Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 3196 defa okundu.
Bu yazi bugun 3 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

ADOLF İNÖNÜ HİTLER

Yâhu, biraz önce Devletlû’nun konuşmasını seyrettim, maâlesef iyice itidâlini kaybetmiş. Kravatıyla aynı rengi alan kıpkırmızı suratıyla kükrüyor ve “ne olacak yâni, bir parti kapatılır, yenisi başka isimle kurulur” diyor.

TURKEY-MILITARY-ERDOGAN

Ne zaman ana avrat düz gidecek diye endişeleniyorum, onun için değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin zâten çok zedelenen itibârı açısından!

Bütün mes’ele “hap gibi” diye nitelediği Anayasa paketinin delinmesi; Anayasa değişikliği teklifinin parti kapatmayı düzenleyen 8. maddesi 327 kabûl oyu çıktığı için paketten düşmesi. TBMM Genel Kurulu’nda gizli oylamaya 410 milletvekili katılıyor. 327 kabûl, 76 ret oyu kullanılıyor; 2 milletvekili çekimser kalıyor, 3 oy boş çıkıyor ve 2 oy da geçersiz sayılıyor. “Herhangi bir karışıklığa sebep olmamak için” iki kez sayılıyor ve Anayasa’da öngörülen beşte üç çoğunluğun altında kabûl oyları çıktığı kesinleşiyor.

Aynı Devletlû, daha önce “muhalefete sesleniyorum: Sâdece konuşmayın, gelin oyunuzu kullanın” deyip, CHP’nin her türlü düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne götürdüğünü söylemişti ve şu vecîzeyi eklemişti: “Anayasa Mahkemesi, ana muhalefet mahkemesi hâline geldi”!

Bir Başbakan, kendi resmî kurumlarıyla bu şekilde istihza eder mi, bunların yaratacağı beynelmilel istiskali düşünmez mi?

Adolf Hitler

Devletlû, Hitler’i örnek gösterip hükûmete yüklenen Baykalma’ya aynı sertlikte “CHP Lideri, grup toplantısında her yolla mücadele edeceğini söylüyor. Hükûmet’i Hitler’e benzetiyor. Eğer illâ Hitler’e benzetecek bir siyasî figür arıyorlarsa, kendi genel merkezlerindeki eski genel başkan fotoğraflarına baksınlar. Führer’e özenip, kendine Millî Şef dedirten Genel Başkanları’nın Hitlervâri bıyıklarının altında kendilerine gülümsediğini görecekler” de demişti!

***

Yâhu,

İsmet İnönü’nün ürkek tabiatlı ve ikinci adamlığı hazmedemediği için, Gâzi vefat ettikten sonra kendini bir yerlerde görmek için çok uğraştığı, sonunda da Karaoğlan’ın attığı kazıkla aklı başına geldikten sonra vefat ettiğini bilmeyen yoktur.

Ayrıca, Atatürk’ün (nezâketen de olsa) İkinci İnönü Zaferi’nden sonra “siz orada sadece düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz” dediği insandır. Gene Atatürk’ün “ben Çankaya’da böyle sessiz otuyorsam, hükûmetin başında İsmet olduğu içindir” dediği insandır. Ülkeyi  II. Dünyâ Savaşı girdabına düşmekten koruyan, Türkiye Cumhuriyeti’ni demokrasiye taşıyan bir insandır. Karaoğlan Bülent Ecevit’e Kurultay’da mağlûp olduğu gün, o salona girerken ayağa kalkıp önünü ilikleyen insandır. Johnson’ayeni bir dünyâ kurulur ve Türkiye orada kendi yerini bulur” diyebilen insandır.

İsmet İnönü

Oğlu Erdal’ın da ne olup olmadığını bu mekânda okuyabilirsiniz.

Hâttâ Einstein’in mektubuna karşı da aynı şeyi yapacakken, bizzat Gâzi’nin el koymasıyla Türkiye’de çağdaş üniversitenin kurulmasının önünün açıldığını da neşretmiştik mekânda.

İnönü Atatürk

Aralarındaki münasebet de dâima seviyeli olmuştur; alın size bir örnek:

(Acele ve Mühimdir )

Konya 20.02.1931

Başvekil  İsmet  Paşa Hazretleri’ne,

Son tetkik seyahatimde muhtelif yerlerdeki müzeleri, eski ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim.

