DRAJELER (KISA GÜNCEL POLİTİK ve AKTÜEL YAZILAR)-3
Devletlû, AKP’de son aylarda sık sık yaşanan kollektif ağlama, gözyaşlarına boğulma şovuna idam edilen bir Ülkücü gencin mektubunu okuyarak yenisini ekledi. Bütün yandaş medya günde yüzer kere bunu gözümüze gönlümüze soktu; uğruna açıkoturumlar tertiplendi, davranış bilimcileri tahliller yaptı… Tam yedi şehit haberi gelmişken bu şovun yapılması tamamen stratejikti: Çifte açmaz (double bind) atılarak, kimin için ağlayacağımız konusundaki şartlı reflekslerimize bir yara daha atıldı! Aynı anda benzer uyaranlar verildiğinde, en çok tekrarlanan mizansen (hipnotik telkin hâlinde Devletlû’nun ağlama sahnelerinin bombardıman edilmesi) akılda kalır ve öbürüyle kondanse edilir. Bir süre sonra neye ağladığınız karışır, akabinde de dost düşman karışır!
TC tarihinin en ağzı bozuk, herkese hakaret eden, gazetecileri bile tehdit eden, “şerefsiz, namussuz, ahlâksız” lâfları vakayı âdiyeden olan Başbakanı, “onur ve saygınlığına yönelik ifâdeler kullandığı için”, Turkish Gandhi hakkında 50 bin TL manevî tazminat davası açtı.
En büyük tarihî düşmanımız ve DDD’nin baş aktörlerinden İngiltere’nin yeni Başbakanı ile bizimki sımsıkı sarılıp gülüştüler, cilveler yapıldı.
Türkiye’nin dört bir yanında Türk Kürt çatışmaları başladı. Yandaş medya bu işten Ülkü Ocaklı militanların sorumlu olduğunu ısrarla söylüyor. Ülkü Ocakları’ndaki gençleri Atatürk düşmanı hâline getiren MHP’den zerre kadar hoşlanmam ama bu memleketin varoluş, bu milletin de yok olmama mücadelesinde en son suçlanabilecek olan Ülkücüler’dir. Zâten ayın binadaki pankartların tamamen keyfî olarak kaldırılması kışkırtmasıyla bu işin önü açılmıştı…
Çoktan istifa etmiş olması gereken İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Hatay’ın Dörtyol ilçesinde şehit olan 4 polis memuru için Adana Vâliliği’nde düzenlenen törende, “çevre illerimizin valileri burada, bölge komutanlarımızın hepsi burada, emniyet burada… Bu Amanosları temizleyin diyorum. Ne yaparsanız yapın” diye fırça çekti.
Bu arada, cehâletimi bağışlayın, amanos nedir? Ayrıca, hemen tamamı içeri atılan veya atılmak için karar çıkartılan TSK hangi komutanıyla veya gücüyle bu “amanosları” temizleyecektir, bilen var mı?
Memleketi kendilerinin, DDD emriyle bu hâle getirdiklerini bilmiyor muydu? Tabii ki biliyordu ama suçluyu TSK ve güvenlik güçleri olarak göstermek sûretiyle, misyonuna devam etti…
80 yaşındaki emekli general, zâten bilinen tansiyon ve koroner sorunları olduğu için havaalanında tâciz edilip içeri tıkılmaya kalkılınca yoğun bakıma alındı. Genelkurmay Başkanı âcilen Devletlû’nun huzuruna koştu. Nereden bakarsanız bakın alenî bir insan hakları ihlâli ve totalitarizm olan son tutuklama furyasında, TSK iyice küçük düşürüldü!
Din İşleri Yüksek Kurulu, fitre miktarını asgari 7 lira olarak belirledi. Fitne miktarı ise ölçülemiyor!
Megastar Tarkan(!), “Adımı Kâlbine Yaz” adlı yeni albümünün tek slow parçası olan “Kayıp’ı” kaydederken stüdyoda ağladı. Sözleri Günay Çoban’a âit olan şarkının sonunda, iki dakikalık bir şiir okuyan şarkıcı “sözleri tümüyle benim hislerimi anlatıyor” diyerek, gözyaşlarına boğuldu.
Kimdir, nedir, nasıl bu parayı edinmiştir bilinmez, mâhiyeti belli olmayan, fotoğraflarından insan olduğu intıbâı alınan bir mahlûk 20.000 Euro’luk saatini denize atıp, “hadi atla bul onu” diye sevgilisine cilve yaptı. Bu pek mühim haber bütün büyük medyada sürmanşetten yayınlandı.
Taş atan çocuklar için yasa çıkarıldı, artık çok daha kolay taş atacaklar. Zâten artık top, tüfek ve roket saldırıları başladı, onları kullanırlar.
