Su anda bu yaziyi 0 kisi okuyor.
Bu yazi toplam 2470 defa okundu.
Bu yazi bugun 2 defa okundu.


Bu makaleyi Facebook'da Paylas

HAZİN BİR PAZAR SABAHI

Gazanfer Özcan, tam bir İstanbul Beyefendisi idi: http://www.keremdoksat.com/2009/02/19/bir-ustad-daha-ebediyete-intikal-etti/

Son beş yılını, devlete olan 500 bin TL’lik vergi borcunu ödemekle geçiren Gazanfer Özcan’ın borçları bitirilememişti… Gönül Ülkü, 300 bin TL’lik borcu kapatmak için, onun son hâtırasını da elden çıkarmak mecburiyetinde kalmış ve eşiyle son günlerini geçirdikleri Kavacık’taki dubleks dâirelerini 300 bin TL’ye satmış. Sabah gazetesinin haberine göre, önce Gazanfer Özcan’ın vefatının akabinde reddi miras davası açmış, daha sonra bu kararından vazgeçmiş.

Yakınlarına, “mezarda eşimin kemiklerini sızlatamam” diyen Gönül Ülkü, evi satıp borçları kapattıktan sonra Silivri’ye taşınarak, orada yaşamaya başlamış.

Keşke o kadar zengin olsaydım da, o dâireyi satın alıp, kimliği meçhûl şahıs olarak Gönül’e iâde edebilseydim…

Salı günü kâlb yetmezliği sebebiyle hayata gözlerini yuman Gazanfer Özcan, son yolculuğuna gözyaşları içinde uğurlanmıştı. İlk tören Haldun Taner Sahnesi’nde düzenlenmişti. Torunu Tarık Ündüz “bize yaşattığın tüm güzellikler için sana çok teşekkür ediyoruz dedeciğim. Seni çok özleyeceğiz” deyince tüm salon gözyaşlarına boğulmuştu. 19 Şubat 2009 idi tarih…

Gazanfer Özcan’ı uğurlamaya eşi Gönül Ülkü ve yakınlarının yanı sıra Turizm ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, İstanbul Vâlisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Kadir Topbaş, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Kadıköy Belediye Başkanı Selâmi Öztürk, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu, DSP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Vefik Alp, TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, Rahmi Koç, Fatih Terim, Emre Kınay, Rutkay Aziz, Adnan Şenses, Behzat- Süheyl Uygur, Sinan Çetin, Halit Akçatepe ve “Avrupa Yakası” dizisinin oyuncularının da bulunduğu çok sayıda kişi salonu hınca hınç doldurmuştu.

Gazanfer Özcan cenaze

Bu arada, 2002 yılında eşi Gönül Ülkü’nün sağlık sorunları nedeniyle ödemeyi unuttuğu 40 bin TL’lik vergi borcunun katlanarak 500 bin TL’yi bulduğunu açıklanmıştı. Avrupa Yakası’ndan bölüm başına aldığı 15 bin TL ile borcunu ödemeye çalışan ve arkasında 300 bin TL’lik dev bir borç bırakan san’atçının âilesine, sevinçli haber cenazede gelmişti. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “üzerimize düşen görev neyse onu yaparız. Konudan bugün haberim oldu. O döneme âit düzenlemelerin yapılması mümkün mü inceleyeceğim. Eğer değilse bile elimizden geleni yaparız” demişti.

Hangi söz tutuldu?

Hiçbiri!

Bol gözyaşı döküp de hamasî konuşmalar yapan yukarıdaki zevattan birkaçı hâriç, hepsi de köşeleri müthiş dönmemiş midir? Meselâ Rahmi Koç dişinin kovuğundaki havyarı temizlemeye yetmeyecek kadar küçücük bu meblâğı -isterse medya şovuyla, isterse melâmetle- ödeyivermez miydi? Sinan Çetin bir dâire eksik alıp, bu mümtaz san’atçıya bir sevap işleyemez miydi? Fatih Terim, kopan parmağının dikilmesi için sarf edilenin yanında devede kulak kalacak bu parayı hibe edemez miydi? Zâten Fatih Terim ne anlardı tiyatrodan da, orada protokolde oturmuştu? Hadi Rahmi Koç, Sinan Çetin vs. san’attan hakikaten anlarlar; onlar neredeydiler ve hâlâ neredeler?

Gönül Ülkü 1931 doğumlu, yâni 78 civarında yaşı… 1962’de Gazanfer Bey’le evlenmişler. 47 seneyi aşkın aynı yastığa baş koymuşlar.

G.Özcan ve Gönül Ülkü

Psikolojik ve psikiyatrik araştırmalarla defalarca gösterilmiştir ki, on yıllarca süren ve yaşlılık dönemine kadar ulaşabilen evliliklerde eşlerden biri vefat edince, diğeri de birkaç sene içerisinde bir şekilde bu âlemi terk eder. Allah’tan niyâzım o ki, Gönül Ülkü bu araştırmalara bir istisna teşkil etsin…

Tahayyül ediyorum Gönül Ülkü’nün hâlini… Önce reddi miras davası açıyor 300 bin TL’lik borcu kapatmak için ki, o para kendisinin hastalığında harcanıp ödenmesi ihmâl edilen bir küçücük borcun fâizinden müteşekkil, gönlü elvermiyor ve kocasının son hâtırasını da elden çıkarmak mecburiyetinde kalıp, onunla son günlerini geçirdikleri Kavacık’taki dâirelerini 300 bin TL’ye satıyor.

Sonra sessiz sedâsız Silivri’ye gidiyor…

Bütün hâtıralarını da orada bırakıyor.

Gönul Ülkü

Pek muhtemelen ya bir uyuşturucu ya da din baronu hap niyetine yutuverir orayı.

