Hanım’la… tavla oynamaya gitti.

Bir adam gibi adam da oydu.
***
Ne demişti Şâir Hayâlî:
cihân-ârâ cihân içredir ârâyı bilmezler
ol mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler
Gençler anlasın diye tercüme edeyim: Dünyâyı süsleyen aslında dünyanın içindedir ancak süsleyeni ve/veya süsleyeni aramayı bilmezler; o denizin içindeki balıklar da denizi bilmezler.
Bu son lâfları daha önce de yazmıştım, kendimden intihâl yaptım…
Henüz bu âlemde iken sevelim, sevilelim.
Vatanımıza, milletimize de sâhip çıkalım…
Çünkü Peder’le, Bobby’le, Nedim Zenbilci’yle, Kurtuluş Türkgüven’le, Nişan Sönmez’le, Aykut Oray’la, Filiz İnal’la, Hâdi Çaman’la, Ertaç İlkay’la, Rebiî Yücesoy’la, Etel Kayıran’la…
  kavuştuğumuzda…
     Artık sâdece tavla olacak.
        Muayenehânemdeki masamda canım kızımın benden sonra ilk öptüğü erkek olan Ertaç Ağabey’in onu kucakladığı resmi durur.
           Kim mi o?
              Psikiyatr Prof. Dr. Ertaç İlkay, hocam, dostum, ağabeyim; hâttâ Prof. Dr. Nedim Zenbilci’yle beraber baba ikamem…
                 Hepinizi çok özlüyorum ve buranın adaletsizliğinden, sahteliğinden, yozlaşmasından da çok sıkıldım.
                     Haydi, şimdi ekmek parasına…
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 06 Mart 2010 Cumartesi


[...] yazıdan bir şey anlamak isteyenler http://www.keremdoksat.com/2010/03/06/tanju-koray/ makaleme bir bakıversinler; kısacıktır [...]
Sevgili Kerem,
Ne güzelsin güzellikleri dile getirmede. Bir çırpıda ve gönülleri taşırasıya. Gıpta ediyorum sana; ben kelimelere dökemiyorum coşkularımı senin gibi. Senin gibi olamam zâten ama sen olmak yetiyor bana. Bende sen varsın, ve eminimki sende de ben.
Öyle bir çoÅŸturdun ki Tanju’yla, NiÅŸan’la, tanışamamış olmama raÄŸmen sonradan İlker’in sâyesinde “tanıdığım” Filiz’le ve diÄŸerleriyle, bir “tam” oldum o coÅŸku topağıyla.
Hissettiklerim o coşku topağında, dökemiyorum sözcüklere. Ama sen ve herbiriniz/miz kendi kapasitemizin maksimumda hissedince bu coşkuları, zâten olmuyor muyuz eşit ve tesviyede.
Seni her okuyuÅŸumda dediÄŸim gibi, gene diyeceÄŸim “saÄŸol ve iyi ki varsın, iyi ki beraberiz!”
Sevgilerimle,
İlkan Örs
MKD: Pek Sevgili Dostum, saÄŸ olun, var olun. Sonsuz sevgilerimle…
DeÄŸerli KardeÅŸim,
Ne içten dile getirmişsin vefayı. Ki, tüm sözlüklerde (aşağı yukarı) dostlukta sadakat diye yazar karşısında.
\”Telefonunu silemiyoruz defter\”den dediÄŸi gibi şâirin,
\”Bir tel kopar bütün âhenk bozulur\”,
\”Bir adam ölür, bütün dünya boÅŸalır\” da dendiÄŸi gibi…
Güzel ve aydınlatıcı yazılarından bizi eksik etme Sevgili Kardeşim.
Müzik konusundaki çok deÄŸerli yazından ayrıca söz etmeden önce Alman’ların sevdiÄŸim bir atasözünü ileteyim \”Bir yerde ÅŸarkı söyleniyorsa (nerede söyleniyorsa da olabilir) oraya yerleÅŸ, kötü insanların ÅŸarkısı olmaz.\”
Tüm sevdiklerinle, ağız tadıyla, sağlıklı, mutlu daha nice mutlu yıllar dilerim.,
Seni yürekten seven kardeşin Ekmel.
MKD: Çok teşekkürler Aziz Ekmel Kardeşim. KSS.
Güzel insan Tanju Koray’ı 30 yıl önce aynı denizcilik ÅŸirketinde görev yapan bir arkadaşımı ziyâretimde tanımıştım. Evlerimizin yakın olması nedeniyle, Bostancı-KabataÅŸ arasında deniz otobüsü ile iÅŸe gidip gelirken ayda en az bir kere karşılaşır, kâh onun Mekteb-i Sultanî günlerinin anılarını paylaÅŸtığımız, kâh günün olaylarını konuÅŸtuÄŸumuz zevkli 30 dakikalık yolculuklarımız olurdu. Aynı güzergâhta karşılaÅŸmalarımız kesilince, yurtdışına gitmiÅŸ olabileceÄŸini düşünürken, önce İstanbul dışına taşındığını sonra da vefatını öğrendim. Arkasından onu sevgiyle anan sevenlerini gördükçe, “iyiler çok yaÅŸamıyor” demekten öte söyleyecek söz bulamıyorum. Tavlada çok iddialı deÄŸilim ama bu dünyâya kazık çakmak gibi bir niyetim olmadığına göre er ya da geç birgün yine sohbet etme fırsatımız olacak…
MKD: Aman acele etmeyin…