Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2477 defa okundu.
Bu yazi bugun 5 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

HALİL CİBRAN: BİR HOMO MYSTICUS

Pek sevgili bir dostumun bahsetmesi sâyesinde tanıştım kendisiyle, müthiş bir Homo mysticus’la.

İsmi Halil Cibran (Khalil Gibran (Gubran Khalil Gubran bin Mikhā’īl bin Sa’ad; Arapça جبران خليل جبران بن ميکائيل بن سعد), merak edenler için http://tr.wikipedia.org/wiki/Halil_Cibran mekânında hayatı var; biraz kifâyetsiz. İngilizce olanı daha tafsilâtlı: http://en.wikipedia.org/wiki/Khalil_Gibran.

Khali Gibran

Hayyam’dan da öte bir psişe, Ontogenetik olana çok daha yakın…

Lübnan’lı bir şâir, ressam ve edîb.

The Prophet isimli kitabı Türkçe’ye (Hak Erenler) Nebî, Ermiş, Velî, Mürşid ve Ermiş diye tercüme edilmiş…

Ben Neslim’den rica ettim, D&R mağazasında yedi tâne kitabını buldu: Kaknüs Yayınları’ndan Ermiş, Aşk Mektupları, Âsi Ruhlar, Gözlerin Fısıltısı, Kum ve Köpük Avare, Fırtınalar, Parşömen Yayınları’ndan Bir Gözyaşı Bir Tebessüm & Kum ve Köpük

Tercümeler oldukça iyi, ayrıca internette epey “script” de var.

6 Ocak 1883’de fakir bir âilenin çocuğu olarak Lübnan’da dünyâyı teşrif etmiş, New York’ta 10 Nisan 1931’de Ontogenetik Psişe’ye geri dönmüş siroz ve tüberkülozun vâsıtasıyla.

Hâlen Ermiş’i kıraat ediyorum.

İlyas Aslan takdim kısmında şöyle yazıyor:

“‘Kelime’nin gücünü ve büyüsünü bütünüyle kavramış biri hakkında konuşmak oldukça zorlu. Ve zorluğunca zorunlu da.

Zorlu; zira bir damla olmaktan öte engin bir umman. Bir kil değil ki şekil verebilelim, bir sis yalnızca avucumuzda dağılan. Üzerine uyacak elbise aradığımız bir bedenden ziyâde bedenleri dik tutan bir rûh. Fırçamızın ucundaki bir boya değil, aldondan geçmeye çabaladığımız bir eleğimsağma. Hülâsa, Nev-i şahsına münhasır biri değil, ağyârını câmi bir ‘birlik’…

Ezelî ırmakta yıkanmak

İşte size bir ipucu: Ezeliyet ve ebediyet. Yâni başsızlık ve sonsuzluk. Sonsuz bir ummanda sonsuz bir katre olduğunu bilir Cibran. Bütün satır aralarında duyarsınız bunu. Münferit ve yapayalnızdır; hikmeti kendinden menkûl biri olmadığının bilincindedir. Evet, tektir o herkes gibi; ama bu tekliği değildir onu seçkin kılan. Bu tekliğini içinde erittiği ‘bütünlük’ün potasıdır ona rengini veren. Farklı coğrafya ve kültür ve inançlarda tezâhürlerine rastladığımız bir Ezelî Hikmet’tir bahse konu ettiğimiz. Ezelî Hikmet… Yâni Arapçasıyla hikmet-i hâlide, Farsçasıyla câvidân-hired, Lâtincesiyle philosophia perennis. Hâttâ gelin, cibrancasıyla söyleyelim: çağların külü ve ebedî ateş.

Bu ipucuna bir ilmek atalım: Varlıkta birlik. Yâni vahdet-i vücûd, yâni Panenteizm (dikkat edin Panteizm değil!). Cibranca, kimileyin umman, kimileyin rûh. Ve esîr kimileyin.

