Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1409 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

BİLGİ ÜNİVERSİTESİ’NDEN YENİ İNCİLER

Bakın posta kutuma ne düştü: Hani şu Alo Bilgi’den türeme, Atatürk düşmanlarının ve entel dantel liboşların “konuşlandığı”, İstiklâl Marşı rezâletinin yaşandığı, yöneticileri arasında eski Ülkücü iken şimdi köklü bir sol gelenekten gelen(!) arkaik arkadaşım Hâlit’in de olduğu “solcu” üniversite…

Bilgi Üniversitesi yâhu!

Hani şu linç konferansında az daha linç edilecek hâle getirildiğim yer

Bakın neler olmuş (gerisi nakil):

İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetimi, sendikalaşma sürecinin ardından ikinci kez, bu sefer üç sendikalı işçiyi işten çıkartarak, sendikalaşma karşısında gerçek yüzünü göstermiştir.

Kurulduğu günden bu güne değin yükseköğretim alanındaki “konumlandırmasını”, sol değerlerin popülerleştirilerek akademik ortamda pazarlanmasına dayandıran İstanbul Bilgi Üniversitesi, bu “özgürlükçü” maskesine zarar gelmesinden de çekinerek, çalışanlarının sendikalaşma sürecine görünüşte destek vermişti. Hâttâ Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Rifat Sarıcaoğlu ve Rektör Prof. Halil Güven tarafından imzalanan bir mektupla sendikalaşma sürecini kabûllendiğini ifâde etmişti.

Ancak Bilgi Üniversitesi, neticede özel sermaye ile kurulmuş bir “vakıf” üniversitesiydi, üstüne üstlük 2006 yılından bu yana yükseköğretimin dünyâ çapında bir meta hâline gelmesinin öncülerinden olan Laureate Uluslararası Üniversiteler Ağı’nın bir üyesiydi. Dolayısıyla sendika, ona âit reklâmsal bir pazarlama unsuru olmaktan çıkıp, gerçek olduğu şeye, emekçilerin yetki sâhibi mücadele kurumuna dönüştüğünde, İstanbul Bilgi Üniversitesi de saldırıya geçmiştir.

“Yeniden yapılanma nedeniyle ahşap atölyesinin kapatılması” bahânesiyle işten çıkartılan üç işçinin üçü de sendikalıdır. Bunlardan Kadir Karabulak sendikalaşma sürecini örgütleyen öncülerden biridir. Dolayısıyla, İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetimine açıkça şunu ifâde ediyoruz: Kimseyi kandıramazsınız!

Üniversite Konseyleri Derneği, bilim emekçileri için de, hizmet emekçileri için de her biri birer emek cehennemi olan özel üniversitelerde sendikasızlık boşluğunun kapatılması açısından İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaşanmakta olan sendikalaşma deneyimini çok önemsemektedir. Bunu, sendikalaşma süreci kamuoyu ile paylaşıldığı günden bu yana dile getirdik ve 26 Mart 2010 tarihli basın açıklamamızla sendikalaşma çabasını selâmladık.

İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetimini uyarıyoruz: İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde sendikalı olan emekçiler Türkiye akademi câmiâsı açısından büyük bir kazanımı ifâde etmektedir ve Üniversite Konseyleri Derneği, bu kazanımın zorba sermaye yöntemleriyle buharlaştırılmasına yönelik çabaya şiddetle tepki verecektir.

Bu doğrultuda Üniversite Konseyleri Derneği Yönetim Kurulu, sâdece başlangıç olarak tüm akademi camiasını, İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları tarafından başlatılan ve http://www.bilgicalisanlari.com/destek.aspx adresinden ulaşılabilen imza kampanyasına imzalarıyla destek olmaya ve İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları tarafından yapılacak eylemlere katılmaya çağırmaktadır.

Her değer gibi akademi de emek üzerinde yükselir. Dünyâda emeğini savunan emekçiden daha haklı bir insan yoktur.

Üniversite Konseyleri Derneği

***

Solcu bir üniversite; böyle bir şey olur mu?

   O zaman sağcı üniversite de olur!

      Dinci de olur, Diyalektik Materyalist de!

         Nitekim hepsi de yolda…

            İran’da da komünistlerle dinciler işbirliği yaptılar.

               Devrim’den sonra ilk kelleleri uçan komünistler oldu…

                  İlme inanç veya ideoloji sokmak, ilme ihânettir!

                     Ne dersin Sevgili Hâlit Kakınç?

                        Bu iş eski Ülkücülüğe de sığmaz, solculuğa da.

                           Diğer özel üniversitelerden de ayrıca bahsedeceğim…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 06 Mayıs 2010 Perşembe

Yorum Yapın

Mesajınız