Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 1694 defa okundu.
Bu yazi bugun 1 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

AHLÂK HAKKINDA…

CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ve yedi CHP’li milletvekili, İzmir‘de kurulacak yeni üniversitenin adınınZübeyde Hanım Üniversitesi” olması için bir önerge verdi…

Ama Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu önergeye katılmadığını söyledi…  AKP’li vekiller de önergeyi reddetti!

Sonuçta İzmir’deki yeni üniversitenin adı, “Kâtip Çelebi Üniversitesi” oldu…

Türkiye’de ilk kez bir kadının isminin üniversiteye verilmesinde ne gibi bir sakınca olabilir? Bu ülkenin kurucusu olan Mustafa Kemâl Atatürk’ün annesinin ismini bir üniversiteye veren bakan olma onurunu neden istenmez?

Üstelik İzmirliler için Zübeyde Hanım’ın ne kadar değerli olduğunu da bal gibi bilirler.

Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in temellerini her fırsatta berhava edip, şimdilik duvarlara onun pankartlarını ve duvarlarına resimlerini koyuyorlar ama annesine dahi tahammülleri yol.

Bu ahlâklıca mıdır?

***

Önce şu ahlâk nedir bir özetleyelim…

İnternette dinî atıflı epey târif var. Alın size bol uydurmacalı ve ilmî gibi bir girizgâhtan sonra işi İslâm’a götüren bir örnek (http://www.turkcebilgi.com/ahlak/ansiklopedi):

Bir insanın yaradılışı gereği gerçekleştirdiği davranışı dile getiren Arapça hulk sözcüğünün çoğulu olan ahlâk terimi, huy, seciye, mizaç anlamlarını çoğul olarak kapsar. Dilimizde kişisel ahlâk olarak aktöre, toplumsal ahlâk olarak töre ve bilim olarak törebilim terimleriyle karşılanmıştır. Bu bakımdan bilim ve felsefe olarak törebilim terimi Fransızca’daki éthique ve morale terimlerinin her ikisini de karşılar. Ethique karşılığı olarak kuramsal törebilim (Os. Nazarî ahlâk, Fr. Morale théorique), morale karşılığı olarak kılgın törebilim (Os. Amelî ahlâk, Fr. Morale pratique) deyimleri de kullanılmıştır. Morale karşılığı olarak ahlâk ve éthique karşılığı olarak etik diye yazanlar da vardır…

Eski düşünürler bütün bu anlamlarda Yunanca ethik deyimini kullanırlardı. Yunanca éthé deyimi, töre (Os. örf ve âdetler, Fr. Les moeurs) anlamını dile getiriyordu. Daha sonra felsefesel-bilimsel ahlâk anlamında éthique ve kılgın-toplumsal ahlâk anlamında morale deyimleri kullanılmaya başlandığı gibi Lévy-Bruhl tarafından science des moeurs (Os. Örf ve âdet ilmi) ortaya atıldı. Törebilim’den ayırmak için törebilim olarak karşılayabileceğimiz bu yeni bilim, bizzat Lévy-Bruhl’ün de söylediği gibi, ahlâkı da kapsamaktadır. Gerçekte Arapça ahlâk deyimi, tümüyle, moeurs deyiminin karşılığıdır ve bir toplumda gelenek, görenek, aktöre ve alışkılarca belirlenmiş toplumsal kuralları dile getirir.

Ahlâk istemeden, kendini zorlamadan insanda meydana gelen meleke, yâni yerleşmiş huy, seciye, tabiat. İnsanın sözleri, hareketleri ve davranışları ahlakına bağlı olarak meydana gelir. Kötü huylardan kurtulup, iyi huylu olma yollarından bahseden ilme, Ahlâk İlmi denir. Ahlâk ilmi, İslâmiyet’te sekiz yüksek dinî ilimden biridir.

İnsanlar, iyiliğe, güzelliğe ve yükselmeye elverişli olarak doğarlar. Hiç kimsenin huyu yaradılışındaki gibi kalmaz. İyi veya kötü yönde değişir. Böyle olmasaydı, peygamberlerin gönderilmesine lüzum kalmazdı. Hâlbuki onlar insanları hep iyiye, doğruya çağırmışlardır. Peygamber Efendimiz, “ahlâkınızı iyileştiriniz” buyurmuştur. İlim adamları çocuklarını terbiye etmişlerdir.

