Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 3473 defa okundu.
Bu yazi bugun 7 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

AYILAR ARTIYOR, DİKKAT!

Epeydir dikkatimi çeken bir gelişme vardı ve ilmî izahını aramakta idim…

Mevsim kış olmasına rağmen, etrafımda gittikçe artan sayıda ayı müşahede etmekteyim. Trafikte, sokakta yürürken, maçlarda, medyada… Her yerde mebzûl miktarda ayı var!

Nedir bunun mekanizması, nasıl oluyor da bu ayılar her tarafta bu kadar çok dolaşıyor diye merak ediyordum.

Normâl habitatındaki ayı şöyle bir şeydir, buralardakiler ise mutasyona uğramış durumda:

Ayı

Önce genel bilgiler verelim…

***

Kış uykusu, bâzı sıcakkanlı ve soğukkanlı hayvanların, kışı uyku veya uyuşuk gibi bir dinlenme hâlinde geçirmesidir. Yâni bildiğimiz uyuma eylemi söz konusu değildir. Ancak kış uykusuna yatmış olan bir canlının görüntüsü ölmüş veya uyuyor olan bir canlıyı andırır. Ama dakikada birkaç nefes almanın dışında aslında o canlı hareketsiz bir şekilde zihni açık bir şekilde beklemektedir. Kış uykusu, soğukkanlı hayvanların hareketsizliği veya sıcakkanlı omurgalı hayvanların (memeliler ve kuşlar) vücut sıcaklıklarının düşerek sıfır dereceye yaklaşması ve metabolizmalarının yavaşlaması olarak da târif edilebilir. Kış uykusunun süresi türlere ve çevre sıcaklığına göre birkaç haftadan altı aya kadar değişir.

Hibernasyon, yâni kış uykusu tabiattaki bilmecelerden belki de en enteresanıdır. Milyonlarca memeli, sürüngen, haşarat ve böcek bütün bir kış boyunca uyur. Vücut organlarının aktifliği tamamen askıya alınır. Organların faâliyeti o kadar yavaşlar ki, güçlükle fark edilir. Kış uykusu, değişken iklimlerde yaşayıp besin bulma zorluğu çeken hayvanlarda olur. Kışın yaklaşmasıyla sincap, tarla faresi gibi hayvanların vücutlarında değişiklikler belirmeye başlar. Kâlb atışları yavaşlar, soluk alışverişleri azalır ve zihin faâliyetleri durur. Derin, donmaktan emin kovuklarına çekilir, tostoparlak olarak derin bir kış uykusuna yatarlar. Gerçek kış uykusuna sıcakkanlı omurgalı hayvanlar yatarlar. Böcekler, sürüngenler, kurbağalar, balıklar gibi soğukkanlı hayvanlar da kışı inlerinde uyuşuk olarak geçirirler.

Bâzı hayvanlar, çevre ısısının belli bir dereceye düşmesiyle uyanırlar. Meselâ yarasalar eksi iki derecede uyanır. Daha sıcak bir yere giderek tekrar uykuya dalarlar. İhtiyaç ve aşırı acıkma da uyanmalara sebep olabilir. Soğukkanlı hayvanların (böcekler, sürüngenler, kurbağalar, balıklar vs.) vücut ısıları çevre sıcaklığına bağlıdır. Sıcakkanlı hayvanların ise türlere göre sâbit sıcaklık dereceleri vardır. Kış uykusuna yatan memeli ve kuşların vücut ısısı çevrenin ısısına çok yakın bir dereceye kadar düşer. Çoğunlukla +1°C’ye kadar düştüğü gözlenmiştir. Eğer donma derecesine düşerse hayvan ölür. Çok kuru ve sıcak iklimli bölgelerde yaşayan bâzı hayvanlar da yaz uykusuna yatarlar. Salyangozlar aşırı sıcaklarda kabuklarına çekilip dinlenirler. Dipnoi denen çift solunumlu balıklar (akciğerli balıklar) bulundukları nehir suları kuruyunca balçığa gömülerek uyuşuk hâlde suların tekrar gelmesini beklerler (bkz. Yaz Uykusu).

