Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2091 defa okundu.
Bu yazi bugun 0 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

JELASTİK HATİCE

Hatice Hanım’ı ilk getirdiklerinde epey ümitsiz, daha doğrusu demotive idi. Gittiği, götürüldüğü bilmem kaçıncı hekimdim. Hepsi de nasihatten tutun, ağır(!) ilâçlara kadar pek çok şey vermişti, hiç biri derdine deva olamamıştı! “Bu adam da farklı olarak ne yapabilecek ki” der gibi nâçar nâçar yüzüme bakıyordu.

Batı Anadolu’nun zengin bir ilçesinin zengin bir âilesinin geliniydi Hatice Hanım, yaşı da 36. Kocası iyi bir adam ve üç de sıhhatli çocuğu var. Kaynanasını hiç görmemiş çünkü kendisi gelin gitmeden seneler önce terk-i dünya eylemiş kadıncağız; yâni bir kaynana terörü de yok. Zâten aynı kasabadan ve birbirini seven iki âilenin oğlu ve kızı, birbirlerini kendileri de severek ve isteyerek evlenmişler. Ne maddî, ne manevî, ne de cinsel bir sorunları var. Kimse de kimseyi aldatmıyor…

Neyse, kendisiyle ve kocasıyla tekrar tekrar konuştum, anamnez aldım. Yaklaşık 4 sene önce başlamıştı sorun. Başlarda birkaç saniye sürerken, artık süre 10-15 dakikayı bulabiliyordu: Katıla katıla gülmek ama hiçbir memnuniyet veya sevinç duygusu olmaksızın gülmek. O derece ki, konu komşu hem merak ediyor, hem de üzülüyorlar. Bâzen birkaç gün ara verdiği olsa da, oldu mu gün içinde 5-10 kere tekrarlayabiliyor bu “dana böğürmesi gibi kahkahalar”; gerek kocasının gerekse kendisinin ifâdesiydi bu.

Önce epey hacı hoca dolaşmışlar bermutat; hiçbir işe yaramamış!

kahkaha

Gittikleri birkaç nörolog, üç psikiyatr ve bir pratisyen hekim bunun “Histeri” olduğunu düşünmüş olacaklar ki, dayamışlar antidepresan ilâçları, sıkılınca alınacak nebatî şurupları…

Hâttâ biri psikoterapi tavsiye etmiş ama daha ikinci seansta Hatice Hanım sıkılıp bırakmış; “benim tek derdim bu iradem dışı gülmelerim, kadın bana çocukluğumu soruyor” demiş!

Biri de hipnoz denemiş, “gevşeyin, rahatlayın” derken bir gülme tutmuş ki sorma gitsin. “Ama” dedi Hatice Hanım, “önce adamın yaptıklarına gülmeye başladım, arkasından benim nöbetim tuttu”!

Nöbet! İşte, anahtar kelime de buydu zâten…

Daha önce çekilmiş bir uyanıklık EEG’si (beyin dalgaları tetkiki) normâldi. Uyku EEG’si için yönlendirdim ve sol fronto-temporal bölgede sinirsel eksitabilite, klâsik ifâdeyle epileptik mihrak (odak) bulunmuştu!

Bu durum için en uygun antiepileptik ilâca başlamamla birlikte, Hatice Hanım’ın “histerisi” de sona erdi.

Meraklısı için söyleyeyim, ayrıntılı Beyin Manyetik Manyetik Rezonans Görüntüleme tetkiki (MRI) tamamen normâldi.

Yâni, Hatice Hanım’ın tek derdi, kısmen nâdir rastlanan bir epilepsi (sar’a) hastalığından muzdarip olmaktı. Bunun adının Jelastik Nöbet olduğunu öğretince, dertlerine de deva bulmanın keyfiyle, kendileri Jelastik Hatice diye takma isim uydurdular.

En son kontrole geldiğinde “Doktor Bey, sâyenizde keyfini çıkara çıkara kahkaha atabiliyorum artık” diye güldü.

Tamam, bu bir hastalık hâli idi ama duygusal dünyamızın hâricî âleme ifâdesi için isteyerek veya farkına varmadan en çok kullandığımız emosyonel (duygu + ilgili davranışsal tepkiler zinciri) mesajların başında gülümseme, gülme, kahkaha atma, katıla katıla gülme gelmez mi?

Tıpkı aynı şeyleri ağlama için de söyleyebiliriz. Hâttâ o tarzdaki epilepsi nöbetlere de Dakristik Nöbet denir, gözyaşı nöbeti demek…

Gülmenin Fizyolojisi

Evrimsel açıdan korkma, mutluluk, hüzün, iğrenme, hayrete düşme ve öfke en temel emosyonlarımızdır. İnsular bölgenin de bunların ifâdesinde rolü vardır (bilhassa iğrenmede, çünkü mide bulantısı ve pek çok diğer tiksinme reflekslerini otomatikman başlatır; diğer temel emosyonlarda bu yoktur).

