Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 3295 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

DÂHİDEKİ SON GELİŞMELER…

Bana, muayene etmediğim adam hakkında “ahkâm kestiğim” şeklinde çok da seviyesizce tepkiler geldi; muhtemelen kendi A Grubu’ndan olduğu için, birisi ise bayağı hakaret etti.

Bakın http://www.ekoayrinti.com/news_detail.php?id=40970 mekânındaki habere…

Dünyanın en zor matematik problemlerinden birini çözen 44 yaşındaki Rus matematikçi Dr. Grigory Perelman’ın, bu başarısı nedeniyle kendisine sunulan 1 milyon Dolarlık ödülden vazgeçmediği bildirildi. “Dünyanın en zeki adamı” olarak kabûl edilen ve Rusya’nın ikinci büyük kenti St. Petersburg’da, bakımsız bir evde yaşayan Perelman’ın ödülü reddettiği haberlerinin gerçeği yansıtmadığı kaydedildi. Rus internet haber portalı “Lifenews”, “Perelman ödülü yavaş yavaş düşünmeye başladı” başlığıyla verilen haberde, daha önce ödülü almak istemediğini açıklayan dâhinin bu konuda henüz son kararını vermediğini söylediği ifâde edildi. Perelman’ın, kendisini arayan gazetecilere, ödül konusunda son kararını vermediğini belirterek, “bu konudaki nihâî kararı verdiğimde bunu ilk olarak Clay Matematik Enstitüsüne bildireceğim” dediği kaydedildi.

Rusya Matematik Enstitüsü’nden 2005 yılında ayrıldıktan sonra, kaldığı evinden pek çıkmayan Perelman, hayatını annesinin emeklilik maaşı ve özel derslerden elde ettiği gelirle sürdürüyor.

Vikipedi’de şöyle tanıtılıyor: Grigori Yakovlevich Perelman, (Rusça: Григорий Яковлевич Перельман) Rus matematikçi (doğumu: 13 Haziran 1966 Leningrad). Matematikte çözülemeyen en büyük problemlerden biri olan Poincaré sanısını (MKD: ne demekse) çözen Rus matematikçi. Yüz yıldır çözülemeyen ve dünyanın en büyük 7 probleminden biri sayılan Poincaré önermesini çözen Rus matematikçi, matematiğin Nobel’i olarak kabul edilen Fields Ödülü’nü reddetmiştir. Matematikle ilişkisini kestiği söylenen dâhi Grigori Perelman’ın annesinin evinde tamamen matematikle ilişkisini kesmiş bir şekilde sadece edebiyatla ve özellikle operayla ilgilenmeye başlamıştır. Daha teferruatlı bilgi için http://en.wikipedia.org/wiki/Grigori_Perelman mekânına da bakılabilir…

Madrid’de düzenlenen törende, İspanya Kralı 1. Juan Carlos, Rus Andrei Okunkov’a, Çinli Terence Tao’ya ve Wendelin Werner’e ödüllerini verdi. Ama yüz yıldır çözülemeyen, dünyanın en büyük 7 probleminden biri sayılan Poincare varsayımını (MKD: sanı oldu varsayım) çözen Rus matematikçi Grigori Perelman törende yoktu. Prestijli Fields Ödülü böylece ilk kez reddedilmiş oldu. St. Petersburg’daki Steklov Enstitüsü’ndeki görevinden istifa ederek iki yıl önce kayıplara karışan Perelman’ın, psikolojik olarak zor bir dönemde olduğu matematikle ilişkisini kestiği belirtiliyor. Perelman’ın, uzmanlar tarafından bile zor anlaşılan, Poincaré önermesine (MKD: sanı, varsayım şimdi de önerme oldu :) ) çözümünün resmen kabûl edilmesinin ise yıllar alabileceği belirtiliyor.