Kış uykusuna yatacak hayvan, kendisine donma noktasının üstünde olan ılık bir kovuk bulur veya kazar. Yaprak, tüy, kıl gibi maddelerle de burayı izole eder. Kış uykusu boyunca, yazın vücutlarında depoladıkları yağı sarf ederler. Tarla sıçanı, sincap gibi bâzı hayvanlar kış uykusuna yatmadan önce kovuklarında yiyecek depo ederler. Belli aralıklarla uyanarak bunları yerler.

Kış uykusunun başlamasıyla hayvanın kâlb atışı ve kan basıncı azalır. Beslenme faâliyeti ve dışkılama kesilir. Solunum fark edilecek derecede yavaşlar. Bâzılarında tamamen kesilmiş gibidir. İç salgı bezlerinin salgıları yavaşlar. Sindirim sistemi ve ifrazatı durur. Anatomik ve fizyolojik değişiklikler de gözlenir. Dağ sıçanı, köstebek ve yer sincabında dişlerin kireçlendiği de görülmüştür. Küçük memelilerden olan “yedi uyuklayangiller” kış uykusu boyunca 40° C derecelik vücut sıcaklıklarını donma noktasının biraz üstüne kadar düşürebilirler. Bu düşük ısıda vücut faâliyetleri yavaşlar. Hayvan çok yavaş soluk alıp verir. Kâlb atışları normâl olan 300 vuruştan dakikada 7 ilâ 10 vuruşa kadar düşer. Tabii vücut refleksleri kesilir. Beynin elektrik faaliyeti âdeta durur. O kadar yavaşlar ki, fark edilemez. Şâyet kovuktaki hava sıcaklığı donma noktasına düşerse, hayvan otomatikman uyanır ve bütün vücut sistemlerini harekete geçirerek vücut sıcaklığını normâle döndürmeye çalışır. Bunu yapamazsa ölür. Çevre ısısının âni düşüşü hayvanı uyandırarak ölümü engeller. Toprağın sürekli don olduğu yerlerde, yuva yapıcı memeliler kış uykusuna yatmaz. Kış uykusuna yatan bütün soğukkanlı hayvanlar, plâzmaları içinde hücreleri tahrip eden buz kristalleri meydana geldiği takdirde soğuktan donmak tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Çok soğuk havalarda hareketsiz kalmanın tehlikeleri yok değildir. Organlar buz kristalleri tarafından tahrip edilebilir veya dokular donabilir. Kış uykusuna yatan hayvanların vücutlarındaki sıvılar, moleküler ağırlığı daha büyük kimyevî maddeler bakımından zenginleşerek donma noktası düşer. Böylece don tehlikesinden korunmuş olur.

Hibernasyon o kadar değişik, enteresan ve çözülememiş bir meseledir ki, çeşitli organlar arasındaki ilişki ve güç bölümünde bile anlaşılamayan hususlar vardır. Meselâ marmotun (dağ sıçanı) omuriliği ve beyni tamamen çıkarıldığı hâlde, hayvanın kâlbi daha 10 saat atmaya devam etmiştir. Bir ilim adamı kış uykusuna yatan bir marmotu 4 saat saf karbondioksit gazının içinde tuttu. Bir şey olmadı. Kış uykusuna yatan bir yarasa, 1 saat süreyle bir kova suyun içine sokularak bekletildi. Dışarı çıkarıldığında hala uyuyordu ve tamamen normâldi. Bir kirpi, 22 dakika batırıldığı suyun içinde kaldı. Kış uykusuna yatan bir fındık faresi, toparlak hâliyle bir odada, top gibi, karşıdan karşıya yuvarlandı. Yine de uyanmadı ve hâlinde değişiklik olmadı.

