“BEN” NESLİ HAKKINDA
-Jean Twenge ile Keith Campbell’in kitaplarında iddia ettiği gibi narsisizm asrın vebası mı?
MKD: Jean M. Twenge ve W. Keith Campbell 2009’da “The Narcissism Epidemic: Living in the Age of Entitlement” (Narsisizm Salgını: Salâhiyet Çağında Yaşamak), diye bir “best-seller” yazdılar. Aslında Jean M. Twenge 2007’de de “Me Generation” (Ben Nesli) diye bunun öncülünü yazmış ve çok da tutmuştu. Yazdıklarında büyük haklılık payı ver ama çok abartılı; kural bozup popüler olmaya çalışan bir yönü de var.

W. Keith Campbell
ABG’nin orta sınıfı çok câhildir ve düz lise mezunlarının ekserisi imzasını zor atar. Evsiz barksız “looserlar” her taraftadır. Fast-food, televizyon ve diğer medyayla yeni modalar ve tüketim dayatmaları ile bu halkı oyalar dururlar. Çok rafine bir ayrıcalıklı azınlık bu ülkeyi yönetir. Meselâ halk Başkanlık seçimlerinde iki partiden birine oy verir, aslında kendilerini idâre edecekleri seçecekleri seçerler ve bunlar değişmez! Ama ABG bunu bütün dünyayı sömürerek, her yere saldırıp karşılıksız Dolar basarak sağlıyor. Yarın bir destabilize olurlarsa, zenciler, İspanyol asıllılar ve Çinliler ortalığı kaosa boğacaktır!

Jean M. Twenge
-AGD’ye özgü olduğu söylenen bu durum Türkiye için ne kadar geçerli? Bizim de narsisizm değerlerimiz yükseliyor mu?
MKD: Türkiye’de nüfusun taş çatlasa %5-10’unu teşkil eden ve büyük ekseriyeti son 30-35 senedir ortaya çıkan hedonik, ahlâkî (moral) ve etik değerlerin yok edildiği kısım hâricinde, tam tersine artan sefâlet ve cehâletle toplumumuz antisosyalleşiyor, sekter kamplara (dinsel, etnik vs.) bölünüyor. Her gün cenazeler, şehitler, çatışmalar, üniversitelerin işsizlikle tanışmayı uzatan kurumlar hâline gelmesi gibi şeyleri düşünürsek, halk narsisizmden nasibi kalmamış bir çözülme hâlinde.
Öte yandan, bakıyorsunuz nereden o parayı kazandığı belirsiz koca göbekli bir adam, bilmem kaç on bin Euro’luk saatini denize atıp, sevgilisine “hadi bul” diyebiliyor. Böyle bir davranışı parayı bîhakkın, dürüstçe kazanan bir insan yapamaz: Ya âileden öyle görmüştür ya da sonradan görmedir!
Memleketimize berbat ötesi özdeşleşme-benimseme nesnesi sunan bir adamın sevgilisiyle öpüşmelerini saatlerce seyrediyoruz; medya da rating uğruna bunu kullanıyor. Gerçek mavi kanlı, “Beyaz” Türkler asla böyle şeylere tevessül ve tenezzül etmezler. Birtakım dergilerde fotoğraflarının yayınlanmasından öcü gibi kaçarlar; epey öyle âile tanıyorum. Gittikçe içlerine kapandılar ve ortalıkta gözükmüyorlar; birbirlerine gidip geliyorlar…
-Neden gençler daha yatkın oluyor?
MKD: Türkçe’de ergenlik (bulûğ: adolesans) çağı için “delikanlılık çağı” da denir. Bu çağın insanının kanı hakikaten deli akar; her türlü uç akıma, dinî, ideolojik yâhut -meselâ- pop akımına kolayca kapılır. Siz hiç 40’ından sonra militan olan gördünüz mü? Bu sebepledir ki bütün moda ve “daha çok harca” kurumlarının yanı sıra, ideolojik veya dinî gruplar delikanlıları, gençleri hedef alır.
-Kişinin her şeye lâyık olduğu, her şeyin mümkün olduğu fikrine sâhip olması, hep daha iyisi için çalışması kötü mü?
