Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1611 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

DİKKAT!

İstanbul Okmeydanı Şark Kahvesi civârında toplanan bölücü gruplar yasadışı gösteri düzenlemek istedi. “Dağılın” ikazlarına molotofkokteyli ve taşlarla karşılık veren gruplara müdahale de gecikmedi. Çevik kuvvet ekiplerinin panzerler eşliğinde biber gazıyla müdahale ettiği gruplar, ara sokaklara kaçıştı. Zaman zaman ara sokaklardan çıkan gruplar, çevrede buluna bâzı ev ve işyerlerine de zarar verdikleri görüldü. Bâzı esnafların kepenk kapattığı gözlenirken, bâzı vatandaşların sokak üzerinde park hâlindeki otomobilleri uzaklaştırmaya çalıştıkları dikkat çekti.

***

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı olağanüstü hâl çağrısına cevap veren BDP Grup Başkan Vekili Bengi Yıldız, bölgede olağanüstü hâl ilânına gerek olmadığını, zâten olağanüstü bir hâlde yaşandığını kaydetti. Yıldız, “Bâzı muhalefet partileri olağanüstü hâl ilân edilsin diyorlar. Olağanüstü hâl ilân edilmesine gerek yok. Zâten olağanüstü bir hâlde yaşıyoruz. Olağanüstü bir hâldir burası. Ülkemiz ciddi bir şiddet ve savaş ortamına doğru yol alıyor. Daha önce uyarmıştık. Ama seslerimiz, çığlığımız duyurmadı” dedi.

Kandil ve Mahmur’dan gelen örgüt üyelerinin tutuklanmasını protesto etmek için Batman Belediyesi önünde düzenlenen toplantıda konuşan BDP Grup Başkan Vekili Bengi Yıldız, “Gider paşa paşa cezaevinde yatarız, bundan sonra çocuklarımızı askere göndermeyiz” dedi.

BDP Grup Başkan Vekili Bengi Yıldız, “bütün dünya vicdani ret hakkını tanıdı. Bütün Avrupa ülkelerinde bu hak var. Başkalarını öldüreceğimize, kendi çocuklarımızı öldüreceğimize gider paşa paşa cezaevinde yatarız. Bundan sonra çocuklarımızı askere göndermeyeceğiz. Vekilleriniz olarak bunu size söylüyoruz. Siz de ulaştığınız her yere bunu söyleyin, bunu öğütleyin” dedi.

BDP Grup Başkan Vekillerinden Ayla Akad Ata ise 14 Nisan’da Hükûmet’in BDP’lileri tutuklayarak SAVAŞ KARARI verdiğini iddia etti.

***

Arındık Köyü ile Hasbek Köyü arasında bulunan karakolu korumakla görevli timin mevzilerine teröristlerce saat 00.30-01.00 arasında el bombası ve makineli tüfeklerle saldırı düzenlendi.

Askerlerin ânında karşılık vermesiyle başlayan çatışma yaklaşık yarım saat sürdü.

Saldırıda, bir asker şehit olurken, bir asker de yaralandı.

***

İstanbul Taksim’de bir kafenin terasına çıkan eli silahlı kişi bağırmaya başladı. Terasta oturanlar apar topar olay yerinden uzaklaştı. Polisin ikna etmeye çalıştığı kişi önce bir sigara yaktı, ardından “Hakkâri ve Aktütün’ün hesabı sorulmadı, 250 kişi sınırı geçiyor. Hani nerede insansız hava uçakları? Yeter” diye bağırdı. Polisin ikna çabaları sonuç verdi; silâhını teslim eden ve adının Ahmet Ünal olduğu öğrenilen kişi gözaltına alındı.

İstanbul’da farklı gruplar protesto gösterisi düzenledi. Taksim Meydanı’nda toplanan bir grup taksici, terör saldırısını protesto etti. Araçlarına Türk Bayrakları asarak Taksim Meydanı’nda toplanan bir grup taksici, daha sonra konvoy oluşturarak alanda tur attı. İkinci gösteri Türkiye Kamu-Sen üyelerinin de bulunduğu grup tarafından düzenlendi. Ellerinde Türk Bayrakları’yla İstiklâl Caddesi’nden Galatasaray Lisesi önüne kadar yürüdü. Taksim Meydanı’nda ellerinde Türk Bayrakları’yla toplanan bir başka grup “İstanbul uyuma, şehidine sâhip çık”, “şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganları attı. Alperen Ocakları’na bağlı bir grup da Şişli’de eylem yaptı.

