TUNA KİREMİTÇİ’DEN İLK BOMBA
Sonradan olma ulusalcı Cumhuriyet gazetesi Mustafa Balbay’ı kovduktan (“meslekî müebbedimi, makam olarak ilk cezamı aldım. Artık Cumhuriyet Gazetesinin Ankara Temsilcisi değilim” demişti Mustafa Balbay, hapishânedeyken hem de) sonra transfer ettiği Tuna Kiremitçi ilk yazısını yazdı!
***
Şu hayatta Deniz Baykal’ın temsil ettiği hiçbir şeyi anladığımı söyleyemem. Ulusalcı olmadığım için değil sâdece: CHP onun yönetiminde muhafazakârlaşmış, AKP’nin “reformcu” ve “genç” görünmesine neden olmayı başarmıştır. Yeniliklere direnen, koltuğuna yapışmış, garip ve anlaşılmaz bir politikacıdır Deniz Baykal, benim de nazarımda.
Ama bütün bunlara rağmen, şerefli düelloları hak etmektedir Türkiye’nin bu kırk yıllık siyasetçisi. Âdice bir pusuyu değil.
Çetin Altan demiştir ki bir yazısında, “Türkiye’de düello kültürü yoktur, pusu kültürü vardır”.
Bu memlekette insanın en büyük özlemidir, şöyle delikanlı gibi, asâletle hesaplaşacağı hasımlara sâhip olmak. Ama olmaz bir türlü. Siz adamın yüzüne eldivenle vurursunuz, o sizi bir tenhâda arkanızdan zımbalayıverir.
Bu toprağın en esaslı çocuklarından Hrant’ı bu yüzden arkasından vurmuşlardır. Sabahattin Ali, bu yüzden kalleşçe vurulup öldürülmüştür. Nâzım Hikmet’i acı dolu bir mahpus yaşamına mahkûm edenler, onunla düello edemeyecek zavallılar olmuştur hep.
Deniz Baykal’ın başına gelenler de, işte Çetin Altan’ın bahsettiği o ucuz “pusu” kültürünün uzantısından başka bir şey değil.
Şu dünyada Deniz Baykal’ı parti genel başkanlığından istifa ettirecek herhangi bir neden olabileceğini tabii ki sanmıyorum. Kendisi muhtemelen son ana kadar parti genel başkanlığı ve ebedî muhalefet koltuğunda oturmaya devam edecektir. Ayrıca, istifa ederse herhâlde daha çok Tayyip Erdoğan üzülecektir, Baykal onun iktidarının teminatlarından biri olduğu için.
Ama koskoca ana muhalefet partisinin genel başkanına böyle bir pusuyu reva görmek, düşmanlarının özsaygıdan ne kadar yoksun olduğunu gösterir. Ancak kendisine saygısı olan, özgüven sâhibi kişiler saygı duyabilirler hasımlarına.
İnsanın kaç karatlık olduğu, dostlarından çok düşmanlarına nasıl davrandığına bakarak anlaşılır.
“Türkiye’de pusu kültürü vardır” demiştir pirimiz Çetin Altan. Sahiden de hayatımız, haysiyetli hasımlar arayarak geçer. Arayarak ve bulamayarak.
Bu satırların CHP’yi asla anlayamayacak yazarı bile hasrettir, şöyle delikanlıca cenkleşebileceği, silâhı fikirler olan birilerine. Ama hep pusular çıkar karşımıza çünkü artık milli sporlarımızdan birine dönüşmüştür, başkalarını bel altından vurmak.
Sonunda öyle bir gün gelir ki, kendinizi Deniz Baykal için samimiyetle üzülürken buluverirsiniz.
***
Gamzeli yazar, romantik çellocu âşığı Tuna Kiremitçi’nin ilk yazısı bu.
Baykalma da kalamadı, gitti zâten!
Tuna Kiremitçi’nin medâr-ı iftiharı, belki de identifikasyon (ânında sözlük: özdeşleşme-benimseme) nesnesi Çetin Altan.
Yorumsuz olarak iki varakayı (ânında sözlük) mekâna koyarak, kendisine “kolay gelsin” diyorum.


Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 10 Mayıs 2010 Pazartesi