Bu hafta çekimleri başlayacak olan “Kurtlar Vâdisi Filistin” filminin oyuncu kadrosundaki isimler belli oldu: Necati Şaşmaz, Gürkan Uygun ve Kenan Çoban’ın yanı sıra Erdal Beşikçioğlu, Erkan Sever, Zafer Diper, Umut Karadağ ve Mustafa Yaşar rol alıyor. Filmin kadın başrol oyunculuğunu ise Nur Aysan üstleniyor.
Ergenekoncuların şefkatle bakıldıkları Silivri’de artık yer kalmadığı için, gizli bir emirle bir kısmının sabun yapılmasına karar verildiği haberi kulislerde çok gizlice konuşuluyor; fakat çok gizli olduğu için yazamıyoruz.
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 27 Temmuz 2010 Salı


Efendim, makalenizi okurken aklıma birden bizim gençliğimizin idolü, çok sevdiğim ve beğendiğim Amerikan folk san’atçısı Joan Baez geldi. Bir anda 1968′lere ışınlandım. Uzun favorilerimiz ve saçlarımız vardı. Uzun saçı ben pek sevmezdim ama modaya uymak için biraz ense tarafını uzatırdım.
Ben bu 1968 kuşağı sözünü pek sevmem ama bakıyorumda Efendim, bilmiyorum, biz biraz farklı bir nesildik gibi geliyor. Bunu bazen arkadaşlarla da tartışıyoruz. Mukayese ediyoruz. Biz biraz tepkiliydik galiba. Demek insan biraz yaşlandı mı duygusal oluyor. Bâzen kendime hayret ediyorum.
İşte bu tepkimizi en güzel ifâde edenlerden bir tanesi Joan Baez idi. Beni en çok etkileyen olay, Amerikan’ın Vietnam Savaşı’nı protesto ederek hapise girmesiydi. Yanlış hatırlamıyorsam, “benim ödediğim vergiler savaşa, insanlığa zulüm yapmak için ve öldürmek için kullanılacak” diyerek vergisini ödememişti.
Özgürlük, insan hakları, işçi hakları, insanlara uygulanan bütün zulümler, savaş karşıtlığı, bütün bunların şahsında yaptığı tahribat eserlerine yansıyordu. İçimizdeki alevi onun müziği bir parça söndürmeye yardımcı oluyor ve bütünleşiyorduk.
Zannederim Zülfü Livaneli’nin bestelediği Nâzım Hikmet’in bir şiirini de okumuştu.
Bizdeki san’atçılarla mukayese ettiğinizde büyük farklar olduğunu görüyorsunuz.
Dolmabahçe’lerde Devletlû’nun kahvaltılarında kerameti kendinden menkûl rolü üstlenmeye çalışan ve bir sahne kapabilmek için ülkenin yağ tüketimini azamilere çıkartan san’atçılarımızı gördükçe farkı daha iyi görebiliyoruz.
Burada ters orantılı birşey var Efendim.
Teknoloji ve bilim seviyesi yükseldikçe insanlar daha sessiz ve tepkisiz oluyorlar.
Her şeyden anında bilgi sahibi olan ve her türlü bilgiye ulaşabilen insan niye acaba daha sessiz?
Bu şartlı refleks olayı bu kadar etkili mi?
Dün kitap satmaya bir adam geldi. Konuştuk.
Âbi ben inceledim, Batı ülkelerinde bir kişiye senede 20 kitap düşüyor. Bizde 20 kişiye senede bir kitap düşüyor dedi. 12 Eylül amacına ulaşmıştır âbi dedi.
Biz Dolmabahçe’de “Amerika defol!” diye bağırdık.
Biz emperyalizme, insan sömürüsünün her türüne karşı olduk.
Biz tepkiliydik.
S….
MKD: S…………………
Hocam ben makalenizle ilgili yorum için yazmıyorum. Ben zamanın ruhu ”Zeitgest” belgeseli ile ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum. Eski makale ve yazılarınız içinde bu konu ile ilgili yazı bulamadım. Fikirlerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum. Düşünceleriniz benim için önemli.
Saygı ve sevgi ile…
MKD: Sayın NU, her güncellenişinde indirip tekrar tekrar seyrediyorum Zeitgeist’i ve çok isabetli şeyler ifâde ediyorlar fakat kutsal olan her şeye karşı âdeta marazî bir düşmanlık var ve zaman zaman fazla redüksiyonist yorumları göze çarpıyor. Eğer safkan Ateistseniz
biçilmiş kaftan; benim gibi inanç bazında Pananteistseniz ama bilim bazında Agnostikseniz, çok faydalı ama “biased” bir dokümanter…
Bilmukabele sevgi ve saygılarımla efendim.
Sevgili Hocam,
Desenize Garp cephesinde buyuk bir degişiklik yok! Bulundugum yerden böyle gözükmekte.