İçgörü e-grubundan bana hakaret eden, muhtemelen hem câhil hem de hakkımda peşin hükümlü olan Mr X göbek atıyordur mutlaka (makalemdekileri sokaktaki insanların dahi yazabileceğini de ilâve etmiş; vallahi herkes apoptozu, sinaptik budanmayı filân bilir canım ülkemde, kahvehânelerde bile bunları konuşurlar)…

Bu grupta bâzen o kadar eksantrik tartışmalar sürüyor ki, insan hazince gülümsüyor. Meselâ Psikiyatri Profesörü MKD’nin dediği değil de, Gazeteci Haşmet Babaoğlu’nun romantik köşe yazısı gündeme geliyor; en trajikomik olan biri de şu: “Öncelikle Kerem Doksat’ın yazısını okumadım, ama Y Hanım,  adamın söylediği can alıcı cümleyi unutmamak lâzım, ‘ben maymun gibi sergilenmek istemiyorum’. Adam aşmış her şeyi. Mikelangelo yıllarca aynı gömleği giyip (mermerle çalışırdı) mermerle ter birbirine karışıp gömleğini de heykelleştirmişti (san’at adına gömleği mermerleştirmemişti, yanlış anlaşılmasın); bunu biz, sıradan insanlar anlamayız. Bir de, adamı anlayabilmek için onun mentalitesine (Türkçesi’ni bilmiyorum, ama kabaca bakış açısı veya dünyaya bakışı, hayat felsefesi diyebiliriz) hiç olmazsa yakın olmak lâzım, aynına sâhip olunmuyorsa da… Bizimle aynı değerleri paylaşmıyor, bunu kabûl etmek lazım. He, ben Perelman yerinde keşke olsaydım da, 1 milyon Dolar bana teklif edilseydi, keşkeeee. Hayatta kabalık edip teklif edenleri kırmazdım, o da başka konu”.

Bu dâhice lâfları edenlerin, okumadıkları yazı üzerinden ahkâm kesenlerin büyük ekseriyeti psikoloji talebesi, uzmanı veya benzeri mesleklerden. Psikopatolojiyi, psikiyatriyi ve psikiyatrik nozolojiyi büyük bir kısmı bilmiyor ama epey bir kısmının danışma merkezleri filân var!

Hâttâ mekâna alaycı yorumlar yollayan oldu (müstesna müsbet bir numûne olarak da, Sevgili Arkadaşım Uz. Psikolog Yavuz Erten, bu yazımı etrafa takdirle duyurdu –ki, İçgörü’nün kurucusudur; ona müteşekkirim).

Bu arada, mentality kelimesinin tam karşılığı zihniyettir.

***

Kazın ayağı öyle değil…

1 milyon Dolarlık ödülü alıp almamakta kararsız olan Perelman’ın St. Petersburg’daki bakımsız evinde, komşularının ifâdesine göre, 1 masası, 1 klozeti ve daha önce evde yaşayanların bıraktığı kirli bir yatak bulunmaktaymış. Ayrıca komşuları “apartmandaki hamam böcekleri onun evine saklanıyor” diye konuşmuşlar.

İngilizcesi olanlar bu dâhinin hazin hikâyesini, kırılganlığını http://www.theage.com.au/news/world/jobless-maths-whiz-living-with-mother/2006/08/20/1156012408003.html mekânından da okuyabilirler.

Orada da anlatıldığı gibi, yaşadığı yer ayda 75 USD’lik kira ödediği bir dâire ve Aralık ayından beri işsiz olduğu için, bu virânelikte yaşlı annesiyle beraber ikamet ediyormuş…

***

İmdi, psikiyatride ve adlî psikiyatride profilleme (profiling) denen bir kavram vardır. Bilgi ve tecrübelerinize dayanarak, bir kişinin psikiyatrik ve psikolojik tahlilini oldukça isâbetle yapabilirsiniz. Bilhassa kaatillerin, hırsızların veya diğer zanlıların yanı sıra, bir türlü ulaşılamayan “gizli tanıkların” da profillerini çıkarabilirsiniz. Bu bir ilimdir ve uzmanlık gerektirir; “adam aşmış her şeyi” gibi çocukça şeyler de kullanılmaz. Hani dizi filmlerde, sinemalarda seyredersiniz ya, işte, böyle eğitimli kişiler ipuçlarının toplayarak şahsı teşhis ederler.

