Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1603 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

Seblâ’dan: Bahar ve Ölüm…

Denizlerin dibinde mercanların kayaları sardığı gibi, sarmış şehri rengârenk çiçekleriyle bahar dalları…

Aşk ile seyre dalarken evreni yaratan kudretin ılık nefesinin kadir olduklarını, yeryüzünde “zaman” denen simsarın, karşılıksız güzelliklere göz yummayacağını unutmamak gerekir; gözümüzün önünde açan çiçek illâki bir yerde soluyordur, her “yeninin” bedelini bir “eski” ödüyordur…

Seblâ Kutsal1

Ölüm haberleri geliyor peşi sıra, bahar ölülerin sırtında yükseliyor… Güneş vuruyor pencerelere, evlerin içinde sarı hıçkırıklar duyuluyor. Buğulanan gözlükler masa örtülerinin yere dökülen etek uçlarıyla ovuluyor. Ahşap tepsilerde dip dibe sıralanmış kristal limonata bardakları çınlıyor mutfaktan salona taşınırken. Farklı inançların benzer duaları işitiliyor. Böylece, insanoğlunun ölüm yüzünden Tanrı’ya gücenişinin dilsiz isyânı, dinî kelâmlarla örtbas ediliyor.

Benim nazarımda “sıla hasreti çekmek” olan yaşama ediminin memlekete, ana baba ocağına, O’na dönüldüğü mutlu sonu olan ölüm, bir dostun gözbebeklerine oturup bana baktığında, dostun canını yakıp, tâkatini tükettiğinde nasıl da küstah, buyurgan, insafsız ve soğuk görünüyor. Kendi bedensizliğim tatlı ve sarhoş edici bir düşken, “büyük vuslat” özlemle beklenirken, diğer “yok oluşlara” karşı tahammülsüzlüğüme hayret ediyorum ve el yordamıyla yoklayarak buluyorum yanıtımı, kendi yumuşak karnımı; gözyaşları, varoluşuma emek katmış dostun yanaklarındaki gözyaşları…

Bugün, ölüme diş bileyişim işte bu yüzden.

Mercanların kayalıkları sardığı gibi sarmalı sevdiklerim beni, şimdi, hâlâ vaktimiz varken…

Bu baharı görmek nasip olduysa, buluşup çiçeklenmiş ağaçların gölgesinde geçmişten söz etmek, geleceğe hayaller üretmek de insan oluşumuza duyduğumuz saygının ibâdeti olmalı.

   Şükürler olsun ki dolup boşalan limonata bardaklarına, zamanın üstümüze yürüyen akrebine yelkovanına inat…

      Dostluklar eskimiyor, yıllanıyor!

Seblâ Kutsal – İstanbul – 23 Mart 2010

Yorum Yapın

Mesajınız