Bunun içindir ki onun gözünde kilise ile havra, Yahya ile Buda, İncil ile Kur’ân. Zira hepsi de aynı kaynaktan çağlayan ırmağın kolları. Merâmı, susuzluğunu dindirmek isteyen ha bu olmuş, ha öteki. Su aynı su. Onun kadehini kâh Kur’ândan bir âyet doldurur, kâh Buda’nın bir meseli. Kendisi söyler: ‘Göğsümün bir tarafında İsa, diğer tarafında Muhammed oturur’”.

Gerisini siz okuyun. Biz 6 TL’ye aldık, internetten daha da ucuza bulunabilir belki.

Kitabın en arkasında da şöyle bir iktibas var bu gönül adamından:

Size bir de denildi ki hayat karanlıktır diye ve sizler bezginliğinizde tekrar edegeldiniz, bir bezgin tarafından ne söylenmişse.

Ve ben derim ki hayat, sâhiden karanlık, insiyak olduğu zaman başka.

Ve insiyak kördür, bilgi olduğu zaman başka.

Ve her bilgi beyhûdedir, çalışma olduğu zaman başka.

Ve her çalışma nâfiledir, aşk olduğu zaman başka.

Ve her ne zaman aşkla çalışırsanız kendinizi kendinize raptedersiniz ve ötekine ve Allah’a.

***

Önce mahcub oldum; nasıl da ıskalamışım bu William Shakespeare ve Lao Tzu’dan sonra dünyada en çok okunan şâiri…

Şâir!

Belki de onu en güzel tavsif edecek vasıf yâhut sıfat bu…

Çünkü onunki gibi nesirler de şiirdir.

Aklıma tam 3 (üç) senede bitirebildiğim http://www.keremdoksat.com/2006/09/01/sevgi-ve-bilgi-hakkinda-kisa-bir-hikaye/ adresinde bulabileceğiniz SEVGİ VE BİLGİ HAKKINDA KISA BİR HİKÂYE denemem geldi.

Bir de şu mesel: Siz Allah’ı ezel ve ebedle ölçmeye kalkıyorsunuz; hâlbuki ezel ve ebed de, tıpkı mekân gibi, mahlûkturlar, tek bir Hakikat vardır, gerisi illüzyon

Khalil Gibran2

Hani, belki de Cibran’ın enkarnesiyimdir!

   Ortalık İsa ve Mevlânâ enkarneleriyle dolu.

      Ben de Cibran’ınki olsam kime ne zararı var?

         Melanie Clein mı! Hangi bedhah bana bu virüsten bahsetti?

            Neyse, zâten meczûbum şu an, hallüsinasyondan tabii ne olabilir ki?

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 06 Temmuz 2010 Salı

14 Yorum

Murat PanayırcıTemmuz 6th, 2010 15:33

Sayın Doksat,

Halil Cibran’ın eserlerini asağıdaki adresden de bulabilirsiniz:

http://leb.net/gibran/

Saygılarımla,

Murat Panayırcı

MKD: Teşekkürler Sayın MP. Herhâlde tamamlandığında pek müthiş bir mekân olacak…

Bilmukabele saygılarımla.

Metin RefikTemmuz 7th, 2010 08:09

O halde buyrunuz efendim, Pentagram’dan Bir isimli şarkı;

dinlemek için: http://fizy.com/s/1aheh4

Sözler:

Ateş toprak hava olmuş
Yağmur olmuş hayat vermiş sana
Kâlbin olmuş ruhun olmuş
Aklın olmuş yol göstermiş sana

Bir ömürlük mâceranda
Hikâyeni anlat bana
Ne anlam verdin sen buna
Ruhunda neler var senin

Korkma ondan bundan
Ne ölümden ne hayattan
Bu dünyada gördüklerinin
Hepsi bir hepsi haktan

Atalarına malûm olmuş
Kitap yazmış anlatmışlar sana
İmam râhip rehber olmuş
Yalan yanlış aktarmışlar sana

Günümüzün dünyasında
Hepsi aynı hepsi âlâ
İsa Musa Muhammed Buda
Neyin varsa bilmiş senin