İyi ve güzel ahlâkın temeli, ilâhî vahye dayanan dindir. Ancak dine dayanan ahlâk müessesesi insanların ruhlarını tatmin eder, huzura kavuşturur ve maddî-manevî yükselmelerini sağlar. Filozofların bir kısmı, ahlâk müesseselerini hazza, zevke, nefse, maddî bir menfaâte dayandırmak istemişlerdir. Hâlbuki bunların hiç biri ahlâk için kâfi bir dayanak ve insana huzur kaynağı olmamaktadır.

***

Gördüğünüz gibi, bu sekter dinî anlayışa göre, Hz. Muhammed’in dinine bağlı değilseniz, ahlâksızsınız. İşte, benim dinbazlık (dinci+yobaz) dediğim şey bu. “Kılgın-toplumsal ahlâk” gibi neolojizmler (ânında sözlük: yeni kelime uydurma) zâten hep içimi sıkıyor, moralim bozuluyor :D . Yâni diğer 5000 küsur dinden birinin mensubuysanız, cehennemde cayır cayır yanacaksınız.

Peki, hadi öyle olsun; ben de soruyorum: Hangi İslâm?

Kısacık bir süre ayırıp http://www.keremdoksat.com/2008/12/03/dini-bayramlarda-tatil-ve-hangi-din/ adresindeki sohbetime ve biraz daha zaman ayırıp http://www.keremdoksat.com/2010/01/13/hristiyan-ve-islam-dininde-mezhepler-tarikatlar/ makaleme bir bakın.

Daha da sabırlı olanlar Diyalektik Materyalizm, Freudizm gibi çağdaş dinleri görmek isterseniz http://www.keremdoksat.com/2010/02/09/marx-din-ve-komunizm-muhabbetleri/ yazımı bir okuyun.

Dinbazlığın her din ve ideoloji için geçerli bir kavram olduğunu sanırım anlatabilmiş olacağım…

İngilizcesi olanlar için http://en.wikipedia.org/wiki/Morality, adresinde epey tafsilâtlı bilgi var. Konun evrimsel ve antropolojik, kültürler arası yönlerini yetersiz de olsa anlatıyor.

Moral kelimesinin mânevî, dürüst gibi anlamları da var. Meselâ “moralim bozuk” ifâdesindekindeki gibi demoralizasyon gibi kelimeler de sık kullandığımız şeylerdir. Hâttâ derslerde, terapilerde demoralizasyon, demotivasyon, degregasyon ve depresyon farklarını anlatırız asistanlara, talebelere. Bunun için ayrıca bir makale yazılabilir…

Meselâ Kadim Sparta’da, yakalanmamak kaydıyla çalmak ve zarar vermek makbûldü. Merak edenler Laconophilia anahtar kelimesiyle epey ilginç şeyler görecektir.

Etik kelimesi Mediveal (Ortaçağlar veya eski kullanımla) İngilizce’de ehtik, Medieval Fransızca’da ethique, Lâtince’de ethice, Grekçe’de ēthike (ēthikos’tan) diye geçiyor.

Yâni esas menşei (ânında sözlük: kökeni) Kadim Yunan’dan

***

Vahşi kapitalizmin kuzu görünüşlü yılanı olan Liberalizm ile bütün moral ve etik kodlarımız gevşedi, şirâzesinden çıktı!

Adam gammazlamak, kötü niyetle yalan söylemek, iftira atmak, herkesin bildiğini ve gizli olmayanı yazana müfterî demek, bunu da temcit pilâvı gibi sürekli olarak ortaya atmak ahlâksızlıktır.

Türkiye Cumhuriyeti’ne sövmek ahlâksızlıktır!

Dezenformasyon yapmak ahlâksızlıktır.

Misenformasyon yapmak ahlâksızlıktır.

Bakû’den pek muhtemelen 7000 USD’a aldığı ne idüğü belirsiz profesörlükle küpünü dolduran Kozmik Fasulye ve Gizemli Renk ve Taş Uzmanı, 21. Yüzyılın Lokman Hekim’i Maranki denen adamı(!) (vallahi kafadan atmıyorum, bakın http://www.maranki.com/ mekânına) her hafta televizyona çıkarmak ahlâka aykırıdır!

Maranki

Profesör(!) Maranki!

Paranoidleri, şizotipalleri ve sahtekârları ve onların hezeyanlarını sürekli olarak lânse etmek ahlâksızlıktır!