1. İstanbul’dan başka Bursa, İzmir, Antalya ve Konya’daki mevcut müzeleri gördüm. Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bâzı eserler muhafaza olunmakta ve kısmen de ecnebî mütehassısların yardımı ile tasnif edilmektedir. Ancak memleketimizin hemen her tarafında emsâlsiz defineler hâlinde yatmakta olan kadim medeniyet eserlerinin çıkarılarak ilmî bir sûrette muhafaza ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmâli yüzünden pek harap bir hâle gelmiş olan âbidelerin muhafazaları için müze müdürlüklerinde ve hafriyat işlerinde kıllanılmak üzere arkeoloji mütehassıslarına kat’i lüzum vardır. Bunun için Maarifçe hârice tahsile gönderilecek talebelerden bir kısmının bu şûbeye tahsisi muvafık olacağı fikrindeyim.

2. Konya’da asırlarca devam etmiş ihmâller sebebiyle büyük bir harabiyet içinde bulunmalarına  rağmen sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin hakiki şâheserleri sayılabilecek kıymette bâzı mebâni vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alâettin Câmii, Sahib-i Ata Medrese, Câmi ve Türbesi, Sırçalı Medrese, İnce Minâre derhâl  ve müstacelen tâmire muhtaç bir hâldedirler. Bu tâmirin gecikmesi, bu âbidelerin kâmilen inkirâzına mûcip olacağından, evvelâ asker işgâlinde bulunanların  tahliyesinin ve kaffesinin mütehassıs zevat nezâreti ile tâmirinin temin buyrulmasını rica ederim.

Gâzi M. Kemâl

***

“Yiğidi öldür ama hakkını teslim et” derler.

Bizim yiğit(!) İsmet İnönü’nün ürkek tabiatıyla (psikolojik ifâdeyle zarardan kaçınan huyuyla: harm avoidance temperament), Adolf Hitler’in başına buyruk (psikolojik ifâdeyle bildiğini okuma karakteriyle: self-directedness character) ve agresif (ânında sözlük: saldırgan) kişiliklerini mukayese edip de, ortak bir vasıf bulmak için ya aklı selîmini rafa kaldırması icap eder bir insanın, ya da tarih bilgisinin kifayetsiz olması yâhut…

Bir de lûtfen bıyıklara bakın; kiminki kiminkine benziyor, varın siz karar verin!

Seviyeli siyaset dileğiyle…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 04 Mayıs 2010 Salı

Güncelleme (superonline haber mekânından) 05.05.2010:

The Wall Street Journal, Türkiye’de yaşanan tutuklamaları yazdı.

Yayın tarihi: 05 Mayıs 2010 09:34 / Güncellenme tarihi: 05 Mayıs 2010 09:47

ABD’nin en çok satan gazetesi The Wall Street Journal, Türkiye’de yaşanan tutuklamaları ve ülkenin içinde bulunduğu durumu savcı İlhan Cihaner’in hapishâneden gönderdiği mektuplarla birlikte okuyucularıyla paylaştı.

Avrupa’nın dibindeki Müslüman ülke” olarak tanımlanan Türkiye’de lâik kesim ile İslâmî eksenli hükûmet arasındaki mücadele için “kansız bir iç savaş” tâbiri kullanıldı. İşte Erzincan çıkışlı ve Marc Champion imzalı yazıdan satırbaşları:

- Türkiye’de yaşanan durum “kansız bir iç savaşı” andırıyor. Bu iç savaşta taraflar İslâm eksenli AKP ile lâik kesim. Uluslararası hukuk profesörü Hasan Köni’ye göre yaşananlar uzun zamandır beklenen “karşı-devrim.” Köni, “Eğer AKP oluşan gerginliği barış içinde çözerse bu ideâl çözüm olur. Ancak hükûmetin gerçekten de bâzı kesimlerin korktuğu gibi bir İslâmî ajandası varsa, o zaman hem benim gibi Liberal Türkler, hem de Batı için büyük sorun yaratabilir” dedi.

- Savcı Cihaner kadınların çoğunun başörtüyle hâttâ çarşafla dolaştığı Erzincan’a 2007’de geldiği zaman eşi Muhteber’in saçları sarıya boyalıydı. Şimdi 42 yaşında olan savcı derin devletin içindeki çetenin üyesi olmak için gereken profile hiç uymuyor. Çünkü Cihaner görev süresi boyunca infaz edilen Kürtler’i kimlerin öldürdüğünü ortaya çıkarmaya çalıştı, JİTEM’in varlığını ispatlamak için çalıştı. Yasadışı Kur’ân kurslarını incelemek gibi farklı bir hedefi seçtikten ve İsmailağa tarikatından 9 kişiyi tutuklattıktan sonra kendisinin Wall Street Journal’a gönderdiği 14 sayfalık mektupta belirttiği, “intikam saldırısının” hedefi oldu.