Bu temel emosyonların sonsuz kombinasyonları hâlinde duygulanımımız ve sosyal işaretleşme temin ve tesis edilir. Gülmenin akustik açıdan nasıl ayarlandığı hâlâ pek iyi bilinmemektedir (meselâ kahkaha atarken çeneler açılır, kişi iki büklüm olur, hâttâ nefes alamayabilir ve ağlamaya mahsus bir davranış da tabloya eklenebilir: Gözlerinden yaşlar gelmesi). Bu davranış setleri beynin pek çok farklı bölgesince düzenlenir ve ayarlanır.

Hatice Hanım’daki gibi nöbetler sırasında emosyonel bulgu olarak âni ağlama, mutluluk hissi olmadan patlayıcı kahkaha görülebilmektedir. TLE (temporolimbik epilepsi) hastalarında iktal (nöbet sırasındaki) gülme çok sık rastlanan bir bulgu değildir. Genellikle bir iki dakika kadar kısa sürer ama bizim vak’ada olduğu gibi, daha da uzun sürebilir. Jelastik nöbetler, frontal korteks veya diensefalik bölgelerden kaynaklanan nöbetlere oranla, temporal lob kökenli nöbetlerde daha sık görülmektedir. Ayrıca temporal lob kökenli tümörlerde, duygulanımsal komponentlerle ilişki daha fazladır (yâni içinden gelerek gülme).

İktal gülmenin semptomatik alanı muhtemelen frontal lobun süperior frontal girusundadır. Fusiform nukleusun ve parahippokampal girusun uyarılması hem gülmeye, hem de ona refakat eden memnuniyet ve keyif duygusuna yol açar. İnsan türünde singulat ve bazal temporal korteks keyifli gülmeye vâsıta olmaktadır; bazal temporal korteks işin duygusal kısmından, anterior singulat bölge ise motor (harekî) kısmından sorumludur.

Sol süperior mesial frontal bölgenin tek başına tembihi ise duygusal refakat olmaksızın gülmeye yol açar.

Angelman sendromu denen genetik hastalıkta ise bir sürü gelişimsel ârıza, küçük kafalılık gibi belirtilerin yanı sıra, katıla katıla gülme de tipik bir belirti!

Depresyon ruhî çökkünlüğün adı, mani de kabarmanın.

Aslında işler o kadar basit değil. Şimdilerde duygudurum bozuklukları (mood disorders) denen neş’e ve elem arasındaki yelpazedeki insanlar bütün toplumun yaklaşık yüzde yirmisini teşkil eder; klinik anlamda teşhis konacak ve tedavisi gerekecek kadar ciddi vak’alar ise yüzde onunu… Bunların yarısı tekrarlayan depresyonlar yaşarken, kalan yarısı ise uçlar arasında gider gelir. Gülme ve ağlama boldur.

Her manik hasta neş’eli değildir: Öfkeli, kavgacı, hırçın ve şizofreniye benzer belirtilerle giden tipleri vardır. En tehlikelisi de disforik mani dediğimiz hem depresif hem de manik belirtilerin iç içe olduğu hastalardır çünkü intihara en çok meyilli olan grup budur.

Jamaikalı çocuk doktoru Cicely Williams ünlü tıb dergisi Lancet’te 1935 yılında bir makale yayınlar ve Kwashiorkor teşhisini dünyaya duyurur. Gana’nın sâhillerinde konuşulan lisan olan Kwa kelimesiyle, yeni kardeşi dünyaya gelen çocuğun ana sütünden mahrum kalmasını kasteden “ilk-ikinci” anlamındaki shiorkor’un birleşmesinden oluşturur kelimeyi. 18 aylıkken tablo gelişir. Ana sütündeki çok önemli amino asidlerin alınamaması ve yetersiz beslenme sonucunda çocuklarda gelişen aşırı iştahsızlık da tuz biber eker duruma. Bu yavruların ayakları şişmiştir, karınları şiş ve karaciğerleri kocamandır; saçları inceciktir ve ciltleri iltihaplıdır. En ayırt edici özeliklerinden biri de, bu çocuklar huzursuzdur ve gülemezler, hâttâ gülümseyemezler. Tedavi edilseler dahi, bu özellikleri sebat edebilir.

Daha da vahim bir durum olan marasmus ise açlıktan dolayı olması gerekenin %80’inin altında vücut ağırlığı olan çocuklarda görülür. Bir yaşına gelmeden zuhur eder. Başta adale olmak üzere, bütün dokularında zayıflık, ödem, ciltte kuruluk ve sarkmalar, yağ depolarının eksikliği tipiktir. Bu çocuklar da huzursuzdur ve gülemezler, hâttâ gülümseyemezler.

