MEMLEKETİMDEN ve DÜNYADAN İNSAN MANZARALARI
İsmailağa Cemaâti’nin önde gelen isimlerinden Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mehmet Ünlü, Zonguldak’ta “Peygamber Sevgisi” konulu konferans verdi. Can Polat Pamay Spor Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa ilgi yoğun oldu. Salonda tribünler tamamen dolarken salona akın eden bâzı vatandaşlar sahneye oturdu. Konferans basının kısa bir görüntü almasının ardından basına kapalı gerçekleşti.
Bu arada, sağdaki Gâzi Mustafa Kemâl Atatürk namlı şahsın vecîzesi hazin bir şekilde, şimdilik, orada duruyor!


Said-i Nursî’nin yazdığı Risâle-i Nur’ların anlaşılmasının güç olduğu yolunda açıklamalar yapan Cübbeli Ahmet Hoca’nın sözleri başına dert oldu. Gazeteciler.com’un haberine göre, Habetrürk televizyonunda yayınlanan Teke Tek programındaki bu sözlerinin ardından Nurcu çevrelerden yoğun eleştiriler alan Cübbeli Ahmet Hoca, önceki gün çıktığı radyo kanalında geri adım attı. Programda “yanlış aktarımlarından da olsa Üstâd’a gönül verenler üzülmüş olabilir. Bu nedenle ben özür diliyorum. Bâzı kere insan hâddini aşar. Üstâd Hazretleri Allah dostlarından, mukaddestir” dedi.
Cüppeli Ahmet Hoca ihâleyi Fatih Altaylı’ya bıraktı. Altaylı’nın soru soramadığını, gelen maillerin programı yönlendirdiği, önceden söylenenlerin sorulmadığı vs… Faturayı olduğu gibi Altaylı’ya çıkardı: “O programda bana sorular önceden verilmedi. Habertürk’teki Fatih Altaylı’nın Teke Tek programı. Ben bir kaç kere rica ettim ama sorular verilmiyor. Kendisi de ne soracağını bilmiyor. Orada mailleri okuyor ve oradan atıyor ortaya bir soru. Programın şekli böyle gidiyor. Hâttâ reklâmlar geçiyor ya kanalda, ben arkadaşlara diyordum o reklâmları takip edin bakalım ne soracaklar. Orada işte ‘kredi kartıyla kurban olur mu?’ gibi şeyler söylenmiş. Ama TV’de ilân edilen soruların hiçbirini sormadılar. Bu Risâle-i Nur mes’elesi de orada çıktı, birden sordular”.

Yaaa, hiç Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mehmet Ünlü sıkı mı Mukaddes Üstâd Hazretleri hakkında ahkâm kessin! Bu mes’eleyi sâdece En Mukaddes Üstâd Hazretleri Fethullah Hocaefendi Hazretleri ele alıp irdeleyebilir.
***
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Nevruz kutlamalarına İstanbul ve Diyarbakır’da son noktayı koyuyor.
BDP, 17 Mart’ta Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinden başlattığı Nevruz kutlamalarına bugün İstanbul ve Diyarbakır’da son noktayı koyuyor.

İSTANBUL
Kazlıçeşme’deki Nevruz kutlamaları sırasında terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan lehine sloganlar atıldı. Nevruz kutlamaları için alana gelmeye çalışan bir grup genç, Abdi İpekçi Spor Salonu önünde kortej oluşturdu. Gençler sloganlar eşliğinde miting alanına doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında zaman zaman terörist başı Abdullah Öcalan lehine sloganlar atıldı. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ve bâzı sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen açık hava toplantısına katılmak üzere gelenler, etrafı barikatlarla çevrilen Kazlıçeşme Meydanı’na oluşturulan 3 ayrı arama noktasından geçerek girişlerini sürdürüyor. Aramalar sırasında noktalarda görevli polis memurlarıyla içeri girmek isteyen bâzı kişiler arasında zaman zaman tartışmalar yaşandığı görüldü. Miting alanı dışında da emniyet güçlerinin geniş güvenlik önlemi aldığı gözlendi.
Bu arada, miting alanına gelen bâzı kişilerin, ellerinde terör örgütünü simgeleyen bez parçaları taşıdıkları, cezaevindeki terör örgütü elebaşısı lehine slogan attıkları da izlendi.
Kazlıçeşme’deki Nevruz kutlamalarına, teslim olan PKK’lılar da katıldı. Nevruz kutlamaları Kazlıçeşme Meydanı’nda devam ederken, geçtiğimiz yıl Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapan PKK’lılar arasında yer alan Mustafa Ayhan ile 1999′da teslim olan Seydi Fırat da tören alanına geldi.
Demokrasi ve Adâlet var.
Hamdolsun!
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Vatan Caddesi’ndeki yerleşkesinde Vâli Yardımcısı Bakoğlu başkanlığında oluşturulan kriz merkezinde, emniyet ve jandarma yetkilileri ile diğer ilgili kurum ve kuruluşların yetkilileri yer alıyor. Kriz merkezinde, Zeytinburnu Kazlıçeşme Meydanı ve diğer hassas noktalardan kameralar aracılığıyla elde edilen görüntüler incelenebilecek, duruma göre alınacak önlemlerin koordinasyonu sağlanacak. Bu arada, Zeytinburnu Gazi İlköğretim Okulu bahçesinde, bir grup jandarma ekibi de teyakkuz hâlinde bekletiliyor. 10 bine yakın polis görev yapıyor.
Medya bütün bu manzaraları “şükürler olsun ki hiçbir nâhoş olay cereyan etmedi” diye bize duyuruyor.
Hamdolsun!

