Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2069 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

HASSAS SAN’ATÇILAR!

Kaynak: Cumhuriyet 21.03.2010

***

Açılımın ve direnişin sanatçıları ayrı buluştu, Devletlû Dolmabahçe’de, TEKEL işçileri Maltepe’de bir araya geldi.

Devletlû’nun Dolmabahçe’de san’atçılarla(!) buluştuğu saatlerde, toplantıyı protesto eden bir grup san’atçı da Maltepe Nâzım Kültürevi’nin düzenlediği kahvaltıda bir araya geldi. Ataol Behramoğlu, Nejat Yavaşoğulları ve Yavuz Top’un da aralarında bulunduğu çok sayıda sanatçı TEKEL işçileriyle buluştu. İşçiler, “Erdoğan sultan sofrası kurmuşken halkın san’atçıları burada bizlerle birlikte oldu” dedi.

Çok sayıda san’atçı ise çağrıcısı oldukları kahvaltıya işleri nedeniyle katılamadılar ancak birer mesaj gönderdiler. TEKEL işçileri de san’atçılarla gurur duyduklarını belirterek, Erdoğan sultan sofrası kurmuşken, halkın sanatçıları burada bizlerle birlikte oldu” diye konuştu.

Devletlû’nun düzenlediği açılım kahvaltısına bir cevap olarak Nâzım Kültürevi’nce düzenlenen kahvaltıya Yılmaz Onay, Ataol Behramoğlu, Nejat Yavaşoğulları, Metin Coşkun, Orhan Aydın, Selçuk Uluergüven, Yavuz Top, Erdal Erzincan, Mercan Erzincan, Pınar Sağ, Onur Behramoğlu, Atilla Özsever, Reis Çelik, Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu, İrfan Ertel, Şefik Asan, Mustafa Ziya Ülkenciler ve Tuğrul Keskin iştirak etti.

Uluergüven, Devletlû’nun san’atçılarla toplantısına ilişkin “neyse ki beni dâvet etmediler. Zâten gitmezdim” dedi. Behramoğlu ise “Tam da Recep Tayyip’in Dolmabahçe’de bir padişah özentisiyle verdiği kahvaltı saatinde burada işçilerle emekten yana aydınların, san’atçıların bir araya gelmesi Türkiye için çok anlamlı bir mesaj” diyekonuştu. Onay “Biz buraya gelerek kaderimizi işçilerle ortaklaştırdığımızı gösterdik” derken TEKEL işçileri ise düşüncelerini “direnişimizden önce bu sanatçılarla, aydınlarla buluşmayı hayal bile edemezdik. Bize verdikleri destek bizleri çok mutlu etti” sözleriyle dile getirdi.

***

Yaklaşık bir ay önce müzik dünyasının ünlü isimleriyle bir araya gelen Devletlû, demokratik açılım toplantılarının ikincisinde tiyatro ve sinema san’atçılarıyla buluştu. Konuşmasında “sinema, çağının tanığıdır” değerlendirmesinde bulunan Devletlû, Türkiye’de gösteri san’atlarının birçok sosyal ve politik meselede öncü rol oynadığını vurguladı. Devletlû köşe yazarlarını diyasporaya hizmet etmekle suçladı!

Sinema ve tiyatro dünyasının ardından radyocularla buluşan Devletlû, Ermeniler’le ilgili tepki uyandıran açıklamasını yine köşe yazarlarına çatarak düzeltmeye çalıştı ve “bizim bu iyi niyetimizin, ilkeli tutumumuzun ve insanî yaklaşımımızın doğru okunması, yanlış noktalara çekilmemesi gerekiyor” dedi.

Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde demokratik açılım ile ilgili görüş alışverişinde bulunmak için düzenlenen kahvaltılı toplantıya, aralarında Metin Akpınar, Hülya Avşar, Şener Şen, Mehmet Ali Erbil, Cem Yılmaz, Ata Demirer, Kenan Işık, Kenan İmirzalıoğlu, Osman Sınav, Cem Özer, Şafak Sezer, Yeşim Ustaoğlu, İclâl Aydın Semih Kaplanoğlu’nun da bulunduğu yaklaşık 80 oyuncu, yönetmen ve yapımcı katıldı.