İşin Evrimsel Yönü

Gülme hem kişiyi rahatlatan hem de sosyal işaretleşmede önemli rol oynayan bir eylemdir.

Gülümseme: Memnuniyet.

Sırıtma: Sıkıntıdan ama mecburiyetten dolayı gülümsemek.

Gülme: Eğlenme ve neş’e hâli.

Kahkaha atma: “Ben çok mutluyum ve eğleniyorum” mesajını hem kendine, hem de çevreye verme.

Tebessüm: İşler yolunda, sorun yok…

Hüzünlü bir tebessüm: Karmaşık duygu ve düşünceler içerisindeyim, muhtemelen depresyondayım!

Absürt sırıtma: Ben aslında psikotik bir hastayım ama farkında değilim, çünkü psikotik bir hastayım!

Duygulanım künt veya düz iken gülümsem veya gülme: Ben demans (bunama) hastasıyım veya rezidüel bir şizofrenim ama tabii ki bunun farkında değilim, çünkü ben demans (bunama) hastasıyım veya rezidüel bir şizofrenim!

Evrimsel skalada insana yaklaştıkça, gülme ifâdesinin suratlara yansıdığını pek çok araştırma göstermiştir.

Buna mukabil, bu kadar sofistike ve zengin davranışsal ve duygusal tepkiler veren, sırf mimikleriyle birbirini anlayabilen iletişim bildiğimiz kadarıyla sâdece Homo sapiens sapiens’in hususiyeti çünkü “anlamlandırma ve karar verip icraata geçmeyle” ilgili frontal lobu, onun da kabuğu olan frontal korteksi en kocaman olan hayvan biziz. Meselâ prefrontal korteks kedide %3.5, maymunda %11.5 iken, insanda %30’dur. Primer vizüel oksipital korteks maymunda %17 iken, insanda %1.5’tan ibârettir.

Dolayısıyla da, insandaki emosyonel ifâdeleri tek bir fizyolojik mekanizmaya indirgeyemeyiz.

KAYNAKLAR

Arroyo S, Lesser RP, Gordon B, Uematsu S, Hart J, Schwerdt P, Andreasson K, Fisher RS. Mirth, laughter and gelastic seizures. Brain; 1993 Aug; 116 ( Pt 4): 757-780.

Doksat MK, Savrun M. Introduction to evolutionary psychiatry. The Bulletin for Section #44 (Psychotherapy) of the World Psychiatry Association and the ASCAP Society;  2002;  4: 20–38.

Doksat MK. Psikiyatri Temel Kitabı. Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu, Prof. Dr. Cengiz Güleç, editörler. Bölüm 75: Evrimsel Psikiyatri. 2007. Ankara: HYB Basım Yayın, 733–752.

Fonzi L, Matteucci G, Bersani G. [Laughter and depression: hypothesis of pathogenetic and therapeutic relation] [Article in Italian] Riv Psichiatr. 2010 Jan-Feb; 45(1) :1-6.

Guerrini R, Carozzo R, Rinaldi R, Bınanni P. Angelman syndrome: etiology, clinical features, diagnosis, and management of symptoms. Pediatr Drugs; 2003; 5(10): 647-661.

İrem Yaluğ, Eylem Özten, Öyküm Bilge, A. Evren Tufan. Limbik dizgenin bir üyesi olarak temporal lob ve psikiyatrideki önemi: davranışsal sendromlar. Klinik Psikiyatri 2006; 9: 75-81.

Szametiat DP, Darwin CJ, Szameitat AJ, Wildgruber D, Alter K. Formant Characteristics of Human Laughter. J Voice; 2010 Apr 7. [Epub ahead of print]

Unnwongse K, Wehner T, Bingaman W, Foldvary-Schaever N. Gelastic seizures and the anteromesial frontal lobe: a case report and review of intracranial EEG recording and electrocortical stimulation case studies. Epilepsia; 2010 Mar 18. [Epub ahead of print]

Williams CA, Driscoll DJ, Dagli AI. Clinical and genetic aspects of Angelman syndrome. Genet Med; 2010 May 4. [Epub ahead of print]

http://www.keremdoksat.com/2009/05/04/kwashiorkor-marasmus-yahut-nes%e2%80%99e/, erişim 16 Mayıs 2010 Pazar, 19:47.

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 18 Mayıs 2010 Salı

2 Yorum

[...] ağlamayı anlattığım Jelastik Hatice yazımda da bahsettiğim gibi (http://www.keremdoksat.com/2010/05/18/jelastik-hatice/), otomatizm şeklinde ağlamaya Dakristik Nöbet [...]

Serdar GunerEylül 10th, 2010 14:57

Sevgili Meslekdaşım,

Enteresan ve öğretici yazınızdan dolayı sizi kutluyorum.

MKD: Sevgili Serdar Bey, çok teşekkürler.

Yorum Yapın

Mesajınız