DİYARBAKIR
Diyarbakır’da 136 bin metrekarelik alanda düzenlenecek kutlamada 5 bin kişi görev alacak. Kutlamalara yurtdışından da katılım olacak. Hâlen on binlerce kişi Öcalan posterleriyle Nevruz kutluyor.
Televizyonlar da “şükürler olsun, herhangi bir olay çıkmadı” diyor.
Hamdolsun!
DÜNKÜ KUTLAMALAR
Şanlıurfa’daki kutlamalara yaklaşık 25 bin kişi katıldı. Etkinlikte terör örgütü ve Abdullah Öcalan sloganları atıldı, pankartlar açıldı.
Van’da BDP’nin düzenlediği etkinlikler Nevruz ateşinin yakılmasıyla başladı. Sloganların atıldığı ve pankartların açıldığı kutlamalar konser ve konuşmalarla devam etti. Kapatılan DPT’nin Genel Başkanı Ahmet Türk, Kürt ve Türk halkını kucaklaştırmak için ortak bir projeye ihtiyaç olduğunu söyledi. Aysel Tuğluk ise Belçika’daki PKK ve ROJ TV’ye yönelik operasyonlara dikkat çekerek, “siyasî soykırım uyguluyorlar” dedi.
Bütün dünya yeni bir kavramla tanışıyor: Siyasî Soykırım!
Hamdolsun (nedense aklıma Silivri geldi yâhu, deli miyim neyim)!
Adana’daki faâliyet de zaman zaman PKK sempatizanlarının gösterisine dönüştü.
Batman, Siirt ve Hakkâri’de de kutlamalar vardı.
Hâlen Diyarbakır’da Bölücübaşı kutsanıyor ve kutlanıyor.
Televizyonlar da “şükürler olsun, herhangi bir olay çıkmadı” diyor.
Hamdolsun!
***
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, başbakanın her kurumla dövüştüğünü hakaret ettiğini söyleyerek, Başbakan’ı tek seven kişiyi de belirtti: “Bir Başbakan var, herkesle dövüşüyor. Ordu’yla, Yargı’yla, muhalefet partileriyle, Türkiye’nin temel bilim kurumlarıyla ve basınla dövüşüyor, insanlara hakaret ediyor. Kendisini sarılıp seven bir tek Kibariye (gerçek ismi Bahriye Tokmak, Manisa 10 Ağustos 1960 doğumlu) kaldı” dedi ve devam etti:


“Kibariye ‘Sevgili Başbakanım, sen ne güzel bir adamsın’ diyor. Şimdi aklıma martılar geldi. Martılar da güzel ama seslerini duydunuz mu? Bağırıp çığlık atıyorlar. Başbakan da martılar gibi bağırıp çığlık atıyor. Doldurmuş bütün basını, televizyonları söylemedik lâf bırakmıyor. Bir konuşmasında 5 kuruma taarruz eden, küçümseyen onu hiçe sayan bir başbakan görmedim. Çok başbakanla ihtilâflarımız, davalarımız oldu ama bir başbakan Türkiye’nin temel kurumlarını karşısına alıp da ağzına geleni söyleyip argo konuşabilir mi? Ama bu, başbakan değil, bu yeni rejimin kumandanı. Öyle bir rejim kurmuş ki tamamen etkisi altında bir parti. ‘Bu kardeşimi cumhurbaşkanı seçin’ diyor, cumhurbaşkanı seçiliyor, ‘bu kardeşimi meclis başkanı seçin’ diyor, meclis başkanı seçiliyor. Bir meclis başkanına dönüp, ‘sen susturamazsan ben sustururum’ diyor. Yâni hem başbakan, hem cumhurbaşkanı, hem meclis başkanı, hem de yeteneksiz. İşte Türkiye’nin başına gelen dert bu… Türkiye devleti böylesine sıkıntıya düşmemiştir”.
Biz ise semt kütüphânelerinin azlığıyla uğraşıp, esas büyük tartışılacak şeyin bu olduğunu tartışıyoruz.
Hamdolsun!
***
Ünlü futbolcu David Beckham, BBC’de yayınlanacak bir skeç için komedyen James Corden’le birlikte aynı küvete girdi. 34 yaşındaki futbolcu, çekimlerde çok eğlendiğini söyledi.

