Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2725 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

AŞK-I MEMNÛ

Aldanma insanların samimiyetine,

menfaâtleri için gelirler vecde,

vaât etmeseydi Allah cenneti,

O’na bile etmezlerdi secde…

Faceboook’taki sayfasının başına bu muhteşem kıt’ayı koymuş Jak Saul. Başka bir tâne de eklemiş:

En uzak mesâfe

ne Afrika’dır,

ne Çin,

ne Hindistan,

ne seyyâreler,

ne de yıldızlar geceleri ışıldayan…

En uzak mesâfe, iki kafa arasındaki mesâfedir birbirini anlamayan.

Bunlar kendisine âit değilmiş ama ben onun sâyesinde haberdar oldum ve çok mütehassis oldum, müsaadesiyle de iktibas ettim.

Aşk-ı Memnû web adresi http://www.askimemnu.tv/. Etkileyici de…

***

Hâlit Ziya Uşaklıgil 1866 yılında İstanbul’da doğar. Bir süre Fatih Askerî Rüştiyesi’nde okur. 1896 yılında döndüğü İstanbul’da Servet-i Fünun topluluğuna iştirak eder (Servet-i Fünûn veya Edebiyât-ı Cedide yâni “Yeni Edebiyât” devri, Türk edebiyatında 1860’tan beri devam eden Doğu-Batı mücadelesinin kesin sonucunu Batı edebiyatının lehine tâyin eden aşamadır. Yoğun ve dinamik çalışmalarla geçen bu kısa dönem sonunda Türk edebiyatı, gerek anlayış, gerek içerik, gerekse teknik bakımdan tamamıyla Batılı bir nitelik kazanır. Âzâları arasında Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Mehmet Rauf, Hüseyin Câhit, Ahmet Hikmet gibi isimler de yer alır). Meşrutiyet’in ilânından sonra bir süre Dârülfünun’da Batı Edebiyatı dersleri verir. Hükûmet tarafından yurtdışı hizmetlere gönderilir. 1945 yılında İstanbul’da ebediyete intikâl eder.

Halitziya

Çoğu edebiyat incelemecisi tarafından Türk romanının -gerçek anlamda- milâdı olarak kabûl edilir. Türk romancılığı oldukça yeni bir şeydir çünkü Osmanlı’da romancılık ve heykel san’atı yoktur. İkincisi dinî sebeplere bağlanabilir ama birincisi sözel harsın tabiî neticesidir.

Neyse, biz gene Hâlit Ziya Uşaklıgil’e dönelim…

Şâheseri olan Aşk-ı Memnû bugün bile roman tekniği açısından aşılmış değildir. Hâlit Ziya Uşaklıgil, 150’den fazla hikâye ile altı romana imza atmış, tiyatro, şiir, hâtıra, makale ve tercümeleriyle arkasında altmış kadar kitap bırakmıştır.

Ben bu “ağır” romanı orijinal hâliyle seneler önce kıraat emiştim. Şimdilerde arınmış ve yalınmış bir uydurukça “çevirisi” var piyasada…

Aşk-ı Memnû Kitab

Heyhat!

Romanın kendisinde hâdiseler Peyker ve Nihat Bey’in evlenmesiyle başlar. Peyker ve Bihter’in annesi olan Firdevs Hanım duldur ve Adnan Bey’e gizliden gizliye ilgi duymaktadır. Ancak, Adnan Bey ise Bihter’den çok hoşlanmaktadır, onunla evlenir. Adnan Bey zengin ve asil bir âileden gelmiştir. Annesi bu evliliği hiç kaldıramaz. Bir gün toplanıp pikniğe giderler, bütün âile oradadır. Adnan Bey’in yeğeni Behlûl, Peyker’e dayanamaz ve onu ensesinden ateşli bir şekilde öper. Peyker buna çok kızar çünkü kocasına çok bağlı birisidir. Behlûl Bihter’e göz koyar. Ondan çok hoşlanır, onun fiziki görünüşü Behlûl’u çıldırtma seviyesine getirir. Bihter’in kendisinden hoşlanmasını sağlar ve o günden sonra her gece beraber olurlar. Behlûl ve Bihter’in mektupları Nihâl tarafından görülür. Nihâl buna inanamaz çünkü Behlûl’le evlenmeyi düşünmektedir. Nihâl’in tam mutluluğu düşündüğü bir sırada bu olayı öğrenmesi hayatını yıkmıştır, tabancayla intihar eder ama iyileşir. Adnan Bey’in bu olayı öğrenmesiyle her şey değişir. Adnan Bey ve Nihâl eskisi gibi beraber yaşamaya karar verirler. Artık hayatlarında ne Behlûl ne de Bihter olacaktır ve saadetle hayata devam ederler…