Türkiye’nin en Atatürkçü şehri olan İzmir’de kurulacak olan yeni üniversiteye Zübeyde Hanım Üniversitesi yerine Kâtip Çelebi Üniversitesi isminin özellikle konması moral açıdan en azından yanlıştır.

Yakında köylere üniversite açacaksınız, gidin oralara koyun!

   Günümüzde bütün bunlar yapılıyor mu?

      Her ân yapılıyor!

         Ekseriyetini geri ve orta zekâlıların teşkil ettiği;

            câhil ve feodal toplumumuz da bunlara inanıyor.

               Halkın cehâletini kötüye kullanmak ahlâksızlıktır!

                  Ahlâklı adama ahlâksız demek ise en iptidaîce ahlâksızlıktır…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 16 Temmuz 2010 Cuma

6 Yorum

mustafa terziahmetoğluTemmuz 17th, 2010 12:55

Efendim,

Toplumun gelişmişlik ve kültür seviyesini gösteren böyle bir konuyu açıkladığınız için size teşekkür ederim. Gelişmişlik ve kültürün temeli de ahlaktır. Gelişmişliği ve kültürü sürdürebilmek için ahlâkî unsurların da sürdürülebilirliği gereklidir. Kültürel sürdürülebilirlik ahlâkî sürdürülebilirlik ile sağlanır. Ahlâkî sürdürülebilirliği sağlayamadığınız taktirde, kültürel birikimlerinizde erozyon ve çürüme meydana gelir. Bunlar bir kavramanın karşılıklı elemanlarıdırlar.

Önce din açısından konuya girmek istiyorum. Yüce Kitab’ımız Kur’ân’da hâfızamdan hiç silinmeyen ve silinmeyecek 2 âyeti okumak istiyorum. Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla:

1-Bakara Sûresi 188. âyet: Ve la te’kulu emvalekum beynekum bil batılı ve tudlu biha ilel hukkami li te’kulu ferikan min envalin nasi bilismi ve entum ta’lemun.- Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin.
2-İsra Sûresi 16. âyet: Biz bir ülkeyi helâk etmek istedik mi, önce oranın ileri gelenlerini yoldan çıkartırız, orada kirli işler yaptırırız, sonra o ülkeye helak sözü gerekli olur.

Toplumun damarlarını emen rüşvet, dolandırıcılık, nepotizm, irtikâp, ihâlelere fesat karıştırmak, zimmet, haraç, patronaj vs. vampirleri en çok ülkemizde hayat bulabilmektedirler. Bu konuda Sayın Prof. Dr. Can Ataklı makalesini okumakta fayda görüyorum. Zannederim daha evvel mekânda yer vermiştim.

Siyasal Yozlaşma ve Patronaj

http://www.deu.edu.tr/userweb/hilmi.coban/%C3%B6devler/yolsuzluk/siyasal%20ahlak%20ve%20siyasal%20yozla%C5%9Fma.pdf

Sayın Doç. Dr. Yücel Demirer makalesi,
http://iibf.kocaeli.edu.tr/dergi/pdf/2009/4.pdf

Sayın Kemal Özsemerci Sayıştay Başdenetçisi
http://www.sayistay.gov.tr/yayin/elek/elekicerik/35KamuYonYolsuzluk.pdf

http://www.tedmer.org.tr/pdf/yolsuzluk.pdf

Yolsuzlukların bütçe açıkları üzerine etkilerinin incelendiği makale,
http://iibf.marmara.edu.tr/dosya/fakulte/iibfdergi_2005/2005_16_aksu_basar.pdf

Ve bütün bu kaynakların bir birleşimi şeklinde düzenlenmiş ve benim çok beğendiğim çalışma http://www.baskent.edu.tr/~gurayk/finpazcuma1.doc

Bu çalışma daha birçok kaynağı da içermektedir. Sâdece bu makaleyi bile okumak yeterlidir.

Bu kadar kaynağı vermemin maksadı, ülke sorunları içinde en başta gelen sorun olarak görmem ve bu soruna daha çok ilgi göstermemiz gerektiği inancı taşımamdandır. Daha ileriye götürürsek ülke güvenliği ile de ilgilidir.
Kur’ân’dan verdiğim Bakara 188. âyet’e örnek teşkil edebilecek en yakın haber:

http://garildi.cumhuriyet.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1007/16/w/c0913.html

Sayın Prof. Süheyl Batum’un Eşitlik, Dürüstlük ve Seçim Kurulu 1 makalesi. Büyükçekmece İlçe Seçim Kurulu Başkanı oy tahrifatı yapıyor ve bu adam bir yargıç. İnsanın kanı donuyor.
Ulu Manitu bizi korusun!

