UĞUR ALKAN’dan: Halk Kütüphâneleri
Çağdaş bir ülkede halk kütüphânesi her semtte bulunması gereken kurumdur. İstanbul’da Beyazıt Devlet Kütüphânesi ve Ankara’daki Millî Kütüphâne çok değerli eserler barındıran büyük halk kütüphâneleridir. Yine de Türkiye’de kütüphânecilik ve kütüphânelere gitme alışkanlığı maâlesef Batı ülkeleri düzeyinde değil. Bir arkadaşıma bu sistemin geliştirilmesi gerektiğini anlatmıştım. O da “güzel söylüyorsun ama insanların burada o kadar çok öncelikli sorunları var ki, kütüphâne gibi konular geri plânda kalıyor” dedi. Fakat işin enteresan tarafı, sorunları çözecek olan gene aynı insanlar. Toplumda kitap okuma alışkanlığı arttıkça sıradan bir kişinin dünya görüşü zenginleşir. Meselâ, daha önce doğru bildiği bir şeyin aslında bilimsel olarak yanlış olduğunu öğrenir. Bu şekilde çıtayı kaldırdığımız zaman mesleği ne olursa olsun, toplumun genelinde bilgi düzeyinde kalkınma olur.
Örneğin, benim yaşadığım ilçedeki halk kütüphânelerinden bahsedebilirim. Ülkedeki en büyük beşinci kütüphâne sistemi Brooklyn’dedir. Brooklyn’in nüfusu yaklaşık 2.5 milyondur ve buradaki toplam halk kütüphânesi sayısı 60 kadardır. Brooklyn Halk Kütüphânesi’nin bünyesinde 5 milyondan fazla kitap bulunmaktadır. Kütüphâne kartı Brooklyn’de ikamet ettiğini ispatlayabilen herkeze ücretsiz verilir. Kütüphâneden ödünç aldığınız kitapları 3 hafta süreyle tutabilirsiniz. Şâyet sizdeki kitap bir başkası tarafından talep edilmiyorsa, bu süreyi dilerseniz internet üzerinden uzatabilirsiniz. Aradığınız bir kitap oturduğunuz yere uzak bir muhitin kütüphânesinde mevcut ise, internetten kitabı size en yakın kütüphâneye getirmelerini talep edebilirsiniz. En büyük kütüphâne Merkez Kütüphâne’dir ve gerçekten aradığınız her konuyla ilgili kitaplar bulabilirsiniz. Brooklyn Central Library’nin yabancı diller bölümünde Türkçe kitaplar da mevcut. Örneğin Yaşar Nuri Öztürk, Bekir Coşkun ve Toktamış Ateş gibi yazarların kitapları var. Bir başka güzel noktada ödünç aldığınız bir kitabı illâki o kütüphâneye iâde etmek zorunda değilsiniz. Brooklyn Halk Kütüphânesi bünyesindeki herhangi bir şûbeye iâde edebilirsiniz. Yâni, şûbeler birbirinden kopuk binalar değil, aynı sistemin içinde âhenkle çalışan kurumlardır.
Küçük kasabalarda bulunan kütüphâneler de güzel hizmetler sunuyor. Benim üniversite yıllarımda yaşadığım kasabanın nüfusu 20 bin civarındadır. Hem halk kütüphânesi hem de üniversitenin kütüphânesi var. Tabii, küçük kasabalarda yaptığınız araştırmaya göre bâzen aradığınız bir kitabı bulamayabilirsiniz. Öyle bir sıkıntı olunca interlibrary loan sistemi devreye girer. Kütüphâne, aradığınız kitaba sâhip başka bir şehirdeki halk kütüphânesinden postayla kitabı ödünç alır.
Halk kütüphânelerinde çocuklara özel bir kat tahsis edilmiştir. Bu kat çocukların beğenisine göre tasarlanmış ve içinde onlara öz kitaplar barındırır. Sâdece masal kitapları olarak düşünmeyin, onların anlayacağı dilde yazılmış astronomi gibi bilim kitaplarıda var. Üniversitede Paul Faber adında bir felsefe profesörüm vardı. Bana kablolu yayın almadıklarını ve evde çocuklarına televizyon seyrettirmediklerini söylemişti. Bunun arkasındaki amaç evde bol bol kitap okunmasına teşvik etmekti. Haberler gibi bâzı yayınları seyrettiklerini ve zaman zaman da kaliteli filmler kiraladıklarını söylemişti.
Ben evlerine misafir olduğum için çocuklarıyla yaptığım sohbetler neticesinde çok zeki ve anlayışlı bireyler olarak yetiştiklerine tanık oldum. Bir e-mesajında “herhâlde senin tesirinden olsa gerek, Jenny (en büyük kızları) University Of Kansas’ta Türkçe üzerine minor yapıcak” diye yazmıştı. Çok uzun sohbet etme imkânım olmamıştı ama masada yemek yerken yaptığımız sohbetin etkisiyle Türkçe üzerine minor yapma kararı almışşa ne mutlu bana. Bu örnekten yola çıkarak bende herkese daha az televizyon seyretmelerini tavsiye ederim. Muhakkak ki seviyeli tartışma, eğlence programları da var ama biraz fazla televizyon seyreden toplum olduk. Bilhassa dizi film izleme sayısını biraz düşürüp, onun yerine kitap okumak daha faydalı olur.
Elektronik kitaplar veya e-books henüz çok yaygınlaşmamış olsa da gelecekte popüler olacakları belli. Elektronik kitaplar bir cihazın içine yükleniyor. Günümüzde cihaza yüklenebilen kitapların sayısı nispeten az. Bununla beraber günlük hayatta kullanım kolaylığı açısından çok pratikler. Fakat basımevlerinde tasarlanmış raflara dizdiğimiz kitapların sayfalarını çevirmenin keyfi, elektronik sayfaları çevirmekten çok daha farklı. Yine de artan dünya nüfusuyla birlikte özellikle gelecekte doğal kaynakları daha tutumlu kullanma zaruretinden yola çıkınca elektronik kitaplar önem kazanıyor. Neticede önemli olan içindeki bilginin, fikirlerin doğruluğu ve kalitesidir.
İnsanlar istediklerini okumakta hürdürler. Yalnız, bâzı insanlarımız kendilerini bir tek alana odaklıyorlar. Eğer bir siyasî fikre biraz fanatik biçimde kapılmışlarsa, farklı fikirler üzerine yazılan kitaplar hayatlarına girmiyor. Bâzen de okunulan kitaplar pek bilimsel görüşler içermeyen, biraz basit konulu kitaplar oluyor. Herkesin ilgi alanına göre biraz daha ağırlıklı olarak okuduğu kitaplar olabilir.
Benim tavsiyem okunulan kitapların listesinde kıyaslamalı dinler, felsefe, arkeoloji, psikoloji, sosyoloji, politika, astronomi ve çevre bilimi gibi değişik alanlardan eserlere de yer vermektir.
Uğur Alkan – USA – Mart 2010