MKD: Eskilerin güzel bir lâfı vardır: İfrat da, tefrit de kötüdür. Yâni her iki uçta da aşırılık zararlıdır. İnsanın kendi imkânları dairesinde daha fazla ve iyi olana kavuşma çabası hiç zararlı değil… Buna mukabil, kredi kartlarının birikmesi yüzünden âilelerini, ebeveynlerini batıran nice genç var. Bunda, hatalı ebeveyn tutumlarının da büyük rolü var. Çocuklarına bol para ve maddî imkân tanıyıp, tahsil ve terbiyeleriyle ilgilenmeyen o kadar çok ana baba var ki… Bunlar “zengin sokak çocukları” yaratıyorlar. 18 yaşında delikanlı, altında 100 küsur milyarlık araba, cebinde sebil para ve tek işi gücü “mekân mekân” dolaşmak; oralarda da sâdece seks değil, her türlü madde kullanımı ve sapkınlık istisna değil, kaide!
-Narsisizm ile kendine güven arasındaki sınır nerededir?
MKD: Makûl ve gerçekçi bir narsisizm sağlıklı bir insanın ruhsal organizasyonu için kaçınılmazdır. Kendini sevmeyen, özüne güvenmeyen bir kişinin hayatta başarılı olması mümkün mü? Tabii ki değil… Bilhassa vahşi kapitalizmin ele geçirdiği ve sonsuz rekabetin pompalandığı bu ortamda hepimiz biraz daha muhteris, biraz daha narsisist ve biraz daha ben-merkezci olmaya itiliyoruz. Fakat insanın tabiatında diğerkâmlık (altruism) ve paylaşma da vardır. Bunlar evrimsel gerçekler.
Evrimsel skalada yükseldikçe bütün hayvanlarda da görülür. İnsanoğlu, yâni biz Homo sapiens sapiens bu bakımdan en riskli türüz. Çünkü çok fazla zekiyiz ve kendi hayat ortamına, yakınlarına bizden daha fazla zarar veren hiçbir tür yok. Ünlü evrim-bilimci Desmond Morris’in muhteşem ifâdesiyle, “biz muhtemelen diğer hayvanlarla gerçek insan arasındaki kayıp halkayız”.
-Kendine güvenli çocuk yetiştirmeye çalışırken onları birer narsisist hâline mi getiriyoruz?

Narsisizmin esas yüzü: Yapayalnızlık…
MKD: İşte, burada görgü, terbiye, tahsil gibi çok önemli kurumlar devreye giriyor. Hayatının özellikle ilk 9 senesinde egosu çok kabartılan, kendiliği (self) aşırı şişirilen, tevâzu ve merhamet gibi değer yargılarının örnek de olunarak verilmediği çocuklar iflâh olmaz narsisizm riski altında… Aynı şey varoşlarda, feodal ve câhil şartlar altında yetişen çocuklarda da görülüyor: Şu meşhur taş atan çocuklar mes’elesi. Azmettiren, taşı attıranlar militan yetişkinler, bu çocuklar da kaçınılmaz olarak antisosyal oluyorlar. Narsisizmle antisosyallik çok akrabadır zâten…
-Narsisizmi neler körüklüyor size göre? Web 0.2 bunlardan biri mi? Bana daha ziyâde teşhirciliğe yol açıyor gibi geliyor çünkü.
MKD: Bu daha ne ki? Teknoloji pek yakında hepimizi birer “Büyük Üstâd” yapacak. İşte, gene görgü, terbiye, tahsil çok önem kazanıyor… Teşhircilik, bir ölçüye kadar, zamanımızda etkili bir PR aracı da…
-Narsistik kişilik ayakta kalmak için bu çağın gerekliliği olabilir mi?
MKD: Hayır, makûl ve mantıklı, keskin sirke gibi kendine zarar vermeyen bir narsisizim olmazsa olmazdır.
Şöyle özetleyeyim: Bebek yeni doğduğunda zaruri olarak tam bir narsisisttir çünkü dünyaya gelişimini tamamlamadan gelmiştir. Meselâ bir at yavrusu doğar doğmaz yürür, insan yavrusu ancak 1.5 ilâ 3 yaşı arasında tam olarak bunu becerebilir. İşte, bebeğin nâçarlıktan dolayı hep istemesine Birincil (Primer) Narsisizm denir. Yaklaşık 9 yaşında rasyonel ve amaca yönelik düşünüp davranabilen, başkalarıyla empati yapabilen insanoğlu yavaş yavaş İkincil (Sekonder) Narsisism’e geçiş yapar. Artık, vicdan, ahlâk, merhamet, diğerkâmlık gibi ruhsal melekelerle narsisizmini kontrol edip, yönlendirecektir. Birincil Narsisizm döneminde yeterince iyi bakım verilen, aşırı pohpohlanmayan ama asla ihmâl ve inkâr da edilmeyen bir bebek, narsisizmini yetişkinlikte de kontrol edebilen, sevk ve idâre edebilen sağlıklı bir insan olacaktır.
Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 01 Ağustos 2010


İşte bu ifâde çok güzel ve bâzı şeyleri açıklamaya yardımcı.
“biz muhtemelen diğer hayvanlarla gerçek insan arasındaki kayıp halkayız”.(Efendim kopyala,yapıştır yaptım.)
Ama bu ifâde çok esnek. Nereye çekersen oraya gider.
Çünkü hayvanlarla gerçek insanın nesnel durumlarını açıklamak lazım.
Hangi kategorilere ve alt gruplara sokacağız?
Esasen bu referandum ve seçimlerde kaos çıkartacak bir ifâde.
Bir de mezardan çıkacaklar var. Onları hangi guruba dâhil edeceğiz?
Birileri mezardan insanları kaldırıp oy kullandırmanın peşinde…
Ve siz bana yine sitem edeceksiniz. Söylemlerinizde dinî argümanlara kullanmaya çalışıyorsunuz diye…
Ama Efendim, bu büyük ilim adamı, âlim adam ölüleri diriltiyor ve oy kullandırıyor.
Ona sitem etmiyorsunuz bana sitem ediyorsunuz.
Vallahi oynamıyorum …
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=162646
Feto hazretleri linkteki gibi buyurmuşlar.
Bu durumda ben hangi referansa dayanmalıyım?
Tabii ki Kur’ân’a…
Kur’ân ne diyor?
Diriden ölü, ölüden diri yapmaya ben muktedirim. Ben herşeye muktedirim diyor.
Feto hazretleri de Allah gibi ölüleri diriltmeye kalkışıyor.
Dirileri öldürmek başka bir konu. Belki bu da çok esnek bir değerlendirme ile Silivri sâhillerine kadar kulaç atabilir.
Efendim, ölüleri diriltip referandumda oy kullandırma erkine sahip hissetmek narsisizmin hangi katmanlarında koordinat bulur?
Vallahi kızmayın ama bu şirk koordinatları dediğim koordinatlara girer,
Ve bütün dostlarımı bundan uzak tutsun, kinin Allah’a ortak koşulmasına bile sebep olduğu ancak bu ülkede görülür. Kin insanı Allah’ın gücüne bile ortak edebiliyor.
Tövbe tövbe…
Atam! Siz ne yaptınız da bu insanlar bu kadar kine sâhip oldular?
Vallahi Atam, artık iyi sıhhatte olsunlar olduk. Şunu bir defa daha anlatınız lütfen…
Nasıl olsa Hoca Hazretleri mezardakileri kaldıracak, o zaman anlatırsınız…
S…..
MKD:
S………..
Sayın Kerem Bey,
Narsizmle ilgili yazınızda, hâddim olmayarak bir şeyi eksik buldum: Çok kücükken anne veya babadan yeterli ve gerçek sevgi görememiş kişilerin daha sonraki hayatlarında ıstırapli bir ruhî hapishâneye mahkûm olmaları ve bunun sonuçlarıyla, terapisi…
Bu konuda Alman psikolog Heinz-Peter Röhr’ün çok güzel bir kitabı var. Tavsiye ederim.
Saygılarımla.
G. Esin-Gray
MKD: Çok teşekkürler Sayın GEG. Dilerim bu kitabın Türkçesi veya İngilizcesi vardır çünkü Almanca bilmiyorum.
Sayın Hocam,
Benim en çok ilgimi çeken konulardan birisi olan narsisizm ile ilgili verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Bir parça narsisist olduğum için merak ettiğim bir konu var. Acaba bir narsisist yapıcı bile olsa, popüler tâbirle neden ıssız adam olarak kalır? Narsisistlerin yakın ilişkiler kuramayışlarının altında ne yatmaktadır? Bunun sâdece bağlanma korkusuyla açıklanmayacak kadar karmaşık olduğunu düşünüyorum. Bununla ilgili görüşlerinizi merak ediyorum.
Saygı ve Sevgilerimle,
MKD: Sevgili MŞ, gâliba daha tafsilâtlı bir makaleye ihtiyaç doğdu, yazacağım.
Bu arada, wellcome 2 the clup
.