Bâzı Amerikan yer sincapları on günde bir uyanırlar. Daha erken uyanmaları kendi zararlarına olur. Fazla enerji sarfiyatı hayatlarını tehlikeye düşürür. Ilıman iklimlerdeki yarasa türlerinin çoğu kış uykusuna yatar. Ancak ılık kış günlerinde böcek avlamak için uyanırlar. Bu kısa dönemlerde çok az miktarda enerji harcamaya gayret ederler. Kış uykusuna yatan yarasaları uyandırmak, rahatsız etmek, düzensiz enerji tüketimine sebep olacağından yarasalar için felâket demektir. Bâzen kış aylarında bir kokarca, bir rakun ve bir porsuk ortalıkta görülebilir. Bunlar acıkmışlar ve uyanmışlardır. Karınlarını doyurup tekrar uykuya dalarlar. Kış uykusu sayesinde çevrenin zor şartlarına karşı mukavemet gösterirler. Kış uykusu, gıda kıtlığı zamanında canlının enerji sarfiyatını en az seviyeye düşürerek sert iklim şartlarına dayanmasını sağlar. Vücut ısısının düşmesi ve metabolizmanın yavaşlaması hayvanın direncini arttırır. Ansızın uyandırılırsa ölebilir. Kış uykusuna yatan hayvanlar, önceden vücutlarında depoladıkları yağı yavaş yavaş erittikleri için bu zaman zarfında çok ağırlık kaybederler. Baharda uyandıkları zaman zayıf ve sinirli olurlar. Kaybettiklerini kazanmak için büyük bir iştahla, çok yerler. Kış uykusu, belli bâzı fizyolojik mekanizmalar tarafından kontrol edilmektedir. Buna “Bedensel (Bünyevî) Biyolojik Saat” denilmektedir. Kış uykusuna yatan bir yer sincabının kan serumu alınıp, kış uykusuna yatmadan birine şırınga edilirse, o hayvan da kış uykusuna yatar.

Hakiki kış uykusuna yatan hayvanlar ise eksi iki dereceye kadar yaşarlar. Aradaki fark neden ileri gelmektedir? Bilim adamları bunun cevabını şimdilik verememektedir. Cevabını merakla araştırmaktadır. Birçok soğukkanlı hayvanlar, kışı soğuk iklimlerde derin bir uyku içinde geçirirler. Memeliler ve kuşlar gibi çevrelerinden bağımsız olarak vücut ısılarını değiştiremezler. Hava soğudukça onlar da buna bağlı olarak uyuşurlar. Nihâyet “soğuk anestezi” durumuna geçerler. Kış uykusuna yatan sıcakkanlılar gibi kendi kendilerine uykularını bölemezler. S3adece hava sıcaklığındaki artışla uyanırlar. Yılanlar kertenkeleler, kurbağalar, semenderler kışı yalnız başına veya gruplar hâlinde, birbirine dolanarak taş altlarında veya çamur ve bataklıklara gömülmüş bir hâlde geçirirler. Tuzlu su terrapini (Kuzey Amerika’ya mahsus bir su kaplumbağası) kışın kendini çamura gömer. Kum yengeçleri de aynı şeyi yaparlar. Kara kurbağa (Bufo bufo) ve kurbağalar düzenli kış uykusuna yatarlar. En sevdikleri suların yakınındaki çamurlara gömülürler. Kış uykusundan alınan bir kurbağa 2 saat gibi bir zaman güneşe tutulduktan sonra kendisinde hayat emâreleri görünmeye başlar.

Yedi uyuklayangiller ve kirpiler hem uyku zamanı bakımından, hem de uyku yoğunluğu bakımından başı çekerler. Bu hayvanlar, yakalandıkları zaman bile kış uykusuna yatarlar. Bâzı hayvanlar, avları kış uykusuna yatınca kendileri de kış uykusuna yatarlar. Meselâ yarasalar avladıkları böcekler ortadan kayboldukları veya uyudukları zaman uykuya çekilirler. Kış uykusuna yatan hayvanların çoğu toparlak bir hâl alırlar. Ancak yarasalar her zamanki gibi başları aşağıda aylarca asılı kalırlar. Örümceklerin çoğu kış aylarında uyanık kalırlar. Çatlaklarda, kıyıda köşede her zaman bulunurlar. Yiyecek kıtlığı onlar için, problem değildir. Aylarca bir şey yemeden durabilirler. Ancak inleri tuzak kapaklı örümcekler kış uykusuna yatarlar. Bunun için de önce kapı yolunu ağlarıyla bir battaniye gibi örerler. Kaplumbağalar toprağa gömülerek kış uykusuna yatarlar. Bâzı balıklar da kış aylarında uykuya yatarlar. Ev sinekleri, uğur böcekleri ve salyangozlar da böyledir.