İstanbul’daki camilerde selâ verildi.

Teröre öfke İzmir’de de halkı sokağa döktü. Bir gurup İzmirli vatandaş, sosyal paylaşım sitesi üzerinden haberleşerek, terörü lanetlemek için Gündoğdu Meydanı’nda toplandı. “Kahrolsun PKK”, “vatan sana canım feda” sloganları attı.

***

Şemdinli’de şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Ömer Kara’nın Mersin’in Tarsus ilçesindeki cenaze töreninde şehidin toprağa verilmesinin ardından mezarlıktan çıkan 400 kişilik grubun içinden bir kişi, AKP Mersin Milletvekili Ali Er’e “ne yüzle buraya geliyorsunuz” diye bağırdı. Kalabalık Ali Er’i yuhalarken, bir kişi yumruk atmak istedi. Korumalar bu kişiyi son anda engelledi. Jandarmanın önlem almasına rağmen kalabalık arasından bâzı kişiler Ali Er’e saldırmak istedi. Bu sırada Ali Er “araba araba” diye bağırdı. Yol kenarında bekleyen resmî plâkalı bir otomobile bindirilip sırra kadem bastı.

***

Devletlû, Türkiye’nin İsrail halkıyla değil, ancak hükûmetin politikalarıyla sorunu olduğunu belirtmişti.

İsrail Turizm Bakanı Stas Misezhnikov, Devletlû’nun İsrail hükümeti hakkındaki açıklamalarına çok sert cevap verdi ve İsrail’in düşmanının Türkiye değil, Devletlû olduğunu söyledi ve ilâve etti: “Türk insanları düşmanımız değil, ama Erdoğan İsrail’in düşmanı”!

***

Ergenekon üyesi olmakla suçlanan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner koltuğuna geri dönecek. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner bu garip durumu “rutin bir durum değil ama sıkıntı olacağını sanmıyorum” diye anlatıyor.

Yargıtay 11. Ceza Dâiresi’nin kararıyla tahliye edilen Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in Çarşamba günü görevine başlayacak olması ilginç bir manzarayı ortaya çıkaracak.

Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, kendisi hakkında şikâyet dilekçesi veren ve Ergenekon dosyasında gizli tanıklık yaptığı ortaya çıkan İliç Savcı Bayram Bozkurt’un âmiri olarak görev yapacak, başsavcıların ildeki savcılar üzerindeki denetim yetkisini kullanabilecek. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, ayrıca, kendisini tutuklayan özel yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği ile Erzincan ilindeki terör ve çete suçlarına ilişkin soruşturmalarında da muhatap olacak. Bu yüzden Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in görevini yürütürken Erzurum Başsavcı Vekilliği ile yeni sorunlar yaşanabileceği belirtiliyor. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner kendisi aleyhine raporlar tutan ve bâzı görevlileri kendi aleyhine ifâde veren Erzincan Emniyet Müdürlüğü’nün de adlî görevler açısından âmiri konumunda olacak.

***

Çiçek hastalığının kökünün kazınmasında çok katkıları olan Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden Mikrobiyoloji Profesörü Frank Fenner, insan ırkının gelecek 100 yıl içinde neslinin tükeneceğini söyledi! İnsan ırkının bir nüfus patlamasından ve “dizginsiz tüketimden” hayatta kalamayacağını öne sürdü ve “insanlar yok olacak, muhtemelen 100 yıl içinde. Çok sayıda hayvan da yok olacak” dedi. Daha da ileri gitti ve “bu geri döndürülemez bir durum. Bence artık çok geç. İfâde etmemeye çalıyorum, çünkü insanlar bir şeyler yapmaya çalışıyor, ama sürekli engelleniyorlar”. Mikrobiyoloji Profesörü Frank Fenner, insanların Anthropocene denilen resmî olmayan bilimsel döneme (sanayileşmeden beri gelen dönem) girdiklerinden beri gezegen üzerinde Buzçağı veya göktaşı çarpmasıyla aşık atabilecek bir etkiye yol açtıklarını söyledi.