Aslında Aşk-ı Memnû Türk televizyonlarında yayınlanan ilk yerli dizidir. 33’er dakikalık 6 bölümden oluşur. Bu dizinin senaryosu romanınkine çok daha sâdıktı. Nihâl’e annelik yapan mürebbiyesi Meille De Courton’un gönderilmesi daha fazla vurgulanmıştı…

Bihter’i Müjde Ar, Nihâl’i Itır Esen, Adnan’ı Şükran Güngör, Firdevs’i Neriman Köksal, Behlül’ü Sâlih Güney, Meille De Courton’u Çolpan İlhan, Bülend’i Murat Erton, Peyker’i Suna Keskin, Nihat’ı Ersin Pertan oynamıştı…

eski aşk-ı memnû

Aşk-ı Memnû TRT

Gerçi yönetmen Halit Refiğ, önceki aksam Kanal D’de yayınlanan “Aşk-ı Memnû” ile ve 1975’te kendi yönetmenliğinde çekilen ve TRT’nin yeniden ekrana sürdüğü “Aşk-ı Memnû’yu” değerlendirerek, “TRT, benim çektiğim dizideki öpüşme sahnelerini keserek yayınladı. Bu yobazlıktır, kültür düşmanlığıdır. Kanal D’deki “Aşk-ı Memnû’yu izleyince, gençlerin özgür çalışması içimi rahatlattı” demiş. TRT’nin yıllar sonra yeniden diziyi kısaltarak, üç bölüm hâlinde ekrana getirmesi, dizinin yönetmeni Halit Refiğ’i üzmüş. Kanal D’nin günümüze uyarlanmış hâliyle ekrana getirdiği”Aşk-ı Memnû” ile TRT’nin kısaltarak yayınladığı “Aşk-ı Memnû’yu” değerlendiren Refiğ, “Kanal D’de yayınlanan diziyi tabii ki izledim. Ben gençlerin yaptıklarını anlamaya çalışıyorum ve saygı duyuyorum” demiş. “Beni asıl sinirlendiren TRT’nin yaptığı kültür ayıbıdır” diye ilâve etmiş.

Halit Refiğ

Refiğ, konuşmasına şöyle devam etmiş: “TRT, benim yıllar önce 6 bölüm olarak çektiğim diziyi, kısaltarak, üç bölümde toplamış… Öpüşme sahnelerini falan keserek kuşa çevirmişler… TRT’de bugüne kadar bu yobaz, çağdışı ve mülteci bir zihniyet olmadı. TRT kendi klâsiğini, kültür ve edebiyat tarihinin en büyük klâsiklerinden olan bir esere, hunharca, canavarca yaklaştı. Geri kafalılığın ve yobazlığın bu şekli inanın beni çok üzdü. Aşk-ı Memnû’ya gösterilen bu gaddarlık, tamamen kültür düşmanlığıdır. Fakat gençlerin özgür çalışmasını görünce de içim rahatladı. Kanal D’de yayınlanan Aşk-ı Memnû’yu tabii ki izledim. Bu eser, edebiyat tarihinin çok önemli bir romanıdır. Yüz yıl önce yazılan bir romanın, genç nesle bu şekilde tanıtılması ilginçtir. Umarım gençler, bu diziyi izlerken romanı okumaya heveslenirler. Şimdi ben yaşlı bir adamım… Kültür kökenlerim, yetiştiriliş tarzım çok farklı. Bugünün şartlarını anlamaya çalışıyorum. Doğal olarak gençlerle aramızda bir nesil farkı, anlayış farkı var. Bu farklılığın olması da çok doğaldır. Ben buna şaşırmıyorum. Genç kuşağın yaklaşımlarını, özgürlüğünü ilgiyle takip ediyorum”…

***

Gelelim baştaki vecîzelerle Aşk-ı Memnû’nun ne alâkası olduğuna

Ben tahammül edip bir bölümünü seyretmiştim Neslim’in hatırına…

Rating uğruna, bu muhteşem romanın ırzına geçtiler. Lâstik gibi uzattılar ve Hâlit Ziya Uşaklıgil’in kemiklerini sızlattılar!