Şimdi bir de Sayın Prof. Dr. Emre Kongar’ın makaleleri var.
http://arama.yore.com.tr/sayfa.cgi?w+30+/cumhuriyet/1006/20/w/c0311.html

Sayın Kongar’ın makaleleri 3 gün süreyle yayınlandı ve Devletten aşiretleşme sürecine doğru başlığı altında.
Kur’ân’da İsra Sûresi 16. âyet ile ilgili yüzlerce olguyu sıralayabiliriz. Geçen sene Haziran ayı idi. Gazetelerde çıkan yolsuzluk olaylarını bir hobi gibi ajandama not alıyordum. İnanır mısınız, bir ay sonra midem bulandı ve vazgeçtim. Sâdece bunlara örnekler Şaban Dişli, Deniz Feneri ve Mehmet Mir Dengir Fırat gibi küçük olayları gösterebiliriz.

Şu anda parlamentoda bekleyen yüzlerce yolsuzluk dosyası var, bizim seçtiğimiz ve vergilerimizle beslenen insanlar dokunulmazlık zırhının arkasına saklanıyorlar. Bütün hesapları Allah’ın inayetiyle bu işten nasıl sıyırırım?
Bu konuda söylenecek daha çok şeyler var.

Sayın Prof. Dr. Cahit Tanyol Laikli ve İrtica adlı kitabında din ve ahlâk ilişkilerini analiz etmiş.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü (Transparency İnternational) http://www.transparency.org/

Raporları var. Bu raporlarda ulus olarak hak etmediğimiz bir sıralamayı yüzüm kızararak müşahede etmekteyim.
Bir de şu noktayı dile getirmek isterim. Logrolling –Oy ticareti ve oy satın alma. AKP hükûmetinin dini enstrümanları kullanarak uyguladığı sistem. Evlere erzak ve eşya dağıtımı. Yâni ülkenin fakir insanlarının perişanlığını kullanarak, açlıklarını bir an giderebilmek için düşünceleri ve fikirleri satın alma ticareti.
Ben bütün bu çalışma, makaleler, araştırmalardan bir tek yol kavşağına geliyorum. O da Liberalizm kavşağı. Sayın Mahir Bey bunu bir sataşma gibi lûtfen ele almasınlar, ülkenin çok acı ve kanayan bir yarasına deva bulabilmek için birlikte bir çözüm üretebilme açısından ele alsınlar. Eğer “benim memurum işini bilir” ve “laissez faire, laissez passer” derseniz, insanlar yaparlar, geçerler, işlerini bilirler, dümdüz ederler ve ahlâkın ırzına geçerler.

Liberalizm ahlâkın ırzına geçen bir saldırgan ve mütecâvizdir. Vahşi kapitalizmin laboratuarlarda mutasyona uğratılarak özel üretilmiş türü olan Liberalizm diğer sosyal grupların ırzına geçen bir tecavüz ürünüdür.
Bu arada yasallık ve meşrûluk ile ilgili bir formül var. Meşrûluk=yasallık (legalite) + İnsan hakları. Sayın Mahir Bey son yorumum da son paragrafta temâs ettiğim İnsan haklarını bu açıdan değerlendirirlerse çok memnun olurum. Çünkü İnsan Hakları çok önemli bir kavramdır. Bu formül ile ilgili
C:\Documents and Settings\DreAmTime\Belgelerim\Yasallık ve meşruluk kavramları_ Serbest Yazarlar.mht linkten iktibas edilmiştir. Yâni kopya çektim. :D

Bu linkten başka bir şey daha kopya çektim.
“Ahlâksız başkalarının koyduğu kurallara uymayana denemez. Ancak kendi koyduğu ahlâk kurallarına uymayan AHLÂKSIZDIR.”

Efendim, Max Weber’in Protestan Ahlâk ve Kapitalizm’in Ruhu eseri de bâzı konulara açıklık getirebilir.

Nepotizm ile ilgili açıklayıcı http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=nepotizm
İrtikap ile ilgili açıklayıcı http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=irtikap

S…..