İnsanoğlu kendini arar
Dünya döner milim milim
Eğer göçüp gidersen bugün
Yarım kalan işin var senin

Korkma ondan bundan
Ne ölümden ne hayattan
Bu dünyada gördüklerinin
Hepsi bir hepsi Hak’tan

Korkma ondan bundan
Ne cehennem ne de şeytan
Bu dünyada bildiklerinin
Hepsi bir hepsi Hak’tan

MKD: Sayın MR, dinledim ve vallahi tüylerim diken diken oldu…

Hasan DemirTemmuz 7th, 2010 20:07

Gözlerimden akan yaşları tutamadım, bu çok güzel şâiri ve Onu anlatmanızı okurken. Paylaşmanın sonsuz lezzetini yaşattınız bize. Sanki… Önümden pekçok perde daha kalktı.

İkicümle de biz aktaralım dedik HALİL CİBRAN’dan. İzninizle…

Başka bir insanın gerçeği sana açıklarında değil, ancak sana açıklamadıklarındadır.
Bu yüzden, onu anlamak istiyorsan, söylediklerini değil, söylemediklerini dinle.

MKD: Çok teşekkürler Sayın HD.

mustafa terziahmetoğluTemmuz 8th, 2010 11:20

Çok lâtif ve zarif…

Başka bir insanın gerçeği sana açıkladıklarında değil, ancak sana açıklamadıklarındadır.
Bu yüzden, onu anlamak istiyorsan, söylediklerini değil, söylemediklerini dinle…

Buradan hareketle şöyle bir noktaya da gelebilir miyiz?

Başka bir insanın gerçeğini gerçek bir insan olmaya dönüştürmeye çalıştığımızda, gerçek insan açıklayamayacağı hiçbir şey olmayan, açıklamadıklarını açıklayan bir insan oluyor diyebilir miyiz?
Hani derler ya, içi de bir dışı da…
Hani derler ya, yere bakan yürek yakan…
Hani derler ya, içi seni yakar dışı beni…
Onlardan olmamak…
Böyle bir gerçek insanın söylemediklerini de dinleme durumunda olmazsınız.

Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün…

S….

mustafa terziahmetoğluTemmuz 8th, 2010 11:23

İlk söylenen hani derler ya, içi de bir dışı da.
Onlardan olmamak bu sınıfa dâhil değil.

Merâl GüventürkTemmuz 10th, 2010 19:46

KATKIM OLSUN HOCAM,

Beraberlik

Sonra Almitra tekrar konuştu: ‘Peki ya beraberlik?’

Ve o cevap verdi:

‘Siz beraber doğdunuz ve hep öyle kalacaksınız.
Ölümün beyaz kanatları, sizin günlerinizi
dağıttığında da beraber olacaksınız.

Siz Tanrı’nın sessiz belleğinde bile beraber olacaksınız.

Birlikteliğinizde belli boşluklar bırakın.

Ve izin verin, cennetlerin rüzgârları aranızda dans edebilsin…

Birbirinizi sevin; ama sevgi bir bağ olmasın,
Daha ziyâde, ruhlarınızın sâhilleri arasında
hareket eden bir deniz gibi olsun.

Birbirlerinizin bardaklarını doldurun;
ancak aynı bardaktan içmeyin…
Ekmeklerinizi paylaşın; ama
birbirinizinkini yemeyin…

Beraberce şarkı söyleyin, dans edin, coşun;
fakat birbirinizin yalnızlığına izin verin;
Tıpkı bir lavtanın tellerinin ayrı ayrı olup,
yine de aynı müzikle titreşmeyi bilmeleri gibi…

Birbirinize kâlbinizi verin; ama diğerinin saklaması için değil;
Çünkü yalnızca Hayat’ın eli, sizin kâlblerinizi kavrayabilir…

Ve yanyana ayakta durun; ama çok yakın değil,
Çünkü bir mâbedin ayakları arasinda mesafe olmalıdır;
Ve meşe ağacıyla, selvi ağacı,
birbirinin gölgesi altında büyüyemez.’