Corden ise David Beckham’ın eşi Victoria’yı ikaz ederek “dikkatli ol! Artık bir rakibin var” diye espri yaptı.
***
Roma Katolik Kilisesi’nin Ruhânî Lideri Papa 16. Benediktus, bâzı papazların küçük çocuklara yönelik tâciz ve tecavüz vak’alarının ABD, İrlanda ve Almanya gibi ülkelerde skandala neden olmasının derin üzüntü yarattığına değinerek, İrlandalı Katolik Piskoposlar’a hitâben yazdığı mektupta, skandala sebep olan papazları kastederek, “tâcizciler, Tanrı ve mahkeme huzurunda hesap vermeli” ifâdesini kullandı. Papa, mektubunda, papazların tâcizine mâruz kalmış mağdurlar ve âilelerine de, “çok büyük acılar çektiniz, bundan dolayı gerçekten üzgünüm. Çektiğiniz acıları hiç bir şeyin unutturamayacağının bilincindeyim. Güveniniz ihânete, onurunuz tecavüze uğradı. Kilise’yi affetmenizin veya Kilise’yle barışmanızın zor olduğunu düşünmeniz anlaşılabilir bir şeydir. Ama ben olanlardan dolayı Kilise adına utanç duyduğumuzu açıkça ifâde ediyorum. Ülkenizdeki pek çok kişi biliyor ki, küçükleri sûiistimal, sâdece İrlanda’ya ve Kilise’ye özgü bir sorun değil. Ancak şu an yapmanız gereken, İrlanda Katolik cemaâti içindeki sûiistimal sorunuyla yüzleşmek ve bunu cesaret ve kararlılıkla yapmaktır. Hiç kimse bu içler acısı duruma kısa sürede çözüm bulunabileceğini sanmasın. Önemli adımlar atıldı, ama hâlâ atılması gereken pek çok adım bulunuyor. Kilise’nin imajını zedelememek ve skandallara mâni olmak için Kilise hukukundaki cezaî müeyyidelere başvurmaktan genelde kaçınılmasının önemli bir rol oynadığı da inkâr edilemez. Çocuk tâcizciliği skandalı Kilise’ye ağır bir darbe indirdi, küçükleri istismar vak’aları, mağdurlar ve âilelerine son derece trajik sonuçlara yol açtığı gibi, İncil’in ışığını da karartmıştır. İncil’e takibat ve zulüm dönemlerinde bile böylesine bir zarar verilmemişti. Tâcizci papazları bu büyük günahtan tövbe etmeye, mağdurlar ve âilelerini ise Kilise’yle barışmaya çağırıyorum, çocuk tâcizciliğiyle mücadele konusunda yapılanları inceleme ve görüş alışverişi amacıyla bir temsilcimi İrlanda’ya göndermeyi plânladım”.
Bizim necip medya da bu haberin üstüne “Papa özür diledi” diye atladı!
Papa, Jesus Christ’in, yâni Hz. İsa’nın, yâni 325 yılında yaratılan Katolik dininin Tanrısı’nın dünyadaki temsilcisidir ve asla özür filân dilemez, böyle nurlu nurlu bakar!

Ayrıca, sâyesinde öğrendik ki, bu sâdece Katolik Kilisesi’ne özgü bir sorun değilmiş!
Hamdolsun!
***
Malatya’daki ayılar (bkz. http://www.keremdoksat.com/2010/03/15/ayilar-artiyor-dikkat/) birbirleriyle cilveleşirken, vahşi tabiat araştırmaları yapan National Geographic muhabirlerinin kameralarına böyle yakalandılar: http://www.superonline.com/videogaleri/olduresiye-dovduler-17092.
Televizyonlar da “şükürler olsun, herhangi bir olay çıkmadı” diyor.
Memleket ilimle, irfanla değil, bunlarla ilgileniyor.
Müsbet ilim peşinde koşan, vatanına ve milletine de bağlı olan bâzı atipik, ne idüğü belirsiz mahlûkat da gittikçe azalıyor…
Hamdolsun!
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 21 Mart 2010 Pazar