MKD: Sayın MT, Sevgili MY’nın neden cevap vermediğini bilemiyorum. Aslında düşünce tarzlarınız çok benziyor: Bol ilmî ve İslâmî referans kullanmak…

S……………

mustafa terziahmetoğluTemmuz 17th, 2010 16:26

Haklısınız.

Tartışılan konuya bağlı olarak bunu bilinçli olarak yapıyorum. Çünkü makalenizi insanlarla paylaşıyorum. Tahminime göre benim kanalımdan, sitelerde dâhil olmak üzere en az 500 kişiye ulaşıyor. Bugünlerin zuhur etmesine zemin teşkil etmiş bâzı kafaların düşüncelerinde acaba, dur yâhu bir bakayım, vay be, doğru mu söylüyor soruları, nidâları ve çağrışımları uyandırabilirsem bir mücadeleye katkım olabileceğini düşünüyorum. Zira insanların belli bir kesimi bu tür referansalara ilgi gösteriyorlar.Bu açıdan harman yapmakta yarar görüyorum.

Bu söylediklerim belli bir misyonu üstlenmiş kişi ve kuruluşlara ucundan başından tutarak hizmet etmek bağlamındadır.

Çok kısa bir hâtıra. 1974 senesinde İngiltere’de tanıştığım bir Meksikalı arkadaşım, bir gün “bana İslâm’ı anlatır mısın” demişti. Bir papazlık okulunda okuyan bu arkadaşa ben İslâmiyet’i anlatamamıştım. Anlatılması gereken şekilde anlatamamıştım.

Benim düşüncem İslâmiyet’i anlatılması gereken şekilde anlatamayanlar yüzünden yâni benim yüzümden bugünlere taşındık. Kendimi birey olarak bundan sorumlu tutuyorum. Bu hatamı telâfi etmek için bu olanağı bana verdiğiniz için de size müteşekkirim. Birilerine hareket edebilecekleri ve oynayacakları geniş bir alan bırattık. Onlar da golü attılar.

Santraya top kondu. Maç devam ediyor. Bir gol daha yememek lâzım.

S….

MKD: ;-)

S………………

KaliteciTemmuz 18th, 2010 19:50

Ahlâk hakkında söylenecek ve yazılacak o kadar çok sey var ki… Neresinden başlamalı bilmiyorum. Ben işin etimolojisi yerine daha pratik olan güncel hayata bakarak bir şeyler söylemek istedim.

Öncelikle, “ahlâk” denilince neden hemen bunun dinsel bağlantıları, şu veya bu kutsal kitabın bilmem hangi cümlesinden örnekler ve/veya meâller verilerek açıklanmaya çalışılır anlamış değilim. Sanki ahlâk sâdece di(ler) ve dindarlara özgü bir şeymiş gibi… İnançsız birisinin ahlâklı olamayacağını mı sanıyor insanlar? Veya, tersine, dindar insanların daha ahlâklı olduğu gibi bir saplantı mı var?

Ahlâk anlayışı kültürden kültüre, gelenek ve göreneklerden de beslenerek, çok çeşitlilik gosterir. Genelde ahlâk kelimesi otomatik olarak cinsel ilişkileri (eylem olarak ilişki değil) cağrıştırır birçok insanda. Birisi ile beraber olan, el ele gezen bir kadın (veya kız) hemen ahlâksız olarak damgalanır. Ama bu ilişkiye giren diğer taraf, yâni erkek ise zampara, çapkın vs. gibi hafif övgü kokan sıfatlara müstehak görülür. Neden? Çünkü erkek egemen bir toplumdayız. Yüce diye adlandırılan (sanki diğer dinler değersiz veya yüce değilmiş gibi) İslâm dininin büyük etkisi var bunda. Erkeklerin her hakka sâhip olduğu ama kadınların sâdece erkeğe tâbi oldugu bir din İslâm. Erkek her şeyi yapabilir ama kadın yalnız başına evden çıkamaz, kocasının izni olmadan eve babası veya kardeşini bile alamaz. Peçe ve çarşafın arkasına saklanmalıdır ki başka erkekler onu görüp arzulamasın. Ola ki o da başka erkeklere meylediverir… Aman ha.

Ahlâk insanın kâlbinde olandır. Mini etekli birisi çok ahlâklı olabildiği gibi, çarşaflı ve peçeli birisi de tersine, çok oynak olabilir. Bunların tersi de olasıdır. Yâni, ahlâk ile dinî inancın hiç bir doğrusal baglantısı yoktur ve olamaz. Okullarda okutulan derse bakın… “Din ve Ahlâk”… Saçmalığın dik âlâsı.