Sana baktığında kadını dinle, konuştuğunda değil demiş üstâd. Ne güzel söylemiş…

Halil Cibran, Doğulu’dur. Anarşisttir, yüzü hakikate ve tanrıya dönüktür. Kendisini aforoz eden kilise, seneler sonra cenazesine ev sâhipliği de yapmıştır. Şimdiyse içinden kemikleri çalınmış kabri, Mar Sarkıs manastırının bahçesindeki mağaradadır. 19 sene büyük bir aşk yaşamıştır Mey Ziyâde Hanımefendi’yle ama sesini dahi duymamıştır. Yalnız mektuplarla anlatmıştır bu tanrısal aşkı. Doğu’nun anarşist evlâdıdır cibran, mistikdir, müziğin gücünü bilendir, ruhu her dem Lübnan’ın kutsal kadeşe vâdisinde gezendir…

“İsa ölüyü diriltti, görmeyenin gözlerini açtı, felçliyi ve cüzzamlıyı ayağa kaldırdı; İsa yalnızca budalayı iyileştiremedi”
(uludağ sözlük)

Ya bu şiirin güzelliği,

Adam fısıldadı: ”tanrım konuş benimle”.
ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.
ama adam duymadı.
sonra adam bağırdı:
”tanrım konuş benimle”.
ve gökyüzünde bir şimşek çaktı.
ama adam dinlemedi onu.
adam etrafına bakındı ve,
”tanrım seni görmeme izin ver” dedi.
ve bir yıldız parladı gökyüzünde.
ama adam farkına varmadı.
ve yüksek sesle haykırdı:
”tanrım bana bir mucize göster”.
ve bir bebek doğdu bir yerlerde.
ama adam bunu bilemedi.
sonra çâresizlik içinde sızlandı:
”dokun bana tanrım ve burada olduğunu anlamamı sağla, ne olur!”
bir kelebek kondu adamın omzuna.
ve adam kelebeği, elinin tersiyle uzaklaştırdı…

”zihnimiz bir süngerdir,
yüreğimizse bir nehir.
çoğumuzun akmak yerine
sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!”

Çok iyi oldu bu sıkıntılı dönemde, bu kadar yoz iinsanlar arasında,
bu güzel şâir, bilge insanı hatırlatmanız…

Saygılar,
Merâl Güventürk
Ögretmen

MKD: Bilmukabele Sayın MG.

IŞIKEkim 15th, 2010 15:49

Değerli Hocam,

Daha ortaokuldayken evde bulduğum iki kitabı okumaya başlamıştım. Hâlâ sararmış solmuş yapraklarıyla durur. Halil Cibran’ın iki kitabı; biri Ermiş, diğeri Aşk Mektupları. Yaşamak zorunda kaldıklarımla başedecek gücü, sizi, Halil Cibran’ı ve daha bir çok kitabı okumak ve son zamanlarda da yazmak sûretiyle buluyorum. Bunalıma girmekten, derin teessürden ancak böyle koruyabildim kendimi. Bu bir yol mudur, uygun mudur yoksa erteliyor muyum? Sevgi ve saygılarımla…

MKD: Tabii ki bir yoldur Sayın I, yeter ki kifayetsiz kalmasın. Eğer tahammülünüz tükenirse, mutlaka psikiyatrik yardım almalısınız…

Bilmukabele sevgi ve saygılarımla…

Mert ÜnsalNisan 25th, 2011 09:44

Sevgili Kardeşim,

Halil Cibran’ın her zaman hayatımda ayrı bir yeri olmuştur. Cemiyete katılmadan yıllar önce, Üstadım ve sevgili Rehberim bana ilk önce ”Mürşit” isimli kitabı vermişti. Kitabın iç sayfasında şöyle bir not koymuş idi: ”içindeki ışığı yakmak için”. Kitap bittiğinde ikinci bir kitap geldi. Malûm kitap: ”Masonluk nedir? Ne değildir?”, kitabın iç sayfasındaki yine el yazısıyla kondurduğu notta ise ”bu da içindeki ışığı çoğaltmak için” yazılı idi. Kendisini her zaman şükran ile anıyorum.