ERGENEKON SUÇLAMASI ÇILGINLIK

- Hakkındaki Ergenekon suçlaması için “çılgınlık” ifâdesini kullanıyor, “polis, jandarma ve hâttâ istihbarat birbiriyle mücadele ediyor” yorumunu yapıyor. Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Kadir Özbek ise WSJ’ehükûmet yalnızca Avrupa’yı kullanıyor. Türkiye’de her şey bölündü” diyerek ülkenin içinde bulunduğu durumu yorumladı.

***

Şimdi düşünün, bu partideki yetkin ve etkin birisi alenen “Başbakan uçurumdan atlarsa, biz de arkasından atlamalıyız” diyerek bi’at ve sürü kültürünü, bireyleşememenin, demokrat ve “kendi” olamamanın hazin bir numûnesini teşkil ediyor. Sonra da hızını alamayıp ana avrat sövüyor.

Araya girmeseler, bıyıklarıyla dövecek, belki de öldürecek parti arkadaşını Başkanı uğruna!

Devletlû’nun “duygusal” konuşmasını müteakip, bir madde geçince partililer “çak çak” yapıyorlar. Üstelik Atatürk’ün Türk Gençliği’ne Hitâbesi’ni deforme ederek CHP’ye ve İnönü’ye çatıyor!

   Bu alenen Atatürk’e hakaret midir, değil midir?

      Bugün de herkes herkese “lânetli, hâin, o…. ç….” diyor da diyor.

         Atatürk ve arkadaşlarının lâik, demokratik ve muasır medeniyetler seviyesindeki Türkiye hülyâsı da elden gidiyor.

3 Yorum

Abdühamit KancaEkim 25th, 2010 19:20

Bunların hangi eksende olduklarını tam olarak bilebilmek için %100 yerli ve bağlantısız bir yapıya sâhip olmak gerikir. Bu ülkeyi karşılıksız severseniz. Bunların seçimden seçime mukaddesatla ilgili umut dağıtıcılığını da görürsünüz. İktidarda olduklarında da sırf küresel istekler uğruna cuma hutbelerinde okunan “Allah indinde yegâne din İslâm’dır” ilâhî sözlerini kaldırdıklarını da. Bunlar iktidarlarını korumak adına bu ülkenin daha görmediği birçok yöntemi yine küresel yardımcıları sâyesinde uygulamaya devam edeceklerdir. Yoksa bunların M. Kemal’in Her cumayı Hacı Bayram’da kıldığının bile farkında olmak istemeyenlerdir. Zâten farkına vardıkları gün kendilerini tükürük banyosu içinde 780 bin km karelik bir küvette bulacaklar…

Saygılarımla…

MKD: Bilmukabele Sayın AK.

Ekmel DenizerMart 10th, 2011 22:17

Çekinser.
:) ))

MKD: :D

özdemir urazEkim 23rd, 2011 07:58

Ben İsmet İnönü’nün başbakanlık, cumhurbaşkanlığı ve muhalefet partisi başkanı olduğu günleri yaşadım. Biz yâni o zamanki nesil İsmet Paşa’yı çok severdik. Korkunç bir dünyâ savaşının en kötü günleriydi, üretken insanlar tamamen silâh altındaydı. Üretim çok düşük, ithalât sıfıra yakındı. Yıldırım savaşı yapan Alman Ordusu Trakya hudutlarına dayanmıştı. Bütün dünyâ açlık çekerken, ekmek karnesiyle de olsa karnımız doyuyor, normâl hayat devam ediyordu. İsmet Paşa ve Şükrü Saraçoğlu bu savaşa girmemek için büyük çaba harcadılar. Evet, İsmet Paşa atılgan değildi, çok tedbirliydi. Bir askerî deha da değildi ama memlekette çok güzel bir düzen vardı. Şimdi bugün, onca gâile varken, rahmetliyle uğraşmanın gereğini anlayamadım.

MKD: Devletlû kendisini Hitler’e benzetti 21.10.2010′da da… Bu makale ise çok önce yazılmıştı ve tarih tekerrür ediyor Sayın ÖU.

Yorum Yapın

Mesajınız