Gönül Ülkü ise Silivri’deki Atatürkçülerin yanına komşu gidiyor.

Hakikaten kadirşinas san’atsever zenginlerimiz, haydi görelim, yapabilecek misiniz bir son jest?

Yapmazsınız!

Çünkü vahşi kapitalizm damarlarınıza işlemiş.

Diğerkâmlık kalmamış, vefa ise artık sâdece bir semt ismi.

***

Bakın, Selmi Andak da göçtü gitti; onun da cenazesinde “herkes” oradaydı. Karısı Nermin Andak “56 sene onunla her şeyi yaşadık. Dolu dolu, sevgi dolu bir ömür geçirdik” demiş…

Selmi Andak

Dilerim ki unutulmuş bir vergi veya sağlık harcaması borçları filân yoktur.

   Bu arada, kimselere güvenip de…

      Âhir zamanlarınız için yatırım yapmamazlık yapmayın.

         Öbür tarafı bilemem ama burada sürünürsünüz…

            Aman diyen çıkmaz!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 18 Temmuz 2010 Pazar

5 Yorum

Turan MutluayTemmuz 18th, 2010 17:45

Sevgili Kerem Üstâdım,

“Gönül” pınarlarından çağlayarak yüreklere dolan ve sessiz, ince bir çığlık gibi ruhlarımızı silkeleyen hârika bir yazı olmuş… Bugün de”hakkımı” aldım ya; gönülden teşekkürler…
Saygılarımla.
Turan Mutluay

MKD: Canım Üstâdım, sesinizi okudum ya, bu da bana yeter :)

mustafa terziahmetoğluTemmuz 19th, 2010 19:57

Vallahi Efendim, çok moralim bozuldu, çok üzüldüm.
En son üç cümlenizde de darmadağın oldum.
Nereden baksanız iki ucu pisli değnek.
Âhir zaman için yatırım yaptınız diyelim, birilerinin bir şeylere ihtiyacı oldu mu, yâhu bizim morukta, kıyıda köşede birşeyler vardır, gömüde çürüyecekler, şunu çıkarttıralım diye bir de dalga geçerler. Elinizden almaya bakarlar. Yâhu ben bunu yaşlılığım için ayırdım deseniz bir de suçlarlar. Yâni biz sana bakmaktan âciz miyiz diye bir de fırça yersiniz. Parayı kaptılar mı selâm verene aşk olsun. Sap gibi kalırsınız, kafayı duvarlara vurursunuz.

Diyelim ki âhir zamanı düşünmediniz, insana yatırım yaptınız ve güzel bir hayat sağladınız, bu yüzden de biraz sınırlı bir ekonomik şartlar içinde kaldınız ve hasta oldunuz, bir ay sonra sıkıntı ve mırıldanmalar başlar. Yâhu bizim de bir hayatımız var, zâten ne gördük ki, hem ortada birşey yok, hem de zırıltısını çek.

Diyelim ki sonsuz paranız var, yine belâ. Bir bardak suya 1000 Dolar.
Vallahi ne bileyim, öncelik insana yatırım gâliba. Belki bir sevgi kırıntısı yatırımın en büyüğüne dönüşebilir.

Ama en iyisi yarını düşünüp bugünü zehir etmemek.

Güne, âna yatırım yapmak.

Yarına yatırım yapıp insanları tekmeleyen kişiler gördüm. Para sâhibi olmak için düşene bir de sen tekme vuracaksın oğlum diye telkinde bulunanları gördüm. Bu telkini verenin oğluyla mahkemelik olduğunu gördüm. :)

En iyisi bugünü mutlu yaşamak.

Yarına kavuşursak o zaman bakarız…

BOL SEVGİLER…

MKD: Sayın MT, gâliba bunu en güzel olarak Mevlânâ’nın “hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş için öte âlem için çalış” vecizesiyle hâlledebiliriz ;-) .

S………………………

mustafa terziahmetoğluTemmuz 19th, 2010 20:52

Ağzınıza rahmet Efendim, aynen öyle…

Biliyorum böyle değerli bir makanda reklâm yasak ama ne yaparsınız, söz konusu insana yatırım olunca ve bir de baba oldunuz mu şansınızı denersiniz.

http://www.kathre.com/berna_terziahmetoglu.html

İnsanların mutluluğunu da görmek bir yatırımdır. Tıpkı para gibi. Birisi cebinize, diğeri kâlbinize yarar. Kimbilir belki cebinizden o parayı çekebilecek gücünüz olmayacak. Böyle Parkinson hastalarını da gördük,taşıdık. Ama kâlbinizdeki mutluluk gücünüz olmasa bile onu hep taşırsınız, kimseye ihtiyacınız olmaz.

BOL SAĞLIKLAR VE SEVGİLER

MKD: Böyle reklâma can kurban :) .

S………………

hüseyin sungurTemmuz 19th, 2010 21:15

Hususi not…

Bay Rahmi Koç, rahmetliye yardım yerine, ORTAKÖY’de bar işleten sevgili kankası ERTEGÜN’e 4×4 cip alır…

Unuttunuz gâliba…

Hafta sonları da, Atina’ya traş olmaya gider…

Selâmetle.

MKD: Bilmeyen mi var :D .

gülin şencanTemmuz 24th, 2010 22:59

Ne kadar anlamlı bir yazı, ne kadar doğru yazılanlar ama maâlesef ülkemizde san’atçımıza ne yazık ki bu kadar değer veriliyor işte… Acı ama gerçek; dediğiniz gibi keşke imkânımız olsa da adımızı gizli tutarak bu evi alıp Gönül Ülkü Hanımefendi’ye hediye edebilseydik…

Yorum Yapın

Mesajınız