Konuşmasında “Sinema çağının tanığıdır” değerlendirmesinde bulunan Devletlû, “Kurtlarla Dans, Missisippi Yanıyor, Çingeneler Zamanı” ve “Çağrı” filmlerini örnek gösterdi. Devletlû, sinema ve tiyatronun, her zaman milletin önünde olduğunu, politikanın kat kat üzerinde bir cesaret yüklendiğini ifade etti. Devletlû, zamanında ülkenin otoritelerinin Yılmaz Güney’in filmlerine kulak vermiş olsalardı ülkenin çok farklı bir yerde olacağını ifâde etti.

Hükûmet olarak san’atçıların on yıllardır dile getirdiği, sahneye koyduğu, beyaz perdeye aktardığı tüm mes’eleleri art niyetsiz şekilde gündeme taşımaya çalıştıklarını söyleyen Devletlû, şöyle devam etti: “Bizim bir gönül yaramız var ve biz işte o gönül yarasını tamir etmek için yola çıktık. Biz Mustafa Altıoklar’ın ‘Ağır Roman’la, Sırrı Önder Bey’in ‘Beynelmilel’ filmiyle anlattığı gevendelerin, Romanların dertlerini kendimize dert edindik. ‘Vizontele’, ‘Güneşe Yolculuk’, ‘Masumiyet’, ‘Güneşi Gördüm’, ‘Işıklar Sönmesin’, ‘İki Dil Bir Bavul’ gibi filmlerin anlattığı çelişkileri, dramları ve dışlanmışlığı en aza indirebilmek için biz bu yola koyulalım, el ele verelim ve bu işi başaralım. Cem Yılmaz ‘Vizontele’de ‘Zeki Müren de bizi görecek mi’ diye soruyor ya… Zeki Müren’i bilemem ama biz, hükûmet olarak olup biteni görüyoruz”.

Bu da çok tabii, ne de olsa Zeki Müren cehennemdedir. Koskoca bir Bakan’ı “bunlar hastadır”, bir psikiyatri profesörü de “soyları kurutulmalıdır” demedi mi!

Tomris Giritlioğlu’nun da “Salkım Hanım’ın Tâneleri” ve “Güz Sancısı” filmlerinde âdeta “kral çıplak” dediğini söyleyen Devletlû, Ermeni vatandaşlarla ilgili sözlerinin yanlış anlaşıldığını söyledi ve yine yazarlara çattı!

Londra’da yaptığı açıklamanın asla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Ermenilere yönelik olmadığını belirten Devletlû, “ama bugün Amerika’dan tutun, Batı ülkelerine varıncaya kadar hukuk noktasında kaçak olarak yaşayanlara karşı o ülkenin tavrı her yerde farklıdır. Biz her türlü iyi niyeti gösterirken, birilerinin Türkiye’nin onurunu zedeleyecek yaklaşımlar içine girmesine ise sessiz kalamayız. Ermenistan başta olmak üzere ülkemizdeki bazı köşe yazarları, diasporaya karşı bu mücadeleyi vermezse, bize karşı böyle bir tavrın içine girmelerini anlamak mümkün değil” diye konuştu.

Ermeni diyasporasının hiçbir zaman Ermenistan’a yönelik olumlu bir tavrın içinde olmadığını belirten Devletlû, “Ermenistan’a karşı bunlar parasal yönden çok güçlüler. Ama Ermenistan’a yönelik bir destekleri söz konusu değildir. Ermenistan sefâlet içindedir ve bugün Ermenistan halkı, Rusya’ya, bize, çevre ülkelere kaçmaktadır, göç etmektedir. Benim bu açıklamalarımın tehcir gibi asla kabûl etmeyeceğimiz kavramlarla yan yana kullanılmasını, ben kullananlar adına bir tâlihsizlik olarak görüyorum” dedi.

