SEBLÂ’DAN: Yazamazken…
Ayırdılar seni benden, biliyorsun…
Benim seçimim olamazdı sensiz yaşamak, dar zamanlara sıkışan birkaç dokunuşla tatmin olmak –ki, ben hiç tatmin olmam; bunu da bilirsin.
Şimdi büsbütün küsüp, selâmı kesmenden korkuyorum; başka çatılar altına ekmek parası uğruna girip çıkışlarımın, seni unuttuğum gibi yanlış bir inanışa mahâl vermesinden… Oysa sen, şu anki sefil hayatımın inatla dik duruşunda herhangi bir etken değil, çaylak ellerimin henüz kavrayamayacağı kadar asil ve dikenli, hayâlini kurarken kokusu burnumda tüten, bambaşka bir yaşam tercihisin…
Söz veriyorum, gün gelecek valizlerimi toplayıp taşınacağım ahşap yalına; avlusu ilham, gecesi çile, lodosu aşk vaât eden o bütünlükte tahta kurdu gibi, kıtır kıtır yiyeceğim geçeceğim yolları, sindireceğim kirişleri. İçimden yeniden doğana kadar sen, senden özümü süzüp ayağa kalkana kadar ben…
Unutamam ki geçmişimizi, başka türlüsünü yaşarken sıfatıma “insan” diyememem bundan… Unutmayı ölümden soğuk bilirim, çünkü huzur bulduğum o biricik yuvan yalnızlığımın koyunda, heyecan duyduğum yegâne sıcaklık senin koynunda…
Beklemelisin…
Seblâ Kutsal –16.05.2010 – İstanbul