***

Mikrobiyoloji Profesörü Frank’ın bu beyânını duyan Devletlû çok sinirlenerek “benim partimde, benim feromon alanımda böyle bir profesör olamaz, antroposin senin anandır, onu da al ve git” diye kükreyerek, derhâl partisinden ihraç edilmesini istedi!

Partililerin nutku tutulduğu için, korkudan kimse bunun için önce Mikrobiyoloji Profesörü Frank Fenner’ın AKP’ye üye yapılıp sonra da atılması icap ettiğini telâffuz edemediği için, beynelmilel temaslarla çabalamaya başladılar.

Önce Barack Hussein Obama’ya telefon eden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bir netice alamayınca, AKP Mersin Milletvekili Ali Er liderine yaranabilmek için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu arayıp yardım istedi. Bunun Türk Hükûmeti’nin yeni bir hinliği olduğunu zanneden Başbakanı Binyamin Netanyahu paranoid bir reaksiyon geçirdi ve derhâl İran’ın vurulmasını emretti. Hemen akabinde İsrail’de politikacıların ve entellektüellerin yakından takip ettiği solcu Haaretz Gazetesi genel yayın yönetmeni Dov Alfonİsrailliler’in gözünde hükûmet çok aşırı, hâttâ biraz kaçık” yorumunu yaptı.

Derhâl ve âcilen 120 tam iştirakle toplanan İsrail Parlamentosu Knesset, Binyamin Netanyahu’nun aklî dengesinin yerinde olup olmadığına karar verebilmek için en hızlı çalışan yetkin ve etkin müessese olarak İstanbul’daki Adlî Tıp Kurumu’na müracaat etti. 2110 12 Haziran tarihine randevu alabildiler ve şimdilik İran’a nükleer bomba yollamaktan vazgeçtiler. Binyamin Netanyahu ise, iyi bilgi alınabilen gizli tanıkların bildirdiklerine göre, hâlen Silivri’de devletin müşfik ve sevgi dolu ellerinde müşahede altında tutulmakta.

Devletlû ise askerlerle yemek yedi, sonra yan yatan bir askerin kafasını okşadı; yaralı olduğu için onu hoş görmesi huzurdakilerin gözlerini yaşarttı…

Bunları duyan İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ (İHH) İNSANÎ YARDIM VAKFI’NIN üyeleri Ümraniye Hâldun Alagaş Spor Kompleksi’nde haremlik selâmlık düzenine göre toplandılar.

IHH1

IHH2

Büyük mütefekkir, yazar ve araştırmacı Abdurrahman DilipakAllah sizin şehit olmanızı istiyor” dedi.

Bu bilgiyi Allah’tan doğrudan doğruya mı aldığı (yâni vahiy mi geldiği) yoksa başka bir vâsıtayla mı haberdar olduğu yumuşacık meşrebine esrarengizlik de kattı bittabi…

IHH3

İyi bilgi alınabilen gizli kâzip haham tanıkların bildirdiklerine göre, biraz meraklı mizaçlı Ali Kemâl isimli birisi “yâhu, zâten Mavi Marmara’da bir güzel şehit olduk, hâlâ ne gerek var, hani belki icap etmeyebilir mi” diye salak salak suâl eyleyince, derhâl aklî dengesinin yerinde olup olmadığına karar verebilmek için en hızlı çalışan yetkin ve etkin müessese olarak İstanbul’daki Adlî Tıp Kurumu’na götürüldü ve Binyamin Netanyahu’nun yanında huzur içerisinde muayene sırasını beklemeye başladı.

Bunu duyan MB, bu sözleri söyleyen herife Hitler’i de (d)överek müthiş bir cevap verdi (bkz. http://videonuz.ensonhaber.com/izle/tarihin-arka-odasi-ali-kemal-tartismasi-murat-bardakci-nin-tehdit-mailine-yaniti). Sonra da vicdanı sızlayarak Hâfız Mecid’i programında ağırladı (bkz. http://video.haberturk.com/video/index/42196). MB’nın sürekli olarak kendisine muhalefet etmesine kızan doçent unvanlı tarihçi Erhan Afyoncu’nun afyonu patlayıp, “et yeme, ot yeme ne zıkkım yiyeceğiz, zâten Ulubatlı Hasan diye de biri yoktur” demesi üzerine MB çok sinirlenip kendisine “patavatsız” dedi ve derhâl reklâmlara girildi. PB ise üzüntüden masaya çıkıp tepindi!

