BİRKAÇ UZUV, BİRÇOK MÂNÂ, BİR DE SİLİK HİPNOZLA GEVŞEME TEKNİĞİ
Beyin, kafatasının içerisindeki en büyük sinir havuzu… Beyinsiz aptal veya ahmak! Dimağ. Muhakeme, akla vurma. Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse; akıl, anlayış. Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse…
Kafa, baş, ser. Hayvanlarda genellikle beyin, ağız, göz, burun, kulak vs. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Mekanik bir bütünün parçası: Distribütör kafası… Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, hâfıza; görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. Kafasız bunlardan yoksun olan, kafanı kullan bunlara müracaat et! Öfke: “bu herif tam bir baş ağrısı”!
***
Kamuslara bakarsanız kâlb deyince göğüs boşluğunun orta solundaki kan pompalayan uzuv (ânında sözlük: organ) anlamını görürsünüz (kalp yazarsanız ise sahte, aldatmaca demektir ve kalpazan da oradan gelir).
Evet, anatomik ve fizyolojik olarak kâlbin târifi bu…
Şimdi bir de işin sembolik, allegorik, bâtınî yönünden bakalım ve çok etkili bir silik hipnozla gevşeme tekniğiyle tanışalım…
***
“Kâlbsiz” deyince merhametsiz, “iyi kâlbli” deyince merhametli demektir. “Kırık kâlb” burukluğu, sukut-u hayâli (ânında sözlük: hayâl kırıklığı; sükût sessizlik demektir) ifâde eder. Kâlbî samimiyet ve dürüstlük ifâdesi, “kâlb kâlbe karşı” da harbîlik ve paylaşma demek. Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri de onun kâlbidir: “Türkiye Cumhuriyeti’nin kâlbi Ankara’da atar”.
Gönül de aynı uzvun ismi. Gönüllü deyince istekli, arzulu, gönülsüz denince tam aksi; yâni iradenin ifâdesi. “Gönlüm sende” hem sevgiyi hem de sadakati anlatır. “Aldırma gönül aldırma” deyince üzüntüden kaçış var… Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır gibi kâlbde oluştuğu düşünülen duyguların kaynağıdır gönül… Gönüllenmek: küsmek; darılmak; alınmak… Gönül Kişiyi Tanrı’yla, insanla ve dünyayla içten bir ilişki içine koyan, ruhun derinliklerindeki güç… Gönül koymakta ise gücenmek, alınmak, darılmak, küsmek var…
Peki, ya yürek ne? Bir kimsenin ruhî yönü, herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret... Bir yandan da acıma duygusu, merhamet. Halk arasında mide, karın, iç: “Yüreğim ferahladı”. Psikolojik açıdan da özgüven…
Göğüs ise bütün bunların olduğu bölge; göğsünüz kabarınca gururdur, sıkışınca sıkıntıdır.
***
Batın: Anatomik olarak, karın boşluğunun tamamı. Göğüs boşluğundan kalınca bir zarla (diyafram) ayrılmıştır. Nesil de demek: “Üçüncü batından dedesi olur”; “bir batında doğan üçüzler”… Bâtın ise gizli, görünmeyen, esrarengiz demek…
Karın da anatomik açıdan aynı anlamda ama döl yatağı yâni rahim de demek. Bu da sembolik olarak cinsellik demek… Bâzı şeylerde şiş ve içi boş bölüme de karın denmiş: Geminin karnı. Şişenin karnı. Mide mânâsında: “Karnım aç, elim ayağım donmuş gibi”. İç, gönül, akıl, kafa… Keza ahlâkî açıdan kabûl edilemeyen şeyleri kabûllenme de demek. Eğlence “gülmekten karnıma ağrılar girdi”…
***
Şimdi şöyle bir güzel gevşeyerek uzanın veya koltukta “kaykılın” (arkaya eğilerek yaslanın).

