HADİ, BİRAZ SOYKIRALIM!
İsveç Parlamentosu, önceki gün “Türkler Ermeniler’e karşı soykırım uygulamıştır” diyerek önümüze koydu ve “soykırım” iftirasını gerçek saydığını karara bağlayan ülkelerin sayısı 19’u bulmuş oldu. Üstelik İsveç “Pontus Rumları’nı, Süryaniler’i, Keldaniler’i de kestiniz” dedi. Birkaç hafta ilâ ay zarfında pıtır pıtır bütün Batı ülkeleri daha da abartarak benzeri kararlar alacaklar. Ermeniler’in hedefi, soykırım tarihi olarak belirttikleri 1915’in 100. yılına kadar, bu zırvalığı kabûl eden ülkelerin sayısını olabildiğince arttırmak.
İsveç Parlamentosu’nda Türkiye menşeli iki milletvekili var; biri partisinin “soykırım” iftirasını desteklemesine rağmen Parlamento’da “bu politika yanlıştır” demiş… Kürt olduğu bildirilen öteki üye, partisi “soykırım iddiasının gerçek olduğu ispatlanmış değildir” tezini benimsediği hâlde “soykırım gerçektir” yönünde oy kullanmış… Şaşıran var mı?
İngiliz Parlamentosu’nda yıllardır bugünlerin gelmesini bekliyorlar. ABG Kongresi de “soykırım gerçektir” desin, haftasına varmadan İngiliz Parlamentosu’nun daha da ağır bir karar alacaktır… Malûm, bu iki ülke aynı kaba işerler, dünyanın en fazla dış borcu olan ve kendi paraları olan emperyalist ülkeleridirler. Amerikan İç Hârbi de “İyi İngiliz’le Kötü İngiliz’in” kapışmasıdır; “iyi” de, tabiatıyla, kazanandır.
Şimdi sıra Birleşmiş Milletler’den karar çıkartmaya geldi: “Almanlar Yahudiler’e nasıl tazminat ödediyse, Türkler de Ermeniler’e ödesin”. Hemen akabinde “Ermeniler’in, Anadolu’nun yarısından fazlası bizimdir” iddiaları gündeme gelecek.
Gülümüz ne Washington’da alınan, ne de İsveç Parlamentosu’ndan çıkan kararın hiçbir itibârı olmadığını söyledi. Devletlû da “bundan 95 yıl önce olmuş, mâhiyeti, nedenleri, sonuçları hâttâ mağdurları dahi tam olarak aydınlığa kavuşmamış bu mes’elenin âdeta bir tehdit gibi çeşitli ülkelerde Türkiye’nin karşısına çıkarılmasını son derece insafsız ve izansız bir girişim olarak görüyorum” diye sözüm ona celâllendi.
Çok dikkat edin, bu cümlede zımnen iddiaların kabûle şâyan olabileceği ifâdesi vardır. Peki, kim söylüyor bunları: Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı!

Bu arada, Türkiye hem Amerika’daki hem de İsveç’teki büyükelçilerini çekti ve bu ülkelerin Ankara’daki büyükelçilerini Dışişleri’ne çağırarak bir şeyler söyledi. Hiçbir itibârı olmayan(!) bu kararlar için zâten o büyükelçiler de “önemli değil canım, sıkmayın canınızı” dediler.
Ama Devletlû çok kızmıştı bir kere! Fırsat da ayağına geldi ve Kocaeli Çayırova’da Cuma namazından çıkarken balkondan seslenen Nurgül Erengül’e çok kızdı. Kadıncağız, mahkemelik olan tapular için yardım istiyordu ve belediye başkanını şikâyet ediyordu. Devletlû ise Nurgül Erengül’ün tavrından hoşlanmadı ve sert bir ifâdeyle yanına çağırdı, ona yan yan baktı.

Kadıncağız, kendilerini mahkemeye veren ve 1049 tapunun iptâlini isteyen Çayırova Belediye Başkanı’nı şikâyet etti. Ancak, aldığı cevap bir kaç dakika önce balkondan yaptığı konuşmaya ilişkindi; Devletlû “tapunu al da ….” gibilerinden bir şeyler dedi, sonra fabrika açılışı yaparken de goygoycuları “seni sevmeyen ölsün” tezâhüratı yapıldı.
Devletlû bir an için de olsa eski sâkin günleri hayâl etti…

Sonra da önümüzdeki Salı ve Çarşamba günleri İsveç’e yapmayı plânladığı ziyâreti de iptâl ettiğini bildirdi ve “Türkiye’ye yönelik bu tür art niyetli yaklaşımlar karşısında da kararlılığımızdan asla tâviz vermeyeceğimizi bir kez daha ifâde ediyorum” dedi. Neden, neyden ve neylerden asla tâviz verilmeyeceği asla anlaşılmasa da, bu sözler işitenleri çok mütehassis etti…

Netekim…
İyi haber alınan gizli tanıkların ifâde ettiklerine göre, İsveç’te herkes kendi gözyaşlarıyla boğulup parlamentolarına doğru yürüyüşe geçmiş. ABG’de de sokaklarda gösteri yaparak Türkiye’ye destek veren halka Gülen Polisleri biber gazı sıkarak mâni oluyorlarmış! Fethullah Gülen Hocaefendi Hazretleri de hüngür hüngür ağlıyormuş, bermutat…

Yazdıklarımın hepsi gerçektir, bana inanmayan ölsün!
Hâttâ Ayşe Arman bile çok üzüldü, tesettüre bürünmeye başladı.

***
Yâhu, memleketin Güneydoğu’su fiilen ayrılmış durumda, yalan mı?
Şimdi de beynelmilel arenada korkunç bir yalnızlığa çekiliyoruz, yalan mı?
TSK’yı yıpratmak için ne gerekiyorsa fazlası yapılıyor, yalan mı?
Ulusalcılık suç ilân edildi, yalan mı?
Bütün bunlar AKP iktidarı döneminde oldu, yalan mı?
Batı, Türkler’den ve Atatürk Türkiyesi’nden intikam almak için çok stratejik son atağına geçmiştir, yalan mı?
Türk’ün soyunun kırılmasına gidiliyor, yalan mı?
Armageddon geliyor, ne mi o?
Armageddon (Arapça أرمجدون, Lâtince: Armagedōn, Eski Yunanca: Ἁρμαγεδών Harmagedōn, İbranice: הר מגידו har məgiddô).
Musevîlik dininde Dünya’nın sonu geldiğinde yapılacağı kehânet edilen büyük savaşın yapılacağı yerdir.
Ben yerini biliyorum, yalan mı?
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 13 Mart 2010 Cumartesi