Kış uykusu, hayvanların zor iklim şartlarını ve kıtlık dönemlerini atlatmalarını sağlar. Ayrıca birçok hayvan için bir dinlenme ve yenilenme zamanıdır. Bu dönemde bulaşıcı hastalıklara ve parazitlere direnç artar. Radyasyona dayanıklılık kaydedilir. Kış uykusu yerine bâzı hayvanlar, birçok kuşlar daha uygun iklimlere göç ederler. Bazıları ise, meselâ kurtlar kürk ve postlarını kalınlaştırırlar. Böylece kışa daha dirençli olurlar. Kış uykusuna yatan sıcakkanlı hayvanların vücutlarında bulunan termostatları vücut ısısını ayarlar. Bunun sâyesinde her türde belli bir düzeyde sâbit tutulur. Eğer böyle bir termostat olmasaydı, bizler de soğukkanlılar gibi çevrenin ısısına bağlı olurduk. Havaların soğumasıyla uyuşurduk. Isı düzenleme büyük enerji gerektirir. Onun için memeliler daha fazla yeme ihtiyacındadır. Kış uykusu vakti yaklaşınca yüksek vücut ısılarını sanki bir anahtarla çevirir gibi donma derecesinin biraz üzerine kadar düşürürler.

Uyanacakları zamanı nasıl bilirler? “Biyolojik saat” vaktin geldiğini otomatikman haber verir. Aylarca uyuyan sincaplar, hareketsiz kalan kuşlar, yıllarca çamurun içinde uyuyan balıklar hep biyologların merak konusudur.

Ayılar da inlerinde uyurlar. Derin bir uykuya dalmalarına rağmen uykuları gerçek kış uykusuna benzemez. İnlerinde uyuklarken, vücut ısıları normâlin aşırı altına düşmez. Şâyet vücut ısıları 15 derecenin altına düşerse ölürler. Ayıların hibernasyonu kısmîdir ve arada bir kaka çiş yapmak, bir şeyler atıştırmak için ufaktan uyanırlar; uyurken vücut ısıları 37° C’den (99° F) takriben 31° C’ye (88° F) düşer; çok da asabî olurlar…

Hepsi iyi hoş da, bu aralar nasıl olup da her yerdeler?

Nihâyet cevap geldi.

***

Orman Genel Müdürlüğü’nün doğal hayata yönelik projeleri kapsamında, aylarca süren çalışmaların sonunda boz ayılar, Türkiye’de “ilk kez” kış uykusunda görüntülendi.

Orman Genel Müdürü Osman Kahveci, orman denince akla sâdece ağaçların gelmemesi, ormanı ve ormancılığı yaban hayatıyla, flora (ânında sözlük: bitki âlemi) ve faunasıyla (ânında sözlük: hayvan âlemi) bir bütün olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti.

Doğal hayatın tüm canlılarının ilgi alanlarına girdiğini bildiren Kahveci, “ormanlarımızda geyik, karaca, tavşan, yaban domuzu, çakal, kurt ve ayı gibi doğal hayatın pek çok unsuru barınıyor. Bunların yaşam alanlarını sağlamak ve belli bir habitat koruması çerçevesinde değerlendirmek bizim görevlerimizden biri” dedi.