Asla kollarınız ve bacaklarınız kapalı olmasın, hafifçe yanlara uzatın…
Yavaaaaş yavaş 10’akadar sayıp, her sayıyla birlikte biraz daha uykuya yakın bir ruh hâli içine gireceğinizi unutmayın, 10 deyince de girin…
Sırayla sol bacağınız ve kolunuzu, sonra sağ bacağınızı ve kolunuzu iyice gevşetin. Akabinde belinizi, karnınızı, sırtınızı ve göğsünüzü gevşetin.
Her birini yaparkenki cümleler standart; bir örnek: “Sağ kolumun bütüüüün adaleleri pelllte gibi yumuşuyor, KÜLLÇE gibi ağırlaşıyooor ve gevşiyor”. Pelte derken yumuşacık, külçe derken vurgulu ve etkileyici ses tonu lâzım…
Sonra sağ elinizi kâlbinizin, sol elinizi de karnınızın üstüne koyun.
Sonra sırayla kâlbinizin, gönlünüzün ve yüreğinizin müsbet yönlerini kendinize telkin edin; böyle olunca da herkesin size saygı, sevgi ve hayranlıkla yaklaşacağınızı unutmayın. Siz, değerli, önemli ve iyisiniz. Bunları yaparken sağ elinizle kâlbinizin üzerine hafifçe bastırın, kendinize enerji verin. Bu enerji gerçek mi, değil mi, hiç önemi yok; onu hissederseniz, vardır.
Akabinde karnınızın üzerine hafifçe bastırarak kendinize enerji verin. Bu enerji gerçek mi, değil mi, hiç önemi yok; onu hissederseniz, vardır. Cinselliğinizi, nefsinizi ve kendinizi beğenin, müsbet yönlerinizi kendinize telkin edin.
Üç beş dakika sonra, burnunuzdan deriiin bir nefes alıp ağzınızdan dudaklarınızı O harfi gibi yaparak verin; sonra burnunuzdan deriiin bir nefes alıp dudaklarınızı O harfi gibi yaparak yavaşça verin; sonra da burnunuzdan deriiin bir nefes alıp dudaklarınızı O harfi gibi yaparak hızla verin.
Akabinde yavaş yavaş beşe kadar sayıp gözlerinizi açın.
Bunları birbirinize telkin ederek de, tek başınıza da uygulayabilirsiniz.
Tek başınaysanız, ilk başlarda yüksek sesle yapın, üç beş kereden sonra içinizden, zihninizde konuşarak yapın…
Sonra da bir kedi gibi gerinip kalkın yerinizden…
Gününüz, geceniz, gözünüz aydın, içiniz huzurlu olsun…
Keyfinize bakın…
Mehmet Kerem Doksat – Çeşme – 07 Ağustos 2010 Cumartesi


Değerli Hocam,
Yazdıklarınızı okuyup tatbik edecek pek çok kişi olacaktır ancak hayat bıcak sırtında yaşamak olduğundan gerçek anlamda kendi bedenimizi ve ruhumuzu rahatlatmak ne derece mümkün olabilecek bu bir soru işareti bende.
Yazılarınızı büyük bir keyifle ve her birinin bana katacağı çok şey olduğunu bilerek okumaya devam ediyorum, siz yazmaya devam ettikçe bende engin bilgi hazinenizden nasiplenmeye devam edeceğim.
Saygılar…
MKD: Çok teşekkürler Sevgili TAK.
Üstâdım,
Son iki yazınızı çok büyük keyifle okudum. Beynim de, gönlüm de bu tür yazılarınızı daha çok görmek istiyor. Sizin de beyninize ve gönlünüze sağlık.
Sevgi ve saygılar,
Korkut
MKD: Bilmukabele Sevgili Korkut Kardeşim. Malûm, fakiyr sâdece bilebildiği âlemin içerisinde çalışıyor, aşmışların inisiyasyonunu vs. yapmıyor…