Büyük üstâd Halit Refiğ’in TRT’ye olan öfkesine iştirak etmemek mümkün değil. Ne yapsın, “yüz yıl önce yazılan bir romanın, genç nesle bu şekilde tanıtılması ilginçtir. Umarım gençler, bu diziyi izlerken romanı okumaya heveslenirler. Şimdi ben yaşlı bir adamım… Kültür kökenlerim, yetiştiriliş tarzım çok farklı. Bugünün şartlarını anlamaya çalışıyorum. Doğal olarak gençlerle aramızda bir nesil farkı, anlayış farkı var. Bu farklılığın olması da çok doğaldır. Ben buna şaşırmıyorum. Genç kuşağın yaklaşımlarını, özgürlüğünü ilgiyle takip ediyorum” demiş kimseleri kırmamak için.

Doğru, bu genç kuşak bir kuşak, nesil değil.

İnternette şöyle duyurulmuş: Yönetmenliğini Hilâl Saral’ın üstlendiği, başrollerini Selçuk Yöntem, Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ, Hazal Kaya ve Nebahat Çehre’nin paylaştığı “Aşk-ı Memnû’nun” merakla beklenen finâl bölümü, önceki akşam yayınlandı. Halit Ziya Uşaklıgil’in aynı adlı eserinden uyarlanan reyting rekortmeni dizi, finaliyle de Türkiye’yi ekrana bağladı. Neredeyse tüm şehirlerde sokaklar boşaldı, dizi seyretmeyenler bile ekran karşısındaki yerini aldı. Sosyal paylaşım sitesi Twitter’da olay yaratan final, internet siteleri ve Tivibu’nun da kilitlenmesine yol açtı. Dizi ekibi ise son bölümü SuAda’da düzenlenen özel davette izledi. Geceye iş, san’at, cemiyet ve basın dünyasından da birçok isim katıldı. Bihter’in kâlbine kurşun sıkarak intihar ettiği duygu yüklü bölüm, konukları gözyaşlarına boğdu. Davetliler ağladı…

Suada Aşk

Beşir’in ölüm döşeğinde Adnan’a itirafta bulunmaya çalıştığı sahnede bir erkek seyircinin ayağa kalkıp “Haaayır öl artık” diye bağırması gülüşmelere yol açmış… Adnan Bey’in Bihter’e “ben ayrılmak istiyorum” dediği sahnede Kıvanç Tatlıtuğ’un yerinden fırlayarak Selçuk Yöntem’e “sonunda be, bravo” diyerek çak yapması gecenin en çarpıcı ânıymış.

Oyunculara, performanslarına filân diyeceğim hiçbir şey yok! Onlar vazifelerini çok iyi yapmışlardır mutlaka…

Bütün değer hükümlerinin, mânevî kodların kaybedildiği dehşetengiz bir dönem yaşıyoruz.

Terör ve sefâlet her yeri yangın gibi sarmış, devletin temeline dinamit konmuş, umurunda değil milletin.

Romanın orijinaliyle ilgisi, hâttâ benzerliği ana tema ve isimden başka hiçbir şey olmayan bu diziyi %73.7 rating ile seyretmiş necip halkımız.

Avrupa’da televizyon için “aptal kutusu” derler.

“Yâhu, sen de hiçbir şeyi beğenmiyorsun! İnsanların eğlenmeye hakkı yok mu” diyenler olabilir.

Tamam da…

Aşk-ı Memnû bir dramadır ve bu dizide ise hafif pornografik bir komedyaya tahvil edilmiş.

İsyânım bunadır: “En uzak mesâfe, iki kafa arasındaki mesâfedir birbirini anlamayan” vecizesini “en uzak mesâfe, iki nesil arasındaki mesâfedir birbirini anlamayan” diye bir değiştirin.

Sonra da

Aldanma insanların samimiyetine,

menfaâtleri için gelirler vecde,

vaât etmeseydi Allah cenneti,

O’na bile etmezlerdi secde…

Mısrâlarını tekrar okuyun.

Vaktiniz olursa da, http://www.keremdoksat.com/2009/10/04/homo-economicus-dostlugun-olmadigi-yerin-insanlari%e2%80%a6/ adresindeki “HOMO ECONOMICUS: DOSTLUĞUN OLMADIĞI YERİN İNSANLARI…” makaleme bir göz atıverin.

   Ne diyeyim…

      Hayırlı Pazarlar…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 26 Haziran 2010 Cumartesi

Yorum Yapın

Mesajınız