Burada, İstanbul / Türk kelimesini duyan nerede ise akrababımız çıkacak. Geçmişte kalmis olaylara gülüp geçiniliyor. Sâhil şeridinde oturan güneşlenen halk yüzünü Gazze tarafina donmeyi tercih ediyor (ne olur, ne olmaz). Ben Gorion Havaalanı bizim iftihar ettigimiz havaalanı AHL’nin yanında Dev irisi gibi kalmakta, son derece teknolojik ve modern, ustelik cok temiz. Eski hâlini hatirladım / (10 sene öncesi). Bizim kargasekmez diye tanımlanan eski derme çatma limanımızdan bir farkı yok gibiydi. Onlar anıt misâli kesme taştan bloklar ile labirent benzeri bir yapı kurmuşlar, bizde ise sâdece ceplere girmesi plânlanan paranın gereği yapılmış sanki.
TAV’i olusturan JV ikinci uzatmasında bir zahmet işletme nasıl olur sorusuna cevabı burayı Ben Gorion’u inceleyerek yanıt bulsun bir zahmet.
Hava çok güzel, hic suhûnet yok gibi, gece aircon devrede olmazsa uyumak mümkün degil. Kısa dönem tatil bu olsa gerek.
Sevgili Hocam ve mekâncı dostlar halk arasındaki tek korku 50 yıl sonrasi ile ilgili, nüfusun geriye dogru ivme içerdiginden bahis ediyorlar ve endişeliler.
Tatile devam, herkese sevgiler…
R. Çengeloğlu
Not: 3 satırlık yazıyı 30 dk’da yazdim. Milletin elindeki PC’lerin hepsi hybrid alfabe içermekte, ana karakterin yanında İngilizce tâli karakter ve alıştığım düzen içerisinde cok zorlandım. Bu vesile ile unuttuğum bütün noktalama işaretleri yerlerinize marş, marş
.
MKD: Yerlerini aldılar Sevgili RÇ
.
Vallahi Sayın Reşit Çengeloğlu Kardeşim, tâbir-i câiz ise keyif keko maşallah
Birkaç ay evvel bir arkadaşım ile konuşuyorduk. Beni dâvet etti. Bir görmelisin. Sana bir kuruş harcattırmam dedi. Ben de “sana gerek yok. Hangi kapıyı çalsam, ben Atatürk desem herhalde bir yatak verirler” dedim. “Aynen öyle” dedi. Bayağı gururlandım. Ata’yı bizden başka birilerinin de sevmesi daha güzel oluyor. Sevginizde yalnız kalmıyorsunuz ve sevginizin teyidini alıyorsunuz.
İşte böyle güzel dâvetlere icâbet edemememizin tek sebebi endişeli olmamız.
Zâten siz güzel dostlarımızın endişesiz tatile devamlarında biz endişeli tiplerin endişe içinde beklemeleri ve tırnaklarını yemeleri rol oynuyor gibi geliyor.
Neyse,dönerken nöbetimize lâyık bir ödül mutlaka düşünülecektir.
Yâhu geç âbi, ne nöbeti?
Vallahi haklısınız, benim gibi hedoist bir adam ancak zamanın yâni ân’ın nöbetini tutmalı…
Keyfinize bakın,dönüşte beni unutmayın.
Ama dönüşte temkinli olun. Çünkü “orada ne işin vardı” gibi bir soru ile karşılaşabilirsiniz.
Garp cephesi devamlı değişiyor. Yarın ne olacağı belli değil.
Veya kulağınız burada gözünüz Ben Gorion’da olsun. Belki tatili uzatmak durumunda kalabilirsiniz.
Endişeye mahâl yok. Mustafa Âbi burada…
Esasen nüfus ileriye doğru ivme içeriyor, fakat nüfusun kafası geriye doğru ivme içeriyor. Yâni kafa ile beden farklı yöndeler. Endişe burada…
5S
Ağadan maaş alıp, marabayı “bilinçlendiriyorum” diyen “tayyarelere” (TESEV’e hortumla bağlanmış olan Ruşen Çakır ve benzerlerine) şaşıp şaşıp kalıyorum hocam. Necip milletim ağır anlar tamam da, bu “tayyareleri” de anlamayacak kadar aptal değil ya. TESEV’den beslenen ahmaklar milleti tümden ebleh sanıyorlar.
Eski Sağlık Bakanı Sayın Rifat Serdaroğlu da “korkulmayacak gibi değil! Türkiye çok ama çok karanlık bir ortamda…” diyor, iç savaştan ve bölünmeden bahsediyor.
Endişe ve korku her yeri sarmış…
http://www.egedesonsoz.com/?sayfa=kose-yazilari&kyID=1777&ky=ikinci-perde-acildi
5S
MKD: Biliyorum Sayın MT, her gün yazılarını takip ediyorum…
S………….