Kimler katılmadı

Kahvaltılı toplantıya dâvet edilen Türkan Şoray, Filiz Akın, Fatma Girik ve Hülya Koçyiğit katılmadı. Dâvetliler arasında yer alan Müjde Ar ve Zuhal Olcay da toplantıya katılmayacaklarını açıkladı. Kadir İnanır’ın toplantıya çağrılmadığı öğrenildi. Toplantıya girmeden önce gazetecilerin sorularını yanıtlayan İclâl Aydın sol gelenekten gelen bir âilenin çocuğu olduğunu belirterek, “iyi ve inandığım aydınlık Türkiye için elimi taşın altına koymaya geldim” diye konuştu.

***

TEKEL işçilerine verilen desteğin arkasında ideolojik hesaplar da var tabii ama iyi puan topladılar.

Kanal A’da beraber çıktığımız, canlı yayınlanan ve üçüncüsünden sonra Fethullahçılar’a gereken lâflar edildiği ve TSK ile alay edilmesine karşı çıkıldığı için “yukarıdan” gelen emirle yayından kaldırılan MUHABBET programında yan yana bir duruş sergilediğimiz Sevgili Metin Akpınar, ne işiniz vardı orada? Yoksa siz de mi liberal dönüşe girdiniz? Daha da fenası, sırf her yerde görünmek için mi gittiniz oraya?

Metin

Helâl olsun Türkan Şoray, Filiz Akın, Fatma Girik ve Hülya Koçyiğit’e.

Hele Müjde Ar ve Zuhal Olcay’a kırk kere helâl olsun. Hadi, Müjde Hanım’ın özel bir durumu olabilir kocasından dolayı ama Zuhal Olcay büyük “yiğitlik” yapmış!

Gelelim İclâl Aydın’a

Yâhu İclâl, Kürt olduğun için iş bulamadığından, engellendiğinden müştekî dem vurduğun, tir tir titrediğin günleri çok iyi hatırlıyorum. Eski bir arkadaşımla yaşıyordun, sık sık görüşüyorduk.

Sonra Kürt olduğun için fena hâlde dışlanman sebebiyle Kanal 6 ve TGRT’de programlar sundun.

Bir kitap yazdın, ilk sayfasında benim verdiğim ilâçlar yüzünden fil gibi olduğunu yazdın; çok ayıp etmiştim seni depresyondan çıkarmak için uğraşmakla! Bunu sana ilettim, Kürt olduğun için fena hâlde dışlanman sebebiyle canlı program yaptığın TGRT’de Prof. Dr. İbrahim Balcıoğlu’yla beni konuk ettin, kitap işini de “editörün hatası” olarak anlattın.

Ben de yutmuş oldum.

Peki, tekzip ettin mi?

Hayır!

Attığın çirkef mıhlandı kaldı…

Sofrasında kaç kere yiyip içtiğin adama attığın bu kazığın tek esbâb-ı mûcibesi benim Atatürkçü olduğumu bilmen olabilir. Başka sebep bulamıyorum.

Şöhreti yakaladıktan sonra da havalara girdin, Kürt olduğun için çok aşağılanarak “fena hâlde kaliteli” makalelerinin neşredildiği şöhretli bir köşe yazarı oldun. Dizilerde oynadın, oralarda da bir şeyler döndürdün ki, evine haciz filân geldi.

İclâl

İlk evliliğinde “asistanının” aramasıyla beni yemeğe dâvet ettin, “bir yanlışlık mı var” diye sekreterimle arattığımda kıvırdın, öyle olduğu anlaşılmıştı!

Sol gelenekten gelen bir âilenin çocuğuyum, iyi ve inandığım aydınlık Türkiye için elimi taşın altına koymaya geldim” demişsin, öyle mi?

Hadi oradan…

   Gülüyorum ama hazin hazin…

      Azıcık da ibretle!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 23 Mart 2010 Salı

Güncelleme (26 Mart 2010): İA, eski kocasının TK’nin kadim bir çello san’atçısıyla ilgili yazısına gerçekmiş gibi inanıp çok kızdı ve kültürünü, zekâsını fışkırttığı bir yazıyla fırçayı bastı, TK de Vatan gazetesinden istifa etti!

Bakalım şimdi ne yapacak ;-)

Yorum Yapın

Mesajınız