Nedense çoğu kimse kelimenin bir de “İş Ahlâkı” yönü olduğunu düşünmüyor. Yaptığı işi adam gibi yapmak veya en azından yapmaya calışmak, aldığı maaşı / ücreti hak etmek, karşılığını tam olarak vermek, işe zamanında gelip mesâisini yaptığı işe harcamak, muhatabını kandırmamak, kazıklamamak… gibi değerlerin yerini Turgut Özal devrinden sonra topluma yerleşen “köşeyi dönmek”, “yolunu bulmak”, “işini bilmek” kavramları alalı çok oluyor. Ahlâkî değerlerin bozulmasının en çok ivmelendiği ve toplumun freninin patladığı devirdir Özal Devri. Ne yazık ki kendisi de çok etkin bir dinî grubun üyesiydi.

MKD: Özal konusu bu mekânda çok işlenmiştir; hâttâ büyük medyada da benimle yapılan röportajlar yayınlandı. Yalnız, günümüzdeki hatalı tatbikata bakarak, koskoca İslâm’ı bu şekilde devalüe edemezsiniz. İlgili diğer yazılarıma bakmanızı salık veririm.

KaliteciTemmuz 19th, 2010 15:17

Sayin Doksat,

Amacim koskoca (!) Islam’i devalue etmek degildi. Ahlak ile din baglantisi olmadigini soyledim. Islam ornegi verme nedenim ise simdiye kadar baska dinlerde bu alakanin kurulmaya calisildigini gormemis ya da duymamis olmamdir. Ama bizde ne yazik ki cok var. Uzun profesyonel hayatimda cok sayida yabanciyla calisma/ tanisma firsatim oldu. Ne yazik ki bu yasima kadar yedigim kaziklarin hemen hemen tamamini Musluman tanidiklarimdan yedim. Hepsini de “hatali tatbikat” sinifina sokmam, kusura bakmayin ama, mumkun degil.

“Hatali tatbikat” konusu bence basli basina bir forum konusu. Yapilan her “hatali tatbikat”i reddederek, “Zaten Islam’da boyle bir sey yok” avunmasindan da biktim artik. Isim icabi Turkiye disinda 3-5 Islam ulkesinde yasadim(ve halen de yasiyorum ). Kutsal kitaba gore yonetildigini iddia eden cok sayida Islam ulkesi var. Fas’tan Endonezya’ya kadar her birinde yasam kurallari farkli. Birisinde icki serbestken digerinde sozu bile mekruh. Birisinde kadinlar araba kullanabiliyorken digerinde evinden bile cikamiyor. Hangisi hatali tatbikat? Bu orneklerden size onlarca sayabilirim. Islam’i duzgun uygulayan hic bir yer yok. Hos, duzgun uygulansa ne olacak? 1400 yil oncesinin Arabistan kurallariyla bugunku butun dunya toplumlarini yonetmenin, ya da yonetmeye calismanin abesligi kendiliginden cikiyor ortaya.

Kullandigim klavyenin Turkce karakterleri olmadigindan o karakterlerle yazmam cok zor. Bir onceki yorumumdaki karakterleri ve imla hatalarimi duzelttiginizi gordum. Tesekkur ederim.

Saygilar,

MKD: Sayın “Kaliteci”, en pahalı Türkçe klavye taş çatlasın (eğer altından filân değilse) 20-30 USD. Bana e postayla adresinizi bildirirseniz (doksat@tnn.net), hediye olarak yollayacağım…

Bu mekânı bir nev’î mektep olarak görüp, gönüllü musahhihlik yapıyorum; bu seferlik dokunmadım.

Bilmukabele saygılar.

canan ÜlkerAğustos 2nd, 2010 22:09

Kaynat kaynat iç ya yüce milletim iç iç ki kanasın. Kanasın, kanasın… Şizofrene, borderlinea, bipolara,turp suyu soğan suyu lâvman seti, dolaşsın vücutta zeytinyağı değil mi ya :) .

mahir yeşildalMart 15th, 2011 22:23

Bu mekân çok şeyler öğretmeye devam ediyor. Mustafa Bey ve Kerem Hocam; sizleri seviyorum…

Yorum Yapın

Mesajınız