Büyük astrologumuz Filiz Özkol bütün bunları şu olağanüstü sembolik ve allegorik üslûpla yorumladı: “11 Haziran’a kadar, Merkür Boğa burcunda yer alacak. Kararlarımızı sakince gözden geçirmek için iyi bir fırsat. Serinkanlıca düşünmeli ve hızlı müdahalelerden kaçınmalıyız. 10 Haziran’dan sonra sosyal ilişkilerimizi ön plâna çıkaracak aktiviteler söz konusu olacak. İletişim ön plâna çıkacak. 14 Haziran’a kadar Aşk ve uyum gezegeni Venüs‘ün Yengeç burcunda olması duygusal konuların gündem kazanacağını gösteriyor. Bu dönemde alınganlık söz konusu olacaktır. Gizli aşk ilişkileri için, birçok fırsat kendiliğinden doğacağı için çok dikkatli olmak zorundayız. 30 Mayıs’a kadar Satürn retro konumu koruyacağı içinde, eski ilişkilerimizi ve hatalarımızı son kez gözden geçirmeli ve yolumuza devam etmeliyiz… 5 Haziran’dan sonra Aslan burcunda ilerlemeye başlayacak olan Venüs duygusal patlamaları gündeme getirecek. Lüks ve eğlence, ilgimizi çekecek. Heyecanlarımız ön plânda olacak. Aşırı gezmelerimizi, istenmeyen dedikoduların, da ortaya çıkmasına neden olacağı için, koşullarımızı ve şartlarımızı doğru kullanmalıyız”.

Eskiden tehdit altında sınırlarımız vardı, şimdi sınır tanımayan tehditlerimiz var” vecizesiyle, Başbuğ da bunlara açıklık getirdi!

Bu arada, Fethullah Hocaefendi Hazretleri’nin dişiyle, tırnağıyla kazandığı paralardan arttırarak kurdurduğu ve helecanla ağlayarak duyurduğuna göre, yepyeni bir Kürtçe TV yakında hizmetimizde (bkz. http://www.urfapress.net/haberoku.php?id=18953 ve http://www.sondalga.com/haber.php?haber_id=93).

İyi bilgi alınabilen gizli kâzip haham tanıkların bildirdiklerine göre, Bülent Ersoy ise şöyle bir yorumda bulundu: “Toplumsal ivmelerin diyalektik salınımının güncel retoriğinde, ötekilerin ötekileştirilmemesi için yeni bir epistemik düzlemde buluşmalıyız. Bunun için de Avrupa’daki Pigmeler’in soyunu kırdığımız için özür dilemeliyiz. Bunun özseverce değil, ülseverce bir eylem olduğunu halkımızın solduyusu da imgeleminde düşlemleyecektir”.

The Washington Post’tan ünlü politika yazarı Abraham Sweetvoice ve Le Monde’dan moda yazarı Liliane Bettencourt’un sözlerini tercüme eden Mehmet Ali Birand “biraz daha açar mısınız şeyinizi, yâni napacaanız, nedeceeniz” deyince, “siz hiç Avrupa’da Pigme gördünüz mü” diye lâfı gediğine oturtan BE, hemen akabinde şu haklı tepkisini de haykırarak basın roplantısını terk etti: “Esas siz açın şeyinizi, terbiyeye dâvet ediyorum hepinizi”!

Sol eğilimli Liberation gazetesinin muhabiri Nicolas Sarkozy’nin ise kıs kıs güldüğü kulislerde konuşuluyor…

Nicolas Sarkozy

***

Türkiye’nin hâlini kötü özetlemedim değil mi?

   Bundan sonra çok zor ve kanlı günler ufukta!

      40 korumalı kremlerinizi yanınızdan ayırmamanızı hararetle (pardon, şiddetle) tavsiye ederim…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 21 Haziran 2010 Pazartesi

Yorum Yapın

Mesajınız