Burada ise her şey âyan beyan!

Önceleri kısmen de olsa sosyabilitesini koruyan bir dâhinin, nasıl gittikçe “downward drift” yâni gittikçe toplumsal, meslekî ve âilevî plânlarda aşağıya düşmek anaforuna kapılması, şizofreni veya kronik psikotik depresyon gibi kronik yıkıcı hastalıklarda hiç de nâdir değildir.

Fotoğraflarındaki gittikçe artan hırpanîlik, bakımsızlık ve duygulanımındaki küntlük o kadar belirgin ki…

perelman1

perelman2

Alttaki benzetme bana âit değil.

perelman3

perelman4

perelman41

Bu dâhinin premorbid (hastalık öncesi) özellikleri de zâten içine kapanıklılık ve asosyallikle karakterize.

Akabinde (bize göre) sebepsiz bir şekilde işini terk ediyor ve sefâlete göz yumuyor.

Michelangelo Buonarroti (isminin doğrusu budur) asla böyle işler yapmamıştı! Merak edenler http://tr.wikipedia.org/wiki/Michelangelo_Buonarroti mekânından okuyabilirler. Eğer yıllarca aynı gömleği giyip (mermerle çalışırdı) mermerle ter birbirine karışıp gömleğini de heykelleştirmişse de, bunun mutlaka büyük bir sembolizmi vardır, psikotizmi değil!

Michelangelo-Buonarroti1

Şimdi, rasyonel ve ilmî bir tahlil yapalım ki, “aşmış be âbi” gibi olmasın.

-Bu kişi bir dugudurum bozukluğundan muzdarip, nihâyette depresyonda mıdır?

-Büyük bir ihtimâlle hayır, çünkü bu kadar ağır depresyonu olan biri bu kadar yaratıcı olamaz.

-Bu kişi bunamaya vs. bağlı bir yıkım içerisinde midir?

-Hangi bunak dünyanın en “çözülemez” problemini “çözer”! Hayır…

-Peki, bu kişi psikotik midir?

-Pek muhtemelen evet. Kişilik özellikleri de buna çok uygun…

-İyi hoş da, neden parayı önce reddetmiş sonra da tereddüde düşmüş o zaman?

-Romantik köşe yazarlarıyla değil, ilim ağzıyla konuşursak, buna ambivalans (ikirciklik) denir. 1 milyon USD mevzûubahis olunca, âniden etrafınız haberdar olmadığınız akrabalarla(!), önceden tanımadığınız dostlarla(!) doluverir. Zâten karışık ve hasta olan kafanızı iyice karıştırırlar.

Bu sebepledir ki, bu hasta dâhinin daha fazla üzerine düşmezler inşallah, yoksa…

Önceki yazımdaki finâlle bitireceğim:

Günlerdir haber alınamayıp da, polislerin kapısını kırarak girdikleri dâiresinde hamamböceklerinin kokuşmaya başlamış cesedinden beslendiğinin fark edileceği hazin gün gelmeden önce, bu dâhinin korunma altına alınması icap eder.

Bunu da iyi bir psikiyatr güvenini kazanarak kendisiyle temâs kurup arada bir ziyâretine giderek, akabinde iyi ve tahammüllü bir psikologla, sosyal hizmet uzmanının düzenli ziyâretleriyle temin edebilirler.

İnsan denen bu ummân,

   Ne yamandır, ne yaman…

      Ona dikkat edip sevmek, korumak ve kollamak zorundayız.

         Sevgi ve Bilgiyle kalın…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 25 Mart 2010 Perşembe

1 Yorum

hayri özdeşEkim 7th, 2011 23:09

Gerçek anlamda bir matematikçinin çok da normâl normlarda olabileceğini sanmıyorum. Matematikçinin hayatı, kâğıt, kalem ve beyin üçgeninde gerçekleşir ki, bu durumun gerçek hayattan (az veya çok) kopmasına neden olduğunu düşünüyorum.

Yorum Yapın

Mesajınız