Halil Cibran’ın bir çok kitabı tercüme edildi. Bâzı tercümeler birbirinden farklı olsa da, gerçekten insan rûhuna hitap eden bir ”ermiş” olarak hâfızalarımızdaki yerini korumakta.

Hatırlattığınız için çok teşekkür ederim Sevgili Kardeşim.

MKD: Canımsın Sevgili Mert Kardeşim.

Arzu AtayMayıs 3rd, 2011 15:02

Kerem Bey,

Engin umman gibisiniz. Sizin sayfalarınızda daldıkça derinlere, ulaşıyorum hazineye.

Derinlik sarhoşluğundan mıdır, bilmem ama. Tüm bildiklerim bir oldu tekde.

Halil Cibran’ı cismen bilsem de, mânen tanımış oldum sayenizde.

Yukarıdaki, Pentegram grubuna ait şiir, Halil Cibran’a mı âittir?
Sevgilerimle.

Arzu AtayMayıs 3rd, 2011 18:53

Düzeltme: Cismen değil, ismen olacaktı.
İnternette araştırdım ama tam olarak açıklamasına rastlayamadım. Rica etsem, Ontogenetik Psişe’nin ne olduğunu açıklayabilir misiniz?
Saygılarımla,
Rüya Güya :) .

MKD: Mekânda bununla ilgili birkaç makale var. ;-)
Saygımla…

Orjin KremMayıs 26th, 2011 16:37

Başka amaçla dolaşırken (orjin krem) rastlantı sonucu girdim sitenize. Yazılanları okumaya başlamışım farkında olmadan. İyi ki girmişim. Teşekkür ederim, uzun zamandır uzak kaldığım derinliğin içinde gezen seyyahlara. Beni kendime getirdiniz.

Teşekkürler…

MKD: Bilmukabele Sayın OK.

selçukKasım 5th, 2011 23:24

“İsa a.s ölüyü diriltti, görmeyenin gözlerini açtı, felçliyi ve cüzzamlıyı ayağa kaldırdı; İsa a.s yalnızca budalayı iyileştiremedi”
(uludağ sözlük)

mavi boncukKasım 20th, 2011 17:24

İsa a.s ölüyü diriltti, görmeyenin gözlerini açtı, felçliyi ve cüzzamlıyı ayağa kaldırdı; İsa a.s yalnızca budalayı iyileştiremedi

MKD: ?.

Gülay AkdağOcak 24th, 2012 16:42

Teşekkürler Sayın Doksat,

Halil Cibran’ı, Ömer Hayyam’dan sonra tanıdım ve daha çok sevdim desem yeridir. Çizimleri de çok etkileyicidir. Geçmiş yıllarda normâl boy çıkan kitapları şimdilerde cep boy olarak da çıktı, yeniden aldım… Çantamda taşırım, değiştirere otobüs, metro veya beklemek zorunda olduğum yerlerde okurum. Ortamın sıkıntısından alır göklere çıkarır beni benimle buluşturur.. Neb, Bir Damla Yaş ve Bir Gülümseyiş, Dünya Tanrıları, Ermişin Bahçesi, Deli, Ermiş, Kendimle Konuşmalar, Sözler, Âsi Ruhlar, Aşk Mektupları… oku oku bitmez… Mevlâna C. Rumî’nin dediği gibi “insan çalanlardan olma” eğer siz de sahte Mevlânâ b.ç. gibi olmak isterseniz H. Cibran’ın enkarnesiyim diyebilirsiniz :) .

Sevgi ve saygılar hemşirenizden…

MKD: Sevgili Hemşirem, hakikaten de Hayyam “ısıırarak” sever; Cibran ise sevdâ ile…

Bakalım enkarnem kimden, yoksa ârafta mıyım ;-)

Kocaman sevgim ve saygımla…

Yorum Yapın

Mesajınız