Türkiye’deki ormanlarda yaklaşık 5 bin civarında ayı bulunduğunu, bunların sayısında son yıllarda ciddi artış yaşandığını ifâde eden Kahveci, şunları söyledi: “Ayıların nasıl yaşadıkları, bu ekosistem içerisinde varlıklarını nasıl sürdürdüklerine yönelik bir çalışma başlattık. Bu kapsamda belki Türkiye’de, belki Avrupa’da bir ilki de gerçekleştirme şansı bulduk. Artvin Borçka’da bir ayıyı kış uykusunda görüntüledik. Sanki ayılar kış uykusundan 4-5 ay hiç çıkmazlar gibi anlaşılıyor ama bunun böyle olmadığını yaptığımız çalışmayla gördük. Bir arkadaşımız, ayıları kış uykusunda görüntülemek için günlerce karda kışta bekleyerek, adını ‘Kestane’ koyduğumuz bir erkek boz ayının filmini çekti. Görüntüler bize enteresan geldi. Bunları kamuoyuyla paylaşmak istedik. Bu görüntüler belki bilimsel alanda çeşitli yorumlarla kullanabilir, bâzıları heyecanla ve merakla seyredebilir, herkes bu habitattan, bu görüntüden ders alabilir diye böylesi bir çalışma yaptık. Ayılarla ilgili birçok filmin çekildiğini biliyoruz ve görüyoruz ancak bu bizim bildiğimiz kadarıyla, ayılarla ilgili kış uykusunda, tamamen doğal ortamında böylesi bir film ilk defa çekiliyor”.

Kahveci, çalışmayla ayıların yaşadığı ortamlar hakkında da daha genel bir fikir edindiklerini ve bilgilerinin biraz daha netleştiğini vurguladı. Çalışmaların aylarca sürdüğünü anlatan Kahveci, amaçlarının doğaya ilişkin konularda kamuoyunu bilgilendirmek olduğunu, bundan sonra da bu tür çalışmaları sürdüreceklerini kaydetti ve isteyenlerin görüntülere www.ogm.gov.tr internet adresinden ulaşabileceğini de sözlerine ekledi. Mutlaka http://video.turk.net/video/izle/41391/Ilk-defa-kis-uykusunda-goruntulendi—ANKARA mekânını seyredin!

***

Bilim adamı tarafım âniden uyandı ve mes’eleyi çözdüm!

Küresel ısınma ve havaların iki gün bunaltıcı sıcak, akabinde beş gün buz gibi karlı geçmesi İstanbul’daki mutant ayıların tabiî hibernasyonunu bozdu tabiatıyla!

Zavallı ayılar ikide bir uyanıp inlerinden çıkıp çiş ve kaka yapıp gıdâ alıyorlar. Bu arada, birikmiş olan diğer vücut salgılarını da oraya buraya salıveriyorlar; çünkü onlar ayı!

Üremeye ve beslenmeye yönelik faâliyetleri de artık mevsim tanımaz hâle geldi tabii ki!

Recep-Ivedik-2-91

Hatırlarsanız Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin karısı Carla Bruni, Pireneler’deki ayıların haklarını savunduğu Ağustos 2008 tarihli çevreci gruplara yolladığı mektupla hayvanseverlerin takdirini kazanmış ve “ayılar, insanlar için bir tehlike oluşturmuyor. Birlikte yaşamanın bir yolunu bulmak zorundayız” demişti. Ancak, ayıları tehlikeli bulan ve canlarından endişe eden köylüler, bu mektuba çok öfkelenmişlerdi.

Carla

Artvin Borçka’daki ayı kendi tabii habitatında en tabii hâliyle davranıyor. Hâlbuki İstanbul’dakiler evlerde, apartman dâirelerinde filân ikamet ettirildikleri için Kadıköy, Karaköy, Yeşilköy ve benzeri köylerdeki bizler de bunlardan korkuyoruz.

   Bâzıları o kadar şaşkın hâlde ki, sokaklarda dolanıp, sinemaya dahi gidebiliyor; tehlike çok büyük!

Recep-Ivedik-2-89

      Neyse, eminim ki Hükûmetimiz bir Ayı Açılımı ile bu hazin gelişmelere de hâl yolu bulacaktır.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 15 Mart 2010 Pazartesi

1 Yorum

buketKasım 10th, 2010 15:21

Ormanda yaşayan boz ayılar ortama nasıl uyum sağlar?

MKD: Ormanda yaşayarak.

Yorum Yapın

Mesajınız